Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

şikayetvar

mahur mahur · 13.02.2020 14:25 · 119 · #73058
Sikayetlerinizi yazdığınız ve gerçekten olumlu sonuçlar elde ettiğiniz bir sitedir. iki ay önce güvenilir bir site diye bir yerden ürün aldım. Ama bir daha kendilerine ulaşamadım mail attım defalarca telefonlarını aradım ama açmadılar bile. Sonunda şikayetvar'a yazdım ve iki aydır çözülmeyen sorun bir haftada çözüldü. Sonra birde utanmadan aradılar, ürünü gönderdik şikayetinizi geri alamaz misiniz diye bende asla dedim tabiki. Bana cevap bile vermediniz dedim de dedim neler neler. Teşekkür edecek birisi varsa oda sikayetvar.com'dur.
Upvote 1
Downvote 0
1

seniseviyorumayı

ucankus ucankus · 13.02.2020 12:49 · 966 · #73057
ayılara da mı algı operasyonu yapılıyormuş dedirten hopi videosu. çok güzel bir noktadan yakalamışlar bence. tabi bir yandan benim gibi sevgilisine ne alacağına henüz karar verememiş birine de ilham olmayı başarmış video. bu arada izlerken ayıcıkların haline de insanın bir içi gitmiyor değil.

meraklısına video linki:
YouTube video
Upvote 2
Downvote 0
1

el camino

mahur mahur · 13.02.2020 12:38 · 451 · #73056
breaking bad dizisi bittikten sonra Kurgusal karakter jesse pinkman'in basina neler geldiğini merak edenlerin izlemesi gereken filmdir. dizisinin sonunda başrol oyuncusu white ölürken diğer başrol oyuncusu jesse pinkman'nin hikayesi yarim kalıyordu. Breaking bad hayranı olarak Uzun zamandır izlemek istedigim bir filmdi ve izlediğime değdi. Zaten diziyide dizi sonlandiktan sonra izlemiştim. Dizi ve film arasinda oldukca zaman farki olmasina ragmen bu yuzden beni pek etkilemedi. Film sakin bir tempoyla devam ediyor. Ama ayrıntılarıyla oldukça uğraşılmış ve "Breaking bad" efsanesinden geride kalır bir yanı yok. Film bittiginde insanda sanki gerçek bir insanın hayatı içine girip onun için huzurlu bir gelecek hissetmenizi sağlamışlar.
Upvote 2
Downvote 0
1

muazzez ilmiye çığ

secret men secret men · 12.02.2020 13:01 · 600 · #73049
Sümerolog, bilim insanı, tarihçi. 20 Haziran 1914, Bursa doğumludur. Muazzez İlmiye Çığ'ın ailesi köken olarak Kırım'lı göçmenlerden olup babası Kırım'dan Merzifon'a, annesi ise Kırım'dan Bursa'ya göç etmişti. Ailesi İzmir'de yaşamaktayken, 1919'da İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgalinin ardından daha güvenli bir yer olan Çorum'a yerleşti. Muazzez İlmiye Çığ, ilkokula Çorum'da başladı, ailesi oradan Bursa'ya taşınınca, orada özel bir okul olan “Bizim Mektep”te Fransızca ve keman dersleri de aldı. 1926 yılında sınav kazanarak Bursa Kız Muallim Mektebi'ne (Bursa Kız Öğretmen Okulu) girdi. 1931 yılında bu okulu bitiren Çığ, babası gibi öğretmenlik yapmak üzere Eskişehir'e atandı. Babasının da öğretmenlik yaptığı Eskişehir'de dört buçuk yıl çalıştı.

Muazzez İlmiye Çığ, Atatürk'ün emriyle kurulan AÜ Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nin Hititoloji Bölümü'ne girdi (1936). Burada, Nazi yönetimindeki Almanya'dan Türkiye'ye kaçıp gelen Prof. Dr. Hans Gustav Guterbock'tan Hitit dili ve kültürü derslerini, Prof. Dr. Benno Landsberger'den Sümer ve Akad dilleri ve Mezopotamya kültürü dersleri aldı. Çığ, 1940 yılında Ankara Üniversitesi'nden mezun oldu ve İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi Çiviyazılı Belgeler Arşivi'ne uzman olarak atandı. Bu sırada okul arkadaşı ve öğretmen Kemal Çığ ile evlendi. Müzede çalıştığı 31 yıl boyunca meslektaşı Hatice Kızılay ve Dr. F.R. Kraus ile birlikte müzenin deposunda bulunan Sümer, Akad ve Hitit dillerinde yazılmış on binlerce tableti temizleyip sınıflandırarak numaralandırdı. Yetmiş dört bin tabletten oluşan çivi yazılı belgeleri belgeliğini oluşturdu. Üç bin tabletin kopyasını yapıp katalog olarak yayımladı.

Muazzez İlmiye Çığ, İstanbul Arkeoloji Müzesi'ni; Paris-Louvre Museum, Londra-British Museum, Berlin-Vorderasiatisches Museum gibi bir Eski-Önasya Dilleri Araştırma Merkezi durumuna getirdi. Amerika'dan, Almanya'dan ve Finlandiya'dan gelen uzmanlarla Sümeroloji alanında yayınlar yaptı. 1957 yılında Münih'te yapılan Oryantalistler Kongresi'ne katıldı. 1960'da Heidelberg Üniversitesi'nde altı aylık bir çalışma yaptı. 1965'te Roma'da açılan Hitit sergisini bu kentten alarak Londra'ya götürdü. Kısa bir süre kaldığı Londra'da da çalışmalarını sürdürdü. 1972 yılında Arkeoloji Bölümü'nden emekliye ayrıldı.

Emekliye ayrıldıktan sonra bir süre yurtdışında yaşayan Çığ, 1988'de Philadelphia'daki Asuroloji Kongresi'ne katıldı. Philadelphia Üniversitesi Müzesi Tabletler Bölümü Başkanı Prof. Kramer ile yaptığı çalışmalar sonucu Sümer edebiyatına yeni konular kazandırdı, eksik bilgileri tamamladı. Kramer'in “Tarih Sümer'le Başlar” yapıtını Türkçeye çevirdi (Türk Tarih kurumu, 1990-95-98). Kitabın çok ilgi görmesi üzerine 1993'te çocuklara yönelik “Zaman Tüneliyle Sümerlere Yolculuk” kitabını yazdı. İlerlemiş yaşına karşılık arka arkaya yeni yapıt üretmeyi sürdürerek Sümer ve Hitit kültürlerini tanıtan on beş kitap yazdı.

Çalışmaları nedeniyle, 2000 yılında İstanbul Üniversitesi kendisine 'Fahri Doktor' unvanı verdi. 2005 yılında Osmaniye'nin Çardakköyü'ndeki Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği tarafından kendisine 'Özgür İnsan' ödülü verildi.

2007 yılında, “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabında, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” savıyla yargılandı ve ilk duruşmada aklandı. Muazzez İlmiye Çığ'ın “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabı, Galatarasaray Rotary Kulübü tarafından İngilizceye çevrilip basılarak Avrupa ve Amerika'daki üniversite kütüphanelerine dağıtılmıştır.

Muazzez İlmiye Çığ, davet edildiği konferans ve organizasyonları ile televizyonlarda Sümer tarihi ve toplum sorunları hakkında konuşmalar yaptı.

Yunan Mitolojisi'nin Sümerlerden alıntı olduğunu iddia etti. Kitaplarından “Sümerli Ludingirra”, 2004 yılında İran'da basıldı. Kendisine Adana Tepebağ Rotary Kulübü Meslek Hizmet Ödülü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fahri Doktora unvanı, Osmaniye Anadolu Kültür Araştırmaları Derneği 'Özgür İnsan' ödülü verilen Muazzez İlmiye iki kız annesidir.
Entry görseli
Entry görseli
Upvote 2
Downvote 0
0

24 ocak 2020 elazığ depremi

batuhanxo batuhanxo · 12.02.2020 01:21 · 1169 · #73048
Yeni yeni kendime gelmişken aradan haftalar geçti fakat halen aynı korku ve bulanıklaşmış o psikoloji içerisindeyim. 24 ü o gece 20.55 ve sonrası o felaket tablo...
Sürsürü de oturuyorum ve iki sokak ötemde enkazlar yıkıntılar gürültüler feryatlar...
İnsanlığın çaresiz kaldığı o tabloya bizzat şahit olan biri olarak daha ekipler gelmemişken insanların kendi çabalarıyla çıkmaları etrafta biz giblerin yardımlarıyla çıkarılanlar.
çok uzun 1-2 saat geçirdim fakat o enkazda sadece o korku ve boş bir ruh haliyle ufak bir kız çocuğuna yardım edebildim kucağıma alıp ambulansa götürürken bir yandan dizlerim bağı kopmuşken o ufak kızın kucağımda ki o feryadı 'ALLAHIM NE OLUR BANA YARDIM ET BABAMI BUL'.
Çöktüm kaldım. Oturdum bir taşa ve dakikalarca ağladım elim ayağım tutmadı ve en sonunda babası 2 saat sonra ölü çıkarıldı.
O günden sonra tek şeye karar verdim ki siz dostlarıma tavsiyemdir. N'olur sevdiklerinize sahip çıkın dinleyin anlatın son günmüş gibi sarılın çünkü yarın yok hiçbir zaman var olmadı da.
Upvote 6
Downvote 0
5

şehname

mahur mahur · 11.02.2020 17:11 · 646 · #73047
firdevsi'nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir. 977 ila 1010 arasında yazılmıştır. 60.000 beyit civarında hacime sahiptir. Tek şair tarafından yazılan en uzun epik şiirlerdendir.

Konusu tarih öncesinden başlayıp sasanilere kadar iran şahlarını övmek ve turanlılar ile aralarındaki mücadelelerinden oluşur.
Upvote 3
Downvote 0
1

efrasiyab

mahur mahur · 11.02.2020 16:58 · 414 · #73046
İran millî destanı firdevsi'nin şehname'sinde Afrâsiyâb olarak geçen kahraman.

İran efsanevî tarihinde korkunç bir savaşçı ve büyük bir kumandan olarak geçen Efrâsiyâb, kötülük ilâhı Ehrimen'in yeryüzündeki temsilcisi sayılır ve şeceresi yedi göbekte yine efsanevî hükümdarlardan Ferîdun'a ulaşır. Babası Peşeng, Ferîdun'un torunlarından Zâişman'ın (Zâdsan) oğludur. Efrâsiyâb Avesta'da hilekâr ve kötü insan tipini temsil ettiği gibi İran ırkının da baş düşmanı olarak gösterilir. Efrâsiyâb yer altında, duvarları demirden kale içinde bulunan 100 sütunlu bir sarayda yaşar. Bu saray güneş, ay ve yıldızlarla aydınlanır. Saray Efrâsiyâb'ın sihriyle donatılmış olup içinden su, şarap, süt ve yoğurt (mast-ı zete) ırmakları akar.

efrasiyab, bir şehri kuşatma altına aldığı sırada kendi şehrinin bir zorba tarafından kusatma altina alındığını haber verilir ve hemen gelmesi için yardim istenir. Efrasiyab aylarca yaptığı yolculuk sonrasında tekrar yola ciktigi noktaya gelir ve aslinda kendi şehrini yine kendinin kuşattığını anlar. Ayrıca dünyanın yuvarlak olduğuna kanaat getirir.
Upvote 2
Downvote 0
1