almanya'da hem weimar cumhuriyeti hem de nazi almanyası döneminde ortaya çıkan bir furya.
almanlar i. dünya savaşı hezimetinden sonra eski prusya'nın anlı şanlı günlerine özlem duymuş olmalılar ki böyle bir akım başlamış.
filmler daha çok ii. frederick dönemine odaklanırlar ki sebebi de ii. frederick döneminde prusya'nın altın çağını yaşamasıdır. bu sebeple bu filmler fredericus-rex-filme olarak da bilinirler.
ii. dünya savaşı'nın son yıllarında bu filmler epey patlama yapmış. toplamda 44 film ikinci dünya savaşı yıllarında çekilmiş. naziler yenildikçe bir yılda çekilen film sayısı da gittikçe artmış.
almanya'nın 1945 yılında işgal edilmesiyle birlikte bu filmlerin çekilmesi yasaklanmış. ama bir süre sonra "milliyetçilik" içermemesi şartıyla serbest bırakılmış bu filmler.
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
sesli kitaplar
bocchan'ın türkçe çevirisini bulamadığım için (varmış aslında ama pahalıymış), japonya'dan da kitap getirtmek tuzlu olduğu için ilk defa bocchan ile dinlediğim kitap türü. japonca dinledim evet.
ilk başta korkuyordum, "ya olayları hayal edemezsem?" diye de tıpkı normal kitap okur gibi kendimi bocchan ile birlikte üzerinde sadece don olan kaptanın gemisinde buldum kendimi. onunla birlikte japonya'nın ilkel köylerinden birisine adım attım ve ilkokulun yerini bilmeyen çocuğa aşağılayıcı gözlerle baktım.
hakikaten güzelmiş. yatağa uzanıp gözleri kapatıp kitap dinlemek gibisi yok gerçekten de.
ilk başta korkuyordum, "ya olayları hayal edemezsem?" diye de tıpkı normal kitap okur gibi kendimi bocchan ile birlikte üzerinde sadece don olan kaptanın gemisinde buldum kendimi. onunla birlikte japonya'nın ilkel köylerinden birisine adım attım ve ilkokulun yerini bilmeyen çocuğa aşağılayıcı gözlerle baktım.
hakikaten güzelmiş. yatağa uzanıp gözleri kapatıp kitap dinlemek gibisi yok gerçekten de.
niccolo machiavelli
siyaseti en iyi analiz etmiş insanlardan birisidir.
esasında kendisi "siyasetçi olacaksanız dürüst olmayın" dememiştir. siyasetçiler zaten dürüst olmadığı için "siyasetçi için dürüst olmak gereksizdir" demiştir.
bu sebeple insanlar tarafından sanki kötüye yönlendiriyormuş gibi algılanır. oysa ki kendisi çok realist birisidir ve dünyanın boktan bir yer olduğunun farkındadır.
esasında kendisi "siyasetçi olacaksanız dürüst olmayın" dememiştir. siyasetçiler zaten dürüst olmadığı için "siyasetçi için dürüst olmak gereksizdir" demiştir.
bu sebeple insanlar tarafından sanki kötüye yönlendiriyormuş gibi algılanır. oysa ki kendisi çok realist birisidir ve dünyanın boktan bir yer olduğunun farkındadır.
güven sözlük 3. ay kutlaması
Malumunuz bugün Pazar, mutlu haftasonları seromonisinin sonuna gelirken “saat kaç oldu?, bugün günlerden ne, aylardan ne??” Sorularını yöneltirken bir baktım bugünün “23.12.2018” olduğunu farkettim.
Günler aylar birbirine karışmışken anlamadım ilk önce. Malum bebek büyütüyoruz!
Yakamızdan akan kusmukların sorunsallarından 3. Ayımızı doldurduğumuzu farkedemedik.
admin olmak kolay mı
Neyse efenim alakasızlığa maydanoz misali kulağıma bir Karadeniz şarkısı (galiba) çalındı.
Tam olarak şöyleydi sözleri de;
“Islanduğum ilk yağmursun çölümde
Başkasının değeri yok gözümde
Mühürledum şu kalbumi senunle
Vereyim son nefesumi elunde
Demir atar limana hüznün gemileri
Yüreğumde yar sancın var uyumam geceleri”
Hazır uyumam geceleri derken sanatçı, bizim de uykusuz geçirdiğimiz 3. Ayımızı dolduruyor olmamızın Şerefine neden kutlama yapmıyoruz ki dedim?
Aslında Kendimizce hazırlık yaptıysak ta olmadı!! Hava muhalefeti dolayısıyla Göbeklitepe'nin ilk konukları biz olacaktık halbuki.
Neyse efenim.
Bebek zor işmiş, sağolsun moderatör abileri, koordinatör kardeşleri, gönüllü yazarları olsa da kem gözler tarafından uzaktan yahut yakından (bilemicim) ara ara nazara gelir olduk. Yüce Gönüllerden geçen dualar ve aminlerle hastalıklı günlerimizi el birliğiyle atlatıyor olduk.
Hızla büyüyen serüven kalbimi yerinden çıkartacak heyecanda olsa da bazı gerçekleri bilin diye başka şeyleri de iliştireyim dedim satırlarıma.
Eee 3 aylık olduk abileri, ablaları.
Patiklerin içine ayaklarımız sığamaz, yattığımız beşikte rahat yatamaz olduk. Gelen gidenimiz, misafirimiz derken mekan da yetmez oldu.
Artık bir tık ta yetmeyeceği için iki tık daha önlem almaya gittik.
Neydi bunlar;
Kıyafetlerimize sığmayınca büyüyünce de giyer mantalitesiyle 2 büyük bedenleri almaya başladık. Ayrıca mekan sığmaz olduk, tadilata gidip mekanda işlevsellik sorunlarına ağırlık verdik.
Kış mevsiminde ne zormuş inşaat, tadilat işi!!!
(Bir daha tövbe)
Ne diyordum...
Hımmm
Aaa tamam hatırladım!
Büyüdük ama gördük ki fazla nazara geliyoruz. Altın çamura düşse değerini yitirir mi hesabı, çamura düşmesini beklemeden, vitrinin de geleni geçeni hayran bırakabilsin diye değerini korusun niyetiyle başında muhafız gibi bekliyor olduk.
komodo ejderi yetmez dedik, görüntü var ses yok olsa da golyat kurbağasını da ekibimize dahil ettik.
Geçtiğimiz günlerde siz de denk gelmişsinizdir muhakkak.Yerli ve milli elektroşok silahımız wattoz çıkınca dayanamadım sevgili bakanımıza whatsaptan mesaj attım.
Üye adedince Haziran ayındaki postanıza bize de ekleyin deyip, sipariş verdik.
Dost var, düşman daha çok var malum. Önce sizlerin huzuru sonra bebeğin uykusu dedik.
Ayrıca bu bebeğin bu aralar ağzından salyalar akmaya başladı; hayır olsun dedim ama “aguuu” falan da demeye başladı, sağlıkçı abi/ablaları diş çıkartacaktır ondan öyledir dediler. Dişleri bilenen tek bebek değildi ama neyse dedik, uykusuz gecelerin üstüne bir de ateşli geceler başladı.
Geçecek bugünler de geçecek...
Gözümün önünde hepinizin eseri olan bu şaheser büyüyor. Duygu yüklüyüm. Dolar da düştü ama selpak mendilin fiyatı düşmedi ey Ruhsar Pekcan
Neyse olsun ağlamaya devam!
Eee kutlu olsun o zaman 3. Ayımız!
Neşe, sağlık ve mutlulukla ile...
Nostalji yapalım dedik;
Tekrar dinlemek isteyenler için;
güven sözlük şarkısı
Ayrıca 1. Nesillerimizi de unutmayalım onları da bir hatırlayalım hadi!
güven sözlük tanıtım ve teşekkür videosu
Günler aylar birbirine karışmışken anlamadım ilk önce. Malum bebek büyütüyoruz!
Yakamızdan akan kusmukların sorunsallarından 3. Ayımızı doldurduğumuzu farkedemedik.
admin olmak kolay mı
Neyse efenim alakasızlığa maydanoz misali kulağıma bir Karadeniz şarkısı (galiba) çalındı.
Tam olarak şöyleydi sözleri de;
“Islanduğum ilk yağmursun çölümde
Başkasının değeri yok gözümde
Mühürledum şu kalbumi senunle
Vereyim son nefesumi elunde
Demir atar limana hüznün gemileri
Yüreğumde yar sancın var uyumam geceleri”
Hazır uyumam geceleri derken sanatçı, bizim de uykusuz geçirdiğimiz 3. Ayımızı dolduruyor olmamızın Şerefine neden kutlama yapmıyoruz ki dedim?
Aslında Kendimizce hazırlık yaptıysak ta olmadı!! Hava muhalefeti dolayısıyla Göbeklitepe'nin ilk konukları biz olacaktık halbuki.
Neyse efenim.
Bebek zor işmiş, sağolsun moderatör abileri, koordinatör kardeşleri, gönüllü yazarları olsa da kem gözler tarafından uzaktan yahut yakından (bilemicim) ara ara nazara gelir olduk. Yüce Gönüllerden geçen dualar ve aminlerle hastalıklı günlerimizi el birliğiyle atlatıyor olduk.
Hızla büyüyen serüven kalbimi yerinden çıkartacak heyecanda olsa da bazı gerçekleri bilin diye başka şeyleri de iliştireyim dedim satırlarıma.
Eee 3 aylık olduk abileri, ablaları.
Patiklerin içine ayaklarımız sığamaz, yattığımız beşikte rahat yatamaz olduk. Gelen gidenimiz, misafirimiz derken mekan da yetmez oldu.
Artık bir tık ta yetmeyeceği için iki tık daha önlem almaya gittik.
Neydi bunlar;
Kıyafetlerimize sığmayınca büyüyünce de giyer mantalitesiyle 2 büyük bedenleri almaya başladık. Ayrıca mekan sığmaz olduk, tadilata gidip mekanda işlevsellik sorunlarına ağırlık verdik.
Kış mevsiminde ne zormuş inşaat, tadilat işi!!!
(Bir daha tövbe)
Ne diyordum...
Hımmm
Aaa tamam hatırladım!
Büyüdük ama gördük ki fazla nazara geliyoruz. Altın çamura düşse değerini yitirir mi hesabı, çamura düşmesini beklemeden, vitrinin de geleni geçeni hayran bırakabilsin diye değerini korusun niyetiyle başında muhafız gibi bekliyor olduk.
komodo ejderi yetmez dedik, görüntü var ses yok olsa da golyat kurbağasını da ekibimize dahil ettik.
Geçtiğimiz günlerde siz de denk gelmişsinizdir muhakkak.Yerli ve milli elektroşok silahımız wattoz çıkınca dayanamadım sevgili bakanımıza whatsaptan mesaj attım.
Üye adedince Haziran ayındaki postanıza bize de ekleyin deyip, sipariş verdik.
Dost var, düşman daha çok var malum. Önce sizlerin huzuru sonra bebeğin uykusu dedik.
Ayrıca bu bebeğin bu aralar ağzından salyalar akmaya başladı; hayır olsun dedim ama “aguuu” falan da demeye başladı, sağlıkçı abi/ablaları diş çıkartacaktır ondan öyledir dediler. Dişleri bilenen tek bebek değildi ama neyse dedik, uykusuz gecelerin üstüne bir de ateşli geceler başladı.
Geçecek bugünler de geçecek...
Gözümün önünde hepinizin eseri olan bu şaheser büyüyor. Duygu yüklüyüm. Dolar da düştü ama selpak mendilin fiyatı düşmedi ey Ruhsar Pekcan
Neyse olsun ağlamaya devam!
Eee kutlu olsun o zaman 3. Ayımız!
Neşe, sağlık ve mutlulukla ile...
Nostalji yapalım dedik;
Tekrar dinlemek isteyenler için;
güven sözlük şarkısı
Ayrıca 1. Nesillerimizi de unutmayalım onları da bir hatırlayalım hadi!
güven sözlük tanıtım ve teşekkür videosu
tefal
yapışmaz tava fikriyle yola çıkmış olan şirket.
ön koltuğa kim oturmalı sorunsalı
Şoför koltuğununda bir ön koltuk olduğunu hesaba katarsak tabiki ben. Sonuçta arabayı ben kullanmak istiyorum. Yanımada eğlenceli biri gelsin. Yollar bitmiyor yoksa.
ahmet kekeç
1961, Malatya doğumlu, Star gazetesi yazarı.
Sırasıyla Atatürk İlkokulu, Atatürk Ortaokulu, Atatürk Lisesini okudu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nden atıldı. Aylık Dergi, Mavera ve Yöneliş dergilerinde hikâye, deneme ve eleştiri yazıları yazarak yazı hayatına başladı. 1985'te ilk hikâye kitabı olan "Son İyi Şeyler"i çıkardı. Bir kısmı gazete yazılarından oluşan 10 kitabı bu dönemden sonra yayımlandı. Millî Gazete, Yeni Haber, Zaman, Vahdet, İmza ve Akit gazetelerinde muhabir, editör ve köşe yazarı gibi görevler üstlendi.
15 yıldır gazetecilik mesleğini sürdüren Kekeç'in gazetelerde yazdığı yazılar 1997 yılında MGV Gençlik Dergisi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından ödüllendirildi. Son yıllarda çalışmalarını roman üzerine yoğunlaştıran Ahmet Kekeç, 2006 yılından beri Star gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
Sırasıyla Atatürk İlkokulu, Atatürk Ortaokulu, Atatürk Lisesini okudu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nden atıldı. Aylık Dergi, Mavera ve Yöneliş dergilerinde hikâye, deneme ve eleştiri yazıları yazarak yazı hayatına başladı. 1985'te ilk hikâye kitabı olan "Son İyi Şeyler"i çıkardı. Bir kısmı gazete yazılarından oluşan 10 kitabı bu dönemden sonra yayımlandı. Millî Gazete, Yeni Haber, Zaman, Vahdet, İmza ve Akit gazetelerinde muhabir, editör ve köşe yazarı gibi görevler üstlendi.
15 yıldır gazetecilik mesleğini sürdüren Kekeç'in gazetelerde yazdığı yazılar 1997 yılında MGV Gençlik Dergisi ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından ödüllendirildi. Son yıllarda çalışmalarını roman üzerine yoğunlaştıran Ahmet Kekeç, 2006 yılından beri Star gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır.
mehmed şevket eygi
gazeteci.
7 Şubat 1933 tarihinde Zonguldak'ta dünyaya geldi.
Galatasaray Lisesi'nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu.
1970'lerde yayınladığı Bugün gazetesi, haftalık Yeni İstiklal ile Büyük Gazete kapandıktan sonra Son Havadis ve Son Çağrı dahil çeşitli yayın organlarında makale yayımladı.
Genel olarak Tasavvufi yaşam, bid'at hareketleri, mezhepsizlik, sabetaycılık, Osmanlı dönemi gibi konulara değinen Eygi, halen Milli Gazete'de köşe yazarlığı yapmaktadır.
7 Şubat 1933 tarihinde Zonguldak'ta dünyaya geldi.
Galatasaray Lisesi'nden sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu.
1970'lerde yayınladığı Bugün gazetesi, haftalık Yeni İstiklal ile Büyük Gazete kapandıktan sonra Son Havadis ve Son Çağrı dahil çeşitli yayın organlarında makale yayımladı.
Genel olarak Tasavvufi yaşam, bid'at hareketleri, mezhepsizlik, sabetaycılık, Osmanlı dönemi gibi konulara değinen Eygi, halen Milli Gazete'de köşe yazarlığı yapmaktadır.
abdurrahman dilipak
gazeteci.
1949 yılında Osmaniye'nin Düziçi ilçesine bağlı Haruniye'de dünyaya geldi. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı Fatma Pakize'dir. Dilipak, 1969 yılında Konya İmam-Hatip lisesini tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisine girmek için resim dersleri alsa da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Filolojisi bölümüne girdi. Burada 2 yıl okuduktan sonra İstanbul Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksek Okuluna kaydoldu ve 1980 yılında mezun oldu.
1949 yılında Osmaniye'nin Düziçi ilçesine bağlı Haruniye'de dünyaya geldi. Babasının adı Ali Rıza, annesinin adı Fatma Pakize'dir. Dilipak, 1969 yılında Konya İmam-Hatip lisesini tamamladı. Güzel Sanatlar Akademisine girmek için resim dersleri alsa da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Filolojisi bölümüne girdi. Burada 2 yıl okuduktan sonra İstanbul Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksek Okuluna kaydoldu ve 1980 yılında mezun oldu.
metin akpınar
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a, “ipe gidebilir ya da zehirlenerek ölebilir.” diyen eski sanatçı.
dogman
Gomorrah ile mafya ve şiddet sarmalını ele alan Matteo Garrone'nin Cannes'da Altın Palmiye için yarışan son filmi, bu kez küçük bir kıyı kasabasında kötülüğün ve şiddetin toplumdaki izlerini arıyor. Dogman'in kahramanı sıradan bir adam: Ufak tefek köpek bakıcısı, "Dogman" Marcello. Kasaba ahalisinin sevgisini hem sempatikliğiyle hem de torbacılıkla kazanan Marcello'nun belalı kokainman, eski boksör Simone'ye yakınlığı, sonunda hayatını alt üst ediyor. Git gide sertleşen atmosferi ve gerçekçi yaklaşımıyla Dogman, İtalya'nın en prestijli ödüllerinden Gümüş Kurdele'lerde sekiz dalda ödül kazanarak yılın en çok konuşulan filmlerinden biri oldu. Başroldeki, oyunculuk eğitimi almamış Marcello Fonte'nin etkisiyle sessiz sinema döneminin efsaneleri Buster Keaton ve Charlie Chaplin'e de gönderme yapan film, elbette Cannes'da Palm Dog ödülünü de kazandı.
gani müjde
yazar, karikatürist, senarist, yönetmen ve sunucudur.
tevfik göksu
ESENLER BELEDİYE BAŞKANI
1966 Gölbaşı Adıyaman doğumlu olan M. Tevfik Göksu, ilköğrenimini Gölbaşı'nda, ortaöğrenimini 1980-1985 yılları arasında İstanbul Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesi'nde tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü'nden 1990 yılında mezun oldu. 1991-1994 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı.
Akademik çalışmalarını sosyoloji alanında yoğunlaştıran M. Tevfik Göksu, Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde başladığı doktora çalışmalarını Siyaset Sosyolojisi üzerine devam ettirdi.
1966 Gölbaşı Adıyaman doğumlu olan M. Tevfik Göksu, ilköğrenimini Gölbaşı'nda, ortaöğrenimini 1980-1985 yılları arasında İstanbul Gaziosmanpaşa İmam Hatip Lisesi'nde tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü'nden 1990 yılında mezun oldu. 1991-1994 yılları arasında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı.
Akademik çalışmalarını sosyoloji alanında yoğunlaştıran M. Tevfik Göksu, Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde başladığı doktora çalışmalarını Siyaset Sosyolojisi üzerine devam ettirdi.
esenlik bildirisi
İsmet Özel'in 1973'te yazdığı şiir
Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir
gazeteler tutuklamış dünya kelimesini
o dünyadan, o şiirden öcalmalı demektir
Ölüm gelir, ölüm duygusuna karşı saygısız
ve zekâ babacan tavrıyla tiksinti verir
söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız
öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir
Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
kin, susturur insanı; adına çıdam denir
susulunca tutulan çetele simsiyahtır
o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir
Vandal yürek! Görün ki alkışlanasın
ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir
haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın
yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir.
1973
Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
gövdede gökyüzünü kışkırtan şiir sahtedir
gazeteler tutuklamış dünya kelimesini
o dünyadan, o şiirden öcalmalı demektir
Ölüm gelir, ölüm duygusuna karşı saygısız
ve zekâ babacan tavrıyla tiksinti verir
söz yavan, kardeşlik şarkıları gayetle tıkız
öcalınmazsa çocuklar bile birden büyüyebilir
Yargı kesin: Acı duymak ruhun fiyakasıdır
kin, susturur insanı; adına çıdam denir
susulunca tutulan çetele simsiyahtır
o siyah öcalmakcasına gür ve bereketlidir
Vandal yürek! Görün ki alkışlanasın
ez bütün çiçekleri kendine canavar dedir
haksızlık et, haksız olduğun anlaşılsın
yaşamak bir sanrı değilse öcalınmak gerektir.
1973

