Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

mng kargo’nun kargo yükleme şekli

medikalninnici medikalninnici · 29.01.2019 03:36 · 1983 · #38017
Şube fark etmeksizin yapıldığını düşündüğüm eylem. Sadece taşınırken değil sizin şubeye gidip almak istediğiniz kargolar içinde aynısını yapıyorlar. Eğerki kargonuz diğer kargoların altındaysa üsttekileri dosya,kutu vs. Farketmeksizin fırlatmalarıyla ünlüler. Ve rezilliklerini gözünüzün içine baka baka gevşek gevşek yapıyorlar.
İnsanın işine ama önce kendisine saygısı olmalı ..
Upvote 5
Downvote 0
3

sanal aşk

bewater bewater · 29.01.2019 03:34 · 2293 · #38016
kemal sayar ve berna yalaz'a ait güncel problemlerimizden "sanal aşk"ı anlatan faydalı bir kitap. kemal sayar'ın her kitabı güzel bana göre fakat bunun tadı başka! neden mi? hemen anlatıyorum:

şimdiiii, efendim öncelikle bu sanal ilişkiler öyle sanıldığı gibi az değil. sadece saklanıyor. 'internetten tanıştık' demek sanırım biraz utanç verici geliyor. kimisi de tam tersi "ehe ehe ben eşimi internetten download ettim ya" diyerek işi şakaya vuruyor. işte bu noktada durumun psikolojik boyutunu ele alan bu eser ortaya çıkıyor.

ben burada biraz da kitaptan güç alarak insanların neden reelden değil de sanaldan olan ilişkilere kendilerini kolayca kaptırdığına değinmek istiyorum.

1. internette "atılabilir" kimlikler edinebiliyoruz. olduğumuz kişi değil; çoğu kez olmak istediğimiz kişiyi tasarlayıp insanlara sunuyoruz. ve bu da bizi çekici kılabiliyor.
2. internetten tanışılan kişi ile eğer gerçek hayatta tanışmamışsak; zihnimizde oluşturduğumuz ideal kişiyle özdeşleştiriyoruz. ve hayal ürünü bir sevgilimiz oluyor. var ama yok; var olandan daha tesirli olduğu kesin, ama yok.
3. sorumluluk almak istemiyoruz. son asırda analjezi toplumu haline gelen bizler, acı çekmek istemiyor tek tuşla silinebilen ilişkiler istiyoruz.
4. gerçeklerle yüzleşmekten kaçınıyoruz. ailenle anlaşamıyor musun? sığın telefonuna. okul kötü mü gidiyor? gir twitter'a!
Upvote 3
Downvote 0
0

mng kargo’nun kargo yükleme şekli

serendipity serendipity · 29.01.2019 03:32 · 1983 · #38014
Olay Rize Mng Kargo firmasının şubesinde gerçekleşmiştir. Videoya çeken vatandaşın kamerasından da göründüğü üzere o hassastır, kırılır tarzı değerli kargolarımız bile ne kadar naifçe dağıtım kamyonuna yüklendiği (?) görünmektedir. Olay Rize'de şans eseri denk gelmiş ancak mng kargo firmasının birçok şubesinde bu rezalet yaşanmaktadır. Firma yetkilileri olaya müdahil olarak çözüm bulsunlar. Yoksa bu halk personelinizin naifçe kargo paketini yüklediği gibi sizi de bir gün naifçe terk edeceklerdir.
youtube.com/... onclick="window.ytPlay(this)"> youtube.com/... alt="YouTube video" style="position:absolute;top:0;left:0;width:100%;height:100%;object-fit:cover;border-radius:8px" loading="lazy" width="480" height="360">
Upvote 6
Downvote 0
5

hiçlik makamı

normal adam normal adam · 29.01.2019 02:17 · 499 · #38006
2 kitap önerebilirim bu konu hakkında.
basit anlayan insanlar için
amak-ı hayal
zoru sevenler için
fususul hikem

bir miktar vahdeti vucuda dayanır hiçlik makamı .
bilhassa akıl sır yok olur ortadan bakış açışı pencereden değil gökyüzünden olursa sağlanır .
sözde kolay yaşaması oldukça zor ama yaşarsan hayata bakışın her şeyin değişir her anlam eksik kalır.
Upvote 2
Downvote 0
2

ohm kanunu

normal adam normal adam · 29.01.2019 02:15 · 417 · #38005
direnç değerini (r) veren bu formülde:
u= alıcı uçlarına uygulanan gerilim [volt (v)]
l= alıcı içinden geçen akım şiddeti [amper (a)]
olduğundan, direnç (r) biriminin v/a olacağı açıktır. pratikte v/a birimi yerine kutu simgesiyle sembolize edilen ohm birimi kullanılmaktadır.

r=u/i ile verilen formülü

i=u/r veya u=(r)x(i) şekilde ifade edilebilir

bu ifadeler ohm kanunun matematiksel ifadeleri olup,

i=u/r formülü,

alıcının içinden geçen akım şiddetinin, alıcının uçlarına uygulanan gerilim ile doğru, alıcının direnci ile ters orantılı olduğunu ifade etmekte ve “ohm kanunu” tanımını vermektedir. bu kanun, bütün elektrik kanunlarının temelini oluşturur.

su dolu bir depomuz olsun ve buna belirli kalınlıkla bir delik açalım ve bu açmış olduğumuz delik dışında biraz kalın delik açalım. bunu yaptığımız zaman küçük delikten daha az su aktığını ve kalın delikten daha fazla su aktığını göreceğiz. açtığımız deliğin kapatılması, akan suyun miktarı akıma, depodaki suyun yüksekliği voltaja karşılık gelir. elektrik devrelerine eğer bir direnç koyarsak geçen akım dirençlerin izin verdiği kadar elektron geçebilir. geçemiyen kısımda ki elektronlar ısı enerjisine dönüşür ve sıcaklık olarak karşımıza çıkar.
direnç birimi ohm'dur. ne kadar çok ohm var ise o kadar çok direnç var demektir.
Upvote 2
Downvote 0
1

hiçlik makamı

taethorden taethorden · 29.01.2019 02:10 · 499 · #38004
Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
...“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!
Upvote 4
Downvote 0
3

laiklik

taethorden taethorden · 29.01.2019 01:52 · 1005 · #37994
Laiklik terimi, cismi ve bilimsel olan ile soyut ve dinsel olanın birbirine karıştırılmamasını ifade etmektedir. Laiklik, Türk yazınında, din ve devlet işlerinin ayrı tutulması ve bilhassa devlet işlerinin, toplum idari yapısının ve hukukun, dinsel hüküm ve yargılardan tümüyle bağımsız biçimde akıl ve bilime dayandırılması olarak anlam kazandı.
Karşıtları din adına devlete etki etme ve bu şekilde devleti ve toplumu idare etme amacını taşırlarken, Laik Yaşam Biçimi' ni tercih edenler kişisel ve vicdani kanaatlerini devlete mal etme ve bunların aracılığı ile devleti veya toplumu idare etme çabası içinde bulunmazlar. Laiklik, bir devlet ve toplum yönetimi biçimi olduğundan varlığı veya yokluğu kişilerin yaşam biçimine doğrudan tesir eder. Bu öneminden dolayı Laiklik, T.C. Anayasasının değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeleri arasında sayılmıştır.
Türkiye'de laikliğin başlangıcı Tanzimat Dönemi' ne kadar uzanır. 18. yüzyılda başlayan yenileşme hareketleriyle birlikte toplumsal yaşayışın ve devlet düzeninin işleyişinde ikili bir durum ortaya çıkmıştır
Bazı ulema III. Selim'e: “Askere setre pantolon giydirip imanına halel getiren, önlerine muallim diye Frenkleri düşüren padişaha Allah tevfikatını çok görür” diye söylenmiş, bu dönemde başlayan ve ileride de sürecek olan ıslahat çabalarında muhalif ve çeşitli isyanların kışkırtıcısı olmuşlardır.
II. Mahmut, ulemaya yalnız din işleriyle uğraşmalarını, hükümet işlerinin yalnız padişahın mutlak yetkesine ait bir alanda olduğunu eylemleriyle belirtmiştir. Örneğin, düşünülen vergiler, medrese softalarının askere alınması, din kurumunun izni alınmadan haciz ve müsaderelere girişilmesi, vakıf işlerini ele alması, Frenk âdetlerine karşı aşırı ilgi göstermesi gibi konularda Şeyh'ül İslam'ın verdiği bir muhtırayı yırtarak bu gibi işlerin yalnız hükümdar yetkilerine ait olduğunu belirtmiştir.
Bu dönemde maarif, fen ve nafia (Yararlı İşler / Bayındırlık) gibi yeni kavramların yenileşme hareketinin ilk önemli göstergelerinden olarak kullanım alanına dahil olmaya başladıkları görüldü. Fen ve bunun çoğulu olan fünun kelimeleri ortaya çıkarıldı ve kullanıldı.
İlk bu dönemde kullanılmaya başlanan eğitim, bilgi, bilim alanları ile ilgili bulunan bu sözcükler ilgili bulundukları alanlardaki gelişme ihtiyacının bir göstergesi oldukları gibi Tanzimat Dönemi yazınına da miras olarak kalmış oldu.
Bu dönemde ilim kelimesi bugünkü anlamı ile fen bilimlerini değil Kuran, Sünnet, İcma ve Kıyas sıralamasını oluşturan fıkıh vasıtası ile ortaya çıkarılan bir din bilgisi ve dinsel hukuk alanını ifade etmekte idi. Bu nedenle dinsel bir hukuk olan şeriat, kendisini devlet yönetimi üzerinde söz sahibi olmaktan öte bir idare hukuku biçiminde tanıtmaktadır
II. Mahmut döneminde, devlet ve din işleri ayrılmaya çalışılırken yeni ve bilimsel bilgi ağırlıklı eğitim veren okullar açılmış olmakla birlikte eğitimde ilköğrenim vakıflara bağlı medreseler elinde bırakıldığından köklü bir değişim olmamıştır.
İlk örnekleri 1839 yılında açılan Rüşdiye (Orta) Mekteplerine ek olarak 1840'da Adli Maarif Okulu açıldı. Bu okul iki bölüme ayrılarak birincisi Maarif-i Adliye, ikincisi edebi bilimler ile ilgili eğitim vermek üzere Maarif-i Edebiyye Mektebi adını aldı. Bu okullar ve diğer rüştiye mektepleri bu dönemde adından çokça bahsedilen fen, sanayi, nafia, maarif alanlarında uzmanlaşmaya yönelik değil, ortaeğitim üzerinden memur yetiştirme amacına hizmet ettiler. Rüşdiye Mekteplerinden mezun olmak memur olmak için getirilen koşullardan oldu. Bu dönemde açılan okullardan en çok mülkiye ve hariciye memurları yetiştirildi.
Eğitimin çağdaşlaştırılması çabalarının ürünü olarak ortaya çıkan öğretmen yetiştirme ihtiyacına cevap vermek üzere 1848'de Darül Muallemin Mektebi ve kız öğretmen yetiştirmek üzere 1870'te Darül Muallemat adı ile öğretmen okulları kuruldu. Bu zamana kadar kızların mahalle mektebinde sadece dinsel nitelikli eğitim almaları biçiminde sürdürülen geleneksel uygulamaya son verilmiş oldu. Tıbbiye adını alan Tıp Okulu ilk mezunlarını 1843 yılında verdi.
1869'da çıkarılan Maarif-i Umumiye Nizamnamesinin 79 ve 129. Maddelerine göre İstanbul'da çağdaş anlamda teşkil edilecek ilk üniversitenin kurulması ve bu üniversitenin Edebiyat, Hukuk ve Fen Fakültelerini barındırması kararlaştırıldı. 20 Şubat 1870'te Darülfünun adı ile açılışı yapılan üniversitenin açılışında konuşan Safvet Efendi, ülkenin geri kalmış olmasını ilk iki yüzyılı içinde bilim ve fen alanlarına gösterilen ilgi, saygı ve teşvikin sonraları devam etmemiş olmasına bağlayarak Darül Fünun' un işte bu eksikliği kapatacak nitelikte olacağını belirtti. Başvurular arasından tespit edilen 450 öğrencinin çoğunluğunu medrese çıkışlı talebeler oluşturmuştur.
Upvote 1
Downvote 0
1