Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
şükrü saral
Görünen oki biz MİSAK_I_MİLLİ ye dönmeden TÜRKİYE refaha kavuşmayacak.
OSMANLI ya kurulan tuzakları iyi Analiz edemeyen geçiş hükümeti Lozan ile Tüm maddi kaynaklarını güya dost eli ile düşmana teslim etmiştir. Tüm petrol rezervleri MİSAK I MİLLİ toprakları içindedir. Üstüne üstün boğazlardan kaybı TÜRKİYE nin en az 750 milyar dolar dır. Saygı ve Adalet le
OSMANLI ya kurulan tuzakları iyi Analiz edemeyen geçiş hükümeti Lozan ile Tüm maddi kaynaklarını güya dost eli ile düşmana teslim etmiştir. Tüm petrol rezervleri MİSAK I MİLLİ toprakları içindedir. Üstüne üstün boğazlardan kaybı TÜRKİYE nin en az 750 milyar dolar dır. Saygı ve Adalet le
admin
Mesaj kutusuna bakmasını rica ettiğim kişi.
bence malumdur
Attila İlhan şiiri.
Masum ve sakindir ve sizin her zaman ufak çocuğunuz olarak kalacak bir kadını/adamı (evet erkekler de çocuk olurlar) sevdiyseniz sizi daha bir etkileyebilir.
"sen elini bulutların içinde gezdirirsin
elin hayallerimi dağıtır
bilirsin"
Masum ve sakindir ve sizin her zaman ufak çocuğunuz olarak kalacak bir kadını/adamı (evet erkekler de çocuk olurlar) sevdiyseniz sizi daha bir etkileyebilir.
"sen elini bulutların içinde gezdirirsin
elin hayallerimi dağıtır
bilirsin"
spoiler (tıkla)
dikenin
kalbime battığı bir sonbahar günüdür
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
içini kurtlar kemirir
bence malumdur
buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün
senin ateşler içinde olduğun
bence malumdur
ellerin muhakkak çocuk elleridir
hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün
onlar neden daima okul türküleridir
süleymancıktan bahseder
kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden
süleymancıktan
ve karınca yuvalarından bahseder
ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından
gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün
sen ansızın gökyüzünde görünürsün
gözlerinin rengi
bence malumdur
elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün
eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur
sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler
sokakların üstüne bulutlar gelirler
bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir
bir yıldız bir yıldızın ardınca gider
yıldızların kaybolduklari yer
bence malumdur
karanlıkta bir şeyler kopar dağılır
uzaktan yabancı sesler duyulur
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
elin hayallerimi dağıtır
bilirsin
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
kalbime battığı bir sonbahar günüdür
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
içini kurtlar kemirir
bence malumdur
buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün
senin ateşler içinde olduğun
bence malumdur
ellerin muhakkak çocuk elleridir
hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün
onlar neden daima okul türküleridir
süleymancıktan bahseder
kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden
süleymancıktan
ve karınca yuvalarından bahseder
ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından
gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün
sen ansızın gökyüzünde görünürsün
gözlerinin rengi
bence malumdur
elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün
eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur
sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler
sokakların üstüne bulutlar gelirler
bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir
bir yıldız bir yıldızın ardınca gider
yıldızların kaybolduklari yer
bence malumdur
karanlıkta bir şeyler kopar dağılır
uzaktan yabancı sesler duyulur
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
elin hayallerimi dağıtır
bilirsin
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
onur ünlü
Ah muhsin ünlü mahlasıyla şiirler yazmaktadır. Zamanında "gidiyorum bu" ismindeki şiir kitabını okumuştum. İnanılmaz beğenmiştim. Geçenlerde tekrar bir bakayım dedim de; berbat. Ömrümde görüp görebileceğim en berbat şiir kitabı olabilir. Resmen farklı olmak adına saçmalamış. Kendisine, bir zamanlar şiir zevkimi bozduğu için dava açacağım haha!
gerçek islam bu değil
haklı bir serzeniş. gerçek islam bu değildir. ne hallere düşer olduk? laikliği kaybetmişiz. din ile siyaseti birbirine karıştırıyoruz. neymiş efendim malum partiye oy veren cennete gidiyormuş. hadi lan oradan bu mu islam?
şükrü saral
hoşgelsin kardeşim :)
şükrü saral
Horasan Erlerinin Kullandığı ilmî okurlarına iletmeye namzet bir kişi
gerçek islam bu değil
Sünnilik dini -evet mezhepler birer şirk dinidir, zira Kur'an'ın yetmeyeceğini söyleyecek kadar uçmuş olup kur'an dışı kural koyucu kaynakları vardır- için kullandığım söz.
islam diye anlatılan ve resmedilen bu gelenekçi din yüzünden insanlar ya deist ya da ateist oluyor, hâliyle de bu sözü söylemek icap edip dinin aslını anlatmak gerekiyor ama ne mümkün?Bkz.
Bu yobaz sürüsü ile uğraşmak hakikaten zor, bizatihi şahsım da birkaç kez ölüm tehdidi aldı. Yine de her fırsatta İslâm'ın aslını anlatacağım aslını öğrenmek isteyenler için bir yol açmak adına, bu yobazlara kaptırmamak gerek bu insanları.
islam diye anlatılan ve resmedilen bu gelenekçi din yüzünden insanlar ya deist ya da ateist oluyor, hâliyle de bu sözü söylemek icap edip dinin aslını anlatmak gerekiyor ama ne mümkün?Bkz.
Bu yobaz sürüsü ile uğraşmak hakikaten zor, bizatihi şahsım da birkaç kez ölüm tehdidi aldı. Yine de her fırsatta İslâm'ın aslını anlatacağım aslını öğrenmek isteyenler için bir yol açmak adına, bu yobazlara kaptırmamak gerek bu insanları.
sahibini arayan mektuplar
25 mektuptan oluşan muazzam bir ümit yaşar oğuzcan kitabı.
“özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin.
insanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel.
özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.
verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.
seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!”
“özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin.
insanlığımız özleyişlerimizle alımlı, yaşantımız özlemlerle güzel.
özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin. bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem. bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.
verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir. beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir.
seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!”
karanlığın çağırışı
güzel bir ümit yaşar oğuzcan şiiri.
ben böyle olsun istememiştim
ya sana çok yakın
ya senden çok uzak olmalıydım
aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum
büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum
sana gelmeye gücüm yetmemeliydi
çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim
dağda yanan bir çoban ateşi gibi
gökte bir yıldız gibi
seni görmeli
seni yaşamalı
ve senden çok uzaklarda olmalıydım
biliyorum güzelliğin yeraltı nehirlerine benzer
biliyorum bir sır gibi güzelsin
hani anlatılmaz duygular vardır
hani şarkılar vardır
sevip söyleyemediğimiz
şiirler vardır unuttuğumuz
aşina çehreler vardır hani
zaman zaman hatırlayamadığımız
işte sen o kadar güzelsin
ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki
şunlar ellerindir diyorum, tutamıyorum
şunlar gözlerindir diyorum, bakamıyorum
düşün, kahrımdan ölmeliyim artık
ölemiyorum
inanmak var olmaktır, bilirsin
inandığımız şeyler için yaşayalım
nice sabahlar, nice aydınlıklar
gelecek nice iyi günler için yaşayalım
sen sarı gülleri seversin
sarı karanfilleri seversin
sarı kasımpatlarını
sarı bir dünyayı seversin
ben sende olan bütün renkleri seviyorum
işte tek farkımız bu
yoksa, hiçbir şey önemli değil dünyada
senden başka
ne zulümler
ne kavgalar
ne günler, ne geceler hiçbiri önemli değil
sen yaşadıkça
ve yaşamak hiçbir zaman
bunca güzel olmayacak
sen yaşadıkça
bir kalbim var et, kan, sinir
iki gözüm var seni görür
ayaklarım sana gelir
ellerim seni arar
bir dünya ki kocaman
bir evren ki sonsuz
sen olmasan neye yarar?
şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi
yalanlarımı
kötülüklerimi yüzüme vur artık
utandır beni yaşadığıma
çaresizliği suratıma bir tokat gibi indir
yanağımda beş parmağının izi kalmalı
sonra geç karşıma
olanları unutalım
iki eski dost gibi
her şeye yeniden başlayalım
yeniden yaşayalım geçmiş gelecek bütün yılları
bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım
sana sevinç düşsün, bana keder
benim ellerimde kanlı diken yaraları
senin ellerinde kanlı güller
bir yere yaklaşıyoruz
kulağıma sesler geliyor
bir gemi demir alıyor olmalı
belki bir adam ölüyor
ne biliyorsun
belki de bir sona yaklaşıyoruz
yum gözlerini
her şeyi zamana bırak
yum gözlerini
nasılsa akşam olacak
korkma yaklaş karanlığa
orada ben varım
çaresizliğimize, zavallılığımıza
gel, beraber ağlayalım
ben böyle olsun istememiştim
ya sana çok yakın
ya senden çok uzak olmalıydım
aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum
büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum
sana gelmeye gücüm yetmemeliydi
çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim
dağda yanan bir çoban ateşi gibi
gökte bir yıldız gibi
seni görmeli
seni yaşamalı
ve senden çok uzaklarda olmalıydım
biliyorum güzelliğin yeraltı nehirlerine benzer
biliyorum bir sır gibi güzelsin
hani anlatılmaz duygular vardır
hani şarkılar vardır
sevip söyleyemediğimiz
şiirler vardır unuttuğumuz
aşina çehreler vardır hani
zaman zaman hatırlayamadığımız
işte sen o kadar güzelsin
ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki
şunlar ellerindir diyorum, tutamıyorum
şunlar gözlerindir diyorum, bakamıyorum
düşün, kahrımdan ölmeliyim artık
ölemiyorum
inanmak var olmaktır, bilirsin
inandığımız şeyler için yaşayalım
nice sabahlar, nice aydınlıklar
gelecek nice iyi günler için yaşayalım
sen sarı gülleri seversin
sarı karanfilleri seversin
sarı kasımpatlarını
sarı bir dünyayı seversin
ben sende olan bütün renkleri seviyorum
işte tek farkımız bu
yoksa, hiçbir şey önemli değil dünyada
senden başka
ne zulümler
ne kavgalar
ne günler, ne geceler hiçbiri önemli değil
sen yaşadıkça
ve yaşamak hiçbir zaman
bunca güzel olmayacak
sen yaşadıkça
bir kalbim var et, kan, sinir
iki gözüm var seni görür
ayaklarım sana gelir
ellerim seni arar
bir dünya ki kocaman
bir evren ki sonsuz
sen olmasan neye yarar?
şimdi söyle bana bütün çirkinliğimi
yalanlarımı
kötülüklerimi yüzüme vur artık
utandır beni yaşadığıma
çaresizliği suratıma bir tokat gibi indir
yanağımda beş parmağının izi kalmalı
sonra geç karşıma
olanları unutalım
iki eski dost gibi
her şeye yeniden başlayalım
yeniden yaşayalım geçmiş gelecek bütün yılları
bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım
sana sevinç düşsün, bana keder
benim ellerimde kanlı diken yaraları
senin ellerinde kanlı güller
bir yere yaklaşıyoruz
kulağıma sesler geliyor
bir gemi demir alıyor olmalı
belki bir adam ölüyor
ne biliyorsun
belki de bir sona yaklaşıyoruz
yum gözlerini
her şeyi zamana bırak
yum gözlerini
nasılsa akşam olacak
korkma yaklaş karanlığa
orada ben varım
çaresizliğimize, zavallılığımıza
gel, beraber ağlayalım
atilla yeşilada
Kehanetleri hiçbir zaman çıkmayan meşhur bir felaket tellalıdır.Lakin ısrarla yenilen pehlivan misali kehanetlerine devam eder...Yıllardır...

