#ÖrfveAdetler imizi güncelleyelim
Geçen gün çocuklarla camiiye gittik. Enes'le ben namaz kılarken, Eymen boş mescitte koşuşmaya başladı. Sevinçle koşuyor, takla atıyor falan :)
Ben selam verince yanımdaki hanım 'Çocuğu oturtsanız..' dedi. Neden diye sordum? Çünkü burası camii, camii adabı öyle gerekir dedi. Kusuruma bakmazsanız bu bilginin kaynağını soracağım, dedim. 'Zira ben siyer okurum ve görürüm ki çocuklar Peygamber mescidinde koşarlar, oynarlar, ağlarlar, ses çıkarırlar, yani çocukluklarını yaşarlar....'
Hanımefendiyle konuşmamız böylece devam etti ama ben başka bi yere bağlayacağım konuyu. Anne olduğumdan beri daha da yakinen fark ediyorum ki; biz 'çocuk' seven bi toplum değiliz.
'Çocuğu sevmeyi' seviyoruz bak. Agucuk gugucuk yapalım, sevelim, öpelim... bunları seviyoruz. Ama çocuğun çocukluk gereği yaptıklarını, çocukluğun gereklerini, ihtiyaçlarını, gerçeklerini sevmiyoruz. İstiyoruz ki, boyu posu çocuk gibi olsun ama davranışları yetişkin olsun. Bebeğim olsun ama ağlamasın, çocuğum olsun ama otur deyince otursun, koşup zıplamasın, oyun istemesin, kardeşiyle çekişmesin, merak edip kurcalamasın, inat edip tutturmasın, gece yanıma gelmesin, yemeğini ikiletmeden yesin...
Oysa yok böyle bi çocuk; bu dediğiniz yetişkin, çocuk değil. Ondan sonra da çocuğumla niye aram kötü, niye beni dinlemiyor diyoruz? Eğer çocuğumuzla aramız düzelsin istiyorsak, 'çocukluğu' severek başlayalım bence işe. Çocuğun koşmasından, coşmasından, sesinden soluğundan rahatsız olmayalım. Yeri gelmişken de yüreğimize şu güzel hadis-i şerif levha gibi asalım: 'Çocuğu olan onunla çocuklaşsın...' ????
(Bağırmayan Anneler)
#horasan