Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler

cahil cesareti

kerim kerim · 18.03.2019 17:28 · 1477 · #51063
Herkesin psikolog, sosyolog, eğitimci, siyasetçi, asker ve ekonomist olduğu, her şeyi bildiğini sandığı ama aslında hiçbir şey olmasa da çok bir şey de bilmediği bir gündemin içindeyiz.

Bir söz vardır; cahil her şeyi bilir, alim ise bazı şeyleri bilir. Cahil bilmediği halde biliyormuş gibi yapıp düşüncesizce hareket ederken alim ise bildiği konuda düşünerek hareket eder. Bilmiyorsa da öğrenmek için bir arayışa girer. Bizi özetleyen bir ifade olarak cahil-alim kıyaslaması yapıp insanları ve düşüncelerini küçümseme eğiliminde olmayacağız. Elbette herkes, ben ve siz dahil düşüncelerimizi özgürce ifade edebilmeliyiz.

Fakat bilmediğimiz konularda değil de bilgi sahibi olduğumuz konularda fikir sahibi olmalıyız. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan herkes hata yapmaya, yanlış kararlar almaya mahkumdur. Aldığı yanlış kararların neticesinde daha çok zarar ve maliyetle karşılaşma olasılığı daha yüksektir. Her şeyi bilemeyeceğimizi öğrendiğimiz zaman kendi sınırlarımız içerisinde daha başarılı olacağımızı düşünürüm. Bazı şeyleri bilebiliriz fakat bilmediğimiz konularda bilmediğimizi kabul edip bunu belirtmek gerekmektedir. “Bu konuda bilgi sahibi değilim” diyebilmek de önemli bir medeni cesarettir. Her konuda uzmanlık taslayan aslında hiçbir konuda uzman değildir.

Türk Dil Kurumu (TDK) da “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır” atasözünü açıklarken bu konuya vurgu yapmıştır. TDK Güncel Türkçe Sözlükte “insanın her şeyi bilmemesi kusur değildir ama bilmediği bir işi sorup öğrenmeden yapmaya kalkışması kusurdur” olarak açıklaması da alanında bilgili kişilerden yardım alınmasının önemini hatırlatmaktadır. Bir konu hakkında yeterli araştırma ve okuma yapmadan fikir sahibi olup harekete geçmek yerine sorup, öğrenip, araştırıp ve okuyup öyle harekete geçmeliyiz. Bu konuda yapılmış bir araştırma sonuçları da Cahil Cesareti konusunda bildiklerimizi gözden geçirmemize neden olmaktadır. Sosyal Psikologlar Justin Kruger ve David Dunning'in, kendilerine 2000 yılında Nobel Ödülü kazandıran çalışmaları da oldukça ilgi çekicidir. Literatüre “Dunning-Kruger Etkisi”* olarak geçen teorileri ise özetle şöyle:

“Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır. Metin çözme, araç, gereç kullanma, oyun oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:

¾ Niteliksiz insanlar, ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark etmezler.
¾ Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedirler.
¾ Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamakta da acizdirler.
Hatta aynı araştırmanın sonucunda niteliksiz insanların nitelikleri belli bir eğitim ile artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini farkına varmaya başlarlar. Cahil Cesareti olgusu da cahil-alim, niteliksizlik veya niteliklilik konusunda düşüncelerimizi tekrar gözden geçirmemiz konusunda bize yol göstermektedir. Bugün bilgi sahibi olmadığı halde cahil cesareti ile olması gerekenden daha fazla yerde olanların bunu hak edip etmedikleri ise ayrı bir tartışma konusudur.

Kişisel görüşüm ise cahil cesareti ile hareket edenlerin nihayetinde yaptıkları işin verimli ve sağlıklı olmayacağıdır. Her halükarda cehaletle baş edecek olan kesinlikle emeğe ve bilgiye olan saygıdır.
Upvote 0
Downvote 0
0

psikolojik olgunluk

kerim kerim · 18.03.2019 17:26 · 360 · #51062
Yücelik damına çıkmak için alçak gönüllülükten başka merdiven yoktur.
Hz. Şeyh Sadi (k.s.)

Kendi ile barışık olmayan, kendine sevgi ve saygısı az olan insanlar başkalarının onay ve takdirine aşırı bir ilgi gösterirler. Her ne kadar kendilerini beğeniyor gibi görünseler de kendileri ile ilgili algı ve düşünceleri olumsuzdur ve bilinçaltında kendi eksiklikleri ile fazla yüzleşmek istemezler.

Kendisinin olumlu ya da olumsuz özelliklerini tanıyıp, yüzleşip kendini olduğu gibi kabul etmek kolay görünse de zor bir beceridir. Zorluğu insanların kendilerinin eksik yönlerini görmek istemedikleri içindir. Çünkü kendi varlığına duyduğu saygı, “var oluşundan değil” başkalarının onay, ilgi ve sevgisine bağlıdır ve her zaman bunun arayışındadırlar. Bu nedenle de oldukları gibi görünmek yerine olmadıkları gibi görünmeye çalışırlar.

Hatta uzaktan sempatik, iyi ve güven verip de yakından tanıdığımızda, pişman olduğumuz kişiler olmuştur. Bu nedenle “keşke, hep uzaktan tanısaydık!” dediğimiz de olmuştur. Çünkü insanların isim, fiziksel görünüş, memleket, meslek ya da maddi durumundan iyi bir insan olup olamayacağını bilemeyebiliriz. Bunlar bizi yanıltabilir ve hayal kırıklığına uğrarız. Sahte gülümsemelerle sempati uyandıran bu insanları tanıdıkça iç dünyalarını daha fazla saklayamazlar ve açığa çıkarlar. Bu insanlar böyle açığa çıkınca tahammül sınırları da zorlanır.

Aslında diğer insanları tanımaya çalışırken psikolojik olgunluk düzeyine bakmak gerekir. En önemlisi de alçak gönüllü olup olmadığına bakmak gerekir. Her ne makamda olursa olsun, insan makamına uygun şekilde alçak gönüllü olabilir. Psikolojik olgunluk kavramı, kim olduğu ya da olmadığı veya duygu ve düşüncelerini ayırt edebilen, benmerkezci olmayan, güçlü ve zayıf yönlerinin farkında, en az kendisi kadar başkalarının duygu ve düşüncelerine de değer vermeyi ifade eder. Psikolojik olgunluk düzeyi yüksek olan insanlar duygu ve düşüncelerini saklamazlar ve davranışları ile düşünceleri uyum içindedir. Kendini büyük görmek, diğerlerini küçümsemek gibi bayağı davranışlardan uzak olup alçak gönüllü insanlardır. Menfaat veya çıkar ilişkisine dayalı dostluklar yerine sevgi, saygı ve paylaşmaya dayalı kalıcı dostluklar kurmayı tercih ederler.

Mükemmel görünmeye yönelik aşırı bir çaba göstermek yerine doğal, içten ve oldukları gibi görünmeyi tercih ederler. Çünkü biliriz ki mükemmel olmasalar da kendilerini severler ve kendilerine saygı duyarlar. Bu nedenle de hep mutludurlar, karşılık bekleyerek iyilik yapmadıkları için de hayal kırıklığına daha az uğrarlar. Buna rağmen hayal kırıklığı yaşasalar da bunun sorumlusu, kendileri ya da başkaları ise bundan kaçmazlar ve bununla yüzleşirler. Özür gerekiyorsa özür dilerler, diğeri ise bunun sorumlusu aynı adımı karşı taraftan görmeden geri adım atmazlar. Çünkü kendilerine duydukları saygı başkalarına duydukları saygıdan daha az değildir.

Bütün bunlar, Hz. Şeyh Sadi (k.s.) nun sözünde hayat buluyor diyebiliriz. Gerçekten yücelik makamı, yukarılarda, küçük ya da büyük dağların zirvesinde değil, diğerleri ile benzer ya da farklı duyguların anlaşılıp paylaşılması ve alçak gönüllülükten geçmektedir.
Upvote 3
Downvote 0
1

selman ı farisi

nushirevan nushirevan · 18.03.2019 17:26 · 1026 · #51061
"Resul eliyle âzâd” o sahabî sultanı
Anlatmadan geçemem size ondan bir anı

Adaletin cihanı ışıttığı bir günde
Diz çökerdi Kisralar kölelerin önünde

Acımasız ateşe tapar yanar yürekler
Çatlardı saraylarda gurur yüklü direkler

Ayakların zemine ulaştığı bir yerde
Kurtuluş muştulanan o kutlu seherlerde

Çınladı ezanlarla aydınlanan şafaklar
Ilgıt ılgıt şenlendi çarşı, pazar, sokaklar

Melce buldu yetimler Halife-i Cihân'da
Karar kıldı adâlet ateşperet İran'da

İşte günlerden bir gün o Selman-i Farisi,
Ömer emriyle oldu Medayin'in valisi

Vali iken o sultan, halka huzur saçardı
Bir garip mütevazı insan gibi yaşardı

Oldu sevgi bayrağı, sonsuz şefkatin eri
Görmedi böyle vali Medayin çoktan beri

Bir haksızlık olmasın diye dikkat nazarı
Günboyu dolaşırdı gezer çarşı pazarı

Adamın biri bir gün almış biraz zahire
Hamal bulup taşıtmak maksadı ki, habire

Sağa sola bakarak bir hamal aramakta
Bakar ki dikiliyor bir adam ortalıkta

"Bakar mısın a canım, şu yüke dalmaz mısın?
Eve kadar götürüp paranı almaz mısın?"

Dedi baktı yüzüne sevgi denizi sandı
Gönlünde anlaşılmaz bir garip ateş yandı

"Nedir bu halim?" deyip daldı biraz hüzüne
Ansazın bakakaldı o hamalın yüzüne!

Ağır yükün altında kesik kesik nefesler
Yürekten kopup gelen zikre benzeyen sesler

Ne görsün adamcağız? "Bu Selman-ı Farisi!"
Yük taşıyan hamalmış, meğer şehrin valisi!

Beyninden vurulmuşa döndü çuval sahibi
Yalvarıp durdu nâçar "aman sultanım!" dedi

"Fark etmedim zatını binlerce özür sana!
Bağışlayın sultanım, yükümü verin bana!"

“Israr etme kardeşim” dedi sahabi Selman
“Bir vali ki devlettir, devlet de her derde derman.”

"Göster bana evini bırakayım kapına
Bir taş da ben koyayım senin hayat yapına"

"Hem vazife bilip de sırtlandığım bir yükü
Hedefine vardırır, bırakırım ben çünkü"

Yalvarsa da çaresiz, Selman vermez çuvalı
Adam mahçup, perişan, yüreğinden yaralı.

Varıp Selman kapıya yükü koyunca yere
Adamcağız davrandı cebinden ücret vere

Zenginliğin verdiği nefsanî taşkınlıktı
Para vermesi onun, temelli şaşkınlıktı

Selman dedi: "Ey kişi! Var ekmeğim ve aşım,
Ben ücreti neylerim, bana yeter maaşım"
Upvote 0
Downvote 0
0

sille

kerim kerim · 18.03.2019 17:25 · 957 · #51060
Şu Silleden Ne zaman geçelim?

Sille, Konya'mızın şirin bir mahallesidir. Antik kent statüsünde olan Sille'nin çok eskilere dayanan bir tarihi vardır.

Yazımızın konusu olan Sille türküsünün sözleri anonim olup Rıza Konyalı tarafından derlenmiştir. Silleden gece geçen kahramanımızın dile dökülen sözlerinin bir kısmı da şöyledir;

Şu Sille'den (Aman) Gece Geçtim Görmedim,
Annem Annem Annem Annem Annem,
Görmedim Annem Annem Annem Annem Annem,
Acı Tatlı (Aman) Sular İçtim Ölmedim.
Annem Annem Annem Annem Annem,
Ölmedim Annem Annem Annem Annem Annem…

Aslında anonim söz ve türküler, bence sahibi belli olmayan değil sahibi belli olan önemli miraslardır. Çünkü sahibi bu toprakların insanıdır. Bu da aslında sahibinin bu millet olduğuna dair güçlü bir kanıttır. Kanıt mı istiyorsunuz işte Yemen, Filistin, Kut'ül Amare ve Çanakkale cepheleri gibi birçok cepheyi sayabiliriz. Bu cephelerde şehit olan kahramanlarımız bu vatanın sahipleri olup birçok anonim söz, hikâye ve türküler de bu mücadelelerin mirasıdır.

Yazılanlara göre türkü; Silleli bir askerin, sefer dönüşü bir gece vaktinde Silleden geçtiği ve orada oturan annesini göremediği için dile dökülmüş duygularını anlatmaktadır. Gurbet, askerlik ve yoksulluk bu memleketin son iki yüz yıldır yaşadığı en çetin sınavlardandır. Bu kahramanımız da bu türküyü, Silleden gece geçmiş olduğu için göremediği annesi için söylemiştir. Bu memleketin çocuklarının o yıllarda kaç yokluk ve gurbet gördüğünü anlamak için tarihimize bakıp ders almak gerekmektedir. Bugün içinde bulunduğumuz bir vatanımız varsa, bu kendini feda eden kahramanlarımız sayesindedir.

Sille'den ne zaman geçeceğimizi soruyorsanız hemen cevap vereyim. Siz siz olun Sille'den ister gece geçin ister gündüz geçin bu türküyü ve hikâyesini hatırlayın. Ülkemizin iyi ve kötü günlerinin üzücü bir hatırası olarak bu türküyü hatırlayınız. Hepimiz Sille'den gece geçtiği için annesini göremeyen Mehmet'in ve Mehmetlerin benzer hikâyelerini dinleyerek büyüdük. Üç kıtada farklı coğrafyalarda vatan savunması için gaza eden kahraman ordumuzun neferlerinin destansı mücadeleleri daha fazla ilgi ve övgüyü hak etmektedir. Ben de bir yaz günü ikindi vaktinde, türkünün aklıma getirdiği hikâye ve kalbime bıraktığı hüzünle geçtim Sille'den… Mutlaka siz de gündüz ya da bir gece vakti geçmişliğiniz olmuştur. Hala geçmemiş iseniz de müsait bir zamanda geçiniz. Sille'den geçerken de türküyü hatırlayınız. Acı tatlı sularından içip ölmeyen kahramanımızı hayırla yâd ediniz. Kahramanımız gece geçmiş fakat siz istediğiniz zaman geçebilirsiniz.

Ortasından akan çaya eşlik ederek Arnavut taşlı yolundan yürüyüp tarihi teneffüs ediniz. Hatta Kent Müzesini de ziyaret edip tarihe tanıklık ediniz. Bugün geldiğimiz noktayı anlamak için tarihi iyi anlamak gerekmektedir. Çünkü Sultan Abdülhamit Han'ın dediği gibi “tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder.”Tarih deyince de sadece askeri olanları değil kültür, gelenek ve sanatı da anlamalıyız. Bugün Batı'nın kültür işgalinin tehdidi altında olsak da teslim olmuş değiliz. Çünkü dinimize ve vatanımıza sahip çıkan, gelenek ve göreneklerimizi yaşatmaya çalışan bir anlayış var. Gençlerimizin de bu anlayış çerçevesinde yetişmekte olduklarını gördüğümden müsterih olmaya çalışıyorum.

Bütün bir Sille'nin zenginliklerini köşe yazısına sığdırmak güç olduğundan yerinde gezip görmenizi tavsiye ederim. Ne zaman mı dersiniz? Ne zaman isterseniz o zaman geziniz!

Entry görseli
Upvote 0
Downvote 0
0

çin halk cumhuriyeti

safiyeloren safiyeloren · 18.03.2019 17:17 · 2304 · #51057
Dünyadaki her türlü insanla rahat iletişim kurarsınız ama işinizi bilmezseniz bunlarla zor.

Konuşanlar bilir. Kesinlikle üslup nezaket aramayın. Ses tonları yüksek ve sürekli pandomimciler gibi el kol işaretleri meşhurdur. Ses tonu yüksek derken nasıl anlatsam azarlar gibi bağırarak konuşurlar.

Siz ne yapıcajsınız peki? Önce dinleyin bu hararetli hararetli anlatır nasıl olsa. Evet şimdi sıra sizde.
“ kes lan sesini dangalak ne anlatıyosun” diyin. Size bu kesinlikle abes abartılı gelecektir. Ama değil. Haklı olduğumu deneyimlediğiniz an beni getirin aklınıza o zaman nick altıma beklerim. Umarım bundan daha sert konuşmak zorunda kalmazsınız.

İş ilişkileri olanlar iyi bilir.
Upvote 0
Downvote 0
0

konya

kerim kerim · 18.03.2019 17:17 · 2796 · #51056
Bin yıldır bu toprakların manevi harcının yükünü taşımış bu kadim şehrin mensubu olmaktan her zaman övünç duyup, iftihar ettik. Anadolu'nun kapılarını açan fetihlerden sonra önemli bir ilim, kültür ve ticaret merkezi olan şehrimizin taşıdığı tarihi miras çok değerlidir.  Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde bu ağırlığını korumuş önemli bir merkez olan Konya, cumhuriyetimizin ilk yarısında üvey evlat muamelesi görmüş olsa da önemli dönemlerde her zaman üstüne düşen vazifeyi ifa etmiştir. Milli ve manevi değerlere sahip siyasi parti, düşünce ya da oluşumlara karşı hatta kardeş ülkelerin yaşadığı zor zamanlarda (Bosna savaşı, Filistin, Irak, Mısır, Suriye vb.) ümmetin acısını yüreğinde hissetmiş bir gönüller başkentidir.  Çocukluğumuzda onlara ulaştırılmak için toplanan yardımları ya da harbe gitti diye söylenen mücahit insanları hatırlarım ki onlara içten içe büyük bir saygı duyardım.

12 Eylül döneminde 3-5 akıl sağlığı bozuk insanlara attırılan sloganlar, Kudüs için yapılan destek mitinglerini, 28 Şubat dönemindeki fişlemeler ve propaganda amaçlı sipariş haberlerle ülkemiz gündeminde karalanmaya çalışılmış bu şehir hiçbir zaman algı operasyonlarına teslim olmamıştır. Bildiği ve inandığı çizgideki devlet adamlarına destek olmuş, ülkemizin yükünü taşımaya devam etmiştir. Cuma günü sayın cumhurbaşkanımızı da bu duygu ve düşüncelerle bağrına basan Konya, 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde de Cumhurbaşkanımızın talimatını beklemeden sokağa çıkmış milletin geleceğini çapulculara teslim etmemiştir. Bu şehrin çocukları vatan sevgisini, ilk geceden son güne kadar görevini aksatmadan dosta düşmana karşı vatan savunmasında göstermiştir. Tanpınar'ın şehrimizin tarihi mirasına ithafen  “Bir başkent daima başkenttir. Ne kadar susturulursa susturulsun yine konuşur.”sözü Konya'da hayat bulmuştur. Bu nedenle de her zaman karanlık odakların propaganda yürüttükleri, çamur atıp karaladıkları, sindirmeye çalıştıkları şehrimizin evlatlarının yeniden sahneye çıktığı günümüzde Konya, Anadolu'nun parlayan bir yıldızı olmaya devam edecektir.
Çünkü Konya yıldızları ile de meşhur bir şehirdir. Şehrimizin tarihsel ağırlığında Selçuklu başkenti oluşunun yanında manevi mimarlarımızın yeri de çok önemlidir. Sadrettin Konevi Hazretleri, Mevlânâ Celâleddîn, Hâdimi Hz., Sarı Yakup, Şems-i Tebrizi, Ateşbaz-ı Veli, Hacı Veyiszade Mustafa Efendi, Tahir Büyükkörükçü ve adını sayamadığımız daha nice veli ve âlim büyüğümüz bu şehrin manevi mimarları olmuştur.
Her gün önünden geçtiğimiz bu evliya ve âlimleri genç kuşaklara tanıtmak ve anlatmak şehrin idarecileri ve eğitimcileri olarak hepimizin üstüne düşen önemli bir görevdir. Çünkü kendini, tarihi ve şehrini tanımayan çocuklar için bu evliya ve âlimlerin hayatı ve yaşadıkları, söyledikleri gençlerimizi manevi mirasımıza yönlendiren önemli bir referans olacaktır. Her öğretmen, anne ya da baba çocuklarla birlikte başta Celalettin Rumi olmak üzere Selçuklu sultanlarını, alim ve evliyalarını anlatıp öğretmeli ve ziyaret etmelidir. Fakat sadece bir Fatiha ve 3 ihlas suresi ile yetinmemeli, hayatları ve yaşadıklarına dair bilgileri de genç kuşaklara aktarmalıyız.
Entry görseli
Upvote 1
Downvote 0
0

kadir mısıroğlu

safiyeloren safiyeloren · 18.03.2019 17:09 · 4293 · #51055
“Osmanlı alevilerin tümünü yakmalıydı” cümlesinden sonra ***** çocukları listemdeki yerini almıştır.
Ben değil o fesi ve kendini nereye koyacağını iyi biliyor köfte.
Upvote 1
Downvote 1
0

stevie wonder

caksoy58 caksoy58 · 18.03.2019 17:04 · 879 · #51054
Stevie Wonder, Amerikalı şarkıcı, söz yazarı, müzisyen ve aktivist. ABD'nin Michigan eyaletinin Saginaw kentinde dünyaya geldi. 22 Grammy ödülü sahibidir, aynı zamanda bir hayat boyu başarı ödülü ve En İyi Film Müziği Oscar'ını kazanmıştır.

çocukluk yıllarımda "a cesko tu sey a löv youu" diye şarkılarına eşlik ederdim. sevimli mi sevimli, tatlı mı tatlı biri. hala seviyorum bu adamı. sanki ailemizden biri gibi yav.

ayrıca, the way you make me feel performansı da mükemmel. canım benim, göz yaşlarına da engel olamıyor. maykıl reyisi hatırladı zaar.

YouTube video
Upvote 1
Downvote 0
1

nusret mayın gemisi

caksoy58 caksoy58 · 18.03.2019 16:30 · 1732 · #51053
Nusret, Malatya Arapgirli Cevat Paşa'nın emriyle Osmanlı Donanması ve Türk Deniz Kuvvetleri'nde hizmete giren mayın dökücü gemi. Asıl ismi Nusrat olan ama zamanla Nusret olarak kullanılan gemi, 1911 yılında Almanya'nın Kiel şehrinde kızağa çekildi ve 1913 yılında Osmanlı Donanması'na katıldı.
Upvote 6
Downvote 0
3