sıla'nın ahmet kural'dan şikayetçi olması

Moriresolo
Şarkıcı, Ahmet Kural'dan fiziksel şiddet gördüğü iddiasıyla şikayetçi oldu.
Şikayetin ardından mahkeme, Ahmet Kural'ın 3 ay boyunca sıla'ya yaklaşmamasına yönelik koruma kararı aldı.
Sıla, İfade verdikten sonra basın mensuplarına; “Bir hukuki sürecin içindeyiz. Çok fazla bir şey söylemek istemiyorum açıkçası. Zamanı gelince zaten konuşacağız. Savcılığa ifade vermeye geldim. Ahmet Kural'dan şikayetçiyim.” açıklamasını yaptı.
mavikaranlik
bir ara sosyal medyada, bakışlardan aşk analizi yapan kitleyi yasa boğan haber.

edit: tahminimce ahmet kural sosyal medyada bu yılın en sağlam lincini yiyecek.

1
helekopter
Ahmet Kural'ın, 'gör bak sana neler edeceğim!' bakışını anlayamayıp, içli köfte misali dertlenen genç kızlarımıza kapak olsun dediğim haberdir.
Hz. Mevlana misali; Gerek yok her sözü laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana.
yola park eden arac
gerçekleri ortaya dökecek olan haberdir. bir dönem eski sevgilisi ahmet kural'ın kendisine şiddet uyguladığını söylemiş fakat kimse inanmamıştır.
eski sevgilisi ahmet kural'ın kendisinin parmağını kırdığını söylemiş, tv ekranlarında yer almış fakat bir sonuç elde edememişti.

hatta, "ahmet kural değil parmak, kalp bile kıramaz" şeklinde ki yorumlar ekranlarda yer almıştı.
Şimdi gördünüz mü?


mehmetyildirim
Şiddetin (teröristler hariç) her türlüsüne karşıyım. Eğer haber doğru ise, ortada erkeğim diye gezmemesi gerekir.
Hazır yazarlarımız Ahmet kural'in sila'ya bakışından örnekler vermişken bende bir update yapayım.
101 no'lu bakış...

2
deliduydu
Sorsak alayimiz şiddete karşıdır.. ama herkesin "haketmisti kesinlikle " diyerek arkasına saklandığı bir şiddet geçmişi de vardır..
Üzülmedim mi üzüldüm cok.. fakat Nil Karaibrahimgil in 17 yaşıma donseydim eğer diye başlayan siirimsi şarkısında dediği gibi şiddet güç değil zayıflık göstergesidir..
Medeni cesaretsizlik , kultursuzluk ,çirkinlik , kötü kalplilik vb bilimum eksiklikleri kapattığını sanma biçimidir.. bak senin 100 artın olabilir ama benim gücüm var ve döverim seni her şey biter modu
nicksizolmazmi
Sıla'dan hoşlanmıyorum. Şarkı sözlerini sevmiyor, sesini beğenmiyorum. Ahmet kural kim hiç bilmiyorum. Ama kendisine uygulanan şiddeti kınıyorum. Açıklamasının son cümlesi "Bazıları hiç sevilmeyi öğrenememiş olabilir ama bence aşkın bununla hiç bir ilgisi yok"'la ne demek istemiş olabilir onu düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum. İşte şarkılarında da böyle oluyorum.bir türlü bağlantı kuramıyorum.
monica ziyagildurulay
Iyyyk. İkisini de hiç sevmiyorum “delikanlı” muhabbetlerine hiç gelemiyorum sabahtandır geyiği dönüyor, gruplarda sohbeti dönüyor. İğrenç işte dahası değil. Komik hiç değil.

Her şeyi geçtim cidden kadına isteyerek bilerek şiddet uygulayan biri ile konuşmak isterdim, neden yani? Ne oluyor da o derece hırçınlaşıyor insan? Şimdi cahil insanın niye uyguladığı açık ama az buçuk görmüş geçirmiş bilmiş insan neden yapar bunu?

Bu arada inş Ahmet kural biter, filmleri de bok gibi.
archangel
Kimse kusura bakmasında bana aşırı fake gelmeye başladı. Kural'a başlatılan bir linç kampanyası gibi. Gazetede 3 şahit var falan yazıyor. Bu adam gerizekalı mı 3 kişi karşısında kadını evire çevire dövsün? Medya da gördüğümüz her şeye inanmamamız gerektiğini biliyorduk sanıyordum.
archangel
Ahmet Kural'ın son açıklamasından sonra tamamen fake olduğuna inandığım olay. Ve Türk basınına güvenmememiz gerektiğinin en büyük kanıtlarından biri. Sosyal medya zaten çöplük onu saymıyorum bu durumda. Benim yorumum sılanın Ahmet Kural üzerinden prim kasmaya çalışması. He olay gerçekte çıkabilir haksızda olabilirim. Ama bu benim düşüncem kimseyi alakadar etmez.


kleopatra
Taraflarından ziyade, soruşturmayı yapacak savcıya üzüldüğüm olaydır.
Soruşturmanın gizliliği prensibine bağlı kalınmalı ve olayın detayları ile ilgili bilgiler basınla paylaşılmamalıydı.
Bazı İnsanların göz önünde olması, onlar hakkında yapılan yargılamaları zedeliyor bence. Adalet, olayda gerçek bir hak ihlali olup olmadığıyla mı ilgilensin yoksa basının manipüle ettiği kamu vicdanını mı dindirsin?
Kadına şiddete karşı olmak ayrı bir şey; henüz yargılanması bitmemiş ve hakkında kesin hüküm kurulmamış bir insanı destek olmak adı altında linç etmek ayrı bir şey.
Ne Ahmet kural'ın yer aldığı herhangi bir yapımı izledim bugüne kadar ne de sıla'nın Birkaç şarkısından fazla şarkısını dinledim.
Benim gözümde ortada bir suç iddiası ve bunun muhatabı olan ve hakkında kesin hüküm kurulana kadar masum kabul edilmesi gereken bir birey var.
Bu olay hakkında fazlaca yorum yapmak sadece tarafların gerçek bir somut olay adaletine kavuşmasını engelleyecektir. Zira mahkeme ne çeşit karar verirse versin Türk yargısı, kendisine duyulması gereken güveni kaybedeli uzun zaman oldu.
hippizibidi
Küfür etmek isterdim sıla'ya ama ondan da anlamazki o.

bu tarz meselelerde tarafların yaklaşımı ve toplumun tepkisi beni bir tarafı mecbur savunmaya itmiştir her zaman. Öncelikle masumiyet karinesi diye adlandırdığımız durumun Ahmet kural ile birlikte linç edilmiş olması zaten bu tarz davaların adil sonucunun toplumun zerre umrunda olmayacağını gösteriyor.

E bütün bu tepki ne diye o zaman? Neyin arayışı içindesiniz mk. Adaletin mi?

Ahmet Kural bu saatten sonra haksızsa bile cezasını görmüştür. Çünkü bunca gerizekalının tepkisine maruz bırakılmıştır. Bu tepkinin en büyük sebebi ise açıklamasıyla hem şiddet gören kadınlara hem de egosundan dolayı topluma verdiği zararla, sıla'dır.

Sılanın gördüğünü iddia ettiği şiddet, kolundaki sürtmeye bağlı morluk... Ulan şiddet uygulayacak adam bununla yetinmez zaten. Ha keza şiddete maruz kalan kadınlar da ne tür bir şiddete maruz kalmış açıp bir bakmalı sıla. Zira hayatları boyu esaret altındaki kadınlar asıl şiddete maruz kalanlar. Polise bile gidemeyen, adından haberdar olmadığımız ama hergün bir yeri yara kadınlar.

Sıla daha sonucu belli olmayan bir davayı kadına şiddet düzlemine çekerek istediği ortamı oluşturmuştur. Bunu yaparken gerçekten şiddet gören kadınlara haksızlık etmiştir. Çünkü kadın ile erkek arasındaki her sürtüşmeyi kadına şiddet uygulayan erkek düzlemine çekmek kadına şiddet eden erkekler hariç bütün erkeklere haksızlıktır.

Bu arada amk onca zamandır birlikteyse zaten Ahmet kural'ın bu olumsuz yanını görmüştür peki ne diye barışıyor tekrardan orası da ayrı bir çelişki.

Sılan'nın iftira atıyor olma ihtimali Ahmet kural'ın şiddete başvurma ihtimalinden daha fazla.

memosh usta
olayın vahşetini amasız ve fakatsız kınıyorum. fakat olayın vahşeti magazin haberlerinde 4 gün sonra artık yer almayacak boyuttan çok daha büyüktür. ve daha da kötüsü bu vahşetin içine hiç bir sabunla çıkmayacak kadar kökü derinde olan bir riya karışmıştır.

her gün erkek şiddetinin bin bir türlüsüne boyun eğen kadınlarımız televizyon'da ahmet kural'a beddualar edip, sıla'ya methiyeler düzmektedir.
bu örnek bile iki korkunç vaka taşımaktadır;
bu örnekte bahsettiğim kadınlar salt ekonomik özgürlüğü olmayan feodal kadınlarımız değildir. içlerinde belli bir eğitimin çok üzerinde ve meslek hayatlarında çok iyi yerlerde olan öğrenilmiş çaresizliğin en dibini yaşayan kadınlar vardır.
insanlarımız bu magazin vahşeti tv'den izleyerek dışsal bir mastırbasyonla kendi yaşadıkları yahut yaşattıkları gerçeklikten kopmaktadırlar.

günümüzde kadının nasıl bir nefret objesi haline getirildiği sözlüklerin sol framelerinden bile barizdir. bu da bir şiddet türüdür. kadın arkadaşlarımızı en başta bu pasif şiddete ses çıkartmaya davet ediyorum.

olayın temeli aslında son derece basittir. devlet, allah, görünen ve görünmeyen bütün iktidarlar erkektir. erkek kirli ''erk'' gücünü kadın üzerinde kullanarak üstünlüğünü mümkün kılmanın çabası içindedir. erkek bu yönüyle yaşam içinde kadın kadar kendisini de tutsaklaştırmaktadır. yaşamın iki esas objesinden biri tutsak ve mutsuzsa kimse özgür ve mutlu olamaz.

siz çilem doğan'ı hatırlıyor musunuz? çilem doğan adana'da kendisini fuhuşa zorlayan ve her gün darp eden kocasını meşruu müdafayla öldüren onurlu kadının ismidir. çilem doğan kocasına karşı meşru müdafa hakkını kullanmadan önce karakola eşini şikayet etmeye gitmiştir. ama karakolda kocasının polis arkadaşı bunu adama söyler. ve çilem daha çok vahşete maruz kalır.
erkek devlet çilem doğan'a bu meşru müdafaa hakkını kullanması karşılığında 15 yıl ceza vermiştir.
çilem burjuva bir sanatçı olmadığı için karakola magazin muhabirleriyle gidememiştir ve bugün insanımızın kendi gerçekliğine yabancılaşmasının bedelini ödemektedir.