“Bitmeyen var mı ki” şeklinde nickname alıp tekrardan üye olsam diye iç geçirmeme vesile olan sevgili 1. Nesil yazarımıza hoş geldiniz diyorum.
Demet Akalın'ın djliğini yaptığı onursal gecemizde kırmızı halıdan aheste aheste adımlarını atarken Sevgili yazarımız, arka fonda şu şarkı yankı yapıyordu;
-Bittim gözün aydın, bittim helal olsun-
çekirdek kabuğu taşıyan karıncayı izleyen nesil
Çocukluğuma dair hatırladığım nadir detaylardan biri çekirdek olmalı.
Etrafımda tüketiminin çok olmasında değil, meşhur caddelerin çekirdek kabuklarıyla dolup taşmasından mütevellit, sürekli ayakkabıma yapıştığını görüp, kötü bir şey olduğunu zannederek babamın bacağına sarıldığım o kırmızı pabuçlu yıllarım..
O kadar çoklardı ki; belediye kimin dönemine denk geliyordu bilmiyorum ama temizliğin de berbat olduğu, Ülkenin kriz altında olduğu o malum yıllardı kesin!
Eski çekirdeklerin ebatları daha büyüktü hatırlayan olursa.
Çekirdekleri çekirge zannedecek kadar da büyüktü sanırım..
Haliyle korkuyordum.
2 yaşındaydım yahu!
Genelde ömrüm beklemekle geçtiği için, kesin yine birilerini beklerken, boyumun algıladığı alan sınırlaması gereği sadece yere bakıyordum. Yerde de hep karınca ve çekirdek kabuklarını görüyordum.
Karıncalar benim gibi minik olduğundan daha çok seviyordum.
Cadde üzerinde adamın biri karıncanın üstünden geçip öldürdü diye gıyabi cenaze töreni düzenletmişliğim var. Sağolsun eşrafımda beni kırmamışlar cenazeye katılım sağlamışlardı.
Karıncalar diyordum..
Sizce de tatlı değiller mi?
Çalışkanlığın, bereketin timsali
Yine bir gün en az dört karıncanın başının üstünde çekirdek kabuğu götürdüğünü izledim.Ya içi boşsa diye üzüldüm. Anneme çekirdek aldırıp, hepsinin içini çıkarttırıp yuvalarına bırakmıştık..
benim melek annem
Bugün ne çekirdek kabukları var, ne de karıncalar...
Bugün kırkayak benzeri bir canlının sokaktaki plastik mavi kapağı sırtlayıp götürdüğünü görünce bir anda canlandı o koskoca mazi.
Etrafımda tüketiminin çok olmasında değil, meşhur caddelerin çekirdek kabuklarıyla dolup taşmasından mütevellit, sürekli ayakkabıma yapıştığını görüp, kötü bir şey olduğunu zannederek babamın bacağına sarıldığım o kırmızı pabuçlu yıllarım..
O kadar çoklardı ki; belediye kimin dönemine denk geliyordu bilmiyorum ama temizliğin de berbat olduğu, Ülkenin kriz altında olduğu o malum yıllardı kesin!
Eski çekirdeklerin ebatları daha büyüktü hatırlayan olursa.
Çekirdekleri çekirge zannedecek kadar da büyüktü sanırım..
Haliyle korkuyordum.
2 yaşındaydım yahu!
Genelde ömrüm beklemekle geçtiği için, kesin yine birilerini beklerken, boyumun algıladığı alan sınırlaması gereği sadece yere bakıyordum. Yerde de hep karınca ve çekirdek kabuklarını görüyordum.
Karıncalar benim gibi minik olduğundan daha çok seviyordum.
Cadde üzerinde adamın biri karıncanın üstünden geçip öldürdü diye gıyabi cenaze töreni düzenletmişliğim var. Sağolsun eşrafımda beni kırmamışlar cenazeye katılım sağlamışlardı.
Karıncalar diyordum..
Sizce de tatlı değiller mi?
Çalışkanlığın, bereketin timsali
Yine bir gün en az dört karıncanın başının üstünde çekirdek kabuğu götürdüğünü izledim.Ya içi boşsa diye üzüldüm. Anneme çekirdek aldırıp, hepsinin içini çıkarttırıp yuvalarına bırakmıştık..
benim melek annem
Bugün ne çekirdek kabukları var, ne de karıncalar...
Bugün kırkayak benzeri bir canlının sokaktaki plastik mavi kapağı sırtlayıp götürdüğünü görünce bir anda canlandı o koskoca mazi.
türk'üm deyince yabancıların verdiği tepki
baklavayı deneyenlerin tadı damağında kalmış olacak ki bazılarının verdiği tepki şu şekilde olabiliyor:
- oh, really? i like baklava.
- he he, me too. ( tamam da ne alaka şimdi?)
- oh, really? i like baklava.
- he he, me too. ( tamam da ne alaka şimdi?)
talaş
Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü gibi araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar.
mihrace
Hindistanda racadan daha büyük hükümdarlara verilen unvan.
etkileyici şiir dizeleri
\"ruh hastasısın sen!\" diye bağırman boşuna değil.
ama yine de dua et sen bana
biliyorum benim için dua edenler çoktur.
ama bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
çünkü hayvanların tanrısı yoktur.
kutlukhan perker
ama yine de dua et sen bana
biliyorum benim için dua edenler çoktur.
ama bir tek senin dua ettiğin tanrıya inanırım ben.
çünkü hayvanların tanrısı yoktur.
kutlukhan perker
makarna
Türkiye de pişirilmesi bilinmeyen yiyecek.
hildegard von bingen
1098-1179 yılları arasında yaşamış olan benedikten rahibesi, yazar, filozof, mistik, besteci ve daha sayamayacağımız tonla ünvanı olan alman kadın.
kendi isteğiyle manastıra girdiği söylense de başka bir söylenceye göre de babasının politik işleri sebebiyle manastıra girmiştir. manastırda jutta isimli yaşlı bir kadınla çok yakın arkadaş olmuşlardır. jutta, hildegard'a okuma ve yazma öğretmiştir. ayrıca 10 telli bir arp çalmayı da yine jutta'dan öğrenmiştir. lakin notaları jutta değil de volmar adında birinin öğrettiği söyleniyor ki volmar da hildegard'ın takipçilerinden biriymiş.
kendisi, 3 yaşından bu yana gördüğü vizyonları sadece jutta'ya anlatsa da jutta vizyonlarını başkalarına da anlatması konusunda hildegard'ı yüreklendirmiştir. böylece vizyonlarını yazmaya başlamıştır.
kendisinin çalışmaları sadece din alanında sınırlı değildir. müzik, doğa bilimleri, tıp, eczacılık ve daha bir çok konuda çalışması vardır.
kendisinin ürettiği bir yapay dil ve yapay alfabe de mevcuttur. bunları ise çalışmalarının çalınmasını engellemek amacıyla yapmıştır.
işte böyle acayip dahi bir kadındır hildegard von bingen. helal olsun kendisine diyor ve bu girdimi de kendisinin ilahileri ile sona erdiriyorum.
kendi isteğiyle manastıra girdiği söylense de başka bir söylenceye göre de babasının politik işleri sebebiyle manastıra girmiştir. manastırda jutta isimli yaşlı bir kadınla çok yakın arkadaş olmuşlardır. jutta, hildegard'a okuma ve yazma öğretmiştir. ayrıca 10 telli bir arp çalmayı da yine jutta'dan öğrenmiştir. lakin notaları jutta değil de volmar adında birinin öğrettiği söyleniyor ki volmar da hildegard'ın takipçilerinden biriymiş.
kendisi, 3 yaşından bu yana gördüğü vizyonları sadece jutta'ya anlatsa da jutta vizyonlarını başkalarına da anlatması konusunda hildegard'ı yüreklendirmiştir. böylece vizyonlarını yazmaya başlamıştır.
kendisinin çalışmaları sadece din alanında sınırlı değildir. müzik, doğa bilimleri, tıp, eczacılık ve daha bir çok konuda çalışması vardır.
kendisinin ürettiği bir yapay dil ve yapay alfabe de mevcuttur. bunları ise çalışmalarının çalınmasını engellemek amacıyla yapmıştır.
işte böyle acayip dahi bir kadındır hildegard von bingen. helal olsun kendisine diyor ve bu girdimi de kendisinin ilahileri ile sona erdiriyorum.
kabak tadı veren şeyler
avrat tribi
