bundan 3 sene önce gündemde olmuştu.
demiryollarında bekçilik yapıyor kendisi. Aslında ne kadar önemli bir iş yaptığını geçen zamanki tren kazasında gördük.
Hikayesi bu [url] http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/bitmeyen-yol[/url]
saçma sapan bir entry
1 tl 1€ ile maç sonuçları. can sıkıntısı
ummak
umarım aklımdaki düşüncelerden kurtulurum.
mihail lermontov
27 yaşında bir düelloda hayatını kaybeden rus yazar. Dönemin rus edebiyatını puşkin ile birkikte yükselişe geçirmiş yazar şair.
zamanımızın bir kahramanı adlı romanı yazmıştır, ne yazık ki kendisinin tek romanıdır.
"Başka birinin acılarının ya da sevinçlerinin kaynağı olmak hak, söz konusu değilken gururumuzu bundan çok besleyen bir şey düşünülebilir mi? Peki mutluluk ne? Doyma noktasına ulaşmış bir gurur."
Ve bir şiiri
Kaygıyla bakıyorum bizim kuşağa!
Geleceği ya boş ya karanlık görünüyor.
Böyleyken, bilincin ve kuşkunun yükü altında
Eylemsizlik içinde kocuyor. Zenginiz biz, ta beşikten beri
Babalarımızın yanlışlıkları ve akılsızlıklarıyla!
Yaşam üzüyor bizi; dümdüz amaçsız bir yol gibi,
Bir şölen gibi yabancı bir bayramda. Utanç verici bir umursamazlığımız var iyiye ve kötüye,
Solup gidiyoruz kavgaya girmeden daha;
Yüz kızartıcı korkaklarız tehlikeyi görünce
Ve iğrenç tutsaklarız iktidar karşısında. Cılız bir yemiş gibiyiz, erkenden olgunlaşan,
Okşamayan gözleri ve beğenileri,
O öksüz yabancı gibi, çiçekler arasında asılı duran,
Ve düşüp giden, onların açma mevsimi. Kuruttuk aklımızı yararsız bilimlerle,
En içten umutlarımızı ve o soylu sesi
Gizledik kıskançlıkla en yakınlarımızdan bile
İçimizde alaya alınmış tutkuların güvensizliği. Henüz varıyorken tadına mutluluğun,
Genç güçlerimizi koruyamadık;
Duygunluk korkusuyla her sevinçli duygunun
Özünü sonsuzca çıkardık. Şiirsel imgeler, sanat yapıtları
Tatlı bir çoşku vermiyor bize;
Göğsümüzdeki yarasız gömüyü ve son duygu kırıntısını
Koruyoruz açgözlülükle. Sevgimiz de raslantısal iğrentimiz de,
Kurban vermiyoruz ne kine ne aşka,
Kanımızın kaynadığı an bile
Gizemli bir soğukluk egemen onda. Sevmiyoruz atalarımızın görkemli eğlencilerini,
Uçarılıklarını, ölçülü ve çocukça;
Alaylı bir bakışla süzüp gerileri
Koşuyoruz, mutsuz ve silik tabuta. Sevimsiz ve unutulmaya yazgılı bir kalabalık halinde
Geçeceğiz gürültüsüz ve izsiz, dünyadan.
Çağlara ne bir verimli düşünce, ne de
Deha ürünü bir yapıt bırakmadan. Çocuklarımız horgörüyle anacaklar bizi,
Aşağsa**** anacaklar, bir yargıç ve yurttaş sertliğiyle.
Aldatılmış bir çocuğun acı alayı gibi
Savruk ve batkın babası üstüne! (1838)
Dostoyevski'nin Lermontov hakkındaki bir düşüncesi:
“Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk?”
(Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü'nden)
zamanımızın bir kahramanı adlı romanı yazmıştır, ne yazık ki kendisinin tek romanıdır.
"Başka birinin acılarının ya da sevinçlerinin kaynağı olmak hak, söz konusu değilken gururumuzu bundan çok besleyen bir şey düşünülebilir mi? Peki mutluluk ne? Doyma noktasına ulaşmış bir gurur."
Ve bir şiiri
Kaygıyla bakıyorum bizim kuşağa!
Geleceği ya boş ya karanlık görünüyor.
Böyleyken, bilincin ve kuşkunun yükü altında
Eylemsizlik içinde kocuyor. Zenginiz biz, ta beşikten beri
Babalarımızın yanlışlıkları ve akılsızlıklarıyla!
Yaşam üzüyor bizi; dümdüz amaçsız bir yol gibi,
Bir şölen gibi yabancı bir bayramda. Utanç verici bir umursamazlığımız var iyiye ve kötüye,
Solup gidiyoruz kavgaya girmeden daha;
Yüz kızartıcı korkaklarız tehlikeyi görünce
Ve iğrenç tutsaklarız iktidar karşısında. Cılız bir yemiş gibiyiz, erkenden olgunlaşan,
Okşamayan gözleri ve beğenileri,
O öksüz yabancı gibi, çiçekler arasında asılı duran,
Ve düşüp giden, onların açma mevsimi. Kuruttuk aklımızı yararsız bilimlerle,
En içten umutlarımızı ve o soylu sesi
Gizledik kıskançlıkla en yakınlarımızdan bile
İçimizde alaya alınmış tutkuların güvensizliği. Henüz varıyorken tadına mutluluğun,
Genç güçlerimizi koruyamadık;
Duygunluk korkusuyla her sevinçli duygunun
Özünü sonsuzca çıkardık. Şiirsel imgeler, sanat yapıtları
Tatlı bir çoşku vermiyor bize;
Göğsümüzdeki yarasız gömüyü ve son duygu kırıntısını
Koruyoruz açgözlülükle. Sevgimiz de raslantısal iğrentimiz de,
Kurban vermiyoruz ne kine ne aşka,
Kanımızın kaynadığı an bile
Gizemli bir soğukluk egemen onda. Sevmiyoruz atalarımızın görkemli eğlencilerini,
Uçarılıklarını, ölçülü ve çocukça;
Alaylı bir bakışla süzüp gerileri
Koşuyoruz, mutsuz ve silik tabuta. Sevimsiz ve unutulmaya yazgılı bir kalabalık halinde
Geçeceğiz gürültüsüz ve izsiz, dünyadan.
Çağlara ne bir verimli düşünce, ne de
Deha ürünü bir yapıt bırakmadan. Çocuklarımız horgörüyle anacaklar bizi,
Aşağsa**** anacaklar, bir yargıç ve yurttaş sertliğiyle.
Aldatılmış bir çocuğun acı alayı gibi
Savruk ve batkın babası üstüne! (1838)
Dostoyevski'nin Lermontov hakkındaki bir düşüncesi:
“Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk?”
(Dostoyevski, Bir Yazarın Günlüğü'nden)
fikir hırsızlığı
Başkalarının düşüncelerine tecavüz etmektir. Bu işten büyük zevk alanlar günümüzde oldukça mevcut.
Ah ulen aklıma çok güzel bir cümle geldi. Lakin dilimden klavyeye aktaramıyorum...
Ah ulen aklıma çok güzel bir cümle geldi. Lakin dilimden klavyeye aktaramıyorum...
kadınların sadık olmaması durumu
bu duruma iki farklı açıdan bakalım,
sosyal değerlerin hepsinden arındırılmış bir noktadan baktığımızda kadınlar yada genel olarak dişiler çok daha rasyonel hareket etmeye meyilliler, kadın için sadakat belli rasyonel kriterlere bağlanmış bir değer,bilinenin aksine kadınlar duygusal değiller davranışlarını tetikleyen şeyler rasyonel ama bunların dışa vurumu yada sebeplendirilmesi duygusal oluyor. ortama ve şartlara bağlı olarak kadın menfaatlerini veya sonra gelen soy üyelerinin menfaatlerini düşünerek en iyi şartları sağlayacak erkek adayını seçer bu şartlar tehlikeye girmeden de sadakatini bozmaz (genelleme tabi bu istisnai durumlar hariç) , yani her farklı kadının kendisi için menfaatine olduğunu düşündüğü şeyler farklı olabilir ama sadakati bu menfaatlerine bağlı şekilde rasyonel hareket eder. erkek bu noktada çok keyfi hareket etmeye daha meyillidir, çünkü zaten sadece erkeğe biyolojik olarak baktığınızda çok eşli olmaya göre donanımlı bir yapısı var. bu iddia bayağı teferruatlı üzerinde tartışılması gereken başka şeyleri açmaya çok müsait evet ama maalesef durum bu.
olaya sosyal değerleri katarak baktığımızda ise aslında sonuç çok değişmeyecektir çünkü kadın için değişen şey menfaat kriterleri olacaktır ama sadakatini etkileyen şeyler yine rasyonel kriterlere bağımlı hareket edecektir.
yani işin özü kadının sadakatinin bozulmasını tetikleyen genellikle başta seçim kriteri olarak belirlediği menfaatlerin erkek tarafından bozulması oluyor. erkeklerin sadakati ise çok duygusal ve değişken kriterlerle hızlı değişebiliyor. haa tüm bunlar birini iyi diğerini kötü yapmıyor bence , çünkü menfaat kriterlerine direk olarak bağlı motamot bir sadakat yaklaşımı sosyal değerleri katmadan baktığımızda tüm canlı dişilerinde görülen davranış. insanın eğer diğer hayvanlardan farklı olduğunu düşünüyorsa kadınlar farkı bu noktada yapması gerektiğini de öğrenmeli.
yada bilemiyorum aslında bence ne kadınlar ne erkekler sadakatsiz değiller, iki tarafta biyolojik ve sosyal özelliklerinin beklenen sonuçlarına çok sadık davranışlar sergiliyorlar.çünkü bu bir genelleme ve genelleme yapıyorsanız bireylerin yada bir kişiye olan sadakatin önemi kalmıyor.çünkü bir kişiye olan sadakatsizlik başka bir kişiye olan sadakat demek olabilir.
sosyal değerlerin hepsinden arındırılmış bir noktadan baktığımızda kadınlar yada genel olarak dişiler çok daha rasyonel hareket etmeye meyilliler, kadın için sadakat belli rasyonel kriterlere bağlanmış bir değer,bilinenin aksine kadınlar duygusal değiller davranışlarını tetikleyen şeyler rasyonel ama bunların dışa vurumu yada sebeplendirilmesi duygusal oluyor. ortama ve şartlara bağlı olarak kadın menfaatlerini veya sonra gelen soy üyelerinin menfaatlerini düşünerek en iyi şartları sağlayacak erkek adayını seçer bu şartlar tehlikeye girmeden de sadakatini bozmaz (genelleme tabi bu istisnai durumlar hariç) , yani her farklı kadının kendisi için menfaatine olduğunu düşündüğü şeyler farklı olabilir ama sadakati bu menfaatlerine bağlı şekilde rasyonel hareket eder. erkek bu noktada çok keyfi hareket etmeye daha meyillidir, çünkü zaten sadece erkeğe biyolojik olarak baktığınızda çok eşli olmaya göre donanımlı bir yapısı var. bu iddia bayağı teferruatlı üzerinde tartışılması gereken başka şeyleri açmaya çok müsait evet ama maalesef durum bu.
olaya sosyal değerleri katarak baktığımızda ise aslında sonuç çok değişmeyecektir çünkü kadın için değişen şey menfaat kriterleri olacaktır ama sadakatini etkileyen şeyler yine rasyonel kriterlere bağımlı hareket edecektir.
yani işin özü kadının sadakatinin bozulmasını tetikleyen genellikle başta seçim kriteri olarak belirlediği menfaatlerin erkek tarafından bozulması oluyor. erkeklerin sadakati ise çok duygusal ve değişken kriterlerle hızlı değişebiliyor. haa tüm bunlar birini iyi diğerini kötü yapmıyor bence , çünkü menfaat kriterlerine direk olarak bağlı motamot bir sadakat yaklaşımı sosyal değerleri katmadan baktığımızda tüm canlı dişilerinde görülen davranış. insanın eğer diğer hayvanlardan farklı olduğunu düşünüyorsa kadınlar farkı bu noktada yapması gerektiğini de öğrenmeli.
yada bilemiyorum aslında bence ne kadınlar ne erkekler sadakatsiz değiller, iki tarafta biyolojik ve sosyal özelliklerinin beklenen sonuçlarına çok sadık davranışlar sergiliyorlar.çünkü bu bir genelleme ve genelleme yapıyorsanız bireylerin yada bir kişiye olan sadakatin önemi kalmıyor.çünkü bir kişiye olan sadakatsizlik başka bir kişiye olan sadakat demek olabilir.
online yazarlar
Sözlükte online olup farklı bir boyutta tavla oynayan yazarlardır.
hükümdar
Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı.
metrobüs
İstanbul ulaşımında can damarlarından biri.
kırk
Otuz dokuzdan sonra gelen sayının adı, 40, XL.