Henüz gözlerimin etrafında ''kaz ayakları'' oluşmamasına rağmen, büyük sabır gösterip onurlu mücadelemi yürüttüğüm yaşam savaşımda, omzumdaki yüklerin ağırlığını, vicdani sorumluluklarımla harmanladığımda; çöktüğümü, hatta ruh yaşımın ''81'' olduğunu hissediyorum.
anhedoni gibi ruhsal durumlardan değil, sanırım göz doygunluğumdan olsa gerek, kendimle ilgili bir şeyler yapmaya karar verdiğimde artık çok ta heyecanlanmadığımı farkettim. Neydi bunlar;
-Sürekli konum değiştirmek, yeni insanlar tanımak, bilim ışığında kendimize yol bulmak etc.
Ama bu süreçte zamanla şunu anladım ki; Dünyevi daha doğrusu maddesel kaynaklara yönelip maneviyatı çoğu zaman 2. planda tutmuşuz.
Yüce Evren sadece kendim için değil; insanlık adına bir şeyler yapabiliyor olmayı, kendinden önce başkalarının da mutlu olmasını sağlamamı destekliyordu.
''Neden bu kadar şeyi karşılıksız yapıyorsun?'' sorusunun cevabı, yukarıda yazdığım cümlemde saklıydı oysa ki...