
her hayalin kapısında bir hayalet bekler
eskilerden çıkıp gelen bir hayalet
walkman
mahallede belime bağlar,kazağımı da içime sokardım ki walkman görünsün diye. hani öyle bir havalıydı meret. canavar gibi pil yer tüm harçlığımı sömürürdü. çoğu zaman içinde ki pil bitik olduğundan kulaklığı kulağımda ve dinler gibi yapar havamı atardım. hani öyle havalıydı
ah be çocuk neredesin,neler yapıyorsun ? çok özledim seni , artık eskisi gibi gelmiyorsun da. biliyorum artık eskisi kadar masun değilim ama sen bi uğra bak sana anlatacak ne çok şey biriktirirdim.
ah be çocuk neredesin,neler yapıyorsun ? çok özledim seni , artık eskisi gibi gelmiyorsun da. biliyorum artık eskisi kadar masun değilim ama sen bi uğra bak sana anlatacak ne çok şey biriktirirdim.
Sözlük yazarlarının hayalleri
Hem devletime hem de kendime fayda sağlayabileceğim ve yanında insanlara istihdam oluşturabileceğim, projelerimi faaliyete geçirip yararlı birşey yapmak istiyorum.
Projeler faaliyete geçmez ise en kötü enjeksiyon fabrikası açıp(ufak çaplı), hem kendime hem insanlara istihdam sağlayıp maddi kazançlar elde etmek istiyorum.
çok amin
Projeler faaliyete geçmez ise en kötü enjeksiyon fabrikası açıp(ufak çaplı), hem kendime hem insanlara istihdam sağlayıp maddi kazançlar elde etmek istiyorum.
çok amin
feryat
Haykırış, çığlık
13 eylül 2019 her çevrimiçi yazar 20 giri yazıyor kampanyası
Böl yut tekniğiyle 10 tane olsa olur mu?
ikna etmenin yolları
Mecbur bırakırsanız, ikna için efor sarfetmenize de gerek kalmayacaktır.
geceye bir şiir bırak
Attila ilhan
Kaptan 4
Cenovaya indiğim sabah seni katiyen göremezdim
aklım başımda değildi küfür gibi huzursuzdum
herkes beni unutmuştu ben kimseyi unutmamıştım
zehra'yı unutmamıştım allahsız gözlerini unutmamıştım
sol böğrüme sanki çıplak bir hançer saplamışlardı
şimdi benim gözlerim paris'te marivaux sinemasında
bir çift kara maça gibi yorgun ve uykusuz
ellerim derseniz marsilya'da garsonla hesaplaşıyor
martini-cin seksen frank on frank da servis
kalbim derseniz onun nerede olduğunu bilmiyorum
hiç kimse kalbimin nerede olduğunu bilmiyor
nihayet seni terk edip gitti diyebilirsiniz
benim acılarım ilâhlar gibi şiirlerimi doğuruyorlar
onları karanlıkta bembeyaz gözleriyle görüyorum
karanlıkta seni görüyorum dudaklarına ellerimi sürüyorum
seni kollarımın arasında tutuyorum ağzından öpüyorum
ikimiz birdenbire austerlitz garı'na gidiyoruz
austerlitz garı önüne bakıyor bizden utanıyor
bir trene binmek rastgele defolup gitmek istiyorum
trenin barında alnımı yağmurlu camlara dayamak
küstah bir duble birayla karşılıklı oturup ağlamak
kalemimde mürekkep kalmıyor insanlar beni görmüyorlar
insanlar kendilerini kaybetmişler onlara acıyorum
ümitsiz bir akrep gibi ben aynı zamanda mağrurum
samaritain'in ışıkları ocağıma düşmüş yalvarıyor
bir roman için fevkalâde oldukları düşünülebilir.
sen bir paket gauloise aldın bir paket mavi gauloise
bense on frangımı amerikan bilârdosuna kaptırdım
seine kıyısında mırç büyük bir hayal kuruyordu
seine kıyısında üçümüz sarhoş bir hayal kuruyorduk
mavi bir ışık vardı ben işte onu kaybettim
ben gölgemi kaybettim max jacob'un şiirlerini
sen avucunda bir lokma rüzgâr tutuyordun
bu rüzgâr için şairliğimi hınzırlığımı kaybettim
aklımdan sen geçiyorsun bir bulut gibi geçiyorsun
dün gece ezberimden çehreni defterime çizdim
sen belki hakikaten bir bulut gibi yolcusun
marsilya'da bir akşam soğuktan tir tir titredim
peter cheyney'in bir kitabını bir kahvede soluksuz bitirdim
vapur ertesi gün saat beş'te kalkacaktı
ölümüm herkesinkinden başka türlü olacak
bunu alahım gibi aşikâr biliyorum
kim ne derse desin biliyorum içime gün gibi doğuyor
on bir gün aç ve susuz gözlerinin içine bakacağım
on ikinci gün jiletle damarlarımı keseceğim.
Kaptan 4
Cenovaya indiğim sabah seni katiyen göremezdim
aklım başımda değildi küfür gibi huzursuzdum
herkes beni unutmuştu ben kimseyi unutmamıştım
zehra'yı unutmamıştım allahsız gözlerini unutmamıştım
sol böğrüme sanki çıplak bir hançer saplamışlardı
şimdi benim gözlerim paris'te marivaux sinemasında
bir çift kara maça gibi yorgun ve uykusuz
ellerim derseniz marsilya'da garsonla hesaplaşıyor
martini-cin seksen frank on frank da servis
kalbim derseniz onun nerede olduğunu bilmiyorum
hiç kimse kalbimin nerede olduğunu bilmiyor
nihayet seni terk edip gitti diyebilirsiniz
benim acılarım ilâhlar gibi şiirlerimi doğuruyorlar
onları karanlıkta bembeyaz gözleriyle görüyorum
karanlıkta seni görüyorum dudaklarına ellerimi sürüyorum
seni kollarımın arasında tutuyorum ağzından öpüyorum
ikimiz birdenbire austerlitz garı'na gidiyoruz
austerlitz garı önüne bakıyor bizden utanıyor
bir trene binmek rastgele defolup gitmek istiyorum
trenin barında alnımı yağmurlu camlara dayamak
küstah bir duble birayla karşılıklı oturup ağlamak
kalemimde mürekkep kalmıyor insanlar beni görmüyorlar
insanlar kendilerini kaybetmişler onlara acıyorum
ümitsiz bir akrep gibi ben aynı zamanda mağrurum
samaritain'in ışıkları ocağıma düşmüş yalvarıyor
bir roman için fevkalâde oldukları düşünülebilir.
sen bir paket gauloise aldın bir paket mavi gauloise
bense on frangımı amerikan bilârdosuna kaptırdım
seine kıyısında mırç büyük bir hayal kuruyordu
seine kıyısında üçümüz sarhoş bir hayal kuruyorduk
mavi bir ışık vardı ben işte onu kaybettim
ben gölgemi kaybettim max jacob'un şiirlerini
sen avucunda bir lokma rüzgâr tutuyordun
bu rüzgâr için şairliğimi hınzırlığımı kaybettim
aklımdan sen geçiyorsun bir bulut gibi geçiyorsun
dün gece ezberimden çehreni defterime çizdim
sen belki hakikaten bir bulut gibi yolcusun
marsilya'da bir akşam soğuktan tir tir titredim
peter cheyney'in bir kitabını bir kahvede soluksuz bitirdim
vapur ertesi gün saat beş'te kalkacaktı
ölümüm herkesinkinden başka türlü olacak
bunu alahım gibi aşikâr biliyorum
kim ne derse desin biliyorum içime gün gibi doğuyor
on bir gün aç ve susuz gözlerinin içine bakacağım
on ikinci gün jiletle damarlarımı keseceğim.
2019 asgari ücret
2 bin liranın üstünde verilecek olan her kuruş, bu ülkede işsizlik olarak geri dönecektir.
Şöyle ki bu ülkede sadece asgari ücretli yok, onunda üstünde alan kıdemliler var. asgari ücrete yapılacak olan zam bir silsileyi tetikler ve her kademenin zam alma zorunluluğu doğar! Durum böyleyken bir çok işletme eleman çıkarmaya yada küçülmeye gitmek zorunda kalır. ( yemeği keser, servisi keser)
Yani aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık hesabı. İnsanları daha refah yaşatayım derken işsizde bırakabilirsiniz.
Bu işin en doğrusu, devletin üretimi artırarak yeni kaynak elde etmesi ve asgari ücretten vergi yükünü kaldırmasıdır. Yoksa sadece kılıçtaroğlu gibi 2. 200 yaptım oldu ile bu iş yürümez.
Şöyle ki bu ülkede sadece asgari ücretli yok, onunda üstünde alan kıdemliler var. asgari ücrete yapılacak olan zam bir silsileyi tetikler ve her kademenin zam alma zorunluluğu doğar! Durum böyleyken bir çok işletme eleman çıkarmaya yada küçülmeye gitmek zorunda kalır. ( yemeği keser, servisi keser)
Yani aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık hesabı. İnsanları daha refah yaşatayım derken işsizde bırakabilirsiniz.
Bu işin en doğrusu, devletin üretimi artırarak yeni kaynak elde etmesi ve asgari ücretten vergi yükünü kaldırmasıdır. Yoksa sadece kılıçtaroğlu gibi 2. 200 yaptım oldu ile bu iş yürümez.