Kuzenimden biliyorum bu durumu...
Bu kişileri sevgiye ve ilgiye boğmak gerekiyor. Erkekleri; askerlik yapmak ve evlilik gibi düşüncelere sahiptirler. Kendileri 1 gün askeriyelerde askerlik görevlerini yerine getirebiliyorlar. Ve son istekleri ise bir kişiyle evlenip, yuva kurmak oluyor.
Hepsi birer candır dediğim insanlardır.
demir perde
Eskilerde kalan bir deyim.
bir kadına neler söylenmemeli
senin ben şerefini sikeyim denmez mesela
normal
Kurala uyan, alışılagelene uyan, düzgüye uygun, düzgülü
kurtar beni
Bir avuç dize ve billur gibi bir ses serpildi yüreğimize.. ağabeyim uğur ışılak
Kaybettim izini, kayboldum
Merhamet et bul kurtar beni
Örselendim bir şikar oldum
Bari avcım ol kurtar beni
Meçhûlün karmaşık resmiyim
Bilmem canlı mıyım, süs müyüm
Kendimin yegâne hasmıyım
Beni benden al kurtar beni
Şaşkınım, düşkünüm, garibim
Bir başka âleme talibim
Gönül elinden muzdaribim
Gel bir nazar kıl kurtar beni
Söz - Beste: Uğur Işılak
Kaybettim izini, kayboldum
Merhamet et bul kurtar beni
Örselendim bir şikar oldum
Bari avcım ol kurtar beni
Meçhûlün karmaşık resmiyim
Bilmem canlı mıyım, süs müyüm
Kendimin yegâne hasmıyım
Beni benden al kurtar beni
Şaşkınım, düşkünüm, garibim
Bir başka âleme talibim
Gönül elinden muzdaribim
Gel bir nazar kıl kurtar beni
Söz - Beste: Uğur Işılak
müslümanlardaki birliktesizlik
Halkın yönetime inançları uğrunda bile karşı gelememesi durumudur.
İki örneğim var. Biri menkıbe biri ise soru?
Menkıbe (spoiler:Zamanın birinde; adamın biri, kasabanın tam ortasına bir “çeşme” yaptırmış... Üzerindeki mermere de şöyle bir yazı yazdırmış: “Bu çeşmeden herkes su içebilir, ama Müslümanlar asla!” Müslümanlar şaşırmış... Çünkü, “çeşme”yi yaptıran bir “Müslüman”, ama o yazıyı yazdıran da aynı Müslüman!
Çıkmış biri Kadı Efendi’nin huzuruna ve şikâyet etmiş adamı... Kadı hazretleri, ertesi gün yaka-paça getirtmiş adamı: “Be adam, bu ne densizliktir!”
Adam, “O yazıyı yazdırmamın bir sebebi var” demiş ve “hikmet”in anlaşılabilmesi için, kendisine “tutuklama yetkisi” verilmesini istemiş. Hikaye bu ya... Kadı da merak etmiş, işin nereye varacağını... Ve, istenen “yetki”yi vermiş.
Adam, dönmüş kasabaya... Aldığı yetkiye dayanarak, önce kasabadaki Haham’ı tutuklamış!... Bütün Yahudiler ayağa kalkmış... Gürültü-patırtı, tepki, protesto derken, varmışlar Kadı Efendi’nin huzuruna: “Haham’ımızı isteriz!” Haber salmış Kadı Efendi kasabaya... Haham \"serbest\" bırakılmış. Birkaç gün sonra, bu defa kilisenin “Papaz”ını tutuklamış çeşmeyi yaptıran adam. Bu defa Hıristiyanlar ayaklanmış... Doğruca Kadı Efendi’nin huzuruna: “Papazımızı isteriz!”
Uzatmayalım... O da \"serbest\" bırakılmış. Çeşmeyi yaptıran adam, bu defa kasabanın tek “imam”ını tutuklayıp, atmış zindana. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş, üç gün geçmiş.... Ne bağıran var, ne çağıran!... Kadı Efendi beklemede... Ne gelen var, ne giden!... Dayanamamış, kendi düşmüş yollara... Gelmiş kasabaya. Gelirken de, karşısına çıkan kasabalılara sormuş: “Sizin bir imamınız vardı, duydum ki tutuklanmış, acaba suçu neydi?”
Dudak bükmüş kasabalı: “Devlet tutuklamışsa, vardır bir sebebi!... Zaten, son günlerde ileri-geri lâflar ediyordu... Çeksin cezasını zindanda!!!”
Kadı Efendi, aldığı bu cevaplardan sonra, gitmiş “çeşmeyi yaptıran adam”a... Kucaklamış onu: “Haklıymışsın!... İmamlarına bile sahip çıkmayan insanların, o çeşmeden su içmeye hakları olamaz!...)
İkincisi ise soru: madem chp camileri ahır yaptı o zaman müslümanlar neden hesap sormadı?
İki örneğim var. Biri menkıbe biri ise soru?
Menkıbe (spoiler:Zamanın birinde; adamın biri, kasabanın tam ortasına bir “çeşme” yaptırmış... Üzerindeki mermere de şöyle bir yazı yazdırmış: “Bu çeşmeden herkes su içebilir, ama Müslümanlar asla!” Müslümanlar şaşırmış... Çünkü, “çeşme”yi yaptıran bir “Müslüman”, ama o yazıyı yazdıran da aynı Müslüman!
Çıkmış biri Kadı Efendi’nin huzuruna ve şikâyet etmiş adamı... Kadı hazretleri, ertesi gün yaka-paça getirtmiş adamı: “Be adam, bu ne densizliktir!”
Adam, “O yazıyı yazdırmamın bir sebebi var” demiş ve “hikmet”in anlaşılabilmesi için, kendisine “tutuklama yetkisi” verilmesini istemiş. Hikaye bu ya... Kadı da merak etmiş, işin nereye varacağını... Ve, istenen “yetki”yi vermiş.
Adam, dönmüş kasabaya... Aldığı yetkiye dayanarak, önce kasabadaki Haham’ı tutuklamış!... Bütün Yahudiler ayağa kalkmış... Gürültü-patırtı, tepki, protesto derken, varmışlar Kadı Efendi’nin huzuruna: “Haham’ımızı isteriz!” Haber salmış Kadı Efendi kasabaya... Haham \"serbest\" bırakılmış. Birkaç gün sonra, bu defa kilisenin “Papaz”ını tutuklamış çeşmeyi yaptıran adam. Bu defa Hıristiyanlar ayaklanmış... Doğruca Kadı Efendi’nin huzuruna: “Papazımızı isteriz!”
Uzatmayalım... O da \"serbest\" bırakılmış. Çeşmeyi yaptıran adam, bu defa kasabanın tek “imam”ını tutuklayıp, atmış zindana. Bir gün geçmiş, iki gün geçmiş, üç gün geçmiş.... Ne bağıran var, ne çağıran!... Kadı Efendi beklemede... Ne gelen var, ne giden!... Dayanamamış, kendi düşmüş yollara... Gelmiş kasabaya. Gelirken de, karşısına çıkan kasabalılara sormuş: “Sizin bir imamınız vardı, duydum ki tutuklanmış, acaba suçu neydi?”
Dudak bükmüş kasabalı: “Devlet tutuklamışsa, vardır bir sebebi!... Zaten, son günlerde ileri-geri lâflar ediyordu... Çeksin cezasını zindanda!!!”
Kadı Efendi, aldığı bu cevaplardan sonra, gitmiş “çeşmeyi yaptıran adam”a... Kucaklamış onu: “Haklıymışsın!... İmamlarına bile sahip çıkmayan insanların, o çeşmeden su içmeye hakları olamaz!...)
İkincisi ise soru: madem chp camileri ahır yaptı o zaman müslümanlar neden hesap sormadı?
sözlük yazarlarının sketchtoy çalışmaları
Tavşan çizmeyi sizden öğrenecek değiliz!!!
[url] http://sketchtoy.com/68815603[/url]
İmza pek olmadı.
[url] http://sketchtoy.com/68815603[/url]
İmza pek olmadı.
yine geliyorum yılanoğlu
Deli deli küpeli filminde Kemal sunal ın canlandırdığı kaymakamın sözü.
(bkz: ben böyle vuruldukça gelirim)
(bkz: ben böyle vuruldukça gelirim)
güven sözlük
1. ay dönümünde Twitter'da denk gelip üyesi olduğum, kısa süreli gözlemlemem sonucu adı gibi güven veren bir sözlük olduğunu hissettiğim yeni sayılabilecek, gelişime açık oluşumdur.
bilimin üzerinde bir otorite olmaması
tam olarak doğru olmayan bir argümandır.
neticede bilimi de biliminsanları denetler.
mesela isaac newton'ın kanunları atomaltı olmayan her yerde çok güzel çalışırken, atomaltı dünyada bir işe yaramamaktadır.
einstein böylece newton'u yargılamış ve "senin kanunların eksik hocam!" demiştir.
tabii her zamanki gibi yobaz bazı biliminsanları "ya einstein bi sigigit çay koy, sen newton'a nasıl laf edersin?" demiş ama einstein haklı çıkmıştır zamanla.
neticede bilimi de biliminsanları denetler.
mesela isaac newton'ın kanunları atomaltı olmayan her yerde çok güzel çalışırken, atomaltı dünyada bir işe yaramamaktadır.
einstein böylece newton'u yargılamış ve "senin kanunların eksik hocam!" demiştir.
tabii her zamanki gibi yobaz bazı biliminsanları "ya einstein bi sigigit çay koy, sen newton'a nasıl laf edersin?" demiş ama einstein haklı çıkmıştır zamanla.
