1960 yapımı film. Gerçek bir hikayeyi anlatışı ve filmde oynayanların bazılarının gerçekten mahkum oluşu filmi ilginç kılıyor. Sonu da epey vurucu. Tek bir sahne nasıl da boğaza yumruyu yerleştiriyor...
Not: spoiler vermeden anlatma yeteneğim olmadığı için film hakkında daha fazla bilgi veremeyeceğim maalesef. Ama siz izleyin, izlettirin. Pişman olmazsınız.
saygın
Saygı gören, sayılan, hatırlı, itibarlı, muteber.
9 yaşındaki çocuğun intihar etmesi
korkunç bir eylem. ayrıca kocaeli'nin kartepe ilçesinde birkaç gün önce yaşanmış olayın acı bir tablosu. suriye uyruklu vail el s. mezarlık kapısında iple asılı bir şekilde bulundu. mülteci hakları derneği'nin avukatları bu konu ile ilgileniyor olup ilk bulgu intiharın okulda gerçekleşen dışlama sebebiyle olduğudur.
Peki bu duruma küçücük bir çocuğu sürükleyen nedir? ırkçılık. ülkemizin %80'inin malum mültecilere ite kalka, söve döve gerçekleştirdiği ve bunu ballandıra ballandıra duyurduğu teşvik ettiği davranışlardır. peki bu ülkenin % kaçı müslümandır? son anketlere göre Allah'ın varlığına ve birliğine inanan kişi oranı 89.5'dir. Fakat görünen budur. gerçekten müslüman gibi davranan, kuranı okuyan, islamı yaşayan kişi oranı %10 bile değildir. bu iddia değil gerçektir. görünendir, ülkenin geldiği halden bu belli olmaktadır.
ailesinden, çevresinden, arkadaşlarından sürekli dolduruşa getirilen çocuklar artık ırkçı büyütülmektedir. öyle ki evde annelerinin babalarının söyledikleriyle okuldaki suriyeli arkadaşlarını dışlamaktadır. sadece öğrenciler mi? elbette değil, bunda eğitimcilerimizin de payı olduğu gerçeği korkunç. yolda görüldüğü zaman dövülecek gibi baktığımız insanlar, nice acıları yaşayıp gelen, çoğunun ailesinin katledildiği insanlara birer atık gözüyle bakıyoruz. itip kalkıyoruz, "gitsinler" çığlıkları atıyoruz. Savaştan kaçmışlar vatanlarını korusalardı diye ahkam kesiyoruz. yedikleri 1 lokmaya dahi göz dikiyoruz. verdiğimiz vergiler ile besleniyorlar diye kendimizi onların sahipleri sanıyoruz. kibirimizle kavruluyoruz. ilginç kıyaslamalar yapıyoruz. savunan olduğu zaman "çok istersen al evine besle" diyoruz. bu dünyaya sadece kendimiz yaşmak için geliyoruz. kuranın emrettiği ne varsa karşı geliyoruz, parantezler açıp "o hariç", "bu hariç" diyoruz keyfimize göre yorumluyoruz.
Yalnızca bizim vergilerimizle bu kervan yürüyor sanıyoruz, gelen yardımları göz ardı ediyoruz. mülteciler için dikilecek olan bir tuğlaya dahi düşman oluyoruz. 1 kişiye bakıp milyonlarca insanı yargılıyoruz. yetmiyor biz çok çok iyiyiz ya hamile mültecilere tecavüz edip öldürüyoruz. yolda omuz atıyoruz, keyfimiz istedi diye bıçaklıyoruz. ama iş yerlerimizde, bahçelerimizde aç susuz 20 saati 10 liraya çalıştırmayı da çok iyi biliyoruz. en zor işleri çok çok ucuz ücretler ile yükleyip üzerine bir de sigara yakıyoruz.
ölüm bize yok sanıyoruz, her şeyden önce allah'ın gazabını unutuyoruz. merhametimizi yitiriyoruz, kalplerimizi taşlaştırıyoruz. sahi bunca kötülüğün içerisinde neden yaşıyoruz?
başımıza gelecek var, yeterince ders almıyoruz. iyisiyle, kötüsüyle, kurusuyla, yaşıyla ödeyeceğimiz bir hesap var. hepimiz için yaklaşıyor.
ama boş verin bi hep birlikte bir kere daha haykıralım
"pis suriyeliler, defolun ülkemizden!"
kaynak
Peki bu duruma küçücük bir çocuğu sürükleyen nedir? ırkçılık. ülkemizin %80'inin malum mültecilere ite kalka, söve döve gerçekleştirdiği ve bunu ballandıra ballandıra duyurduğu teşvik ettiği davranışlardır. peki bu ülkenin % kaçı müslümandır? son anketlere göre Allah'ın varlığına ve birliğine inanan kişi oranı 89.5'dir. Fakat görünen budur. gerçekten müslüman gibi davranan, kuranı okuyan, islamı yaşayan kişi oranı %10 bile değildir. bu iddia değil gerçektir. görünendir, ülkenin geldiği halden bu belli olmaktadır.
ailesinden, çevresinden, arkadaşlarından sürekli dolduruşa getirilen çocuklar artık ırkçı büyütülmektedir. öyle ki evde annelerinin babalarının söyledikleriyle okuldaki suriyeli arkadaşlarını dışlamaktadır. sadece öğrenciler mi? elbette değil, bunda eğitimcilerimizin de payı olduğu gerçeği korkunç. yolda görüldüğü zaman dövülecek gibi baktığımız insanlar, nice acıları yaşayıp gelen, çoğunun ailesinin katledildiği insanlara birer atık gözüyle bakıyoruz. itip kalkıyoruz, "gitsinler" çığlıkları atıyoruz. Savaştan kaçmışlar vatanlarını korusalardı diye ahkam kesiyoruz. yedikleri 1 lokmaya dahi göz dikiyoruz. verdiğimiz vergiler ile besleniyorlar diye kendimizi onların sahipleri sanıyoruz. kibirimizle kavruluyoruz. ilginç kıyaslamalar yapıyoruz. savunan olduğu zaman "çok istersen al evine besle" diyoruz. bu dünyaya sadece kendimiz yaşmak için geliyoruz. kuranın emrettiği ne varsa karşı geliyoruz, parantezler açıp "o hariç", "bu hariç" diyoruz keyfimize göre yorumluyoruz.
Yalnızca bizim vergilerimizle bu kervan yürüyor sanıyoruz, gelen yardımları göz ardı ediyoruz. mülteciler için dikilecek olan bir tuğlaya dahi düşman oluyoruz. 1 kişiye bakıp milyonlarca insanı yargılıyoruz. yetmiyor biz çok çok iyiyiz ya hamile mültecilere tecavüz edip öldürüyoruz. yolda omuz atıyoruz, keyfimiz istedi diye bıçaklıyoruz. ama iş yerlerimizde, bahçelerimizde aç susuz 20 saati 10 liraya çalıştırmayı da çok iyi biliyoruz. en zor işleri çok çok ucuz ücretler ile yükleyip üzerine bir de sigara yakıyoruz.
ölüm bize yok sanıyoruz, her şeyden önce allah'ın gazabını unutuyoruz. merhametimizi yitiriyoruz, kalplerimizi taşlaştırıyoruz. sahi bunca kötülüğün içerisinde neden yaşıyoruz?
başımıza gelecek var, yeterince ders almıyoruz. iyisiyle, kötüsüyle, kurusuyla, yaşıyla ödeyeceğimiz bir hesap var. hepimiz için yaklaşıyor.
ama boş verin bi hep birlikte bir kere daha haykıralım
"pis suriyeliler, defolun ülkemizden!"
kaynak
sevgilinin sıkıcı olması
Düşündüren bir ifade. Sevgilinse sıkıcı bulamazsın, sıkıcı buluyorsan da "sevgilim" dediğin kişi sevgilin değildir zaten.
sakal bırakmak
Yaklaşık 12 yıldır kirli sakallıdan hallice bir arkadaşınız olarak kıdemli sayılacağım eylemdir.
"Kıl bir insanı ne kadar değiştirir?"in cevabıdır sakal bırakmak.
Bırakın görün swh
"Kıl bir insanı ne kadar değiştirir?"in cevabıdır sakal bırakmak.
Bırakın görün swh
bohem tarzı
Derbeder, başıboş, özgür ruhlu ve rahatına düşkünlerin kısaca kendilerini buldukları stildir.
Çingene, hippi tarzından yola çıkarak oluşan akım zamanla umursamaz ve rahat tavırlarını tarzına da yansıtmıştır. Tüylü parçalar, Püskül, tropikal desenler, farklı etnik dokumalar ve el işi parçalar kaftanlar, toprak tonlarındaki seçimler, örgüler bu tarzın parçaları arasında olmazsa olmazlarındandır.
Çingene, hippi tarzından yola çıkarak oluşan akım zamanla umursamaz ve rahat tavırlarını tarzına da yansıtmıştır. Tüylü parçalar, Püskül, tropikal desenler, farklı etnik dokumalar ve el işi parçalar kaftanlar, toprak tonlarındaki seçimler, örgüler bu tarzın parçaları arasında olmazsa olmazlarındandır.
asgari ücretin 2 bin 20 tl olması
ak partinin bir başka kötü yönetimine apaçık bir örnektir. Asgari ücretin artması gerçekten çok ama çok sevindirici. Ben ilk 2020 tl yi duyduğumda çok sevindim. Güzel bir olay.
İşin diğer bir sosyolojik açısı ise ülkede orta sınıfın yok edilmesi olayını gündeme getirecektir. İşverenler herkesi asgari ücret yapıp yolunda devam edecektir. Ya herkesi asgari ücretli yapacaklar yada en az çalışan sayısının %10 kadar işçi çıkartacaklar.
klasik söylemdir.
ak parti döneminde gerçekleşmiştir
İşin diğer bir sosyolojik açısı ise ülkede orta sınıfın yok edilmesi olayını gündeme getirecektir. İşverenler herkesi asgari ücret yapıp yolunda devam edecektir. Ya herkesi asgari ücretli yapacaklar yada en az çalışan sayısının %10 kadar işçi çıkartacaklar.
klasik söylemdir.
ak parti döneminde gerçekleşmiştir
güven sözlük 6. ay dönümü
İlk sözlük deneyimi olan biri olarak çok mutlu olduğumu söylemeliyim. Ortada bir emek ve bir dava var aslında. Objektif, herkese hitap edebilen ama çizgisinden de ödün vermeyen bir tabloyu her yerde görmek takdir edilir ki mümkün değildir. Her şeyden önce bu yönüyle bakılmalıdır. Bismillah denilip çıkılan yolda nice 6 aylara, 6 yıllara ve 60 yıllara inşallah.
eksen
Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver


