benim görüşüme göre; gerçek manada imparatorluk vasfı taşıyan son devletti. ingiltere, japonya vs vardı ama bunlar daha çok kolonizer şekilde hareket ediyorlardı. osmanlı ise roma gibi gittiği yeri kendinden bir parça haline getirmek için uğraşan bir yapdaydı.
yani benim gördüğüm budur, bu çeşit imparatorlukların da sonuna gelinmişti 19. ve 20. yüzyıl itibariyle. neticede gelişen olaylarla türkiye cumhuriyeti'ne bıraktı yerini. reklam arası, darbe vs değil tarihin gerçekleridir cumhuriyete giden süre. cumhuriyetimiz canımız, kuranlardan da yaşatanlardan da allah razı olsun.
erkeklerin en masum olduğu an
Nikah masasında, özellikle imza attığı o an.
koleksiyon
Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü
teati
ita eylemek.
macera
Baştan geçen ilginç olay veya olaylar zinciri, serüven, sergüzeşt, avantür
satranç
siyah beyaz renkli ve altmış dört kareli bir tahta üzerinde, yine siyah ve beyaz renkli, değerleri ve adları değişik olan on altışar taşla iki kişi arasında oynanan bir düşünce oyunu.

ehliyetsiz yakalanan öğretmenin polis memuruna çığlıkları
Ekşi de olayın iç yüzünü anlatan bir öğrencisinin alıntısını aşağı bırakıyor. ( bu vesile ile düşünmeden konuşanlara güzel bir ders olur umarım. )
malum olayda adı geçen öğretim üyesi dr. özlem atan tarlacı'nın daha önce iki dersini almış ve kendisini 5 senedir tanıyan birisiyim, gerek derslerde gerekse ders dışında son derece sakin ve anlayışlı olan özlem hocayla ilgili çıkan haberin videosunu izlediğimde fazlasıyla şaşırarak hocamı arama gereği duydum.
olay tahmin ettiğim gibi kamuoyuna yansıtılandan çok farklı şekilde bizzat hoca tarafından anlatıldı, şu an kendisi savcılıkta, kendisinin söylediklerini sözlükte duyuracağımı belirttiğim ve kabul ettiği için burada paylaşıyorum, sizlerden ricam twitter ve diğer sosyal medya uygulamalarında kendisine gerekilen desteği vermenizdir, çok klişe olacak biliyorum ama bu olayı sizin bir yakınınızın yaşamaması sadece tesadüftür.
özlem hoca konuşmamızda olayı şu şekilde anlattı;
"üniversitede gerçekleşen önemli bir toplantıya yetişmek üzere aracımı sürüyordum, bu esnada trafik polisi durmamı istedi, ehliyet ve ruhsatı kendilerine verdiğimde ehliyetimin kırık olduğunu öne sürerek bu ehliyeti kabul etmeyeceklerini bildirdiler, kendilerine ehliyetimin olduğunu ve ehliyetsiz araba kullanmaktan ceza veremeyeceklerini söyledim, önemli bir toplantıya yetişmek durumunda olduğumu belirttim, kendileri bana herhangi bir şey söylemeden uzun bir süre beklettiler, kendimi tanıtarak sizin gibi bir çok polis öğrencim var bana saygıda kusur etmezler, ben sizleri onlardan ayırmıyorum dedim, o sırada polis "banane öğretmensen, hocaysan" dedi ve ehliyetim olmasına rağmen ehliyetsiz araba kullanmaktan ceza kesti, uzlaşmacı bir tavırla memur olduğunu sabit bir gelire sahip olduğumu bu cezanın hem ağır hem de lüzumsuz olduğunu söyledim diğer polis cebinden çıkardığı telefonla beni videoya kaydetmeye başlayınca sinir krizi geçirdim, ben de polis memurlarının ve polis arabasının fotoğraflarını çektim, toplantıya gitmek üzere yola koyuldum aradan 1 ay geçtikten sonra video görüntülerinin basına servis edildiğini üzülerek öğrendim, hukuki olarak sürecin takipçisi olacağım."
yazar : highwaytoheel
malum olayda adı geçen öğretim üyesi dr. özlem atan tarlacı'nın daha önce iki dersini almış ve kendisini 5 senedir tanıyan birisiyim, gerek derslerde gerekse ders dışında son derece sakin ve anlayışlı olan özlem hocayla ilgili çıkan haberin videosunu izlediğimde fazlasıyla şaşırarak hocamı arama gereği duydum.
olay tahmin ettiğim gibi kamuoyuna yansıtılandan çok farklı şekilde bizzat hoca tarafından anlatıldı, şu an kendisi savcılıkta, kendisinin söylediklerini sözlükte duyuracağımı belirttiğim ve kabul ettiği için burada paylaşıyorum, sizlerden ricam twitter ve diğer sosyal medya uygulamalarında kendisine gerekilen desteği vermenizdir, çok klişe olacak biliyorum ama bu olayı sizin bir yakınınızın yaşamaması sadece tesadüftür.
özlem hoca konuşmamızda olayı şu şekilde anlattı;
"üniversitede gerçekleşen önemli bir toplantıya yetişmek üzere aracımı sürüyordum, bu esnada trafik polisi durmamı istedi, ehliyet ve ruhsatı kendilerine verdiğimde ehliyetimin kırık olduğunu öne sürerek bu ehliyeti kabul etmeyeceklerini bildirdiler, kendilerine ehliyetimin olduğunu ve ehliyetsiz araba kullanmaktan ceza veremeyeceklerini söyledim, önemli bir toplantıya yetişmek durumunda olduğumu belirttim, kendileri bana herhangi bir şey söylemeden uzun bir süre beklettiler, kendimi tanıtarak sizin gibi bir çok polis öğrencim var bana saygıda kusur etmezler, ben sizleri onlardan ayırmıyorum dedim, o sırada polis "banane öğretmensen, hocaysan" dedi ve ehliyetim olmasına rağmen ehliyetsiz araba kullanmaktan ceza kesti, uzlaşmacı bir tavırla memur olduğunu sabit bir gelire sahip olduğumu bu cezanın hem ağır hem de lüzumsuz olduğunu söyledim diğer polis cebinden çıkardığı telefonla beni videoya kaydetmeye başlayınca sinir krizi geçirdim, ben de polis memurlarının ve polis arabasının fotoğraflarını çektim, toplantıya gitmek üzere yola koyuldum aradan 1 ay geçtikten sonra video görüntülerinin basına servis edildiğini üzülerek öğrendim, hukuki olarak sürecin takipçisi olacağım."
yazar : highwaytoheel
herothefero
Nickinin hangi manaya gelemediğini çözemediğim yazarlardan birisi yine karşımda.
-Hero- tamam
-the- zaten tamam
Ama
-fero-?
Muhtemelen özelliği olması lazım ya da kısaltma acaba kod adımı?!
Bizi bu sorunsallardan kurtarması için bir an önce aramıza katılıp, bu sorunun cevabını verecektir diye umut ediyorum.
Sevgili 1. Nesil yazarımız, Geldiğinizde -hoş geldin- yazımı da görürsünüz umarım.
kafası karışan admin
-Hero- tamam
-the- zaten tamam
Ama
-fero-?
Muhtemelen özelliği olması lazım ya da kısaltma acaba kod adımı?!
Bizi bu sorunsallardan kurtarması için bir an önce aramıza katılıp, bu sorunun cevabını verecektir diye umut ediyorum.
Sevgili 1. Nesil yazarımız, Geldiğinizde -hoş geldin- yazımı da görürsünüz umarım.
kafası karışan admin
kamet getirmek
Namaza davet sonrasında kalkılması için “kad kāmeti's-salâ” diyerek ezan okumak.
dokunmak
asla gerçekleştiremediğimiz bir yanılsamadır. her şey atomlardan ve atomların %99'u boşluklardan oluşur. yani aslında her şeyin iç içe geçebiliyor olması lazım ama atomların etrafında hızlı dönen elektronlar, diğer atomların iç içe geçmesini engelliyor. üstelik bu itici güç, atomların birbirine yakınlığı ile de doğru orantılı olarak büyüyor. elinizle bir nesneye dokunduğunuzda atom hızları daha yavaş olsaydı, parmağınız nesnenin içinden geçerdi. Ancak uyguladığınız basınç arttıkça, nesnenin elektronlarının da direnci artıyor. bu yüzden aslında hiç bir şeye "gerçekten" dokunmuş olmuyorsunuz. dokunduğumuzu zannettiğimiz nesnelerle aramızda aslında 10e-8 metre uzaklık bulunduğunun farkında bile değiliz. bu da bence yüce Allah'ın kainatı anlamak için neden sadece fiziğin yeterli olmadığını, metafiziğe ihtiyaç duyduğumuzun bir başka anlatım şekli. madem ki hiç bir şeye dokunamıyoruz, neden onu sadece fiziksel olarak tanımlamaya çalışıyoruz? neden maddenin mânâ alemindeki yerine odaklanmıyoruz?
ve madem dokunamıyoruz, dokunduğumuzu zannettiklerimizi neden sahipleniyoruz?
ve madem dokunamıyoruz, dokunduğumuzu zannettiklerimizi neden sahipleniyoruz?