bu soruyu ursula le guin ve sait faik abasıyanık olarak cevaplamak istiyorum. biri feminizmle bilim kurguyu birleştirirken diğeri hayatın bütün karmaşasıyla görmezden geldiğimiz bütün detayları o kadar güzel anlatır ki sevmesek ayıp etmiş oluruz biz de.
7 gün 24 saat kesintisiz ve hard time bedavaya calisan, asla öfff pöfff demeyen, dünyanin en zor meslegini ifa eden kadina anne denir. ugruna, cennet ayaklari altina serilmistir. haklari 1000 yil sirtta tasinsa ödenmeyecek meleklerdir.
Kahaled hosseini tarafından kaleme alınmış ve dünyanın bir çok ülkesinde çok satanlarda 1 numaraya çıkabilmiş bir Afgan hikayesi.
Kitap için söyleyeceğim tek şey "okunurken ağlanılası kitap"
Kitapta ki yaşanan hikaye içinde bir şey söylemek lazım.
"cehalet çok kötü bir şey" cahil ülkelerin insanlarının, ülkelerinin nasıl kaybedildiğini okurken iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
"Din" dediğiniz şeyi siyasetin oyuncağı haline getirdiğinizde başınıza neler geleceğini size apaçık gösteriyor.
Bugün içinde bulunduğumuz durum sanki dünün Afganistanı gibi, iranı gibi !
Bu kitabı okuyun, okutturun inanın hayatınıza çok şey katacak.
Sakın kitabını okumadan filmini izlemeyin, çok ama çok pişman olursunuz.
23 Mart 1839'da ABD'nin Boston kentinde çıkan Boston Morning Post gazetesinde uzun bir paragrafın altındaki İngilizce "all correct" yani "hepsi doğru" kelimesi, yanlışlıkla ya da şaka amacıyla OK harfleriyle yer almasıyla oluşmuştur.