Tam bir ayrışma örneği olabilecek başlık iken bir minik bir hatırlatmada bulunayım;
Atatürk'ün değerleriyle oynayıp, islam yanlılarını da ve değerlerini de birbiriyle çakıştırıp bir güzel de karıştırıp, ohh kulak memesi kıvamına getirip, 180 derece fırında olan biten kabarmaları zevkle izlemek gafletine düşen “ah benim gerizekalılarım!”
Atatürk'ü sevip müslüman olanda bizim toplumumuz, keza türbe ziyareti yaparken atasını kalbinde taşıyan yine bizim toplumumuz.
Hepsi bizim!
Hepsi biziz!
Yalnız bu çarpık ilişkilerin senaristleri, dış güçler'in mantalitesinde yürütüldüğünü zanneden, o hiç tanıyamadığımız Elalem ise; ne bu ülkenin müslüman çoğunluğunun Yani islamın Peygamberi Hz.Muhammed Mustafa'yı Ne de bu ülkenin değeri Mustafa Kemal Atatürk, ne de diğer özlü değerler umrundadır!
Kaostan beslenen yaratıklar kuyunuza dolacağınız gün, bir cehennem uzaklığında bir ateş yakınlığındadır.
şeytanın en çok kullandığı cümleler
Amaan bi kereden bişi olmaz
abd resmi donanma hesabının istanbul boğazı görseli
ABD'nin USNavy isimli resmi deniz kuvvetleri hesabı twitter'da kapak fotoğrafını güncellemiş. Koydukları görselde epey dikkat çekici. Bir abd gemisinin üzerinden istanbul boğazına doğru görüntüsüne yer verilmiş.

mesele bunlar olunca ne kadar masum algılanabilir o tartışılır. belki bir tehdit belki bir gönderme ibaresi.
Biz de onlara bir mesaj gönderelim:

mesele bunlar olunca ne kadar masum algılanabilir o tartışılır. belki bir tehdit belki bir gönderme ibaresi.
Biz de onlara bir mesaj gönderelim:

haluk levent ve kelebek kız elfidanın buluşması
duygulandıran buluşmadır.haluk levent güzel insan çok güzel bir yolculuğa çıktı kendi ve sevenleri araclığıyla iyi işler yapıyor allah yardımcısı olsun ki daha çok insana ulaşabilsin.
haber olmayan haberler
sinan akçıl'ın evlenmesi
alişan'ın evlenmesi
gibi gibi. duymasak da olur yani. sahibinin değeri olmayan şeyin haber değeri de olmaz.
alişan'ın evlenmesi
gibi gibi. duymasak da olur yani. sahibinin değeri olmayan şeyin haber değeri de olmaz.
demir perde
Eskilerde kalan bir deyim.
komşu çocuğu
Her türlü kıyaslama ve kıyaslanma sebebidir. En iyi dostluklar bile bozulabilir.
ıota mıota
IOTA, kalabalık dijital para birimi sahasının yeni oyuncusu.
Blok zincir ağına dayanmayan IOTA, Tangle adını taşıyan alternatif bir dağıtımcı hesap sistemine dayanıyor.
Microsoft, Fujitsu ve diğer başka şirketlerle işbirliği yapan bu yeni dijital para birimi, 'nesnelerin interneti' alanında kendini ilk piyasa alanı olarak tanımlıyor.
IOTA diğerlerinden biraz daha farklı bir para birimi çünkü ne madencisi var ne de işlem ücreti. İnternete bağlı olmadan da işlem gerçekleştirilebiliyor.
Blok zincir ağına dayanmayan IOTA, Tangle adını taşıyan alternatif bir dağıtımcı hesap sistemine dayanıyor.
Microsoft, Fujitsu ve diğer başka şirketlerle işbirliği yapan bu yeni dijital para birimi, 'nesnelerin interneti' alanında kendini ilk piyasa alanı olarak tanımlıyor.
IOTA diğerlerinden biraz daha farklı bir para birimi çünkü ne madencisi var ne de işlem ücreti. İnternete bağlı olmadan da işlem gerçekleştirilebiliyor.
kadir mısıroğlu
Kadir Mısıroğlu, 24 Ocak 1933 tarihinde Trabzon'da dünyaya geldi.
İlk ve orta öğrenimini Akçaabat'ta tamamladıktan sonra lise öğrenimini Trabzon şehrinde tamamladı. Ardından 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitime başladı.
Öğrencilik zamanlarında birçok öğrenci yurdu açıp çalıştırdı. Henüz hukuk fakültesinde eğitim gördüğü zamanlarda dahi hukuktan çok tarihe ilgi duyan Mısıroğlu, Türkiye'nin yakın tarihi ile ilgili araştırmalar yapmaya başladı.
Aynı yıllarda Toprak dergisinde yazı yazdı.
1964 senesinde ilk eseri olan “Lozan Zafer mi Hezimet mi?” kitabının ilk cildini yayınladı. Aynı sene Sebil Yayınevi'ni kurdu. 1970 senesinde genişletilmiş ikinci kitabı 5816 sayılı kanuna muhalefet gerekçesiyle toplattırıldı. Hakkında dava açılan Mısıroğlu, 1974 genel affı sayesinde ceza almamıştır.
1970 senesinin Ocak ayında, Millî Türk Talebe Birliği'nde Harf Devrimi ile alakalı verdiği bir konferansı dava bahane edilerek, hakkında Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkûmiyet kararı verildi. Daha sonra 1976 yılının başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil dergisini çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden sayısız dava açıldı.
1977 Türkiye Genel Seçimlerinde Milli Selamet Partisi'nden Trabzon milletvekili adayı oldu. Listede ikinci sıraya konan Mısıroğlu, milletvekili seçilemedi.
1978 senesinde MSP Genel İdare Kurulu'na seçildi. 12 Eylül darbesi ile MSP Genel İdare Kurulu hakkında tutuklama kararı verilince daha önceki davaları ile bunun birleşmesi daha büyük bir ceza getireceği için yurt dışına gitmek zorunda kaldı.
Mısıroğlu, Türkiye'den ayrıldıktan sonra ailesini de Almanya'ya getirtti. 1983 yılı başlarında gazete, radyo ve televizyon anonslarıyla Türkiye'ye dönmeye davet edilen Kadir Mısıroğlu, bu davetlere uymadığı için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Bu sebeple Birleşik Krallık'tan siyasi iltica hakkı istedi. Bunun için 7 Eylül 1983 tarihli ve 18158 numaralı kararın yayınlandığı Resmî Gazete'yi göstermesi yeterli oldu. Sonrasında ailesinden kalan gayri menkulleri hazinece haraç-mezat sattırıldı. Ailesiyle Londra'da yaşarken geçimini sağlayacak bir iş kuramadığından bir buçuk yıl sonra mecburen Almanya'ya döndü. 11 yıllık yurt dışı hayatından sonra 1991 senesinde Türkiye'ye geri döndü.
Kadir Mısıroğlu şu an takipçilerinden gelen soruları her Cumartesi başkanlığını yürüttüğü Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı'nda cevaplamaktadır.
ESERLERİ
Lozan Zafer mi Hezimet mi?
Macar İhtilali
Yunan Mezalimi
Kurtuluş Savaşı'ndaki Sarıklı Mücahidler
Amerika'da Zenci Müslümanlık Hareketi
Musul Meselesi ve Irak Türkleri
Osmanoğulları'nın Dramı
Ali Şükrü Bey
İlk ve orta öğrenimini Akçaabat'ta tamamladıktan sonra lise öğrenimini Trabzon şehrinde tamamladı. Ardından 1954 senesinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitime başladı.
Öğrencilik zamanlarında birçok öğrenci yurdu açıp çalıştırdı. Henüz hukuk fakültesinde eğitim gördüğü zamanlarda dahi hukuktan çok tarihe ilgi duyan Mısıroğlu, Türkiye'nin yakın tarihi ile ilgili araştırmalar yapmaya başladı.
Aynı yıllarda Toprak dergisinde yazı yazdı.
1964 senesinde ilk eseri olan “Lozan Zafer mi Hezimet mi?” kitabının ilk cildini yayınladı. Aynı sene Sebil Yayınevi'ni kurdu. 1970 senesinde genişletilmiş ikinci kitabı 5816 sayılı kanuna muhalefet gerekçesiyle toplattırıldı. Hakkında dava açılan Mısıroğlu, 1974 genel affı sayesinde ceza almamıştır.
1970 senesinin Ocak ayında, Millî Türk Talebe Birliği'nde Harf Devrimi ile alakalı verdiği bir konferansı dava bahane edilerek, hakkında Eskişehir Örfi İdare Mahkemesi'nce mahkûmiyet kararı verildi. Daha sonra 1976 yılının başından itibaren İslami bir dergi olan Sebil dergisini çıkarmaya başladı. Bu dergideki birtakım yazılarından dolayı kısa bir müddet sonra hakkında 163. maddeye istinaden sayısız dava açıldı.
1977 Türkiye Genel Seçimlerinde Milli Selamet Partisi'nden Trabzon milletvekili adayı oldu. Listede ikinci sıraya konan Mısıroğlu, milletvekili seçilemedi.
1978 senesinde MSP Genel İdare Kurulu'na seçildi. 12 Eylül darbesi ile MSP Genel İdare Kurulu hakkında tutuklama kararı verilince daha önceki davaları ile bunun birleşmesi daha büyük bir ceza getireceği için yurt dışına gitmek zorunda kaldı.
Mısıroğlu, Türkiye'den ayrıldıktan sonra ailesini de Almanya'ya getirtti. 1983 yılı başlarında gazete, radyo ve televizyon anonslarıyla Türkiye'ye dönmeye davet edilen Kadir Mısıroğlu, bu davetlere uymadığı için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Bu sebeple Birleşik Krallık'tan siyasi iltica hakkı istedi. Bunun için 7 Eylül 1983 tarihli ve 18158 numaralı kararın yayınlandığı Resmî Gazete'yi göstermesi yeterli oldu. Sonrasında ailesinden kalan gayri menkulleri hazinece haraç-mezat sattırıldı. Ailesiyle Londra'da yaşarken geçimini sağlayacak bir iş kuramadığından bir buçuk yıl sonra mecburen Almanya'ya döndü. 11 yıllık yurt dışı hayatından sonra 1991 senesinde Türkiye'ye geri döndü.
Kadir Mısıroğlu şu an takipçilerinden gelen soruları her Cumartesi başkanlığını yürüttüğü Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı'nda cevaplamaktadır.
ESERLERİ
Lozan Zafer mi Hezimet mi?
Macar İhtilali
Yunan Mezalimi
Kurtuluş Savaşı'ndaki Sarıklı Mücahidler
Amerika'da Zenci Müslümanlık Hareketi
Musul Meselesi ve Irak Türkleri
Osmanoğulları'nın Dramı
Ali Şükrü Bey
büyük strateji
ÇOK MÜHİMDİR
SOYAĞACI GERÇEĞİ ILE TÜRKIYE'DE GEÇMIŞI (ASIL SOYU) BELLİ OLANLAR NEDEN KUDURDULAR?
(ERDOĞAN' ın MÜTHİŞ OYUNU)
YAHUDİ ASILLILAR NASIL DEŞİFRE EDİLDİ
■ Uzun yıllardır Başbakanlık arşivinde çalışan bir hocamla sohbet ederken , Sn Recep Tayyip Erdoğan'ın arşiv merakından bahsetmiş... "Asıl amacı devletin geçmişini öğrenmek" demişti.
■ Öncelikle 1934 yılında yapılan soyadı kanununu ele alalım.
■ Arasıra benim de faydalandığım Başbakanlık arşivi halka açılmadan önce, Erdoğan soyağacı ve soyadı ile ilgili tüm arşivleri araştırıp dijital ortama aktarılmasını tamamlattı.
■ Tabi ki bu Türkiye'deki SOYSUZLARI HEM RAHATSIZ ETTİ, HEM DE PANİKLETTİ.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Yunanistan ve Avrupa'daki 100.000 lerce Yahudiyi Türkiye'ye getirip bunlara Ahmet, Mehmet , Ali , Zeynep, Fatma ... isimlerini vererek, bizlerden birileri gibi kamufle edip, başta İstanbul ve Batı illeri ağırlıklı olarak Türkiye'ye yerleştirip yaydılar. Bir de soyadı kanunu ile bunlara Türk ve İslamî soyadları vererek gizlediler..
■ Türk Sanayisini , en verimli toprakları ve en güzel semtleri de bunlara teslim ettiler.
90 yıldır da Türk Sanayisi bunların elinde. Hiç bir şekilde kendilerine rakip olacak milli sanayicilere izin vermediler. Hem kendi güçlerini kullandılar; hem de Devletin gücünü kullanarak milli ve yerli sanayiyi hep kontrolde ve alt seviyede tuttular..
■ İkincisi Üniversitelerimiz ve Medya hep bunların kontrolleri altında kaldı.
■ Bu sayede Türk toplumunu hep kontrolleri altında tuttular.
■ Ta ki ARŞİVLER AÇILINCAYA KADAR.
Sn Erdoğan'ın Soyağacı çalışması bunları çokça rahatsız etti..
■ Tüm Kripto Yahudiler iyot gibi ortaya çıktılar... iki göbek öncesi yahudi oldukları ortaya çıktı.
Bu da bunların çıldırmalarına yetti.
■ Aslında bu olaydan sonra Sn. Erdoğan'a birçok kez meydan okudular.
Artık kendilerini gizlemeye gerek duymuyorlar sanki, biz daha güçlüyüz imasını açıkça belirtiyorlar.
■ SON TÜSİAD başkanlık seçimi bunun açık bir örneğidir.
Artık gizlemiyorlar. Hatta Türk bile olmayan Avrupa'lı bir Yahudiyi TÜSİAD a başkan seçerek açıkça meydan okuyorlar.
Neyse biz konumuza dönelim.
■ Erdoğan bu durumu öğrendikten sonra ne yaptı :
1-) Bunların egemenliğindeki Medyayı sessiz ve sakince ellerinden aldı, medya güçlerini azalttı.
2-) Ellerindeki sanayi gücüne karşı yeni bir milli sanayi gücü oluşturdu.
3-) Savunma sanayindeki hiç bir çalışmayı bunlara teslim etmedi.
Gün geçtikçe etkilerini azalttı ve azaltmaya devam ediyor. ..
Bir de siyasi bir hamle yaparak tüm bu bilgi ve belgeleri Sn. Devlet Bahçeli'ye açarak Milli ve Güçlü bir cephe oluşturdu.
■ İŞTE BU DURUM İÇERDE VE DIŞARDA SİYONİST YAHUDİLERİ ÇILGINA ÇEVİRDİ. Ellerinden gelse bu ülkeyi yakıp yıkacaklar ama güçleri yetmiyor...
■ En büyük hayal kırıklığı da Türkiye'nin Başkanlık sistemine geçmesiyle oldu.
■ Şimdi bu hainler ve içerideki piyonlarının tek ümitleri kaldı. O da 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur ittifakını yenilgiye uğratmak..
Onun için CHP -IP-SP-HDP ortaklıgında milyonlarca yalan iftira havada uçuşuyor.
Yoksa mı ?
BU İSLAM BELDESİNDE KURDUKLARI SALTANAT 31 MART'ta yıkılacak..Mutlaka saltanatları yıkılmalıdir. Yıllarca bu halkın sırtından geçindiler.
Medyanin bir kismi ellerinden gidince "yandaş medya" yakiştirmasi cikarildi, bütün bunlar Erdogan'in haklılıgını bir kez daha ortaya cikti. Bu durumda Erdogan'ı ve Cumhur ittifakını desteklemek üzerimize FARZ oldu, farz varken mekruha veya Haramilere -ihanetçilere -zillete gerek yoktur-UYAN TÜRKIYEM
Uyanalım
Uyandıralım
Allahını seven kendini buna mecbur hissetmeli. DOSTLAR, bu ülke bizim, GEVŞEMEYELIM-YOLA DEVAM EDELIM
Saygı ve sevgi ile
#horasan
SOYAĞACI GERÇEĞİ ILE TÜRKIYE'DE GEÇMIŞI (ASIL SOYU) BELLİ OLANLAR NEDEN KUDURDULAR?
(ERDOĞAN' ın MÜTHİŞ OYUNU)
YAHUDİ ASILLILAR NASIL DEŞİFRE EDİLDİ
■ Uzun yıllardır Başbakanlık arşivinde çalışan bir hocamla sohbet ederken , Sn Recep Tayyip Erdoğan'ın arşiv merakından bahsetmiş... "Asıl amacı devletin geçmişini öğrenmek" demişti.
■ Öncelikle 1934 yılında yapılan soyadı kanununu ele alalım.
■ Arasıra benim de faydalandığım Başbakanlık arşivi halka açılmadan önce, Erdoğan soyağacı ve soyadı ile ilgili tüm arşivleri araştırıp dijital ortama aktarılmasını tamamlattı.
■ Tabi ki bu Türkiye'deki SOYSUZLARI HEM RAHATSIZ ETTİ, HEM DE PANİKLETTİ.
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Yunanistan ve Avrupa'daki 100.000 lerce Yahudiyi Türkiye'ye getirip bunlara Ahmet, Mehmet , Ali , Zeynep, Fatma ... isimlerini vererek, bizlerden birileri gibi kamufle edip, başta İstanbul ve Batı illeri ağırlıklı olarak Türkiye'ye yerleştirip yaydılar. Bir de soyadı kanunu ile bunlara Türk ve İslamî soyadları vererek gizlediler..
■ Türk Sanayisini , en verimli toprakları ve en güzel semtleri de bunlara teslim ettiler.
90 yıldır da Türk Sanayisi bunların elinde. Hiç bir şekilde kendilerine rakip olacak milli sanayicilere izin vermediler. Hem kendi güçlerini kullandılar; hem de Devletin gücünü kullanarak milli ve yerli sanayiyi hep kontrolde ve alt seviyede tuttular..
■ İkincisi Üniversitelerimiz ve Medya hep bunların kontrolleri altında kaldı.
■ Bu sayede Türk toplumunu hep kontrolleri altında tuttular.
■ Ta ki ARŞİVLER AÇILINCAYA KADAR.
Sn Erdoğan'ın Soyağacı çalışması bunları çokça rahatsız etti..
■ Tüm Kripto Yahudiler iyot gibi ortaya çıktılar... iki göbek öncesi yahudi oldukları ortaya çıktı.
Bu da bunların çıldırmalarına yetti.
■ Aslında bu olaydan sonra Sn. Erdoğan'a birçok kez meydan okudular.
Artık kendilerini gizlemeye gerek duymuyorlar sanki, biz daha güçlüyüz imasını açıkça belirtiyorlar.
■ SON TÜSİAD başkanlık seçimi bunun açık bir örneğidir.
Artık gizlemiyorlar. Hatta Türk bile olmayan Avrupa'lı bir Yahudiyi TÜSİAD a başkan seçerek açıkça meydan okuyorlar.
Neyse biz konumuza dönelim.
■ Erdoğan bu durumu öğrendikten sonra ne yaptı :
1-) Bunların egemenliğindeki Medyayı sessiz ve sakince ellerinden aldı, medya güçlerini azalttı.
2-) Ellerindeki sanayi gücüne karşı yeni bir milli sanayi gücü oluşturdu.
3-) Savunma sanayindeki hiç bir çalışmayı bunlara teslim etmedi.
Gün geçtikçe etkilerini azalttı ve azaltmaya devam ediyor. ..
Bir de siyasi bir hamle yaparak tüm bu bilgi ve belgeleri Sn. Devlet Bahçeli'ye açarak Milli ve Güçlü bir cephe oluşturdu.
■ İŞTE BU DURUM İÇERDE VE DIŞARDA SİYONİST YAHUDİLERİ ÇILGINA ÇEVİRDİ. Ellerinden gelse bu ülkeyi yakıp yıkacaklar ama güçleri yetmiyor...
■ En büyük hayal kırıklığı da Türkiye'nin Başkanlık sistemine geçmesiyle oldu.
■ Şimdi bu hainler ve içerideki piyonlarının tek ümitleri kaldı. O da 31 Mart yerel seçimlerinde Cumhur ittifakını yenilgiye uğratmak..
Onun için CHP -IP-SP-HDP ortaklıgında milyonlarca yalan iftira havada uçuşuyor.
Yoksa mı ?
BU İSLAM BELDESİNDE KURDUKLARI SALTANAT 31 MART'ta yıkılacak..Mutlaka saltanatları yıkılmalıdir. Yıllarca bu halkın sırtından geçindiler.
Medyanin bir kismi ellerinden gidince "yandaş medya" yakiştirmasi cikarildi, bütün bunlar Erdogan'in haklılıgını bir kez daha ortaya cikti. Bu durumda Erdogan'ı ve Cumhur ittifakını desteklemek üzerimize FARZ oldu, farz varken mekruha veya Haramilere -ihanetçilere -zillete gerek yoktur-UYAN TÜRKIYEM
Uyanalım
Uyandıralım
Allahını seven kendini buna mecbur hissetmeli. DOSTLAR, bu ülke bizim, GEVŞEMEYELIM-YOLA DEVAM EDELIM
Saygı ve sevgi ile
#horasan