evlenilecek kişide aranan özellikler

batuhanxo batuhanxo · 19.10.2018 00:13 · 866 · #6879
Hayatıma Tecrübeyle pinlediğim bir olay. Aranan ilk özellik öncelikle bu olmalı şahsım adına aşktan muzdarip olmuş o şaşalı duyguyu yaşamış aşmış ve yerini mantık çerçevesinde kendini olgunlaştırmış kendini bulmuş kişilik lazım her iki taraf için de
Upvote 4
Downvote 0
1

ümit yaşar oğuzcan

bombastik bombastik · 13.11.2018 03:00 · 838 · #32904
1926 yılında Tarsus ta doğan ve 1984 yılında aramızdan ayrılan şair.

\"Ümit Yaşar Oğuzcan, 24 kere intihar girişiminde bulunup hepsinde başarısız olur. Oğlu Vedat Oğuzcan ise 17 yaşında ilk denemesinde Galata Kulesi nden atlar ve ölür. Rivayete göre, öldükten sonra Vedat Oğuzcan ın avucunun içinde şu not vardır:
\" İntihar öyle edilmez, böyle edilir!\" Ardından babası, oğlu için şu şiiri yazar\": (bkz: Galata Kulesi ve Oğluma Ağıt)
Upvote 1
Downvote 0
0

tolstoy

piri sah piri sah · 10.10.2018 09:52 · 817 · #3668
Fikir hayatını seminer konusu olarak anlattığım ve o günden sonra bakış açımı değiştiren insan...
Kitapları arasında çektiği siyasi, sosyal ve dini sıkıntıların izdüşümünü görebilirsiniz. Yeri gelmiş sağlam bir dindar, yeri gelmiş dini sorgulayan ve afaroz edilmiş bir insan olarak karşınızda durur.
Tüm servetini -topraklarını - (aristokrat- zengin bir aile sahibi ) çalışanlarına bırakıp küçük çocuğuyla bir köye yerleşir. Bu toprak bırakma olayında eşi ile boşanma yaşar.
67 yaşında bisiklet kullanmayı öğrenir ve eğitim üzerine yazmış olduğu makaleler ile insanın her yaşta bir şeyler öğrenebileceğini öne sürer. Tolstoy bisikleti kavramı buradan gelmektedir.
Entry görseli
Upvote 4
Downvote 0
0

life of pi

nushirevan nushirevan · 18.03.2019 23:01 · 1708 · #51192
2012 yapımı fantastik dram filmi.

Entry görseli


Hindistan 'da bir hayvanat bahçesi işleten ailenin sıradışı çocuğu Piscine Patel, nam-ı diğer Pi, mantığı ile değil duygularıyla hareket eden 16 yaşında bir gençtir. Hayvanat bahçesi iflas etmenin eşiğine geldiğinde aile, hayvanlarıyla birlikte Hindistan' dan Kanada 'daya doğru bir gemi yolculuğuna başlar. Ancak gemi okyanusun ortasında bir fırtınaya yakalanacak ve batacaktır.. Pi ailesini bu kazada kaybeder..

Aslında hikaye burada başlıyor. Kahramanımız Pi, son anda bir can kurtaran filikasına atlayarak bu kazadan yara almadan kurtulur. Ancak yalnız değildir. Uçsuz bucaksız vahşi pasifik okyanusunun ortasında filikaya bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan ve Richard Parker adında üçyüz kiloluk bir bengal kaplanı sığınmıştır. Pi kurtuluşu olmayan bu yerde, vahşi hayvanlarla hayatta kalmak zorundadır. Zamanla filikadaki hayvanlar birbirlerini yemeye başlarlar. Şimdi sadece besin zincirinin en tepesindeki yetişkin bengal kaplanı ile 16 yaşındaki hintli çocuk başbaşa kalmıştır. Pi bir yandan susuzluk, açlık ve dev dalgalarla mücadele ederken, korkunç kaplana da yem olmamaya çalışacaktır. Bu yolculuk sırasında kaplanla anlaşmaya çalışacak ve büyülü anlara tanıklık edecektir.

Dramatik hikayesi, harikulade müzikleri ve muazzam görsel efektleriyle kaçırılmaması gereken bir film Life of Pi..

Tamam güzel film.. Masalsı da bir anlatımı da var.. Hepimiz Matrix, Avatar gibi fantastik bilim kurgulardaki subliminal mesajları duymuşsunuzdur.
Filmde zebranın, orangutanın, sırtlanın, kaplanın ve hatta etçil adanın neyin metaforu olduğuna dair açık ipuçları mevcut. Ancak önce Life Of Pi filmindeki alt metne göz atalım:

Deizm, özetle "tamam kardeşim bi yaratıcı var, kabul ediyorum ama din diye bişey yok.. bu dogmalar hep insanoğlunun şaşkınlığından ibaret..'' demektir.. Ateizmin bi tık üstüdür.

Ne islamı, ne hristiyanlığı, ne yahudiliği, ne putperestliği kabul etmiyorlar.. Yaratıcının bizi yarattıktan sonra kaderimizi yaşamak üzere dünyada kendi halimize bıraktığıni kabul ediyorlar..

Bundan neden mi bahsettim? Açık söylüyorum; siz kaplanla çocuğu seyrederken, film başından sonuna dek kalbinizdeki şüphe tohumunu arayıp buluyor ve bilinçaltınıza deist bir fikri zerkediyor..

Filmi izlediyseniz aşağıdaki tespiti iyice tartmanızı öneririm.

Yok izlemediyseniz, bu tespiti göz önünde bulundurup izlemenizi tavsiye ederim.

Daha filmin başında Pi kendisini hristiyan-yahudi-müslüman gibi birçok dine mensup birisi olarak tanımlıyor. Çocukluğundan beri tanrıyı anlamak adına bir çok dine tabi oluyor. Nihayet hepsinin de tanrıya ulaşmada farklı yollar olduğunu kabul ediyor ve kendisini (tüm insanları) dinlerüstü bir statüde anlatıyor. Burada deizm mesajlarını net görüyoruz. Peki bir alt metinden bahsetmiştik? O da şu:

Entry görseli


Pi yaşadığı olaylardan sonra izleyiciye iki farklı hikaye anlatıyor: biri kaplanlı, diğeri kaplansız..

Kaplansız olanında doğaüstü öğeler yok.. Basit, acı ve dehşet verici..

Diğeri fantastik, doğaüstü..

İnanılmaz hayvanlar, etçil adalar, rengarenk balıklar.. Tam bir hayalgücü eseri..

Hangi hikayenin gerçek olduğu fikri ortada bırakılmış. Ama son sahnede Pi, dinleyicisine sorduğu şey ile tercih hakkı sunuyor ve aslında kaplansız hikayenin daha acı / gerçek olduğunu vurguluyor:

Pi soruyor:

- Okyanusta ne olduğuna dair sana iki hikaye anlattım, bu iki hikaye de geminin neden battığını açıklamıyor. Her ikisinde de gemi batıyor, ben ailemi kaybediyorum ve hayatta kalıyorum. İki hikayeden hangisinin gerçek olduğunu kimse ispatlayamaz. Şimdi sana soruyorum sen hangi hikayeyi tercih ederdin?

Dinleyici cevap veriyor:

- Kaplanlı olanı, o daha iyi bir hikaye..

Pi gülümsüyor:

- Teşekkürler.. işte bu tanrı için de öyledir

İşte zurnanın zırt dediği yer burası. Çünkü Hollywood' un bu şaheseri, alt metninde bize belli bir dinin dogma ve ilkelerini benimsemediğini, tanrının dünyayı yarattıktan sonra sadece izlediğini haykırıyor. Nıtekim filmin uyarlandığı kitabın yazarı Yann Martel, kendisinin deist olduğunu da saklamıyor.

Entry görseli


Kaplanlı olan hikeyedeki gibi, dini metinlerde fantastik öğeler benzerlik gösterir:

hayvanlar dile gelir,
denizler yarılır,
ölüler dirilir,
su üstünde yürünür,
göğe çıkılır,
ay ikiye bölünür vs..

Yani film bize diyor ki:

"Böyle fantastik şeylere de inanabilirsiniz, böyle gerçek ve acı şeylere de. Ama insan doğası gereği, acı vermeyene, fantaziye inanmak ister.."

Deist fikrin ne kadar ileri gidebileceğine dair bir örnekle sonlandırmak istiyorum.

Deizme göre kutsal metinler, tıpkı bu filmdeki gibi fantezilerden ibaret. Oysa gerçekler basit ve acı verici.. Gökten meleğin Rabbinin lütfu ile Hz.Meryem 'e bir çocuk müjdelediğine değil; (haşa) tecavüz edildiğine ve fakir olduğundan kimsenin ona sahip çıkmadığına inanabiliyorlar..

Filmde kullanılan ''Pi'' sayısı ezoteriklere göre ''tanrının sayısı''dır.

Filmde ''Pi'' nin okunuşundaki ''P'' sesi ile de ''Prophet'' kelimesi veya türkçe olarak ''Peygamber'' sembolize edilir. Zaten Pi de tıpkı Nuh Peygamber gibi hayvanlarla bir deniz taşıtındadır.

İzleyenler veya izlemek isteyenler için filmin metaforlarından da kısaca bahsedelim:

Kaplan; vejeteryan ve sevgi dolu Piscine Patel 'in açlıkla mücadelesinde yıktığı değerler üzerine yükselen vahşi içgüdüsünü temsil ediyor. Kaplan var oldukça, Pi 'nin karakterinde eski hayatından eser yoktur.

Filikadaki diğer hayvanlardan
zebra; çinli çocuğun
orangutan; Pi 'nin annesinin
sırtlan; aşçının alegorik karşılığıdır.

Entry görseli


Filmdeki devasa etçil ada, Pi 'nin annesinin cesedini veya ruhani karşılığını temsil ediyor. Pi tam öleceğini düşündüğü anda adanın meyvelerinden yiyerek hayatta kalıyor. Yani aç kalan Pi, annesinin cesedini yiyerek hayatta kalıyor. Oğul oğul kaynayan mirket sürüsü de çürüyen cesedi kaplayan kurtçuklar diyebiliriz. Yeniden hayat bulduğu tatlı su havuzu ana rahminin karşılığı.

Entry görseli


Bu metaforlar apaçık birşeyler çağrıştırırken, filme sadece ''hayatta kalma mücadelesi'' gözüyle bakanlar da var tabi.. Bu nesil bi dönem Matrix için de ''kurşunlardan kaçmalı film'' diyorlardı..
Upvote 2
Downvote 0
0

depresyon

darkworker darkworker · 11.03.2019 14:00 · 1846 · #49469
Depresyon eşittir kara köpek. Benimki bu işte, ne zaman ne kadar sürer bilmiyorum geliyor yaşıyoruz bir süre sonra çekip gidiyor, şimdilerde geldiğini bildiğim için daha hazırlıklı olsam bile yine de zordur çekmesi.
Upvote 3
Downvote 0
1