se7en
1995 yapımı olan filmin başrollerde Brad Pitt, Morgan Freeman rol almıştır.konusu ise Hristiyanlık'ın 7 ölümcül günahını işleyenleri vahşice öldüren bir seri katili ve onu yakalamaya çalışan iki polis dedektifinin çabalarını anlatıyor.
Benim düşüncelerime gelecek olursak güzel bir film olmuş. Aslında insan sonunu tahmin edebiliyor ama yine de izliyor. Bir de sonuna sinirleniyorum ben. Bence adil bir şekilde bitmedi film yani herkes aynı düzeyde cezlandırılmadı. Bir de dedektifin karısına çok üzüldüm ya.
Benim düşüncelerime gelecek olursak güzel bir film olmuş. Aslında insan sonunu tahmin edebiliyor ama yine de izliyor. Bir de sonuna sinirleniyorum ben. Bence adil bir şekilde bitmedi film yani herkes aynı düzeyde cezlandırılmadı. Bir de dedektifin karısına çok üzüldüm ya.
isim soyisimle nick almak
Neyden kimden neden saklanayım ki swh
hediye alınan kişinin hediyeyi beğenmemesi
Tanım: Doğum günü, yıldönümü yahut özelliği olsun ya da olmasın gönlünden kopup alınan hediyelerden sonraki hediye sahibinin aldığı hediye karşılığında memnuniyetsizliklerini vücudunun her zerresiyle belli ettiği durumdur.
Mükemmelliyetçi ruhlar böylesine özel günlerde, kendisi için özel olan her kimse en mükemmellini yakalamak uğruna özellikle konu hediye, karşı tarafı mutlu etmek vs gibi hassas konularsa bu hazırlıkların aylar öncesinden yapılıp, ince elekten geçirilerek karar verip sunulduğunu çoğu zaman bilmiyorlardı.
Çevresindeki kişileri memnun etmek için kar, kış, fırtına demeden en güzelini almak için yola koyulmuş ve günler süren araştırmanın ardından en nihayetinde “işte bu!” Denilerek alınmış hediye yine kendi özeninde tüm gösterişliliğinde süslenerek paketletilmiştir.
Tabii Hediyeden çok, hediye alınan kişinin hediyeyi aldığında “ne kadar mutlu olacak” duygusu daha ağır basıyordu.
Gün gelmiş, nihayetinde hediye takdimi için süslü sözlerden sonra ödül törenine geçilmiştir.
Özenle paketin hışırtıların arasında hediye açılmaya çalışılmış, ardından;
-Aaaa ne gerek vardı ki(?)!
Denilmiş.
Tüm Yapmacıklığıyla kem küm edip, hediyeyle göz göze gelinmiş, bir hediyeye bir size bakar olmuştur. (Hayranlıktan)
İçine kaçmış ses tonuyla:
Hımmmm.. tşk
Denilmiş ve hiçbir şey olmamış gibi konu kapatılmıştır.
Hatta yüzü o kadar düşmüştür ki, az sonra bunu neden bana aldın der gibi bakacaktır.
Şimdi buraya nokta koyalım.
Hayatı boyunca herkese hediye alıp karşılığında pek hediye almamış biri olarak (tanımadığım kişilerden aldığım hediyeler hariç) kimseyi memnun edemedim.
(Aslında aldığım hediyeleri başuçlarında saklayıp, ömür boyu koynunuzda yatırdığınızı da biliyorum ama bilmemiş ayağında devam edelim, neyse)
Sırf seni bozmak için, o ruh-u endamını senin karşında yükseltmek uğruna tüm Şevkini bozmak kaydıyla yapıldığını sonradan anladığım o yıllar...
Sonra noldu?
Ne yapıldıysa iyi yapılmış.
Hayatta her şeyi keyfim isterse yapıyor olup, napıyorsum da karşılıksız yapmayı öğrendim bu sayede.
O hediyeyi açarken ki aslında dehşete düşseniz de kibirinizden gözlerinizi kör edip burun kıvırma yapılarınızdan dolayı hepinizin birbirinize benzediğini görüp, bir daha sizin gibi olanları hayatıma sokmamaya öğrendim.
Küçük bir çocuğun başı kopmuş papatyayı sırf bana verdi diye 10 yıldır saklayan birisiyim.
Hiç tarzım olmayan hediyeleri baş tacı edip saklarken şunu söyleyeceğim;
Birgün kalbi kırılan ve bu durumu haketmediğini düşünen yazarlar olup ta bu entrime denk gelirseniz;
Bilin ki hediye verdiğiniz için siz kötü değilsiniz, hediye alanın kendi kötülüğüdür.
Değer verdiğiniz şey layık olandan incili kaftan, layık olmayana da yamalı fistan gibi durur.
Mükemmelliyetçi ruhlar böylesine özel günlerde, kendisi için özel olan her kimse en mükemmellini yakalamak uğruna özellikle konu hediye, karşı tarafı mutlu etmek vs gibi hassas konularsa bu hazırlıkların aylar öncesinden yapılıp, ince elekten geçirilerek karar verip sunulduğunu çoğu zaman bilmiyorlardı.
Çevresindeki kişileri memnun etmek için kar, kış, fırtına demeden en güzelini almak için yola koyulmuş ve günler süren araştırmanın ardından en nihayetinde “işte bu!” Denilerek alınmış hediye yine kendi özeninde tüm gösterişliliğinde süslenerek paketletilmiştir.
Tabii Hediyeden çok, hediye alınan kişinin hediyeyi aldığında “ne kadar mutlu olacak” duygusu daha ağır basıyordu.
Gün gelmiş, nihayetinde hediye takdimi için süslü sözlerden sonra ödül törenine geçilmiştir.
Özenle paketin hışırtıların arasında hediye açılmaya çalışılmış, ardından;
-Aaaa ne gerek vardı ki(?)!
Denilmiş.
Tüm Yapmacıklığıyla kem küm edip, hediyeyle göz göze gelinmiş, bir hediyeye bir size bakar olmuştur. (Hayranlıktan)
İçine kaçmış ses tonuyla:
Hımmmm.. tşk
Denilmiş ve hiçbir şey olmamış gibi konu kapatılmıştır.
Hatta yüzü o kadar düşmüştür ki, az sonra bunu neden bana aldın der gibi bakacaktır.
Şimdi buraya nokta koyalım.
Hayatı boyunca herkese hediye alıp karşılığında pek hediye almamış biri olarak (tanımadığım kişilerden aldığım hediyeler hariç) kimseyi memnun edemedim.
(Aslında aldığım hediyeleri başuçlarında saklayıp, ömür boyu koynunuzda yatırdığınızı da biliyorum ama bilmemiş ayağında devam edelim, neyse)
Sırf seni bozmak için, o ruh-u endamını senin karşında yükseltmek uğruna tüm Şevkini bozmak kaydıyla yapıldığını sonradan anladığım o yıllar...
Sonra noldu?
Ne yapıldıysa iyi yapılmış.
Hayatta her şeyi keyfim isterse yapıyor olup, napıyorsum da karşılıksız yapmayı öğrendim bu sayede.
O hediyeyi açarken ki aslında dehşete düşseniz de kibirinizden gözlerinizi kör edip burun kıvırma yapılarınızdan dolayı hepinizin birbirinize benzediğini görüp, bir daha sizin gibi olanları hayatıma sokmamaya öğrendim.
Küçük bir çocuğun başı kopmuş papatyayı sırf bana verdi diye 10 yıldır saklayan birisiyim.
Hiç tarzım olmayan hediyeleri baş tacı edip saklarken şunu söyleyeceğim;
Birgün kalbi kırılan ve bu durumu haketmediğini düşünen yazarlar olup ta bu entrime denk gelirseniz;
Bilin ki hediye verdiğiniz için siz kötü değilsiniz, hediye alanın kendi kötülüğüdür.
Değer verdiğiniz şey layık olandan incili kaftan, layık olmayana da yamalı fistan gibi durur.
mega sözlük
Sayfalarını henüz inceleme fırsatında olunca tanıdık nickleri ve kalemleri de görünce şaşırmadığım sözlük oldu.
Neyse orası önemli değil de güven sözlük uyuyor mottosuyla gecenin şu saatinde deprem de olunca ayağa kalkarak iki satır da ben yazayım dedim.
Güven Sözlük'ün arka planında o kadar değer verilmiş, üzerine kafa patlatılarak günlerce verilen uğraşları kimseye sormadan arayüz olarak ta kullanmış sözlüktür.
Birçok şeyleri kopyalayarak, yazar (ç)alımlarını düşünerek açılan diğer sözlükler gibi çöp olacağı aşikar olan sözlüktür.
yönetim uyuma
Neyse orası önemli değil de güven sözlük uyuyor mottosuyla gecenin şu saatinde deprem de olunca ayağa kalkarak iki satır da ben yazayım dedim.
Güven Sözlük'ün arka planında o kadar değer verilmiş, üzerine kafa patlatılarak günlerce verilen uğraşları kimseye sormadan arayüz olarak ta kullanmış sözlüktür.
Birçok şeyleri kopyalayarak, yazar (ç)alımlarını düşünerek açılan diğer sözlükler gibi çöp olacağı aşikar olan sözlüktür.
yönetim uyuma
araba sürmek
kesinlikle tavsiye etmiyorum. çok çabuk kızıp sinirleniyor ardından da dayak atıyor çöl bedevileri. ne var yani az biraz sürdüysek. bu kadar abartıp hastanelik etmenin ne gereği var anlamıyorum ki?
matematik
Bir makale ile bir matematik sorusu karşılaştırıldı.. makaledeki rakam sayısı matematik problemindeki rakam sayısını geçti.
Bu bizi üzdü.
Beyinler yandı.
Akşama mercimek çorbası içildi.
Sabah makaledeki rakam sayısını geçemeyen sorulara sahip olan derse girildi.
Bu bizi yine üzdü.
Bu bizi üzdü.
Beyinler yandı.
Akşama mercimek çorbası içildi.
Sabah makaledeki rakam sayısını geçemeyen sorulara sahip olan derse girildi.
Bu bizi yine üzdü.
spoiler (tıkla)
gahrol matematik
eşcinsellik
Ne tercihtir, ne hastalık baştan aşağı ahmaklık! Nerden bakarsan bak ahlaksızlık
fiske
Yunancadan dilimize geçmiş olan kelime, miktarı çok az koyulacak malzemeler için yemek tariflerinde sıkça geçer.
emrah ablak
27 Ekim 1972 doğumlu Türk karikatürist, instagram'da hikayeden soru cevapla takipcilerinin isteklerini çizen adam, güzel adam.