diyanet işleri'nin zimmet uygulaması
biz eğitim diyoruz onlar neler diyor dediğim başlıktır.
imam hatipler kapatılsın
imam hatipler kapatılsın
küfürbaz haydo
Üniversite sıralarında bazen gırgır olsun diye arkadaşlarla tiyatrosunu kendi aramızda yapardık...
Habu rize'ye emicen vefat etmiş diye başlardık...
Habu rize'ye emicen vefat etmiş diye başlardık...
feodal
Derebeylikle ilgili
alparslan kuytul
Önce sıkıysa "rus uçağını düşür" diyen sonra rus uçağı düşürüldükten sonra "ne var bunda, uçak uçağı düşürür" diyerek açıklama yapan biri nedense bana güven vermemişti, şu an cezaevinde diye biliyorum, ortalıkta görünmediğine göre doğru hatırlıyorum.
hep aynı berberde tıraş olmak
İşin özünde başka berberlere güvenememek vardır. İstenilen model anlatılsa bile birçok berber kendi bildiğini okuduğu için sonuç hüsran olabilmektedir.
kankrej sığırı
Hindistan'dan köken alan, Hindistan sığır ırkları arasında en ağır ve atletik yapılısı olarak tanınan, görünüşü ağır başlı ve görkemli, ilk bakışta hörgücü dikkat çeken, rengi siyah ve gri tonlarında, genellikle gümüş grisi veya koyu kömür grisi, özellikle boğalarının vücudunun ön ve arka çeyreği ve hörgücü vücudunun geri kalan kısmından daha koyu renkli, sıcağa, kenelere, enfeksiyöz nedenli yavru atmaya ve tüberküloza karşı dirençli ve diğer hastalıklara da fazla yakalanmayan, özellikle kurak bölgelerde yetiştirilen, özellikle çekim hayvanı ve süt sığırı olarak Hindistan ve Amerika'da tanınan, ayrıca ağır işleri hızlı yaptıkları için oldukça değerli, Guzerat sığırı olarak tanındığı Brezilya gibi sıcak iklimlerde oldukça popüler sığır ırkı.

geceleri uyutmayan durumlar
Bingöl'de görev yaptığım sürede geleneksel kahvehanelerden birine gittim. Doğuda bu kültür oldukça gelişmiştir. Yola kadar taşan ufak taburelere genci yaşlısı tüm erkekler, günün dedikodularını, şehirdeki gelişmeleri ve spor müsabakaları hakkında sohbet ederler. Her gün önünden geçerdim, imrendim, oturdum bi köşeye. Şimdi maksat sohbet olunca onlarda, çay ikinci planda kalıyor. Çay istiyosun, ne zaman gelirse.. Kalabalık çünkü ocakta çalışan adam terden sırılsıklam olmuş. Tabi en aşağı 4 kişilik gruplar var kahvehanede, ben tekim. Elimi kaldırdım bi çay istedim, 5 dk gelmedi. Tekrar istedim, tamam dedi bu defa 10 dk getir(e)medi. "Usta 15 dakkadır bi çay bekliyom ya" diye sitem ettim. Çırağın eline tutuşturdu, o da köpeğe mama atar gibi koydu masaya çayı. Bi baktım, çayın içinde koca bir çay sapı! Çay suyundan çok denesi var, çay dolu içi. Hani içip bitirsen, telve gibi yarım bardak çay kalacak dibinde. Neyse dedim içeyim. Çayları yuttum ama parmağım kadar sap kaşık gibi batıyor dudağıma. Tam yarıladım ocakçı sinirle yanaştı yanıma "ne bağırıyon getirecez herhalde acelen ne?!" dedi deminki olaya. Mekân sahibi adam. Höt dese 10 adam toplar beni sakız gibi çiğnerler. Ne diyeceğimi bilemedim. "Çay da çay olsa.. ne yapacam bu sapı?" demiş bulundum. Bu söz, Bingöl'deki son kahvehane anımın da nişanesidir. Ayrıca iş bu başlıkta kast edilen gibi, zaman zaman aklıma gelip "ulan niye cevap veremedim" dediğim kötü, içimde kalan bir anıdır. "Ne yapacam bu sapı?" deyince ocakçı kulağıma kadar eğilip şunu dedi: "e g***ne sok?!"
konak
İzmir'in bir ilçesi , aynı zamanda kaliteli bir bayram şekeri markasıdır.
kulzos
Bilerek ve isteyerek terk ettiğim, geri dönmeyi de kesinlikle düşünmediğim platform. Bayağı kalbim kırılarak ayrılmıştım.
