aynı yıldızın altında

mahur mahur · 26.04.2020 03:07 · 1881 · #74541
Amerikalı yazar john green'in 2012'de yayınlanmış gençlik romanıdır. hazel küçüklüğünden beri sayısız hastalık atlatmış. Şimdilerde kendi başına nefes bile alamayan hazel yine kanser hastası olan augustus adlı oğlan ile aralarındaki birtakım duygusal olaylar filmin kabaca konusunu oluşturuyor. Kitap oldukca popüler ve bol ödüllü. Kanser veya başka bir kronik hastalık ve hastalar bizimde yakınımızda, çevremizde çok sık rastladığımız veya başımıza gelmesi muhtemel olaylar oldugu içinde bu kadar popüler olmuş olabilir.

2014'de ise filmde aynı ad altında çekilmiştir. Kitap 2012 times en iyi roman ve birçok ödüle sahipken beni pek sarmadı. Aslında kolay okunabilen bir üsluba sahip ama karekterlerin duygusunu çok da hissedemedim. Bunun nedeni belkide artık 16 yaşında olmamam olabilir. Aynı duyguyu film için söyleyemeyeceğim. Kitaba göre filmden daha çok etkilendim ve beğendim. Oysaki kitaptan uyarlanan filmler beni pek cezbetmezdi. Çoğunlukla kitaplar daha ağır basardi. Kitapta küçük bir olay veya duyguyu anlatmak için istediğiniz kadar yazabilir, tüm ayrıntılarıyla anlatabilirsiniz. Daha kolay ve daha zengin bir içeriye ulaşmak mümkündür. Ama sinemada zaman kısıtlıdır ve az zamanda çok şey anlatmanız gerekir. Bu filmde, bu çok güzel bir şekilde başarılmış. Bana sorarsanız 300 sayfadan fazla bu kitabı hiç okumaya çalışmayın, 2 saatlik filmin tadını çıkarın.
Upvote 3
Downvote 0
0

yazarların başına gelen ilginç olaylar

nushirevan nushirevan · 27.12.2019 02:07 · 698 · #72670
Liseden kaçıp türkü barlarda kız düşürmeye çalıştığımız, libidonun zekaya sadaka verdiği dönemler. Pek bilmem de böyle ortamları, çoğacayip yerler hakkaten. Misal bi bakıyosun uzun havada efkâr dağıtan abi, 2 dakika sonra halayda masalar arasında tepiniyor felan. Kız düşürmek filan diyorum da, hani yokluk zamanı arada sakallı tipler felan da var. Neyse efendim ben tabi böyle ortamlara alışkın değilim, efendime söyleyim arizona kertenkelesi usulü kız tavlamadan felan anlamam arkadaşlar yardımcı olacak sözde. Ortam leş, gelen ikramlar bayat, ışık yetersiz, sigara dumanı oturduğun zaman göz hizasında bir bulut oluşturmuş kimsenin yüzü seçilmiyor. Usülen masaya önce araba anahtarları, çakmak ve sigara paketi bırakıyorsun. Bu bi nevi kertenkele dünyasının kabul formu gibi bişey. Ben sigara kullanmıyorum arada arkadaşların paketleri toplayıp transformers denemeleri yapıyorum can sıkkınlığından. Aksi gibi bizim arkaaşlar acayip eğleniyorlar oturdukları yerde. İlk 10 dakikada pişman oldum geldiğime ama adisyonu koydu masaya reyiz kalkamayız öyle hemen.. ben tabi somurttukça angaralı abiler işgillendi "hayırdır bilader naaayaksın?" Filan diyorlar, bizim arkadaşlar giriyor araya mevzu büyümesin diye. Alkol geliyor, kullanmıyorum niye diye soruyorlar. Günah diyorum, biz müzlüman değil miyik la? diyip dayağa hazırlanıyorlar yine arkadaşlar giriyor araya. Belli dayak geliyor takmışlar kafaya bi kere. sahnede canlı saz çalan bi abi var, "ne söylüyüm?" Diye sorup çığırıyor. Arada şimdiki kareoke kafeler gibi acemiler kalkıyor saz eşliğinde türkü okumaya çalışıyor. O zamanlar benim kulağım var ya, bet sesime rağmen zorladılar beni sahneye. Sahne dedim de bir basamak. Hani çıkınca göz hizasındaki sigara bulutunun tepe noktalarına hakimsin. Dedim bu dayak meraklısı abilerin de gözüne girerim. Sahneye doğru çıkarken bağırıyorlar "müzlümanık değilik ya ilahi okuma bize" diye dalga geçiyorlar. Sahneye çıkınca sazcı sordu ne "ne söylüyün?" dedi aklıma da bir şey gelmedi "ben başlarım sen eşlik et" dedim var olmayan özgüvenimle. Orada zaten yanlış anlamaya müsait, dayağa meyilli kitle için eski bir türkü okudum:

"Kadir mevlam senden bir dileğim var
Beni muhannete muhtaç eyleme.."

Sen misin bunu okuyan "la ne demek muhammede muhtaç eyleme lan değişik!" filan diye üstüme bir kitle yürümeye başladı. 5 kişiler ama aynı bedende mutasyon geçiren tek bir organizma gibi yürüdüler masaların arasından "abi muhannet muhannet!" diye açıklamaya çalışırken bunlar bana kafa göz bi daldılar, gördüğüm en son şey dandik ses sisteminin hoparlörü oldu. Bi uyandım adamlar pişman olmuşlar bir köşede oturuyorlar ama ben pişmaniye kıvamındayım. Baktım sazcı abi yanımda "abi niye müdahale etmiyosun muhanneti muhammed sandı adamlar" dedim. Öyle ya "höt!" desen susacak adamlar. "Gardaş ben de o türküyü muhammed diye biliyodum o yüzden okumam hiç. Valla sen okuyunca kavana şu mikrovonun sapıylan bi geçirüyüm dedim ama arkaaşlar hızlı çıktı ehehehe" dedi. Arkadaşlarım bana pansuman yaparken dayakçı abiler özür diliyorlar. "Abi" dedim "muhannet nankörler için söylenir muhammed demedim" dedim. Bi kertenkele uzattı kafayı diyo ki "ne bilek gardaş ibo madem unutacaktın beni neden yarattın diyo ya onun gibi isyan ediyon zannettik" dedi. "Ya bunun için adam mı dövülür?" dedim, "bi de tipin gıcıh.." dediler..
Upvote 6
Downvote 0
4

arka sokaklar

cetinkrc cetinkrc · 08.12.2018 23:47 · 1803 · #25073
Kurtlar vadisinden den sonra hiç bitmeyen dizi yapmışlar. Sevemediğim ve her senaryonun başa sardığını düşündüğüm dizidir. Vuruluyorlar ama ölmüyorlar ilginç!
Upvote 4
Downvote 0
0