Otobüste veya uçakta, normalde bedava verseler yemeyeceğin iki lokma şeyin yavaş yavaş sana gelmesi..
Gelirken şöyle düşüncelere dalıyor insan:
önümdeki masayı açsam etrafımdakiler "vay aç vay" derler mi? Verilen o dilim keki mi almalıyım yoksa sandviç mi? Keki alsam doyurmaz, sandviç desen yavan olacak.. Hem hangi keki alayım? Kakaolusunu tercih edersem çaprazda oturan hiperaktif bebelerden farkım olmayacak. Meyveli yesem kurumuş meyveden ötürü ağzımda kekremsi bi tat bırakacak. Çay mı kahve mi içeceğim? Çay içsem avam kaçacak. Kahveyi seçsem bu defa sütlü şekerli olacak yine bebe modu'na geçeceğiz.. Islak mendili napayım? Ağzımı silsem saçma çünkü.. peçete de vermiş adamlar.. Cebime atıp ayakkabıyı mı silsem? Hamidiye su almışlar, hmmm hükümete yakınsa demek ki.. zaten kek de torku 'dandı..
Derken hostes gelir:
- Ne alırdınız?
+ Su alayım ben..
- Kek, sandviç?
+ Hamidiye su!
güven sözlük 9.ay dönümü
Yaz aylarının henüz ortalarına geçiş yapacağımız şu günlerde nem yoğunluğu diğer günlere nazaran varlığını daha da hissettirip adeta sıcaklar baş ağrısı yapıyorken çoğumuzun ağzından o soğuk veryansınla 'yorgunum!'çıkıyor değil mi!
Yorgunluk tüm çizgilerini ve kas ağrılarını gösteriyorken arka planda çalan bir müziğin nakaratı kulağımı çınlatıyordu;
Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın
Tam olarak sevgili Cem Karaca'nın da dediği gibi 'çook yordunduk!'
Her neyse yorgunluk limanına sığınıp tembellik yalanına şezlong misali uzanırken sağ alt köşeden gelen haber bildirimleri üzerine irkilip duruyordum.
''Termometreler 58 dereceyi gösteriyordu.'' diyordu.
Tatile gidemeyen çalışkan arılar olarak, sıcaklık kalp spazmı geçirmemize vesile oluyorsa da gündelik sabır zikrimizi çekip eyvallah demeyi yineliyorduk.
Efendim sıcaklar, işler güçler, termometrenin basınç etkisindeki barometresi, hukukçu arkadaşlarımızın baro sorunsalları, düğün davetleri, takvimler, randevular derken yine aylardan, günlerden bir haber an itibari ile ömür tükettiğimin farkına vardığım o saniyelerde...
Efendime söyleyeyim aylardan haziran günlerden çarşamba hafta sonu ibb seçimleri, hararet, yorgunluk, kıyasıya çekişme derken sevgili sözlüğümüzün 9. ay dönümünü kutlamayı geciktirmişiz.
Sıcaklık ve yorgunluk tüm ülkeyi hatta dünyayı etkisi altına almışken henüz kimseye kızmak istemedim. Hani ben unuttum unuttum, sizler neden unuttunuz diye elinde terlik ile çocuğunu kovalayan anneler gibi kızıyor olmayı isterdim ki, mazeretler hepimizde aynıydı yahu...
Evliliğin ilk yılında kutlanan ilk yıl dönümünden sonra gelen bir gerçek vardır ki diğer yıl dönümlerilerinin hiçbiri ilk yılındaki kadar özel kutlanmıyor olup sonrasında kutlamayı bırakın ağız yoluyla tebrik edilmesi daha doğrusu hatırlanması bile lüks oluyor.
O yüzden hangi ayımızı, yılımızı kutluyor olursak olalım ilk ayımızı kutladığımız sevinç ve neşe içinde kalıyor olup her daim yaş aldığımız günlere şükür edip, minnet duyuyor olacağız.
Eee o zaman kutlu olsun 9. ay!
Yorgunluk tüm çizgilerini ve kas ağrılarını gösteriyorken arka planda çalan bir müziğin nakaratı kulağımı çınlatıyordu;
Çok yorgunum
Beni bekleme kaptan
Seyir defterini başkası yazsın
Çınarlı kubbeli mavi bir liman
Beni o limana çıkaramazsın
Tam olarak sevgili Cem Karaca'nın da dediği gibi 'çook yordunduk!'
Her neyse yorgunluk limanına sığınıp tembellik yalanına şezlong misali uzanırken sağ alt köşeden gelen haber bildirimleri üzerine irkilip duruyordum.
''Termometreler 58 dereceyi gösteriyordu.'' diyordu.
Tatile gidemeyen çalışkan arılar olarak, sıcaklık kalp spazmı geçirmemize vesile oluyorsa da gündelik sabır zikrimizi çekip eyvallah demeyi yineliyorduk.
Efendim sıcaklar, işler güçler, termometrenin basınç etkisindeki barometresi, hukukçu arkadaşlarımızın baro sorunsalları, düğün davetleri, takvimler, randevular derken yine aylardan, günlerden bir haber an itibari ile ömür tükettiğimin farkına vardığım o saniyelerde...
Efendime söyleyeyim aylardan haziran günlerden çarşamba hafta sonu ibb seçimleri, hararet, yorgunluk, kıyasıya çekişme derken sevgili sözlüğümüzün 9. ay dönümünü kutlamayı geciktirmişiz.
Sıcaklık ve yorgunluk tüm ülkeyi hatta dünyayı etkisi altına almışken henüz kimseye kızmak istemedim. Hani ben unuttum unuttum, sizler neden unuttunuz diye elinde terlik ile çocuğunu kovalayan anneler gibi kızıyor olmayı isterdim ki, mazeretler hepimizde aynıydı yahu...
Evliliğin ilk yılında kutlanan ilk yıl dönümünden sonra gelen bir gerçek vardır ki diğer yıl dönümlerilerinin hiçbiri ilk yılındaki kadar özel kutlanmıyor olup sonrasında kutlamayı bırakın ağız yoluyla tebrik edilmesi daha doğrusu hatırlanması bile lüks oluyor.
O yüzden hangi ayımızı, yılımızı kutluyor olursak olalım ilk ayımızı kutladığımız sevinç ve neşe içinde kalıyor olup her daim yaş aldığımız günlere şükür edip, minnet duyuyor olacağız.
Eee o zaman kutlu olsun 9. ay!
erişmek
Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak
istiklal mahkemeleri
"Savunması bilahare alınmak üzere idamına" kararları
"alıntdır."
"alıntdır."
en sevilen yazarlar
Yavuztr değildir.
Hacettepesözlük hiç hiç değildir.
Hacettepesözlük hiç hiç değildir.
şıllık
Aşırı ve bayağı biçimde süslenip boyanmış kadın
sözlük yazarlarının nicklerinin anlamı
Üye olduğum sözlüklerden biri aracılığıyla mail geldi bana. Mailde ad-soyad yerine aracı olan sözlükteki kullanıcı adım yazıyordu. Serimde de gevezelik var. 'Haydi üye olayım' dedim.
Yazdığım sözlüklerin hepsinde farklı farklı isimler kullandım ama hiç biri 2 kelimeyi geçmedi. Başladım kullanıcı adı aramaya... Eski kullanıcı adlarımdan biri olmaz, adım olmaz (nadir bulunan bir isme sahibim hz. Google da malum ifşacının teki...), aldım elime mitoloji kitabı kendime isim arıyorum. Bulamadım, hiç biri içime sinmiyor. Sanatçılar, şehirler, Sevdiğim romanlar... yok bulamıyorum. Sanki tüm kelimeleri birileri ben almayayım diye satın aldı. En son mutlu olduğum anları düşünmek aklıma geldi. İlk aklıma gelen şey de geçen sene gittiğim İstanbul gezisinde martılara simit attığım. Dedim 'buldum! Zafer benim!' hemen aldım hesabı. Mutluyum :)
Yazdığım sözlüklerin hepsinde farklı farklı isimler kullandım ama hiç biri 2 kelimeyi geçmedi. Başladım kullanıcı adı aramaya... Eski kullanıcı adlarımdan biri olmaz, adım olmaz (nadir bulunan bir isme sahibim hz. Google da malum ifşacının teki...), aldım elime mitoloji kitabı kendime isim arıyorum. Bulamadım, hiç biri içime sinmiyor. Sanatçılar, şehirler, Sevdiğim romanlar... yok bulamıyorum. Sanki tüm kelimeleri birileri ben almayayım diye satın aldı. En son mutlu olduğum anları düşünmek aklıma geldi. İlk aklıma gelen şey de geçen sene gittiğim İstanbul gezisinde martılara simit attığım. Dedim 'buldum! Zafer benim!' hemen aldım hesabı. Mutluyum :)
sezen aksu
bazen bir şarkısına takılırsın, birkaç saat sonra bir diğerine.
yalandan
Gerçek olmayarak, yapmacık bir biçimde, oyun olsun diye, yalancıktan, sureta.
abdullah gül
EKONOMİST ve siyasetçi. türkiye cumhuriyeti'nin, 2007-2014 arasında görev yapan 11.cumhurbaşkanıdır.

muğlak

muğlak