kendi yağımızla kavrulmak

kerim kerim · 18.03.2019 13:18 · 751 · #51037
kendi yağımızla kavruluyoruz

Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayıp kendi yağında kavrulanlarla yuvarlanıp gidenlerin çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşıyoruz! Bir kısmımız ise kavrulanlar ve yuvarlananlar arasında bir yerlerde bulunuyoruz.

Kendi yağımız ne demek? Neden kavrulmayı veya yuvarlanmayı tercih ediyoruz? Bütün bunlara verilecek bir cevap da mutlaka vardır. Vel hasılı kelam sevgili kardeşim, sen hangisini tercih ediyorsun? Mutlaka senin de yuvarlandığın ya da kavrulduğun günler olmuştur. Benim kendi yağında kavrulanlar ile yuvarlanıp gidenler için zaman zaman endişelendiğim de olmuştur! Özellikle yuvarlanıp gitmek nedense teslimiyeti ve vaz geçmişliği çağrıştırıyor. Bu nedenle olmalı ki çok içime sinen bir kavram değildir. Yuvarlanıp gitmek yerine her şeyi kontrol altına alamasak da alabildiklerimizi almakta fayda vardır. Her zaman her şeyi kontrol altına alamayabiliriz ama tamamen teslimiyet de başımızı gözümüzü bir yerlere çarpmaya neden olabilir.

Aslında bizim insanımızın çoğunluğu kendi yağında kavrulmayı tercih eder. Kurban bayramında kesilen kurbanları bile kendi yağı ile kavurmayı tercih eder ki bundan dolayıdır! Bu nedenle olmalı ki kendi yağı ile kavrulmak ve yuvarlanıp gitmek gibi kalıplaşmış ifadeleri sık kullanıyoruz. Biraz da “iyiyim” ya da “kötüyüm” diyemeyeceğimiz durumlarda bize bir kapı açar. Böylelikle en zor soruya, “nasılsın” sorusuna “kendi yağımızla kavrularak” ya da “yuvarlanıp giderek” cevap vermeyi tercih ediyoruz. Çünkü “Nasılsın?” sorusu kendi dikkatimizi üzerimize çeken, ilgilenen ve denetleyen bir tutum takınmamıza da yardımcı olur. Bu durumda kendimizden bir haber vermiş olacağımız için kavrulup yuvarlanıyoruz. Peki, karşımızdaki ne yapıyor? “Ha, iyiymiş” kavrulup yuvarlanıp gidiyormuş, bir sıkıntı yok” deyip muhabbete devam ediyor. Sormak istiyorum, bunun neresi iyi? Kavrulup yuvarlanıp gitmeye karşı bu kayıtsızlığımız daha ne kadar sürecek!

Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmama meselesine gelince bu mesele daha derin bir meseledir! Oysa milletçe etliye de sütlüye de olan ilgimizi sağır sultan bile duymuştur! Niye yalan söylüyoruz? Bir toplu yemek organizasyonu gördüğümüzde oradaki etliye karışmak için hep birlikte bir çaba göstermiyor muyuz? Ya da sütlü bir tatlı gördüğümüzde daha yok mu diye bakan bakışlarımızı nasıl unutacağız! Kısaca ben şöyle bir bakıyorum! “Şöyle bir bakmak” da nasıl olur diye merak etmiyor da değilim! Konuyu dağıtmamak adına “şöyle bir bakmak” konusunu es geçiyorum! İleride hatırlatırsanız bu konuya tekrar girebiliriz. Evet, bence de kavrulup yuvarlanıp gidiyoruz ama çok zaman etliye de sütlüye de karışıyoruz. Hatta süte bal da katıp karıştırıyoruz. Buna en önemli delil de toplu yemek organizasyonlarına gösterdiğimiz ilgi ve alakadır. Ha, elbette geleneksel Konya pilavına ilgi göstermek için birçok sebebimiz var. Kim kiminle oturuyor! Ya da kim kiminle oturmuyor! Garsonun nereli olduğundan başlayıp ortak bir nokta bulduktan sonra “yeğenim, bu masaya iyi bak” demek için gösterilen çabalar sofrada bulunanların sosyalleşmesine ciddi katkıları olmaktadır. Geleneksel Konya Pilavı dedim de Bamya çorbasından helvasına, deniz üstü ya da altı etli pilava uzanan kaşıkların dili olsa da konuşsa…

Şimdi yemeyi içmeyi bırakalım da sadete gelelim! Bugün çocuklarımızı tehdit eden her türlü sorun geleceğimizi de tehdit etmektedir. Çünkü geleceğimiz çocuklarımızın ve gençlerimizin iyi yetiştirilmiş olmasına bağlıdır. Bu nedenle onların eğitimine, yetişmesine ve gelişmesine yönelik imkânların geliştirilip artırılması gerekmektedir. Özellikle toplumsal problemlerin çözümünde yöneticiler kadar sivil inisiyatiflerin de katkısı ve desteğine ihtiyaç vardır. Bunun için de kendi zamanımızdan fedakârlık yapıp taşın altına elimizi koymadıkça problemlerin kendiliğinden çözülmesini beklemeyelim. Sadece sosyal medyadan paylaşımlar yapmak da çözüm için yeterli olmayacaktır. Artık kendi yağımızla kavrulmayı bir kenara bırakıp meşru sınırlar içerisinde elimizden geleni yapmalıyız.
Entry görseli
Upvote 6
Downvote 0
2

şizofrenik ekşi yazarının yakalanması

abdulhamid denge abdulhamid denge · 16.03.2019 19:25 · 1225 · #50583
Dün Yeni Zelanda'da Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen terör saldırısını öven Ekşi Sözlük yazarı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı. Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı; Alanya'da yaşayan A.A hakkında gözaltına kararı verdi, camilere saldırıyı öven A.A gözaltına alındı.
Upvote 4
Downvote 0
5

kozmik mikrodalga arkaplan ışıması

hyperion hyperion · 19.12.2017 03:00 · 1463 · #33912
1964 yılında robert wilson ve arno penzias tarafından keşfedilen,bütün evreni dolduran bir elektromanyetik dalga biçimidir.Büyük Patlama nın en büyük kanıtı sayılır.

tüplü televizyonlardaki ve telsizlerdeki karıncalanmanın nedeni kozmik arkaplan ışımasıdır.

robert wilson ve arno penzias bu keşifleri ile 1978 Nobel Fizik Ödülü nü kazanmışlardır.
Upvote 0
Downvote 0
0

koronavirüs

luther luther · 22.12.2020 00:26 · 3132 · #75430
covıd19 diğer adı ile koronavirüs hayatımızın her alanını etkilerken gündelik ihtiyaçlarımızı da değiştirdi. kendi kişisel alanımızdaki değişimlerin yansımaları olarak tüketim alışkanlıklarımız da değişti. bunun global ekonomiye etkisi ise oldukça büyük oldu. hemen hemen her ülkenin ekonomik anlamda zorlandığı bu süreçte ekonomi uzmanları, dünya savaşı sonrasında global ekonominin dış etmenlerden dolayı bu seviyede bir darbe aldığını söylüyor. her kriz sonrası olduğu gibi dünya çapında pek çok düzen ve alışkanlık da değişecektir. örneğin, salgından önce yavaş yavaş geçmeye başladığımız evden çalışma, online eğitim gibi süreçler birden hızlandı. hayatımızı online yaşamaya başlama sürecimiz birden oldu, salgın olmasaydı süreç belki de on yıllara yayılacak. online işlemler e bu kadar hızlı sürede alışmamız sonucu hayatımızda yeni bir normal oluştu. yeni normalimiz de hayatımızda uzun süre kalmaya devam edecek gibi görünüyor.

[url] https://aniluzun.com/tr/ [/url]
Upvote 1
Downvote 0
0

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

medikalninnici medikalninnici · 25.12.2018 03:10 · 2161 · #27692
6 senemi bitirdim meslek hayatımda. 6 senede bir çok hasta ve ameliyata şahit oldum. Yeniden yaşama döndürdüğümde oldu,ellerimden kayıp giden yaşamlarda.
Çok lanet ettim ama kaybettiğimde. En zor anlarımın sayısını bilmem ama babamı ellerimle o masaya yatırdığımda ve artık başka çalışma arkadaşlarıma emanet ettiğimde zorlandığımı sanmıştım. Taa ki geçen hafta o 2 3 saati yaşayana kadar.
Onkoloji hep zorlu bir bölümdür. Ölüme yaklaşırken bunu bile bile savaşır insanlar. Her gün her aldığınız tedaviyle yaşama dönmek isterken ölümü yaşarsınız.
Çocuk hastalarıda genelde pek sevdiğim söylenemez. Ben onlarla o ameliyathane koridorlarında sedyelerle arabacılık oynamayı seviyorum, herkese dil çıkarmayı, selfieler çekip şımarıklık yapmayı,okullarındaki kızları -erkekleri çekiştirmeyi seviyorum.Ameliyat olmalarını değil. Ama daha kötüsü varmış ve ben 6 senedeki en büyük çöküşü yaşadım.
Maskeli,saçları dökülmüş, anne kucağındaki o çocuklarda. "Anne beni bırakma,anne canımı yakıyolar verme onlara,anne uyutmuyolar acıyoo ,anne nolur "diye çırpınırlarken yaşadım.
Sedye yok , dil çıkarma yok şımarma yok . Sadece acı ve korku var. O sevimlilikle kucağıma atlayan çocuklar bi anda gitmişti. Korku dolu bakışların altında ezildim o gün. Ve canım hiç böyle acımadı.
Hele o eylül'ün masmavi bakışları. Kimbilir kaçıncı kez o kocaman iğneler sokuyordu bedenine , kimbilir kaç kez daha sokulacaktı. Hayatının en güzel döneminde hemde. Öylede güzel bi genç kız ki. Kendi elleriyle gelişi. Ben biliyorum meraklanmayın ifadesiyle bizi teselli edişi. Herşeyi kendi elleriyle kontrol edişi. Senin ergen triplerinde olman gerekirken ne bu olgunluk? Hiç böyle çaresiz hissetmemiştim. Hiç. Ah be çocuk. Ah be.. ne yaptınız bana ?
Upvote 8
Downvote 0
7

sıla ahmet kural davası

aiska aiska · 07.03.2019 17:52 · 546 · #48572
Şarkıcı Sıla ve Oyuncu Ahmet Kural arasındaki duruşmanın ilk raundu bugün oynandı.
Gündeme düşen ve şehit haberlerimizden daha çok konuşulan bana göre incir çekirdeğini doldurmayan, ağıza bile alınmayan haberlerden başlıkları şu şekilde belirtelim:
Sıla Gençoğlu'na karşı "hakaret, tehdit ve kasten yaralama" suçlarını işlediği iddiasıyla yargılanan sanık Ahmet Kural, ilk duruşmada yaptığı savunmada:
"Evde 3-5 saat daha içtikten sonra içimde olan şüpheden dolayı aynı soruyu (aldatma) sormakta ısrar ettim. Bana, 'evet senin canını yakmak istedim' diyerek o kişiyle birlikte olduğunu söyledi. O anda hayal kırıklığına uğradım ve derhal evden gitmesini istedim. Elimden tuttu, bileklerimi kavradı. Bileklerimi kurtarmak için kendimi çektim. Suçlamaları kabul etmiyorum." dedi.
Şarkıcı Sıla Gençoğlu ise iddiaları reddererek o gece Ahmet kural'ın kendisine:
'Seni gebertirim, öldürürüm' diyerek kül tablasını kaldırdı. 4-5 kere söyledi bunu. Ardından mutfaktan salona savrulduk, kafamı duvarlara vurdu ' ifadelerini kullandı.
Tarafları dinleyen mahkeme henüz davayı sonuçlandırmamış olup bir sonraki duruşmayı 22 Nisan'a ertelenmesine karar verdi.
haberin tamamını okumak için
Upvote 3
Downvote 0
2