turnikeli sistem vardır fakat turnike boşa döner göz boyamak için konmuştur. kapı arkası numara ve yazılara hiç değinmeyelim.
[url] https://i.hizliresim.com/z004B7.jpg[/url]
okumak
Beyninde "korteks" adında bir godomanı beslediğini biliyo musun?.. ve yine beyninin içinde o büyük patrona getir götür işleri yapan "nöron" isminde milyonlarca nakliyeci işçin olduğunu?.. korteksinin hulusi kentmen tadında bir işveren olması için de; ona gerekli malzemeyi taşıyacak halit akçatepe kıvamında nöronlara sahip olman gerektiğini?.. nöronlarının bu nakliye eylemini gerçekleştirmek için tek gereksinim duyduğu enerji kaynağının sadece "bilgi" olduğunu?..
.........
anlayacağın benim güzel kardeşim; sen bilgiye ulaştıkça nöronların da canlanıp coşuyor.. haliyle ne kadar çok sayıda enerjik nöronun olursa o kadar zıpkın bir korteksin oluyor..
...............
peki bu "korteks" denilen zımbırtı yaşaman için şart mıdır?.. sırf nefes almaksa yaşama anlayışın, şart değildir.. parazit gibi, ot gibi yaşamak istiyorsan şart değildir.
................
peki nöronlarını "eğitim"le beslemezsen ne gelir başına bunu biliyo musun?.. nöronların aç kaldıkça hayatta kalman ve yaşamaya devam etmen için beyninin "amigdala" bölgesi devreye girer.. yani hayvani içgüdülerini kontrol eden karanlık bölge.. sahneyi devralan bu "amigdala" bölgen; kalkıp da sana "oku, araştır, aşık ol, şiir yaz, eğlen, tatil yap, güzel bir film izle, balkonundaki saksıda biber yetiştir, hayvanları sev" filan demez.. bilakis "yaşamını tehdit eden herşeyi yok et, seninle aynı kümeyi paylaşmayan her canlıyı imha et" diye dikte eder.. eğer kendini eğiterek "korteks" bölgeni geliştirmezsen; işte bu "amigdala" bölgen darbe yapıp yönetimi ele geçirir.. ve sen de cehaletinin verdiği cesaretle; sığ tartışmaların gölgesinde, kendini bir kümeye dahil edip, seninle aynı safta saf tutmayan her canlıyı yaşaman için tehdit kabul edersin.. işid'in de kafası budur, pkk'nın kafasıda; partizanların da kafası budur holiganların kafasıda; kökten dincinin de kafası budur, satanistinde.. haliyle ne hacı hocalar çözer bu kördüğümü, ne de papazlar hahamlar.. ne tütsü yakarak dağıtabilirsin bu lağım kokusunu, ne de parfüm sıkarak.. bu kaosun tek çıkış yolu: OKUMAK...
Ömer Özümer
.........
anlayacağın benim güzel kardeşim; sen bilgiye ulaştıkça nöronların da canlanıp coşuyor.. haliyle ne kadar çok sayıda enerjik nöronun olursa o kadar zıpkın bir korteksin oluyor..
...............
peki bu "korteks" denilen zımbırtı yaşaman için şart mıdır?.. sırf nefes almaksa yaşama anlayışın, şart değildir.. parazit gibi, ot gibi yaşamak istiyorsan şart değildir.
................
peki nöronlarını "eğitim"le beslemezsen ne gelir başına bunu biliyo musun?.. nöronların aç kaldıkça hayatta kalman ve yaşamaya devam etmen için beyninin "amigdala" bölgesi devreye girer.. yani hayvani içgüdülerini kontrol eden karanlık bölge.. sahneyi devralan bu "amigdala" bölgen; kalkıp da sana "oku, araştır, aşık ol, şiir yaz, eğlen, tatil yap, güzel bir film izle, balkonundaki saksıda biber yetiştir, hayvanları sev" filan demez.. bilakis "yaşamını tehdit eden herşeyi yok et, seninle aynı kümeyi paylaşmayan her canlıyı imha et" diye dikte eder.. eğer kendini eğiterek "korteks" bölgeni geliştirmezsen; işte bu "amigdala" bölgen darbe yapıp yönetimi ele geçirir.. ve sen de cehaletinin verdiği cesaretle; sığ tartışmaların gölgesinde, kendini bir kümeye dahil edip, seninle aynı safta saf tutmayan her canlıyı yaşaman için tehdit kabul edersin.. işid'in de kafası budur, pkk'nın kafasıda; partizanların da kafası budur holiganların kafasıda; kökten dincinin de kafası budur, satanistinde.. haliyle ne hacı hocalar çözer bu kördüğümü, ne de papazlar hahamlar.. ne tütsü yakarak dağıtabilirsin bu lağım kokusunu, ne de parfüm sıkarak.. bu kaosun tek çıkış yolu: OKUMAK...
Ömer Özümer
disiplinsizlik
çağın vebası, sözlüğe düşenlerin belası, hepimizin hastalığı, derdimizin sebebi, çoğu mutsuzlukların vesilesi, insanın hayattan soğuma sebebi. anlatsın mı yaprak bacınız? dinle ulan, sarı saçları permalı oğlan! "yazıp silmek" konulu metninden esinlendim. gerçi felsefesine kafam bassa yazacağım edeceğim diye uğraşmam da, beni modern zaman müslümanı gibi düşünün: anca ezber anca laf.
şimdi, ne mi mesele?? haylidir aklımda olan şu ki, inatla kullandığım "sözlüğe düşmek" tümleci, pavyona düşmek, kötü yola düşmek gibi tabirlerden esinlenmiş olduğum bir söz öbeği. bu mecralarla ilgili en basit meselemi anlatacak olursam buralar hayli reel tinder, hatta sürreal dostlar kıraathanesinden bozma döngel keranesi, yahut anne babaların yasak ilişkilerinden sonra kenara atılmış çocuklar bahçesi, en iyi ihtimalle cemaatle iktidar arayı bozmadan önceki dönem yardım kermesi. ne leş olduğunu anladınız diye umuyorum.
futbol nasılsa ki bir toplumun ezilmişliklerini, sömürülmüşlüklerini fark etmemeleri için afyon niyetine kullanılmışsa; sözlük de daha azı değildir. bir güruh ki bahsettiğimiz dert tasa aynı bi yerde: "afrika'da çocuklar aç evet, bu çok kötü. yemek resmini ınstagram'a atan ayıdır! kutup ayıları ölüyor, yer küre ısınıyor. eşitlik ve adalet herkes için var olmalı. düşünce özgürlüğü kısıtlanamaz. iktidar ah iktidar!.." üç aşağı beş yukarı çoğu noktası ortak olan bu insanlar sokağa çıkmıyor, bi şeyleri değiştirmek için bi şey yapmıyor; papaz sözlük efendiye günah çıkartıyor ve cennetten arsa alıyor. klavye üzerinden ülke kurtaran, insanlığı kurtarmak için twitter nöbetleri tutan bir topluluk peydah oluyor sonra.
hele edebiyata yeteneği olan, sanat yapacak olan nice kalemler trol oluyor sözlüklerde. iddia ediyorum ki harcanıyoruz azizim. işgüzarlığımızdan, pervasızlığımızdan, kafasızlığımızdan. ha sen sözlük seversin, bi şey diyemem; hem arada gırgır şamata da lazım, hakkındır... ama ben sözlüğe düşecek insan mıydım, işte bu da benim kafa yapım. düzen nizam kalmıyor, farazi yazılıyor; tanımadığın etmediğin insanlarla kavga gırla... yahu benim ne işim var burda??
edebiyat anlayışım çok ayrıydı benim, bakmayın yeterince okuma yapsaydım zamanında iyi olurdu lügatım ve üslubum da.. hadi ben ebemi tersten gördüm, ulan hepinizi mi vurdu hayat? biriniz başa çıkamadınız mı bunca adam içinden?
silkelen ve kendine gel, siktiret siktiğimin sözlüğünü. yazmak istiyorsun işte. sorun disiplinsizlik ve sen bunu sözlüklerde kamufle ediyorsun. "haa, oğlum hiç yazamıyor değilim lan; kassam yazarım" diyorsun. o halde maharetlerini görelim kardeşim.
neyse kafam çok dolu, yazı da sona doğru bok oldu. ama metni kafanızda toplasanız boş konuşmadım. herkesin bi stili vardır. sözlükle mi, amcanızdan destek alarak mı nasıl olur bilmiyorum; ama oldurun.
haa modern zaman şımarıkları da fazla yavlan ve ocak dışı
şimdi, ne mi mesele?? haylidir aklımda olan şu ki, inatla kullandığım "sözlüğe düşmek" tümleci, pavyona düşmek, kötü yola düşmek gibi tabirlerden esinlenmiş olduğum bir söz öbeği. bu mecralarla ilgili en basit meselemi anlatacak olursam buralar hayli reel tinder, hatta sürreal dostlar kıraathanesinden bozma döngel keranesi, yahut anne babaların yasak ilişkilerinden sonra kenara atılmış çocuklar bahçesi, en iyi ihtimalle cemaatle iktidar arayı bozmadan önceki dönem yardım kermesi. ne leş olduğunu anladınız diye umuyorum.
futbol nasılsa ki bir toplumun ezilmişliklerini, sömürülmüşlüklerini fark etmemeleri için afyon niyetine kullanılmışsa; sözlük de daha azı değildir. bir güruh ki bahsettiğimiz dert tasa aynı bi yerde: "afrika'da çocuklar aç evet, bu çok kötü. yemek resmini ınstagram'a atan ayıdır! kutup ayıları ölüyor, yer küre ısınıyor. eşitlik ve adalet herkes için var olmalı. düşünce özgürlüğü kısıtlanamaz. iktidar ah iktidar!.." üç aşağı beş yukarı çoğu noktası ortak olan bu insanlar sokağa çıkmıyor, bi şeyleri değiştirmek için bi şey yapmıyor; papaz sözlük efendiye günah çıkartıyor ve cennetten arsa alıyor. klavye üzerinden ülke kurtaran, insanlığı kurtarmak için twitter nöbetleri tutan bir topluluk peydah oluyor sonra.
hele edebiyata yeteneği olan, sanat yapacak olan nice kalemler trol oluyor sözlüklerde. iddia ediyorum ki harcanıyoruz azizim. işgüzarlığımızdan, pervasızlığımızdan, kafasızlığımızdan. ha sen sözlük seversin, bi şey diyemem; hem arada gırgır şamata da lazım, hakkındır... ama ben sözlüğe düşecek insan mıydım, işte bu da benim kafa yapım. düzen nizam kalmıyor, farazi yazılıyor; tanımadığın etmediğin insanlarla kavga gırla... yahu benim ne işim var burda??
edebiyat anlayışım çok ayrıydı benim, bakmayın yeterince okuma yapsaydım zamanında iyi olurdu lügatım ve üslubum da.. hadi ben ebemi tersten gördüm, ulan hepinizi mi vurdu hayat? biriniz başa çıkamadınız mı bunca adam içinden?
silkelen ve kendine gel, siktiret siktiğimin sözlüğünü. yazmak istiyorsun işte. sorun disiplinsizlik ve sen bunu sözlüklerde kamufle ediyorsun. "haa, oğlum hiç yazamıyor değilim lan; kassam yazarım" diyorsun. o halde maharetlerini görelim kardeşim.
neyse kafam çok dolu, yazı da sona doğru bok oldu. ama metni kafanızda toplasanız boş konuşmadım. herkesin bi stili vardır. sözlükle mi, amcanızdan destek alarak mı nasıl olur bilmiyorum; ama oldurun.
haa modern zaman şımarıkları da fazla yavlan ve ocak dışı
pablo picasso
kübizm'in temellerini atan ressam.
güven sözlük şarkısı
feta tarafından yazılmış ve bestelenmiş şarkıdır.
artık, dillerde şarkımız bizim.
Dinleyelim, dinletelim, dillere dolansın.
Emeği geçen herkese, tüm yazarlarımıza teşekkürler.
Mümkünse son ses dinleyelim komşularımız da nasiplensin.
Sözleri:
"Sorunları dertleri olayları eleştir geliştir kendini
Kara tahtada bir tebeşir değişir
zamanla gelir yenisi
bu piyasanın Delisi gibiyiz
önce güven gelir gerisi ötesi berisi yok
iyisinin iyisiyiz , en iyisiniz çünkü sahibiyiz
güvenin dostluklar kurulur
birbirimize güvenip en iyisi biziz
bak bu saçma düzenin
Düzelir zamanla konular ve olaylar
Başarmak her daim bizim için kolay bak
Konular, odaklan uzaktan ve yakından
Bildiğimi asla dostumdan sakınmam
Bildiğini asla dostundan sakınma ?
Burası sözlük güvenle çözdük tüm soruları
Sorunları konuları olayları arayanı tanıyanı ama
yarım kalanları tamamlarım tanımadan yargıları
yargılayan saygıda mı?
Kaygıları kalmayanana kadar
karaladık artık kapıları araladık sonuna
Varana kadar yazıyoruz bizim işimiz bu
Düzelir zamanla konular ve olaylar
Başarmak her daim bizim için kolay bak
Konular, odaklan uzaktan ve yakından
Bildiğimi asla dostumdan sakınmam
Bildiğini asla dostundan sakınma ?"
artık, dillerde şarkımız bizim.
Dinleyelim, dinletelim, dillere dolansın.
Emeği geçen herkese, tüm yazarlarımıza teşekkürler.
Mümkünse son ses dinleyelim komşularımız da nasiplensin.
Sözleri:
"Sorunları dertleri olayları eleştir geliştir kendini
Kara tahtada bir tebeşir değişir
zamanla gelir yenisi
bu piyasanın Delisi gibiyiz
önce güven gelir gerisi ötesi berisi yok
iyisinin iyisiyiz , en iyisiniz çünkü sahibiyiz
güvenin dostluklar kurulur
birbirimize güvenip en iyisi biziz
bak bu saçma düzenin
Düzelir zamanla konular ve olaylar
Başarmak her daim bizim için kolay bak
Konular, odaklan uzaktan ve yakından
Bildiğimi asla dostumdan sakınmam
Bildiğini asla dostundan sakınma ?
Burası sözlük güvenle çözdük tüm soruları
Sorunları konuları olayları arayanı tanıyanı ama
yarım kalanları tamamlarım tanımadan yargıları
yargılayan saygıda mı?
Kaygıları kalmayanana kadar
karaladık artık kapıları araladık sonuna
Varana kadar yazıyoruz bizim işimiz bu
Düzelir zamanla konular ve olaylar
Başarmak her daim bizim için kolay bak
Konular, odaklan uzaktan ve yakından
Bildiğimi asla dostumdan sakınmam
Bildiğini asla dostundan sakınma ?"
bugün ne öğrendim
danimarka'da hapisten kaçmak yasalara aykırı değilmiş. kaçarken cana, mala zarar vermemişsen ek ceza almıyomuşsun..
erkeklerin halka açık yerlerde ettikleri küfürler
Sokakta yürürken yere tükürmek. Pekala bir küfürdür. Ne amaçla , hangi hisleri karşıladığı için yapılır hiç bilmiyorum ama bunu yapan insanlara saygı duyasım, yol veresim, elinden tutasım gelmiyor..
turkcell
depremden sonra ... dk civarında çalışmayan hizmet veremiyen kurumsal firma.
allah'tan net çalışıyor.
allah'tan net çalışıyor.
