sözlük yazarlarının kaleminden şiirler

nushirevan nushirevan · 17.03.2019 11:24 · 1494 · #50774
Suriyeli bir gençten dinlediğim şeylerden dilime dolananlar..

Süleyman'a...

Çorba pişiriyordu kısık ateş üstünde
Bombalar uçururken zalim kalleş üstünde
Harabe bir binanın eviydi sundurması
Bulguru ekmek idi, soğan cennet hurması
İki kızı bi oğlu dayamışlar sırtını
Bir taş duvar yastık, karton sarmış altını
Kızları sarılmışlar ısınmak için güya
Hava öyle soğuk ki sarılmak bile rüya
Oğlan en küçük ama eller cepte ve mağrur
Erzağı getirmiş ya, delikanlıda gurur
Yaşın dokuz Süleyman! savaş büyük yaşından
Eve sahip çıkmayı atsa küçük başından
Yardım kamyonlarını kovalamakta ömür
Süleymanın gözleri, elleri bile kömür
Bir keresinde asker doğrultmuş da silahı
Geri durmak bilmemiş, "durma" demiş Allah'ı
Şahadet getirip de yürümüş üzerine
Tehdidini duymamış, bakmamış mavzerine
Asker tedirgin olmuş, korkmuş bu Süleyman'dan
Süleyman anlatıyor, dinliyorlar yalandan
Bu çorba ısınmadan içleri ısınıyor
Biraz da Süleyman sabırları sınıyor
"Yapma be Süleymanım! Asker geri durur mu?
Kıyamamıştır sana, korkan asker olur mu?
Süleyman kızar ama ablalarına kıymaz
Zira onlar yerine kimsecikleri koymaz
Ablaları da bilir Süleyman yüreğini
O asker görse korkar yüreğin çeyreğini
İki kızcağız cılız kollarını sarmışlar
Un ufak umutları, kardeşliğe karmışlar
Gülsüm ile Alime henüz on beşindeler
Tavansız dört duvarı ev yapma peşindeler
Sabah Alime bulmuş iki örtü getirmiş
Veriyor Gülsüm'üne, neymiş? onlar gelinmiş
Gülsüm'e yeter zaten kırık ayna parçası
Örtünüp dönüyor şöyle, sanki bir ay parçası
Plastik kasalardan mutfak yapmışlar bi de
Vidaları kuşbaşı, levha oluyor pide
Hayal dünyalarında kimseden etmez talep
Zira hayallerine dünyada yetmez Halep
Kızlar büyümüş ama ne de olsa çocuklar
İmanları tamsa da yetkinlikte buçuklar
Anaları olmasa kim pişirir çorbayı?
Laf dinler mi Süleyman? kim giydirir urbayı?
Bir şehir yıkılır da kalır ya hep camisi?
Öyle bir ana Minel, çocukların hamisi
Yetmiş iki milletin askerleri içinde
Amerikalısı gelmiş, Fransızı da Çin de
Musallat olmadan bir günleri geçmezdi
Her gün bomba yağdırır; kadın, çocuk seçmezdi
Kızları büyüyünce hepten bozuldu niyet
Yoksa yılar mı Minel, caydırmazdı eziyet
Köpekler gibi yer onların enikleri
Çoğu geceler aç yatarken minikleri
Göçülür müydü yurttan; naçar, ata, babasız
Kalınır mıydı burda, aç açıkta sobasız?
İki taşın üstünde kaynayan çorba bile
Eski bir tenekeden, geliyor hurda dile
"Ey kadın ne işin var, burda safi sübyanla
Evine dönsen ya sen, kaldın börtü çıyanla?
Yaptığın çorba yavan bi soğanı olsa ya?
Dört duvarlı yerdesin, bi tavanı olsa ya?
Ateş beni yakıyor, üşüyorum yine de
Sen ateşten bu yükü taşıyorsun sinede"
Minel ne desin ona, hikayesinde hüzün
Baharın son demleri, on yedisinde güzün
Şehadet şerbetini içmemişti kocası
"Gülüm" diyordu ona, o da gülün goncası
Sabah çıktıktan beri gelmemişti haberi
Yatsı ezanı gelir, bozmamıştı ezberi
Sabaha kapısında toplanınca komşular
Kadınlar ağlamaklı, simsiyahtı poşular
Çocuklar görmesin diye Minel çıktı dışarı
Kötü haberdi gelen, gerekmedi işarı
Ak çarşafa sarılı, kan kırmızı bir beden
Evin direği idi, kalkmalıydı yeniden
Yere konuldu şehit, kan boyandı eşiği
Göğsündeki mermiler, sırtı bıçak deşiği
Düşmüş de bıçaklanmış yetmemiş ki mesule
Sakalının üstünde gülümsüyor Resul'e
Hayale dalıp giden Minel'i uyandıran
Duruşuyla atayı, babasını andıran
Süleyman diyor "Ana! Bu çorba bitmedi mi?
Sabahtan beri açız, bu zillet yetmedi mi?"
"Gelin çocuklar gelin, afiyet olsun size
Bu soğukta bi çorba, kebap olur evsize"
Çocuklar kor ateşin etrafına toplandı
Minel'in göğüsüne tuhaf bir ok saplandı
"Hayırdır inşallah" dedi çorbayı kaşıkladı
Işık patlamaları, kulakları çınladı
Döküldü sıcak çorba paylaşılan kepçede
Dağıttılar hayali Halep'te bir bahçede
Gözlerini kapayan iki gelinlik kızın
Hayalleriyle canı, ölüm aldı ansızın
Süleyman da susardı dağlar düşse üstüne
Ama ana kokusu, olmaz çorba üstüne
Asla çıkarmadığı ak türbanı açılmış
Parçalanmış merhamet sağa sola saçılmış
İkiye katlanmış acı, ayrı düşmüş belleri
Gülsüm'ün ellerinde Alime'nin elleri
Süleyman'a dağ yıkın, yıkın yükü sırtına
Devirebildi ancak ki bugünkü fırtına
Çıkardılar oğlanı taşların arasından
İntikam hırsı çıktı, ağırdı yarasından
"Allahu ekber!" diyor bütün ehl-i imanı
Türk yurduna verdiler, yaralı Süleyman'ı
Kardeşlerin üstünde yine eski örtü var
Gözlerinden gitmeyen tavansız bir dört duvar
Yılları geçse dahi değişmedi bi günde
Ellerini cebinden çıkarmıyor bugün de
Ama hep kafasında o soruyla sarsıldı
"İçebilseydim tadı, o çorbanın nasıldı?"

Süleyman'ı dinledim, soğuk bir kış vaktinde:
"Vaadi var Allah'ın, duracaktır akdinde
Elbet bir gün şehitlik bize de nasip olur
Ata yurdumdur Halep, böyle münasip olur
Ama yaşım tutmuyor, bir asker ocağına
Yoksa gitmek isterim, anamın kucağına
Yaralıları sarar, sarmalar iyi niyet
Evsize kucak açmak, ödenmesi zor diyet
Lisanı bilinmeyen topraklar yabancıdır
Ne de olsa biz yolcu, sizler daim hancıdır"

Ağladı da Süleyman, gözyaşı düşmez kara
Acısı dinse dahi, şuncadır pişmez yara
Yabancıdır Süleyman "kim kime kardeş ola?"
Ne hakkı var ki onun, kardeşe tebelleş ola?
Deftere yazsa bir gün yaprak koparmasın mı?
Gönül borcu artar da, defter kabarmasın mı?
Sıcak yemeği, aşı, pişiyor yamacında
"Ensar" olmuş rızayı kazanmak amacında
Çıplak ayaklara bot, eldiven parmaklara
Zira şimdiden talip, cennette ırmaklara
Kırmızı bir hilalin himayesinde çadır
Kucak açmış mazluma, uzun boylu bahadır

On iki olmuş yaşı o yetim Süleyman'ın
Türkün kardeşi olmuş; arabın, müslümanın
Kardeş biliyor çocuk, kaybettiği yerine
Top oynuyor sokakta, bakmadan hem terine
Sokaklarda işitmiş: "hemen defolsun gitsin!"
"Suriyeliler doldu, gönderin olsun bitsin!"
Kaçarken uğursuzdan, çakalından kurdundan
Nizip'te batan güneş, farklı değil yurdundan
İşgalden kaçan çocuk, kadınlar ve yaşlılar
Gözlerine baksana, mahçup, eğik başlılar
Karanlık bir bez çadır, iki yatak döşeli
Kapısının önünde çamur, batak, eşeli
Bize kadim hainlik edenlerin tesiri
Bizi bizden ayıran nedenlerin esiri
Komşun açlık çekerken, tokluğa razı mıyız?
Kessinler bizi hadi, biz de kırmızı mıyız?
Yokluğu görmeyenler, varlıkta tatmin olmaz
Yoklukta var bulmayan, kalbi mutmain olmaz
Hani onlar bir zaman vilayetindi senin?
Hani Resul'u kabul, riayetindi senin?
Kabir ziyaretini sanırsın mücahitlik
Bak onların yurduna: topyekün bir şehitlik!
"Hemen yerleşmesinler, bilebilmeli yâdı"
Ülkemde istenmiyor, Suriyeli'ymiş adı
Bak yurdumun gavurla vicdan türdeşliğine!
Ne zaman halel geldi iman kardeşliğine?

nushirevan
Upvote 1
Downvote 0
1

startup

mavikaranlik mavikaranlik · 23.06.2019 17:33 · 584 · #66269
büyüme ve gelişme odaklı olan farklı ve yeni girişimlere verilen bir isimdir. İngilizce bir kelime olup Türkçemizde tam bir karşılığı bulunmadığı için bu şekilde anılmaya devam etmektedir. Aslında kısa bir özet veya kelime anlamı olarak yinelemek istersek yeni girişim olarak kullanabiliriz.

Bu kavramı tam olarak anlayabilmemiz için evvela ismini aldığı yeni girişimlerin neler olduklarına bakmamız gerekecektir. Yeni ve gelişmiş ürünleri meydana getirecek olan bir proje olarak bunlar yineleyebiliriz.

Global bir örnek vermek gerekirse Google şirketini baz alabiliriz. Google piyasaya ilk çıktığı andan itibaren tüm rakiplerini solda sıfır bırakabilecek türde yenilikleri, daha hedef odaklı bir şirketti. Nitekim hedefleri arasında bulunan kısa sürede büyüyüp gelişebilme fikrini de gerçekleştirmeyi başardı. Bu nedenle aslında bu şirketi de başarılı bir startup projesi olarak niteleyebiliriz.
Fakat göz önüne bir terzi dükkanını alırsak bunu bir startup projesi olarak değerlendirmek imkansız olur. Bir terzinin yaptığı işin, ne malzemelere ihtiyaç duyduğu, dükkanda bulunan malzemelerin neler olması gerektiği belirli bir standarttır, bellidir. Bu nedenle bu dükkanı bir startup projesi olarak ele alamayız.
Bu proje kapsamında ele alabileceğimiz bir proje olması için oldukça yenilikçi, farklı, daha önce benzerleri sunulmamış, alışılmışın dışında bir şeyler sunmak gereklidir. Ya da bambaşka bir düşünce örneği gereklidir, mesela bu terzi elbise dikme gibi işlemleri elle veya dikiş makinesi ile değil çok daha farklı bir şeyler ile yapmalıdır. O zaman bu şekilde değerlendirebiliriz.
Yani özet ile startup'lar amaç olarak hızlı büyümeyi ve alışılmışların dışında bir şeyler sunmayı hedef ediniyor olmalıdır. Böylelikle rakiplerinden ayrılmış olacaktır.

Yerli startup projelerine örnek vermemiz gerekirse:
Onedio
Sinemia
Getir
Evreka
Armut
Birbilenesor

Şeklinde söyleyebiliriz.
Upvote 0
Downvote 0
0

kamış

tdk beyi tdk beyi · 23.03.2019 07:10 · 184 · #60278
Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkilere verilen ad (Phragmites australis)
Upvote 0
Downvote 0
0

haarp

lawyer x lawyer x · 22.03.2019 15:56 · 262 · #52591
İzlenmesi gereken bir videodur. Ayrıca michael siklofield da okunur severek. Ağzı biraz bozuktur ama sevilir kendisi.

YouTube video
Upvote 3
Downvote 0
2

gürültü kirliliği

3k 3k · 25.02.2019 19:18 · 109 · #46127
Canlı yaşamını olumsuz yönde etkileyen doğadaki dengeyi bozmaya sebep olan insan, hayvan, makine vb. unsurlardan kaynaklanan sesler.
Dünyada gürültü kirliliğinin en fazla olduğu şehirler sıralamasında İstanbul 5. sırada yer almaktadır.
Upvote 4
Downvote 0
3

aziz yıldırım denince akla gelen şey

deliduydu deliduydu · 04.11.2018 18:25 · 887 · #13840
Şike iftirası atanların Feto cu çıkmasıyla aklanan.. her şike iddiasi olan sene kupalar şampiyonluklar kime gitmiş dedikçe aptallara ispatlayamayan adamdır..
Kotulemelere kendi taraftarları bile inandirilmis, takım Ali Koç a emanet edilerek 2. Ligi yüzünden linç edilen başkandır
Uzun lafın kısası gelenin attığı giden ADAM'dir
Upvote 2
Downvote 0
2