yurtdışı anıları

nushirevan nushirevan · 06.08.2020 12:02 · 375 · #75159
Belçika'da küçük bir banliyö kasabası olan Berchem'de kalıyorum. Prosedür gereği, belediyeden oturum alabilmek için kiraladığım evde polisin denetleme yapması lazım. Tam da ramazan ayı, orucum. Emirdağ'lılar Kıraathanesi (Afyon) gördüm. İçeri girip selam verdim, selamımı kimse almadı. Bir anlam veremedim. Gayet kibar bir dille polis istasyonunun adresini sordum. Yine kimse cevap vermedi. Doğrudan çay ocağına gidip elemana sordum bu defa. Hatta yanlış anlaşılma olmasın diye de "oturum için beklediğimi" de ayrıca belirttim. Cevap "git burdan kardeşim, burası Emirdağ'lıların" oldu. Yine anlam veremedim ama "tamam ya işte ben de türküm, bir yardımcı olun şu karakol nerede tarif edin de gidip kendimi kaydettireyim" dedim. Yok dedi, olmaz dedi, git dedi sadece. Zaten orucun son demleri, dedim ki "ne yapayım polisle görüşmek için camı çerçeveyi mi indiriyim burda?" Doğal olarak ahali ayaklandı ve çizgi filmlerde görebileceğiniz bir şekilde kapı dışarı edildim. Kendimi sokakta kaldırımda buldum. İki ayak yanaştı. Kafamı bi kaldırdım 80-90 yaşlarında yaşlı bir kadın. Belçika'da konuşulan dil ya fransızcadır, ya da hollandaca. Her iki dilde soru soruyor bana. Bende de hollandaca çat pat ama ingilizce deniz derya. Döndüm dedim ki "polis istasyonunu arıyorum ancak adresi bilmiyorum, kimse yardım etmedi" Kadın kahvenin içine tiksinir bir şekilde baktı, döndü bana ingilizce "beni takip et seni götüreyim" dedi. Meğer bu fransızca hocasıymış, ingilizceyi de bu yüzden biliyor. Neyse efendim karakola geldik, teşekkür ettik ayrıldık. İftar zamanı çoktan gelmiş ama boğazımdan bi gram su geçmemiş. Zaten dayakvari bir şey yemişim, sokaklara düşmüşüm. Üstüne bir de 2 kilometrelik yolu kaplumbağa hızında gelmişim perişanım. Derin bir nefes alıp içeri girdim ve dedektifi sordum. "Mesai bitti beyfandi.." tarzı bir cevap aldım. Oysa dedektifin bana zaten mesai dışında randevu vermiş olduğunu kendisine kağıt üstünde gösterdim. "Üff püff" ede ede telefonla çağırdı. Üst kattan biri indi hollandaca "mesai bitti ne çağırıyon?" diye kızı fırçalıyor. Döndü bana bir şeyler höykürdü. Ben yine ingilizce randevumuzu hatırlattım ve kendisinin neden gelmediği ile ilgilenmedigimi, sadece prosedürün tamamlanmasını istediğimi söyledim. "Hoop!" dedi, "burası londra mı? ingilizce konuşuyorsun?" dedi. Nevrim dönmüş zaten, "e peki burası amsterdam mı sen hollandaca konuşuyon dingil?!" dedim. "Dingil"i türkçe söyledim bgv Tabi dedektifle ben birbirimize horozlanıyoruz. O "olm bak git" diyor ben de "rozetini çıkar dışarı gel" diyorum. Sesim yükseldi diye mi "dingil"i mi duydu noldu bi türk polis memuru indi araya girdi. İlgili dedektifin alkolik olduğu için resmi uzaklaştırma aldığını söyledi. Buna rağmen, bedava bira olduğu için karakoldaymış dingil.. "Dosyamla ilgilenen dedektifi değiştirin" dedim, sağolsun türk polis hemen değiştirtti. Yarım saat sonra da bir başka dedektif gelip kira kontratımı filan denetledi. Yanında da türk polis var. Ama bi baktım, o sevecen hümanist polis gitmiş yerine sanki duvar gibi bir adam gelmiş. Göz teması kurmuyor, selam almıyor.. Dedim ki "herhalde dedektifin yanında 'türk türkü koruyor' denmesin diye böyle yapıyor"

Meğerse o da Emirdağ'lıymış. Mahalleye girince benim olayı öğrenip bana karşı tavır almış.

Bu olay yüzünden Afyon Emirdağ'lılardan hiç hazzetmedim. Neden sonra Belçika'dan ayrılma kararı aldım. Giderken herkesle helalleşeyim dedim. Elbette Emirdağ'lılar Kıraathanesi'nden dayak yemeden gitmek olmaz dedim bgv İçeri girdim ve ahaliye gittiğimi, yanlışım varsa özür dilediğimi ve herkesle helalleşmek istediğimi "istemeye istemeye" söyledim. Plot twist derler ya hani, herkes kalktı yerinden bir ilgilendiler, kahveler kurabiyeler, ikramlar, aman efendimler, canım ciğerimler.. "Herhalde bunlar yine dayak atacak, tadına varıyorlar" dedim ama işin aslı öyle değilmiş. 2 yıl nefret ettiğim Afyon Emirdağ halkı beni öyle bir yanılttı ki, yediğim dayağı da helali hoş ettim.

Meğer benim bir türk vatandaşından kiraladığım daire, daha önce dağdan gelen pkk'lılar için bir sığınak gibi bir şeymiş. Hatta ev sahibi tc vatandaşı şerefsiz de, dağ kadrosunun avrupaya geldikten sonra tutunmaları için kol kanat geriyormuş bu hainlere.. Türkiye sınırötesi operasyonlar yapınca, teröristler avrupaya gelemez olmuş. Bizim ev sahibi de "ev boş kalmasın" diye beni almış eve. Tabi Afyon Emirdağ'lılar milliyetçi adamlar. Benim gibi esmer, kavruk adamı görünce terörist sanmışlar. Tabi bu hainlere yağmurlu havada su yok. Üstüne bi de karakolu soruyorum, bunlar "la bu hainler buradaki karakola da mı saldıracak?" diye ses çıkarmamışlar. O günkü gariplik ondanmış.

Neden sonra kendimi ve dünya görüşümü paylaştım da ev sahibinin durumundan habersiz olduğumu da anladılar. Tren istasyonuna kadar eşlik ettiler. Helalleştik.

Sen de hakkını helal et Emirdağ.. Büyüksün.
Upvote 5
Downvote 0
4

eminönü'nde balıkçı vahşeti

can can · 08.08.2019 02:34 · 1714 · #67991
Twitter gündemi.
pazar günü (4 ağustos 2019) 2 abim ve eşleriyle saat 17 civarı tarihi eminönü balıkçısı'na gittik. beş tane balık ekmek aldık. oturduğumuz andan itibaren çalışanlar özellikle kadınları rahatsız ederek hepimize kabaca davranıyorlardı. birkaç defa garsonun dikkatsizce yengeme çarpmasının ardından küçük abim çalışana “dikkat etsene kardeşim” diyerek uyarıda bulundu. garson “ne dikkat edecem” diye karşılık verince abim “kadınları rahatsız ediyorsun, dikkatlice geçebilirsin” diye cevap verdi. “bilerek mi yapıyorum” diye bağırınca abim “kusura bakma desen konu kapanacak” diye cevap verdi. garson “senden özür mü dileyecem, sinir etme ****** koydurtma” diyince büyük abim “ne biçim konuşuyosun kardeşimle” diye çıkıştı. garson ana-bacı söverek bağırınca ben ayağa kalktım ve “ne biçim konuşuyon lan” diyerek üzerine yürüdüm. o an garson geri çekilince birden çevredekiler beni tuttular. birkaç saniye içinde gemi ve turşucuda çalışan yaklaşık 20 kişinin üzerimize doğru koştuğunu gördük. ne olduğunu anlamadan bize saldırdılar. 3ümüzü de ayrı köşelere çekerek yumruk ve tekmeler savurdular. ben darbelerden korunmak için kapandım. o sırada üzerime kesici aletle koşan birini gören küçük abim önündeki saldırganları dağıtarak koşan kişiyi engelledi. korunmasız kaldığı için yüzüne ve vücuduna fazlaca darbe aldı. pala olduğunu düşündüğümüz kesici aletle kafasına gelen darbe sonrası kanlar içinde yerde kaldı. bunu görünce kendimi savunmayı bırakıp küçük abimin yanına koştum. çevresindeki saldırganları uzaklaştırmaya çalıştım. yerde kan birikince saldıranlar uzaklaştı. bu olaylar sırasında 2 yengem de çığlıklar atarak saldırganları engellemeye çalıştılar. büyük abim de aldığı darbelerden sonra ayakta durabilecek durumdaydı ve onunla beraber yerde yatan abimi kenara çektik. hemen ambulans ve polisi arayarak 20 kişi tarafından silahlı saldırıya uğradığımızı ve abimin ciddi şekilde yaralandığını söyledim. bu sırada abimin doktor eşi ilk müdahaleyi yaptı.
olayın daha trajik kısmı bundan sonra başladı. 10 dakikalık yürüme mesafesindeki sirkeci karakolundan en az 25 dakika sonra geldiler. 20 kişi tarafından saldırıya uğradığımızı ihbar etmemize rağmen sadece 2 kişi gelmişlerdi. hiçbir müdahalede bulunmadan olayla ilgili sorular sordular. tutanak tuttuklarını ve karakolda ifade verdikten sonra şikayette bulunabileceğimizi belirttiler. emniyet ekiplerinden yaklaşık 15 dakika sonra ambulans geldi. ambulans geldiğinde emniyet ekipleri bir anda kayboldular. hastanede 3ümüz de darp raporu aldıktan sonra karakola ifade vermeye gittik. işletmenin yetkilileri biz gittiğimizde ordaydı. polis aracılığıyla özür dileyip uzlaşmak istediklerini söylediler, kabul etmeyip sürece devam etmek istediğimizde tutanağın tutulmadığını öğrendik. tutanağın tutulmadığını duyan daha rütbeli olduğunu düşündüğümüz polis olay yerine kim gittiyse o uğraşsın diyip kapıyı çarparak odasına girdi. bizimle hiçbir polis ilgilenmek istemiyordu. iletişimde olduğumuz polis durmadan işletmenin yetkilileriyle görüşüp bize geliyordu. önce elimize bir kimlik fotoğrafını tutuşturup kişiyi teyit etmemizi istedi. emin olmadığımızı söyleyince kesin tespit etmemiz için bizi zorladı. sebep olarak 'uzlaşma olmazsa arbede çıkabilir.(karakolda(!))'dedi. bu tehditvari cevaptan sonra fotoğraf üzerinden kişiyi tespit edemeyeceğimizi yineledik. kamera kayıtlarının bu durumu çözmeye yeteceğini söyleyince emniyet kameralarının bozuk olduğunu söyledi. belediye kameraları da dahil diğer kayıtları alabiliyosanız alın dediler. eksik veya hatalı ifade ve tutanakları imzalatmaya çalışmaları da cabasıydı.
süreç boyunca bizimle ilgilenmeyen, başından savan polis memurlarının aile büyüklerimizin gelip olaya müdahil olmalarıyla tavırları değişti. en baştan ifademizi alıp süreci biraz daha ciddiyetle takip etmeye başladılar.
fakat hala kesin sonuç alabileceğimize emin değiliz. birileri sürecin ilerlemesini engelliyor. kamera kayıtlarına hala ulaşamıyoruz. yengelerimin yaşadığı travma, benim ve büyük abimin vücudundaki morluklar, en önemlisi de küçük abimin kafasındaki 20-25 civarı dikiş yanlarına kar kalmamalı. şehrin göbeğinde, günde ortalama beş milyon insanın geçtiği bir yerde bu magandaların böyle rahatça eşkıyalık yapmasına göz yummak istemiyoruz.
Upvote 3
Downvote 0
1

lavi

yola park eden arac yola park eden arac · 26.03.2019 04:53 · 416 · #63296
Çini mürekkebini sulandırarak fırça yardımı ile yapılan resimlere denir. Bu resimlerde çini mürekkebi yerine tek renk suluboya da kullanılabilir.
Upvote 0
Downvote 0
0

hızlı tren

uzayi isgal eden salyangoz uzayi isgal eden salyangoz · 03.12.2018 03:00 · 150 · #36132
Belirli bir hız limiti üzerinde olan trenleri tanımlamaktadır.
Bunun, bir örneği: Çin’de yapılmıştı. Mao’nun ölüm/Doğumgünü yıldönümünde açılmıştı. Yüksek hızlı tren ile onaltı(16) saat sürmüştü diye haber okumuştum. Yanlış hatırlamıyorsam da abim de bu tren hattında yolculuk etmişti. İlk durak-son durak olmak üzere.
Ülkemizde de çeşitli güzergahlarda bulunmakta olup ihaleleri yapılmış, planlamakta ve devam eden inşaatları mevcuttur.
Upvote 0
Downvote 0
0