fenomen olmak

piri sah piri sah · 17.10.2018 22:01 · 1271 · #5858
Günümüz Evliya Çelebileri'nin ( gezi ) , en usta Thomas Keller'in (yemek şefi ) , Micheal Jackson'ın (dans ve müzik ) yedek lastikleri.
İnsanların ruhlarını kısa süreli doyurup keyfine bakan insanlar.
Upvote 4
Downvote 0
1

hem hayattan hem ölümden

monica ziyagildurulay monica ziyagildurulay · 23.11.2018 01:21 · 401 · #18517
Teoman'ın en güzel olan şarkılarından sadece biri, hafif yağmur eşliğinde dinleyin acayip havaya sokuyor.

silkeleyip kumları üstümden atıp
mağazanın vitrininde yansımama bakıp
uyurgezer gibiyim, tüm geçmişim kayıp
inceliyorum kendimi halim bi' garip

hem hayattan hem ölümden korkarak
son sefer de geçmiş bu son durak

sardunyaları seyrettim bir çölden gelip
geceler boyu ağladım şairleri sevip
bir isyanım varmış, akıtmışım içime
kendim bile bakamadım gözlerimin derinine

hem hayattan hem ölümden korkarak
son sefer de geçmiş bu son durak

kilitliydi dünya, girdim bacasından
kızgındım doludizgin, hazzın ardından
kefenim arka cebimde, cehennemden kaçmadan
delirerek giderek, vicdan azabından

hem hayattan hem ölümden korkarak
son sefer de geçmiş bu son durak.

antidepresan etkisi olan şarkılar

Ps: Aynı sözlükten başlık devşiren yazar olmak _/**\_
Upvote 0
Downvote 1
0

yiğit can iç

muskulpesent muskulpesent · 11.01.2019 20:58 · 584 · #30523
2017 nin nisan ayından beri güney amerika'yı gezip youtube'da vlog paylaşan türk gezgin.
remi diye birlikte seyahat ettiği fransız bir arkadaşı var, ilk defa bir fransıza ( fransız devrimindekiler hariç) sempati ile yaklaşmama sebep olmuştur.
Upvote 3
Downvote 0
0

çocukluk korkularımız

serendipity serendipity · 25.12.2018 05:09 · 3037 · #27707
Çocukken cahillikten mi bilmiyorum hiçbir şeyden korkmuyordum. Kertenkeleyi alır, yanağına buse kondururdum. Kurbağayı elimin üstüne alır dilini çıkarttıkça kahkaha atardım( ne alakaysa)
Aşırı yaramaz olduğum için cesaret gösterilecek her konuya atlar elimden gelenin de üstüne çıkarak yaramaz kuzen ve arkadaşlarımızla dediklerimizi yapardık. İşte en net hatırladığım yüksek katlı binaların salonlarının penceresinden penceresine geçerdik. Arada uzun menzil olmasına rağmen!
İşte tır geçer karayolunun kenarından helekopter ayağını uzatır, tekerlekler üstünden geçer ayağının, örgü şişini boğazına sokar, çıplak elektrik teli alır ölemez vs milyon tane örneğim var ancak tüm maddeselliklerim ve cesaretime rağmen öyle bir korkum var dı ki; ailemizde hatrı sayılır büyük bir yakınım vardı. Kendisine hürmet gösterirdim. Allah var beni de çok sever sayardı ancak kendisi o kadar serttti ki müşterileri bile korkuyordu ondan. Hatta iş yerinin bulunduğu kaldırımdan rahat 20 yaşıma kadar geçmedim sırf kızar diye. Yani nasıl korkuttuysa bilmiyorum acayip sert bir adamdı şu an yazarken bile irkilmedim değil ama haksız yere sesini yükseltir gereksiz moralini bozar, seni ağlatıp evine gönderir öyle değişik biri olsa da iyi bir insandı. Eskiden hayvanlardan korkmayıp insanlardan korkuyorsam şimdi tam tersini belki de yaşıyor olmam bu Mümtaz kişiye borçluyum. Yani korkulma konusunda öyle Nam Salmış ki; ziyaretime gelen arkadaşlarım bir gün telefonum çaldı baktım o kişi arıyor. Arkadaşlarımın hepsi ağzını tuttu, kazara söylediği cümlelerinden harf eksikliği olurda duyamazsam vay halime! Zaten ağzının içinden konuşuyor ve aklındaki şeylerin ortasını sana anlatıyor yani diyor ki; bağırsağımdan geçenleri oku!
Empati kurma yeteceğimi ben bu adama borçluyum!
Gerçekten insanların içinden ne geçtiğini, aklından o an da geçen alt metni okuyabiliyorum. Bazen bu durum yanlış anlaşılsa da şartlar bizi bu duruma getirdi.
Heee tabi bu arada bu adam gereksiz yere korku sebebim olmuş, bütün korkularımla yüzleşip karşısına dikildim birgün. Söyleyebileceği en kötüsünü, yapabileceği en kötü şeyler yapılmış zaten daha ne olabilir ki dedim, halt edip ona akıl vermeye kalktım. Halbuki hiç kimsenin aklını beğenmez. Ama hiç tahmin ettiğim gibi olmadı. Tam tersi o gün bugündür şeytan kulağına evladı bile kendisinden korkuyorken ben istediğimi yapabiliyorum.
Belki de korkularımız kafamızda büyüttüklerimizdi.
kaybetmekten korkmayanlar derneği
Upvote 6
Downvote 0
1

regaib kandili

horasan horasan · 07.03.2019 20:32 · 1632 · #48615
#REGAİPKANDİLİ
????#KıssadanHisse

2000 yılının aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Bir devlet okulu...nda heyecanla derslere giriyordum. Sınıflardan birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.

“Evet çocuklar, tahtada 'Eğer çok zengin olsaydım anneme... alırdım.' yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?” dedim.

Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum. Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Son kâğıdı içimden okudum. “If I were rich, I would buy flowers for my mom.”

Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. “Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var!” dedim. “Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?”

“Çiçek alırım, yazdım öğretmenim.”

Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. “Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı” dedim.
Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp “Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim” dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.

“Oğlum, dalga mı geçiyorsun?” dedim sertçe. “Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?”

Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı. Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.

Ertesi sabah okula geldiğimde Selim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırığa benzer garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.

2000 yılının aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.

Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri, babasıyla, hiç aksatmadan her cuma günü annesinin mezarını ziyaret edip mezarlığa çiçek diktiklerini...
Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek sabaha kadar hıçkırdığını...

Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını...
Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim.
Alıntı dır. Lakin sizler le paylaşmak istedim.!!!
Kandilimiz kutlu olsun Canlar
#horasan
Upvote 5
Downvote 1
3