diyanet

siyahhanim siyahhanim · 06.11.2018 20:44 · 656 · #14479
Türkiyede din işleri başkanlığı olarak görev yapması beklenen kuruluştur.
Son yıllarda yine eskisine göre daha fazla iş yapmaktadır.
Manevi danışmanlık birimi, aile irşat büroları, hapishaneler, kyk yurtlarında görevli personelleri bulunur.
Bilmeyenler bu kurumdaki herkesi zan altında bırakarak toplu bir şekilde yargılasa da çok iyi din gönüllülerini içinde barındıran bir yapıdır.

(Eksileyebilirsiniz, bir kurumu sadece medyadan tanıdığınız biçimde değerlendiremezsiniz bunu da hatırlatayım.)
Upvote 3
Downvote 3
4

insanın en hastalıklı duygusu

jean baptiste de la croix jean baptiste de la croix · 28.10.2018 21:28 · 1818 · #12145
bence, insanı hayvanlardan ayıran "diğer insanlar tarafından beğenilme" duygusudur.

bu duygu hegel'e göre insanlar ve hayvanlar arasındaki temel farkmış. ama nedense bana çok hastalıklı geliyor.

bir düşünün insanlar size hayran kalsın diye altınıza ferrari çekiyorsunuz, evinizi döşüyorsunuz, insanların hayran olduğunu kadınlarla çıkmaya başlıyorsunuz...

ama gelgelelim tek bir mısra şiir yazmamışsınız, bir filozofun kitabını açıp okumamışsınız "ne diyor lan bu sokrates?" diye. ne bir operaya gitmişsiniz, ne mozart'tan bir nota dinlemişsiniz.

neyse biraz konuyla ilgisiz oldu gibi.

noblesse oblige gözetmeyen tüm duygular ve eylemler gözümde hastalıklıdır.
Upvote 2
Downvote 0
0

seri eksi basan yaralı yazar

nicksizolmazmi nicksizolmazmi · 02.02.2019 04:31 · 5569 · #38949
Neden bilmiyorum, sözlükte ne zaman görsem beni gülümseten naif başlık. Neredeyse en sevdiğim başlık desem abartmamış olurum. Düşüncesini beğenmesem de kimseyi eksilemedim, eksilemeyi de düşünmüyorum. Eksilenmek de o kadar kötü bir şey değil. Zaten girinizin konusuna göre kimin eksilediğini tahmin etmek çok da zor olmuyor. mesela hayırlı cumalar başlığına yazmayı düşündüm giri uzerine 3 adet eksiyi şu anda bile görür gibiyim (swh).
Upvote 2
Downvote 1
1

milli ve yerli

first generation first generation · 03.11.2018 21:09 · 263 · #13529
"içi bu kadar boşaltılmış, ironi malzemesi olmaya bu kadar müsait başka bir ifade var mıdır?" gibi her yönden ağır düşüncelere gark eden meşhur "milli ve yerli" ikili.
dolayısıyla, " 'milli ve yerli üretim/ürün' ifadesi bir [ara]oksimoron[/ara]dur" denilmesi hiç de abesle iştigal olmayacaktır.
Upvote 5
Downvote 0
3

recep ivedik

nushirevan nushirevan · 12.04.2020 11:05 · 2367 · #74473
Altıncısı Serinin en son ve en kötü filmi olarak kayıtlara geçen karakter. Recep İvedik'in hallerine kahkaha atmazdım ama izler eğlenirdim çıtır çerez niyetine.. fakat bu nedir kardeşim, bu kadar mı özensiz iş yapılır, bu kadar mı "biz tırı vırı film yapalım nasılsa izlenir" mantığı film çekilir? Şahan, sana instagram yorumu olarak da yazdım ama bu seriyi sonlandırmak ve hakkındaki dedikoduları bitirmek için formülü veriyorum bak iyi oku..

Recep ivedik film serisini şöyle bitiriyosun:

Şahan Gökbakar olarak film, siyaset ve mizah eleştirilerinden bıkmış, sanat dünyası ile işlerini yoluna koyamamışsın. Evde büyüyen çocuk, ülkenin kriz halleri, sinemada mısır patlağı derken kafanı dinlemek için yalnız kalma ihtiyaci hissediyosun ve evdeki herkesi bir yerlere yolluyor ve serinin son filmi için yazman gereken senaryoya odaklanıyorsun. İlham bir türlü gelmiyor çünkü sana yapılan eleştiriler bitmek tükenmek bilmiyor. Bu sırada evde bir kaza geçiriyorsun ve bayılıyorsun. Uyandığında yatağının başucunda Recep İvedik burnunu karıştırıyor. Şok içinde uyanıyorsun ve karşındakinin hayal mi gerçek mi olduğuna inanamıyorsun çünkü Recep senin oluşturduğun bir karakter. Recebin kendisi de bilmiyor oraya nasıl geldiğini. Şoku atlattıktan sonra Recep'e bir film karakteri olduğunu, hatta onu kendisinin oynadığını söylüyorsun. Recep bu durumu kabulleniyor ama içinde bulunduğu bu yeni dünyayı paralel evren da keşfetmek istiyor. Şahan ayağı kırık olduğu için dışarı çıkamıyor. Üstelik kendisinden 2 tane olduğu durumu kimseye açıklayamaz. Bunun üzerine her filmde olanın tersini yapmaya karar veriyor. Bu kez Şahan Recep değil, Recebi Şahan yapmaya karar veriyorlar. Kaşlar traş ediliyor, kıyafetler değiştiriliyor. Gerçek Şahan iyileşene dek, Recep Şahan gibi görünerek, onun dış dünya ile olan ilişkilerini düzenlemeye karar veriyor. Eşi, Kardeşi, yapımcısı, gazetecisi bu Şahan gibi görünen Recebin normalden başka davranışları karşısında şaşırıyorlar ama Şahan'ın yeni senaryo için metod oyunculuğu yaptığını düşünüyorlar. Bu arada Recep, kendi yöntemleri ile insan ilişkilerini gerçek Şahan'dan daha iyi geliştiriyor. Şahan evde onu her akşam beklerken Recep'in kendisinden daha gerçek, daha samimi olduğunu fark ediyor. Evet kaba filan ama daha samimi, daha dürüst. Recep bu yeni dünyaya alışırken, Şahan da evde yavaş yavaş iyileşiyor. Yeni senaryo için evde gözlerden uzak çalışıyor ama Recep'in gerçek dünyada kendisinden daha iyi bir iş çıkardığını görmek onu daha da strese sokuyor ve senaryo bir türlü yazılamıyor. Senaryonun teslim günü ve çocuğun evde yapılacak doğum günü yaklaştıkça iyice stres olan Şahan, işleri yoluna koymuş Recep'i evde onun hayatını çalmakla suçluyor. Recep üzgün ve mahsun bir şekilde tuvalete giriyor. Şahan söylediklerinden pişman kapıyı çalıyor ama Recep açmıyor. Şahan uyuyakalyor. Sabah uyandığında masasının üstünde yeni senaryo ve Recep'in notunu buluyor:

"Film yazmayı bilmüyüm ama sana hayat hikayemi yazmah için tuvaletime ara virdim, sen ohu ben tuvalete geri dönüyüm"

Şahan saçmalık olduğunu düşündüğü bu hikayeyi okumaya başladıkça gülüyor, kahkaha atmaya başlıyor. Hemen evinin tuvalet kapısını açıyor ama Recep orda yok.

Bu sırada Recep tuvaletten çıkınca kendini Nurullah'ın kahvesinde bulmuş. Onlara Şahan'ı anlatmış ama kimse inanmamış. "Gerizekalılar" diyip kahvede oyuna geri dönmüş..

Al bunu yaz, telif melif de istemez bgv
Upvote 4
Downvote 0
2