keko sözleri

yola park eden arac yola park eden arac · 08.01.2019 16:52 · 1093 · #29603
gerek sosyal medya da gerekse sokakların adidas eşofmanlı, parlak tayfalarından sık sık duymaya alışık olduğumuz sözlerdir.

-Yaptıklarımdan pişman değilim ha aklım hala yapamadıklarımda.
-bizde geri vites yok, gerekirse ilerden döneriz
-Canımızı almaya gelenin canı sağolsun, almadan gidenin başı sağolsun.
-Ben şekil yapmıyorum, yapıyorum şekil oluyor.
-Ölmeyi çoktan göze aldım. Ama yanımda kimleri götüreceğimi düşünüyorum.
Upvote 2
Downvote 0
2

belgesel izlerken oluşan kültür havası

mehmetyildirim mehmetyildirim · 17.02.2019 18:11 · 1698 · #43384
Basligi okuyunca aniden kulaklarda cinlayan "serengetide siradan bir gün" o ikonik ses ve aniden üzerime yapismasi sanki zorunlu olmasa "kültürsüz ezik" damgasi yiyecek olma korkusu... Neyse; masai mara'da kuslar civildiyor, nehirlerden gelen su sesi insana huzur veriyor. Kisa kuyruk yine impalalarin pesind....
Upvote 5
Downvote 0
3

300 yıllık köprünün çalınması

can can · 07.10.2018 23:30 · 1300 · #3340
Köylüler şaşkın! 300 yıllık tarihi köprü bir anda ortadan kayboldu
GÜMÜŞHANE'deki Arslanca köyünde bulunan 300 yıllık köprü bir anda ortadan kayboldu. 1 hafta önce yerinde olan köprünün taşlarının sökülerek, çalındığından şüphelenilirken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Entry görseli

Entry görseli
Upvote 1
Downvote 0
2

yoğun bakımda ölüm

tor tor · 17.02.2019 06:09 · 1742 · #43284
Sosyal mecrada dolaşırken gözüme bir yazı ilişti... Bu saatte O kadar uzun yazı okunur mu? Diye sordum kendime ve bir baktım ki yazının ortalarına gelmişim. Haklılık payı varolduğu kadar eksi yönlerde var. Buyurun efenim spoiler de bulabilirsiniz.

spoiler (tıkla)
YOĞUN BAKIMDA ÖLÜM.

Geçtiğimiz aylarda kıymetli bir hocanın muayenehanesinde uzun zamanlar yoğun bakım hemşireliği yapmış bir kardeşim ile tanıştım.

Görüşmelerimiz sonunda ona bir soru sordum:
-Hiç ölümlere şahit oldun mu? Ölüm anında yalnız başlarına makinalar altında ne yapıyorlar?
Uzun uzun ellerine baktıktan sonra, yüzüme tokat gibi çarpan şu cevabı verdi:

-Evet..
Sayamayacağım kadar çok ölüme şahit oldum..
Hepsinin ortak özelliği; son anlarında ağızlarındaki oksijen maskesini atıp, üzerlerindeki kabloları sökmeye çalışıyorlardı dedi..

Peki dedim, siz ne yapıyordunuz?
Biz kabloları geri takıyorduk, tekrarı olursa, bu defa ellerini bağlıyorduk!

Böyle de can veriyorlardı dedi.

Allahuekber!

Anında aklıma tahrif edilmiş tevrattaki şu ayet geldi.

Yahudiler:
“#Acıklı #ölümlerle #ölecekler” (Yeremya 16/4)
Diye bizim üzerimize yemin etmişlerdi!

Biz bugün her tıbbın bir dini vardır ve bugünün tıp anlayışı asla "#İslam" #değildir! Derken tam da bunu kast ediyorduk!

Biliyorsunuz ki, Yahudiler öyle sistemli çalışıyorlar ki bir santim boşluk bırakmadan yüzyıllar evvel yaptıkları planları aynen bugün üzerimizde uyguluyorlar.

Tekrar çınladı kulaklarımda..
"Son anlarında rahat can verebilmek için kabloları söküyorlardı, biz de ellerini bağlıyorduk" SÜBHANALLAH..!

Ne zaman Müslüman feraseti ile bakacağız? Daha başımıza ne gelmesi lazım ki?

Öyle bir sistem yerleştirdiler ki Müslümanların üzerine, akıl tutulması yaşar hale geldik.

Tabutlarımızın üzerinde "Ölüm ne bir dakika ileri, ne bir dakika geri" yazıyor, lakin hala öleceğini bile bile terk eder olduk sevdiklerimizi buz gibi odalara.

Çünkü bu empoze edildi zihinlerimize.
Evvelce yaşlıların vasiyetleri vardı,
sımsıcak yatakları vardı,
başında Yasin okuyanları,
zemzemle ıslatılan dudakları,
helallik almaya gelen eş - dostları vardı.

Sımsıcak, tevekkül dolu, İslam'i olan ölümümüz buydu bizim.!

Çünkü vuslat vardı işin ucunda kavuşmak vardı!
"3 gün yatak, 4. gün toprak" diyorlardı cesurca, ölümü "çare" bilircesine..

Bugün biz ne yapar olduk kendimize?

Yapayalnız,
çırılçıplak,
duasız terk ettik sevdiklerimizi yoğun bakım ünitelerine.

Ben bizzat morgda pek çok hastanın boğazının delindiğini gördüm..

Neden?
Nefes yolu açtıkları için.
-Zaten bu insan son nefesini vermeye çalışıyor neden bir de zulmedip nefes yolu açıyorsun?

-Bize böyle öğretildi..
Bunları dile getiren kardeşimiz gözyaşlarını tutamıyor,
ve diyor ki;
“BİLLAHİ durum çok sandığınızdan daha Vahim!”

Burada asla doktorları suçlamıyorum çünkü onlara dayatılan sistem bu,

öğretilenler bu..

Müslüman son nefesi verebilmek için çırpınıyor, biz ellerini bağlıyoruz..

Sadece bu kadarla kalsa..
Eskiden her ölü evinde yıkanır, kefenlenir, evinden çıkardı ölüsü.

Bugün ölüler evlere sokulmuyor..
Kapının önünden görünse de iyi..
öyle böyle helallik al gönder..

Yıkadıkları sabunlar kimyasal, sardıkları kefenler titanyum dioksit, döktükleri kafurlar sentetik..

Biz neyin telaşındayız kardeşler?
Dirimize sahip çıkamıyoruz, ölümüze hakim değiliz, peki biz bu hayatta neden varız?

Tv dizilerini bölüm bölüm mahşerde anlatmak, en güzel börek tariflerimizi ALLAH ve Rasulu'nun önüne koymak için mi?
Biz öyle büyük bir savaşın içerisindeyiz ki, tarifi yok zalimliğinin..

VE BİZ BU SAVAŞTA UYUYORUZ!

Düşman evlerimizde, evlatlarımızın ensesinde, yaşlılarımızın canına kast etmiş..

Biz ise esir düşmüşüz..
Hapsolmuşuz,
heveslerimizin peşinde..

ALLAH'ım sen bizlere hayırlı bir ölüm nasip et..


Gerçekten hayırlı ölümler nasip etsin...
Upvote 2
Downvote 0
1