Vardır ama fikir ve sanat eserleri kanunu gereği eserlerimi koruma altına almadığımdan, intihal suretiyle çalınarak insanlara sunuldu. En acayibi de, Çanakkale ile ilgili bir fikrimdi. Kısaca anlatayım:
2016 yılında Diyarbakır Hendek olaylarında görevli özel kuvvetlerden 5 kişilik bir tim, en yeni teknolojik silahlarla hainlerin kurduğu tuzakları bozar, inlerine saklanan teröristleri birer birer avlar. Gece gündüz mücadele içindeki bu bordo bereli tim, mücadelenin son gününde büyük bir patlama ile kendilerinden geçerler. Uyandıklarında Diyarbakır Sur'da değil, oradan geçen bir çobandan öğrendiklerine göre Çanakkale Kirte sırtlarındadırlar. Mühimmat ve kumanyaları da olduğu gibi yanlarındadır. Ekip bu biliçsiz yer değişikliğinin şokunu atlatmadan bir şok daha yaşar: En yakın yerleşim birimine yaklaştıklarında bir şeylerin ters gittiğini ve 1914 yılında olduklarını anlamaları çok uzun sürmez. Tim nasıl olduğunu anlamadıkları şekilde zaman ve mekânda atlamışlardır. Tim lideri ekibini bir mağaraya götürüp olayları sindirmek için vakit ayırmaya çalışır. Bu sırada Çanakkale savaşının eşiğinde olduklarını anlamaları da çok sürmez. Operasyonlarda tek bir beyinle hareket eden, birbirlerini çok iyi tanıyan ve anlaşan ekip üyeleri bundan sonra ne yapacaklarına dair fikir ayrılığına düşerler. Kimileri zamanda yolculuğun ağırlığı ve geri dönüşün imkansızlığına dayanarak Çanakkale savaşına katılmayı savunurken, kimileri zaten kazanılmış bir savaşa dahil olup tarihi aksi yönde değiştirme riskini göze almamayı tartışır. Katılmayı düşünen taraf, bu yeni teknolojik silahlarla savaşta üstünlük sağlayacaklarını iddia ederken, reddeden taraf bunun haksız bir kazanç olduğuna inandığını söyler. Kimisi mağarada oturup zamanda yolculuğun sırlarını bulmaya çalışırken, kimisi de savaşta vefat edecek olan dedelerinin köylerine gidip atalarını görme isteği ile yanıp tutuşur. Nihayet tim lideri, kararı herkesin hür iradesine bırakır. Savaşın patlayacağı güne kadar askeri hayatta kalma prensiplerini gizlilikle uygulayan ekip, sabah uyandıklarında tim liderini bulamaz. Neden sonra bordo bereli ekibin liderinin Çanakkale savaşına yalınayak katılan askerlerin arasına karıştığı anlaşılır. Üzerinde kendi zamanına ait hiç bir şey yoktur ve oradaki gönüllü askerlerin şartlarına uymuştur. Savaş patlak verdiğinde üstün kabiliyetlerini konuşturan liderin, ne yazık ki havada mermilerin çarpışacağı kadar çetin bir savaşın içinde olduğunu anlaması çok sürmez. Karşı mevzide hedefini belirleyen lider, çıkmadan önce yanında bordo bereli askerlerini kendisi gibi dönemin şartlarında görür. Ekip silah ve mühimmatlarını gömmüş ve komutanlarının yanında şehit olmaya gelmişlerdir. Mücadele başlar ve ekip kahramanca savaşmaya başlar. Tim elemanları bir bir yaralanıp düşerken, lider hedefindeki noktayı ele geçirir. Fakat denizden gelen top atışı ile patlama ve ışık içinde kalır. Lider gözlerini bir daha açtığında ekibi ile birlikte Diyarbakır'dadırlar. Yanlarında silah ve mühimmatları yoktur ve üzerlerinde kanlı çanakkale üniformaları vardır. Yaralı ekibini yerden kaldırmaya çalışan lider için bu kez her şey farklıdır. Ne ekibinde ne kendisinde zerre kadar ölüm korkusu yoktur. Öyle ki şehitliği arzu eden bir bakışla karşılarlar liderlerini ekip üyeleri. Bir anda tekrar bir patlama olur ve ışık içinde kaybolurlar.
Televizyonlarda iki haber vardır: Diyarbakır'da bordo bereli kahraman bir timin şehit düştüğü ve Kirte'de bir mağarada bulunan 100 yıllık silah kalıntılarını incelemek üzere bilim adamlarının olay mahaline yönlendirildiği..
Evet sözlük, yukarıdaki sinopsisi bir yapımcıya gönderdim. Çok beğendiğini söyleyen bir mail aldım. Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Yapımcı filmi kendi yaptı. Bordo bereli ekibi bir grup çocuk yaparak hikayeyi değiştirdi ve sinemaya aktardı. Elimde "harikulade bir fikir, bunu değerlendirelim" diyen yapımcının maili var ama noter onaylı telif almadığım için eser bana ait değil.. doluyum sözlük, daha da anlatmayım.
uzman yazar
30 ağustos 2019 tarihi itibari ile 10 bin puanı geçerek uzman yazar olan yazarlarımız şu şekildedir:
[yazar]somewhere in asia[/yazar]
[yazar]tor[/yazar]
[yazar]somewhere in asia[/yazar]
[yazar]tor[/yazar]
hayır diyemeyen insan
Vur sırtına al ekmeğini modeli. Kimseyi kırmamak için kendi kendileri zorluk çekerler
minibüs şoförleri
Genellikle Korna basmaya takıntılı insanlardır.
azgın
Azmış olan
kenan sofuoğlu'nun emirerlerim paylaşımı
yakıştıramadığım gibi kendisini gözümden düşüren bir paylaşımdır. gerek spor hayatı gerek karakteri nedeniyle gerçekten saygı duyduğum bir insandı, en son yaptığı aşağıda ki paylaşımı ile gerek ayaklarını masa üstüne koyması, gerek danışmanlarına "emirlerlerim" demesi itibariyle kendini basitleştirmiş ve değersizleştirmiştir. vekilliği kaldıramadığını düşünüyorum. mütevazilik kavramını yitirmiş, hırsına yenik düşmüş gibi duruyor. milleti temsil eden birisi böyle bir gönderi gönderemez. paylaşımı kısa süre içerisinde kaldırmış.

rizeli müteahhitler
Türkiye'yi inşaat sektöründe temsil edebilecek zekaya sahip insanlardır.
Trabzonun, of ilçesinide buraya ekleye biliriz. Çok yakın oldukları için etkilenmişlerdir.
????
Trabzonun, of ilçesinide buraya ekleye biliriz. Çok yakın oldukları için etkilenmişlerdir.
????

güverte
Gemide ambar ve kamaraların üstü
çocuklarda tuvalet eğitimi
Annelerin sabrını ölçen, ve her çocuk sahibinin elbet yaşayacağı bir dönemdir. Dört çocuklu bir anne olarak size sabırdan baska tavsiye edecek bir seyim yoktur.
Bizim hikayemiz bu şekilde: (bu arada her annenin doğum hikayesi gibi tuvalet eğitimi hikayesi vardır)
ilk çocuğum bir haftada öğrendi ama ilk olduğu için bana çok zor gelmişti. ikincisi üç hafta sürdü. Aslinda ilkinin çok kolay öğrenmiş olmamı fark etmemi sağladı. Üçüncü ikizlerim deseniz bir tanesi üç günde öğrendi ama diğerini anlatmaya kelimeler bulamıyorum. Zaten bir süre uğraştıktan sonra vazgeçtim. Ama bu seferde ikizi öğrendi ama o yapamıyor diye huzursuzluklar yaşadı, yaşadık. Bir altı ay sonra yine denedim ve tam üç ay sürdü. Bir arkadaşımın bir sene surmuslugunu görünce şükretmemek elde degil. Cok şükür, Zor günlerdi; geldi, geçti.
Bizim hikayemiz bu şekilde: (bu arada her annenin doğum hikayesi gibi tuvalet eğitimi hikayesi vardır)
ilk çocuğum bir haftada öğrendi ama ilk olduğu için bana çok zor gelmişti. ikincisi üç hafta sürdü. Aslinda ilkinin çok kolay öğrenmiş olmamı fark etmemi sağladı. Üçüncü ikizlerim deseniz bir tanesi üç günde öğrendi ama diğerini anlatmaya kelimeler bulamıyorum. Zaten bir süre uğraştıktan sonra vazgeçtim. Ama bu seferde ikizi öğrendi ama o yapamıyor diye huzursuzluklar yaşadı, yaşadık. Bir altı ay sonra yine denedim ve tam üç ay sürdü. Bir arkadaşımın bir sene surmuslugunu görünce şükretmemek elde degil. Cok şükür, Zor günlerdi; geldi, geçti.