ince sazdan kalbimdeki deniz. Muzik ve sanatçının hoş sesi dinledikçe rahatlatıyor insanı.
1921 anayasası
türkiye'nin tek yumuşak anayasası.
onaylamak
Yapılan bir işi doğru ve yerinde bularak kabul etmek, tasdik etmek
zehirlenmek
Zehirlemek işi yapılmak veya zehirlemek işine konu olmak, ağılanmak
şükrü saral
"Fetö" deriz, "ama dün ortaktınız" derler.
"Pkk" deriz, "ama dün ortaktınız" derler.
"Amerika" deriz, "ama dün ortaktınız" derler.
"İsrail" deriz, "ama dün ortaktınız" derler.
Sürekli dün dün dün...
"Yıkacağız, satacağız, durduracağız" diyenlerin "yarın" diyememesi şaşırtmıyor.
Kafaları "dün"de kaldığı için bir türlü ilerleyemiyorlar.
Dün zihniyeti gibi yıkacaklar, satacaklar, durduracaklar.
İşte bu vizyon meselesidir.
Önemli olan "yarın" diyebilmektir, "dün"ün o adımları atılmamış olsaydı "yarın"ların temeli çürük olurdu.
Çözüm süreci yapılmasaydı, Güneydoğu halkının büyük bir kısmı uyanamayacak, "hain" olduğunu anlamayıp HDP'ye destek olacaktı.
Erdoğan hemen Başbakan olur olmaz o dönem zaten devlet içerisinde etkin olan Fetö için adım atsaydı Erbakan'a yaptıkları gibi bir darbe daha yaparlardı.
Eğer henüz İMF'ye borç ödüyorken, henüz el pençe divan bir Türkiye iken "Eyyy Amerika" deseydik defterimizi dürerler, daha yola çıkmadan soluğumuzu keserlerdi.
"Devlet aklı" diye bir gerçek var, gözardı edilmemesi gereken.
Sahi, kime anlatıyorum ki?
Avrupa ile işbirliği yaparak bir biraya Gezi'de ayaklanıp polis aracına saldıran, kamu mallarını yakıp yıkarak ülkeye milyar dolar zarar veren eşkıyalara mı anlatıyorum?
"Biz Fetö tarafından kandırılmadık" deyip Zaman'ın binasına destek olmaya giden, destek amaçlı olarak Bankasya'dan hesap açtıran, Nazlı Ilıcak'a övgüler dizen, halka kurşun sıkan herkesi öven, tanklara alkış tutan, TV karşısında darbe girişimini kahve yudumlayarak seyreden, 15 Temmuz'a "kontrollü darbe" diyerek o hainleri aklamaya çalışan, 17/25 Aralık sürecinde Fetö'nün kullandığı tüm argümanları kullanan muhalif kafalara mı anlatıyorum?
Selahattin Demirtaş teröristine özgürlük isteyip, devletin terörle mücadelesinde teröristlerden taraf olan, HDP ile "birlikte iyi salladık" diyen, HDP güzellemesi yapan, Pkk'lı Canan'ı İstanbul'a il başkanı olarak atayan zihniyete mi anlatıyorum?
Bize "Amerika dostusunuz" deyip Amerika'ya Erdoğan'ı şikayet eden, "Erdoğan'a müdahale edin" diye yalvaran, ekonomik yaptırım yapılmasını isteyen, Türkiye'ye yatırım yapılmaması gerektiğini yüksek sesle söyleyen Avrupa yalakası manda sevicilere mi anlatıyorum?
İsrail'i devlet olarak ilk tanıyan CHP'ye mi anlatıyorum?
Eline Amerika bayrağı alıp sallayan, Milli eğitimi Fullbright ile Amerika'ya bağlayan zihniyetin torunlarına mı anlatıyorum?
Anlamazlar, ne yazık ki anlamıyorlar!
Türkiye bir kabile ülkesi değil. Sayın Erdoğan adımlarını ölçüp tartarak atıyor ki, yüzümüzü geleceğe dönebilelim. Güçlü bir devletimiz olsun.
Devlet yönetmek öyle kolay bir iş değil, Türkiye'nin yol katetmesi gibi derdi olan bir lider tıpkı Sayın Erdoğan gibi uzun vaadede başarılı olma stratejisi izlerse o seçmen "dün"ü değil "yarın"ı konuşur.
Fakat muhalefet sürekli "dün"ün hayalini kuruyor.
Bu anlamda Sayın Erdoğan cumhurun başkanı olarak daima "yarın"ı düşünmüş, ülkeye önemli projeler katmıştır.
Başlıca Marmaray, Kanal İstanbul, şehir hastaneleri, yerli otomobil, envai çeşit yerli silah, tank, helikopter, 3. Havalimanı, Avrasya Tüneli ve bir sürü köprü...
Enerjide büyüme, sağlıkta atılım, ekonomide ilerleme, sanayide yerli ve milli üretime geçiş, eğitimde reform.
Sayın Erdoğan şimdi de uzaya tekraren uydu fırlatmayı, Antarktika'ya bilim üssü açmayı vaad ediyor.
Öte yandan çok başarılı sınır harekatları gerçekleştiren, Kandil'e girip teröristlere kan kusturan bir Türkiye var.
Sayın Erdoğan'ın karşısında ise bu projelere Avrupa ile aynı ağzı kullanarak karşı çıkan, seçim beyannamesinde Fetö ve Pkk ile mücadeleye yer vermeyen, yapılanı yakıp yıkmayı vaad eden, büyük projelerin farkındalığını kabul etmeyip ülkeyi İMF'ye mahkum etmeye çalışan, "ama saman ithal ediyoruz" deyip küçük düşünen zavallı bir muhalefet anlayışı var.
E Rusya bizden domates alıyor, sanayide çığır açtı.
'Yerli ve milli' dediğimiz araçların da motorunu üretemiyormuşuz.
Bunu 90 yıldır var olmakla övünen, fakat motor yerine heykel yapan, yan gelip yatan zihniyet söylüyor.
Şaka gibi.
Ve ben inanıyorum ki, 31 Mart gecesi meşaleleri yakacağız.
Çünkü bu millet Amerika'yı, İsrail'i, Almanya'yı, Vatikan'ı değil;
Dünya mazlumlarını sevindirecek.
Cumhurİttifakı kazanacak,
Türkiye kazanacak, Millet kazanacak, Recep Tayyip Erdoğan kazanacak.
#horasan
"Pkk" deriz, "ama dün ortaktınız" derler.
"Amerika" deriz, "ama dün ortaktınız" derler.
"İsrail" deriz, "ama dün ortaktınız" derler.
Sürekli dün dün dün...
"Yıkacağız, satacağız, durduracağız" diyenlerin "yarın" diyememesi şaşırtmıyor.
Kafaları "dün"de kaldığı için bir türlü ilerleyemiyorlar.
Dün zihniyeti gibi yıkacaklar, satacaklar, durduracaklar.
İşte bu vizyon meselesidir.
Önemli olan "yarın" diyebilmektir, "dün"ün o adımları atılmamış olsaydı "yarın"ların temeli çürük olurdu.
Çözüm süreci yapılmasaydı, Güneydoğu halkının büyük bir kısmı uyanamayacak, "hain" olduğunu anlamayıp HDP'ye destek olacaktı.
Erdoğan hemen Başbakan olur olmaz o dönem zaten devlet içerisinde etkin olan Fetö için adım atsaydı Erbakan'a yaptıkları gibi bir darbe daha yaparlardı.
Eğer henüz İMF'ye borç ödüyorken, henüz el pençe divan bir Türkiye iken "Eyyy Amerika" deseydik defterimizi dürerler, daha yola çıkmadan soluğumuzu keserlerdi.
"Devlet aklı" diye bir gerçek var, gözardı edilmemesi gereken.
Sahi, kime anlatıyorum ki?
Avrupa ile işbirliği yaparak bir biraya Gezi'de ayaklanıp polis aracına saldıran, kamu mallarını yakıp yıkarak ülkeye milyar dolar zarar veren eşkıyalara mı anlatıyorum?
"Biz Fetö tarafından kandırılmadık" deyip Zaman'ın binasına destek olmaya giden, destek amaçlı olarak Bankasya'dan hesap açtıran, Nazlı Ilıcak'a övgüler dizen, halka kurşun sıkan herkesi öven, tanklara alkış tutan, TV karşısında darbe girişimini kahve yudumlayarak seyreden, 15 Temmuz'a "kontrollü darbe" diyerek o hainleri aklamaya çalışan, 17/25 Aralık sürecinde Fetö'nün kullandığı tüm argümanları kullanan muhalif kafalara mı anlatıyorum?
Selahattin Demirtaş teröristine özgürlük isteyip, devletin terörle mücadelesinde teröristlerden taraf olan, HDP ile "birlikte iyi salladık" diyen, HDP güzellemesi yapan, Pkk'lı Canan'ı İstanbul'a il başkanı olarak atayan zihniyete mi anlatıyorum?
Bize "Amerika dostusunuz" deyip Amerika'ya Erdoğan'ı şikayet eden, "Erdoğan'a müdahale edin" diye yalvaran, ekonomik yaptırım yapılmasını isteyen, Türkiye'ye yatırım yapılmaması gerektiğini yüksek sesle söyleyen Avrupa yalakası manda sevicilere mi anlatıyorum?
İsrail'i devlet olarak ilk tanıyan CHP'ye mi anlatıyorum?
Eline Amerika bayrağı alıp sallayan, Milli eğitimi Fullbright ile Amerika'ya bağlayan zihniyetin torunlarına mı anlatıyorum?
Anlamazlar, ne yazık ki anlamıyorlar!
Türkiye bir kabile ülkesi değil. Sayın Erdoğan adımlarını ölçüp tartarak atıyor ki, yüzümüzü geleceğe dönebilelim. Güçlü bir devletimiz olsun.
Devlet yönetmek öyle kolay bir iş değil, Türkiye'nin yol katetmesi gibi derdi olan bir lider tıpkı Sayın Erdoğan gibi uzun vaadede başarılı olma stratejisi izlerse o seçmen "dün"ü değil "yarın"ı konuşur.
Fakat muhalefet sürekli "dün"ün hayalini kuruyor.
Bu anlamda Sayın Erdoğan cumhurun başkanı olarak daima "yarın"ı düşünmüş, ülkeye önemli projeler katmıştır.
Başlıca Marmaray, Kanal İstanbul, şehir hastaneleri, yerli otomobil, envai çeşit yerli silah, tank, helikopter, 3. Havalimanı, Avrasya Tüneli ve bir sürü köprü...
Enerjide büyüme, sağlıkta atılım, ekonomide ilerleme, sanayide yerli ve milli üretime geçiş, eğitimde reform.
Sayın Erdoğan şimdi de uzaya tekraren uydu fırlatmayı, Antarktika'ya bilim üssü açmayı vaad ediyor.
Öte yandan çok başarılı sınır harekatları gerçekleştiren, Kandil'e girip teröristlere kan kusturan bir Türkiye var.
Sayın Erdoğan'ın karşısında ise bu projelere Avrupa ile aynı ağzı kullanarak karşı çıkan, seçim beyannamesinde Fetö ve Pkk ile mücadeleye yer vermeyen, yapılanı yakıp yıkmayı vaad eden, büyük projelerin farkındalığını kabul etmeyip ülkeyi İMF'ye mahkum etmeye çalışan, "ama saman ithal ediyoruz" deyip küçük düşünen zavallı bir muhalefet anlayışı var.
E Rusya bizden domates alıyor, sanayide çığır açtı.
'Yerli ve milli' dediğimiz araçların da motorunu üretemiyormuşuz.
Bunu 90 yıldır var olmakla övünen, fakat motor yerine heykel yapan, yan gelip yatan zihniyet söylüyor.
Şaka gibi.
Ve ben inanıyorum ki, 31 Mart gecesi meşaleleri yakacağız.
Çünkü bu millet Amerika'yı, İsrail'i, Almanya'yı, Vatikan'ı değil;
Dünya mazlumlarını sevindirecek.
Cumhurİttifakı kazanacak,
Türkiye kazanacak, Millet kazanacak, Recep Tayyip Erdoğan kazanacak.
#horasan
damdan dusen bey
Sağlık ve sihhatinin yerinde olduğunu düşündüğüm 2. Nesil yazarımızı aramızda görmekten mutluluk duyduğumu buradan kulaklarına fısıldayan olmak istedim.
osiris
Osiris Mısır kültünde, en önemli tanrılardan biridir. Tanrıça İsis'in hem kocası, hem kardeşi. Horus'un ise babasıdır. Osiris bu dünyanın kural koyucusudur. Aynı zamanda tarımın ve bereketin simgesidir.
Mitolojiye göre insanlar Osiris'i severler. Koyduğu kuralları severek yerine getirirler. Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Seth Osiris'ten kurtulmak için bir plan yapar. Kardeşinin ölçülerine uygun bir tabut yaptırır. Bir şölen düzenler ve Osiris'i de o şölene davet eder. Şölenin en sonunda önceden yaptırdığı tabutu çıkararak bu tabutun kime uyarsa ona verileceğini söyler. Herkes dener ve tabut sadece Osiris'e uyar. Bunun üzerine Seth hemen tabutun kapağını kapatır ve Osiris'in içinde oldugu tabutu Nil'e atar.
Osiris
Osiris'in karısı İsis kocasını aramaya başlar. Sonunda tabutunu bulur ve onu da alıp Mısır'a döner. Cenaze töreni yapmak için tabutu bir bataklığa saklar. Seth avdan dönerken tabutu bulur ve çok sinirlenir. Osiris'in vücudunu tabuttan çıkarıp parçalara böler ve Mısır'ın çeşitli yerlerine dağıtır. İsis bu parçaları teker teker bulur. Bir parçası eksiktir. Buna rağmen sihir ve büyü gücünü kullanarak dağılmış parçalarından Osiris'i canlandırır. İsis ve Osiris'in Horus adında bir çocukları olur. Horus büyüyünce Seth'e savaş açar. Bu savaşın sonuçları çeşitli şekillerde anlatılmaktadır.
Bu savaşın sonucunda Osiris - yer altı dünyasının kralı, Horus yaşamın kralı, Seth ise şeytanlık ve kötülüğün kralı olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Mitolojiye göre insanlar Osiris'i severler. Koyduğu kuralları severek yerine getirirler. Kardeşi Seth onun bu başarısını kıskanır.Seth Osiris'ten kurtulmak için bir plan yapar. Kardeşinin ölçülerine uygun bir tabut yaptırır. Bir şölen düzenler ve Osiris'i de o şölene davet eder. Şölenin en sonunda önceden yaptırdığı tabutu çıkararak bu tabutun kime uyarsa ona verileceğini söyler. Herkes dener ve tabut sadece Osiris'e uyar. Bunun üzerine Seth hemen tabutun kapağını kapatır ve Osiris'in içinde oldugu tabutu Nil'e atar.
Osiris
Osiris'in karısı İsis kocasını aramaya başlar. Sonunda tabutunu bulur ve onu da alıp Mısır'a döner. Cenaze töreni yapmak için tabutu bir bataklığa saklar. Seth avdan dönerken tabutu bulur ve çok sinirlenir. Osiris'in vücudunu tabuttan çıkarıp parçalara böler ve Mısır'ın çeşitli yerlerine dağıtır. İsis bu parçaları teker teker bulur. Bir parçası eksiktir. Buna rağmen sihir ve büyü gücünü kullanarak dağılmış parçalarından Osiris'i canlandırır. İsis ve Osiris'in Horus adında bir çocukları olur. Horus büyüyünce Seth'e savaş açar. Bu savaşın sonuçları çeşitli şekillerde anlatılmaktadır.
Bu savaşın sonucunda Osiris - yer altı dünyasının kralı, Horus yaşamın kralı, Seth ise şeytanlık ve kötülüğün kralı olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
poşet satışının vergisi
Ayaküstü yapıştırma kdv'si. Benim fişimde var.

donarak şehit düşen askerler
Her söylem, her proje, her politika artık sözde kalmasın. Ordumuzu Dünyanın en iyi orduları arasında gösteriyoruz, askeri harcamalarımızın milli gelirdeki payının fazlalığını konuşuyoruz, profesyonel ordu diyoruz ama gelin görün ki askerimiz donarak şehit oluyor. Evet kış şartları ağırdır Doğuda ama sene de 1900 lü yılların başı değil.

