Kim ilgilendirmediği işe karışırsa, razı olmadığı şeylerle karşılaşır.
arap yazar burda kendini anlatıyordu
selman
prens
partili
Bir partiden olan kimse
hacettepe üniversitesi kristal geyik ödülleri
ilki bu yıl, nisan ayında düzenlenen ve sahiplerine dağıtılan; hacettepe üniversitesi ne bağlı yedi öğrenci topluluğunun düzenleyip, yine hacettepeli öğrencilerin oy vererek kazananları belirlediği ödül törenidir. beytepe yerleşkesi ndeki kongre ve kültür merkezinde düzenlenen törene zakkum, kalben gibi sanatçılar katılmış; değerli bilim insanı mete atatüre ise londra dan canlı bağlanarak gönülleri fethetmiştir.
erkeklerin çanta taşıması
taşıdığı çanta manitanınsa sıkıntı büyüktür. hanımsa sıkıntı yoktur. kendi çantasıysa tarzına göre yorumlanabilir.
eye of the beholder
ingilizce'de subjektif bakış açısına verilen isim.
mot a mot çevirisi "gözlemcinin gözü"dür.
mot a mot çevirisi "gözlemcinin gözü"dür.
günlük
Hayatımda gördüğüm en anlamlı günlüklerden birisi annemin ben okuma-yazma öğrenene kadar hakkımda tutmuş olduğu ve 18 yaşımda bana verdiği ve hem kalbimde hemde yanımda taşıdığım günlüktür.
Gerçekten gençlikte yazıp,hatta günümüz şartlarında fotoğraflayıp, ileri hayatımızda bakıp belki güleceğimiz belki ağlayacağımız anları kaydetmek ve bunlara günün birinde hayatim ve tecrubelerim gözüyle bakmak paha bicilemez.
Gerçekten gençlikte yazıp,hatta günümüz şartlarında fotoğraflayıp, ileri hayatımızda bakıp belki güleceğimiz belki ağlayacağımız anları kaydetmek ve bunlara günün birinde hayatim ve tecrubelerim gözüyle bakmak paha bicilemez.
biyoloji
Canlıların yaşamlarını, anatomilerini ve canlıları merkez alan olayları inceleyen bilim dalıdır.
gece yatmaz sabah uyanmaz
tavuk gibi yatıp horoz gibi kalkmanın zıttıdır.
çocukken sevilen abur cuburlar
Bakkaldaki kırmızı kasalarda duran koka kola'lar. Depozitolu şişeler, defalarca doluma gidip döndüğünden üzeri çiziklerle dolu olurdu. Sadece kapağı yeniydi. "Lak!" Diye açar gup gup gup içerdik. Soğuk bile olmazdı, çoğu zaman ılık hatta sıcak bile olurdu. Şimdiki gibi cüce şişelerde de olmazdı, litrelik gibi devasa şişelerdeydi.. hmm.. ya da o zamanlar bizim ellerimiz küçüktü bilemedim şimdi..