Sözlük yazarlarının yaşadığı en garip deneyimler

nushirevan nushirevan · 31.12.2021 22:14 · 1407 · #76398
Bingöl'de görev yaparken, Diyarbakır Lice yollarında aracım bozuldu. Güvenlik gerekçesiyle gsm operatörlerinin çekim alanı da yok. Telefon çekse bi çekici filan arayacağım. Aksi gibi yolda da kimse yok geç saatler olduğundan dolayı. Arabada bekledim bir süre ama etraf zifiri karanlık. Yıldız dahi yok gökyüzünde. Telefonumun ışığını fener niyetine tutup en yakın ışık kaynağına doğru yürümeye başladım. Çevrede hayvan sesleri var ama kurt mu tilki mi çakal mıydı bilmem. Bir elimde telefonun ışığı, diğer elimde bi sopa gecenin 2'sinde Lice yollarındayım. Arabadan 4-5 km uzaklaştığımı varsayıyorum, bastırdı mı bir de yağmur? Işık kaynağına da var 3-4 km kadar. Bir kulübe gibi bir yer. Neyse gecenin o yarısında, araç geçmeyen yolda Allah'a emanet yürüdüm. Nihayet ışık kaynağı olarak gördüğüm su deposuna vardım. 1 tane 45'lik ampül koymuşlar, zifiri karanlığın içinde projektör gibi aydınlık görmüşüm. Yağmur da bastırdı iyiden iyiye. Deponun çatısının su oluklarının çıkıntısına sığındım. Yarım saat kadar orada kaldım. Yağmurun şiddeti geçince ileride bir kaç ışık kaynağı daha gördüm. Yağmur hafifti ama zaten ıslanacağım kadar ıslanmıştım. Artık risk alıp yoldan değil, önümdeki tepelerden geçmeye başladım. O sırada yeni ışık kaynağımın hareket etmeye başladığını gördüm. Yavaş yavaş bana doğru geliyorlardı. Elimdeki feneri sağa sola sallayıp dikkatlerini çektim. Baktım ki bunlar jandarma ve güvenlik güçleri. Silahlarını bana doğrultmuşlardı. Ben durumumu anlatınca, görevde olduklarını beni en yakın yerleşim birimine bırakarak yardımcı olabileceklerini söylediler. Bindim akrebe, bir kasaba gibi bir yerde indim. Saat sabah 4-5 gibiydi ama yorgunluktan bitkin düşmüştüm. Ortalık aydınlanmaya başlayınca, köye 1-2 km kadar yakın olduğumu, aslında eski bir mermer fabrikasında olduğumu farkettim. Köye yürümeye takatim yoktu. Fabrika kapısına dayanıp bekledim. Sabah 6'da bir güvenlik görevlisi geldi. Durumumu izah ettim ama gözlerim açılmıyor, ayakta uyuyacağım neredeyse. Fabrikada gece nöbetine kalan güvenlik görevlisi Diyarbakır merkez'e gidecekmiş. Özel arabasına bindik yola çıktık. Çok yorgun olduğum için ara ara uyumuşum. Ama her uyanık olduğumda simge sağın'ın yankı şarkısını çaldığını duydum ototeypten. Bir uyandım, simge, iki uyandım yine simge, lan ben bu kasedin hep aynı yerinde mi uyanıyorum yoksa deyip meraktan şarkı bitene kadar uyanık kaldım. İşte o an bu giri'ye sebep olan garipliğe şahit oldum. Güvenlik görevlisi, bu şarkıyı loop'a almış ve 8 saatlik versiyonunu cd yaptırmış. 100 km boyunca aynı şarkı dönüp durdu. "Lan kapat yeter artık!" da diyemedim. Şimdi nerede o şarkıyı duysam, anksiyetem depreşiyor. Dinlemiyorum, dinletmiyorum.
Upvote 4
Downvote 0
2

umut

umut2 umut2 · 19.11.2018 03:00 · 5833 · #33088
Edit: hoş bulduk.

umut aslında hakikaten fakirin ekmeğidir. İzafi, garip bir his. Aşığın aşkı, tutsağın hürriyeti, mazlumun adaleti...

i. (Fars. um?d’den um-mak fiilinin etkisiyle; bâzı dilcilere göre ise um-mak fiilinden türemiştir) yeni.
1. Bir şeyin gerçekleşmesi ihtimâlinin verdiği ferahlatıcı duygu, ummaktan doğan ferahlık, ümit: Son umutları da suya düşünce ananın babanın yüzü gözü kararır (Eflâtun C. Güney).
2. Bu duyguyu uyandıran kimse veya şey: Baskın yerinde Selçuklular’ın bir umudu daha duman olmuş tütüyordu (Mustafa N. Sepetçioğlu).
? Umut ışığı: mec. Umut verici işâret: “Nihâyet bir umut ışığı belirdi.”-(url: http://www.lugatim.com)
Upvote 0
Downvote 0
0

trump'ın bm genel kurulunda protesto edilmesi

emrhckl emrhckl · 25.09.2018 22:36 · 2970 · #966
Siz kimsiniz de turpu protesto ediyorsunuz!
Ya adam dünyanın gözü önünde liderlerle tokalaşırken güç gösterisi yapıyor. Neymiş protesto edilmişmişşşş.

Sizce turp bunu takar mı? Taksa da cevabını vermez mi? Verince de protesto eden nasıl karşılık verir? Karşılık verince olay nereye kadar gidecek? ????

Kısaca adam kimseyi iplemiyor lan ????
Upvote 3
Downvote 0
2

bir şiir bırak

harryninasasi harryninasasi · 16.12.2018 18:45 · 3730 · #26261
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın! Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...
Upvote 1
Downvote 0
1