Conor McGregor'una attığı mma dayağı ile hatırlanacak... Basın toplantısında kendini beğenmiş tavırlarına, hakaretlerine devam eden McGregor ringte yediği dayakla kaldı.
Dün gece - 6 Ekim 2018 - MMA tarihinin değişim başlangıcı oldu..
Maç bitiminden sonra ringin arkası karıştı, bolca kavga oldu. Onu da başka linkten seyredebilirsiniz.
kavgam
Yeni başladığım kitap , başlangıç güzel gerisi, arkası yarın!
yemeksepeti banabi'
orijinalinde 'banabi' bitişik yazıldığı için bitişik yazdım ben de. yemeksepeti'nin market uzantısı oluyor kendisi. televizyonda yayınlayan reklamında safiye soyman açgözlüler ve görmemişler gibi evin koltuğunda rüküş peluş tüylü kıyafetleriyle oturmuş, kocası faik soyman'dan sürekli bir şeyler istiyor. 'faaiiik benim canım çikolata istiyor, faaiiik şımart beni bana bi çilek, faaaik bilmem ne bilmem ne'. 80 yaşındaki kadının şımarık davranışları yetmezmiş gibi bir de adam sakin sakin her seferinde sipariş veriyor. senin 3 tane çikolatan için o kurye kapıya geliyor geri gidiyor, sonra tekrar sonra tekrar. o insanların da bi canı var, reklamı izlerken 'hepsini toplayıp tek seferde sipariş etsene Allah'ın şımarığı' dedim ve sövdüm. girdi bu kadar. buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler ve hayatınızdan yaklaşık 30 saniye çaldığım için de ı'm sorry.
reklamı görüp bana hak vermek isteyenler ..
[url] https://twitter.com/Banabi/status/1270751731727708160?s=20[/url]
reklamı görüp bana hak vermek isteyenler ..
[url] https://twitter.com/Banabi/status/1270751731727708160?s=20[/url]
sanskritçe
sanskritçe dilinin kayıtlı tarihi m.ö 2000 yıllarına kadar gider. sanskritçe saf, arı bir konuşma dilidir ve yoga ile ilgili çok eski yazıtlar, belgeler klasik sanskritçe dilinde gelmiş ve korunmuştur.
paramahansa yogananda'nın “bir yoginin otobiyografisi” kitabında sanskritçe'den bahseden bir bölümü sizlerle paylaşıyorum…
sesin ve vachın (insan sesi) potansiyelleri hindistan'dan başka hiçbir yerde bu kadar derinlemesine incelenmemiştir. tüm evrende yankılanmakta olan aum titreşiminin (incil'de geçen “söz” veya “birçok suların sesi”) üç tezahürü veya guna'sı vardır: yaratma, koruma ve yok etmeye ait tezahürler. insan ne zaman bir kelime sarf etse aum'un bu üç özelliğinden birini işleme sokmaktadır. bu bütün kutsal metinlerde insanın doğruyu söylemesi gerektiği şeklindeki öğüdün gerçek sebebidir.
ideal bir şekilde oluşturulmuş sanskrit alfabesinde, her birinin kendine has değişmez birer söylenişi olan elli harf vardır. george bernard shaw, barındırdığı yirmi altı harfin, seslerin çokluğu altında can çekiştiği latin kökenli ingilizce alfabesinin yetersizliği hakkında ustaca ve elbette ki nükteli bir deneme yazmıştır. bay shaw, her zamanki insafsızlığıyla, kırk iki harften meydana gelmiş yeni bir alfabenin kabul edilmesini önermektedir. böyle bir alfabe, elli harf kullanılarak yanlış telaffuzun önlendiği sanskrit alfabesinin fonetik kusursuzluğuna biraz daha yakın olacaktır.
indus vadisi'nde mühürlerin keşfedilmesi, birçok bilim adamını hindistan'ın sanskritçe alfabesini sami kaynaklarından 'aldığı' düşüncesini terk etmeye yönlendirmektedir.
eğer bu gezegende çok uzak bir geçmişte büyük bir uygarlık kurmuş insanların var olduğuna dair hindu teorisi doğruysa, dünyanın en eski dili olan sanskrit'in nasıl aynı zamanda dünyanın en mükemmel dili olduğunu açıklamak mümkün oluyor. “sanskrit dili,” demişti aisatic society'nin kurucusu olan sir william jones, “ne kadar eski olursa olsun, harika bir yapıya sahiptir; yunanca'dan daha mükemmel, latince'den daha zengin ve her ikisinden de daha saf.”
“klasik bilginin yeniden canlanması açısından,” diye yazıyor encyclopedia americana'da, “kültür tarihinde sanskrit'in (batılı bilginlerce) 18. yüzyılın sonlarında keşfedilmesi kadar önemli bir olay yoktur. dil bilim, karşılaştırmalı gramer, karşılaştırmalı mitoloji, din bilimi… bunların her biri ya varlıklarını sanskrit'e borçludur ya da onun araştırılmasından büyük çapta etkilenmiştir
bir yogi'nin otobiyografisi – paramahansa yogananda
paramahansa yogananda'nın “bir yoginin otobiyografisi” kitabında sanskritçe'den bahseden bir bölümü sizlerle paylaşıyorum…
sesin ve vachın (insan sesi) potansiyelleri hindistan'dan başka hiçbir yerde bu kadar derinlemesine incelenmemiştir. tüm evrende yankılanmakta olan aum titreşiminin (incil'de geçen “söz” veya “birçok suların sesi”) üç tezahürü veya guna'sı vardır: yaratma, koruma ve yok etmeye ait tezahürler. insan ne zaman bir kelime sarf etse aum'un bu üç özelliğinden birini işleme sokmaktadır. bu bütün kutsal metinlerde insanın doğruyu söylemesi gerektiği şeklindeki öğüdün gerçek sebebidir.
ideal bir şekilde oluşturulmuş sanskrit alfabesinde, her birinin kendine has değişmez birer söylenişi olan elli harf vardır. george bernard shaw, barındırdığı yirmi altı harfin, seslerin çokluğu altında can çekiştiği latin kökenli ingilizce alfabesinin yetersizliği hakkında ustaca ve elbette ki nükteli bir deneme yazmıştır. bay shaw, her zamanki insafsızlığıyla, kırk iki harften meydana gelmiş yeni bir alfabenin kabul edilmesini önermektedir. böyle bir alfabe, elli harf kullanılarak yanlış telaffuzun önlendiği sanskrit alfabesinin fonetik kusursuzluğuna biraz daha yakın olacaktır.
indus vadisi'nde mühürlerin keşfedilmesi, birçok bilim adamını hindistan'ın sanskritçe alfabesini sami kaynaklarından 'aldığı' düşüncesini terk etmeye yönlendirmektedir.
eğer bu gezegende çok uzak bir geçmişte büyük bir uygarlık kurmuş insanların var olduğuna dair hindu teorisi doğruysa, dünyanın en eski dili olan sanskrit'in nasıl aynı zamanda dünyanın en mükemmel dili olduğunu açıklamak mümkün oluyor. “sanskrit dili,” demişti aisatic society'nin kurucusu olan sir william jones, “ne kadar eski olursa olsun, harika bir yapıya sahiptir; yunanca'dan daha mükemmel, latince'den daha zengin ve her ikisinden de daha saf.”
“klasik bilginin yeniden canlanması açısından,” diye yazıyor encyclopedia americana'da, “kültür tarihinde sanskrit'in (batılı bilginlerce) 18. yüzyılın sonlarında keşfedilmesi kadar önemli bir olay yoktur. dil bilim, karşılaştırmalı gramer, karşılaştırmalı mitoloji, din bilimi… bunların her biri ya varlıklarını sanskrit'e borçludur ya da onun araştırılmasından büyük çapta etkilenmiştir
bir yogi'nin otobiyografisi – paramahansa yogananda
itiraf köşesi
yaklaşık 2 yıldır yaşadığım şehirden yine kendi başarısızlıklarım yüzünden yarın ayrılacağım, bu durum beni üzüyor. tüm hayatımı neredeyse buraya entegre etmiştim tekrar geri dönüp her şeye baştan başlamak o kadar zor geliyor ki. artık çok sıkıldım rüzgarda savrulup durmaktan ama bir tık bunun sorumlusu olabilirim.
yakınlarım o kadar çok söylüyorlar ki sorumluluk almaktan kaçtığımı, artık çocuk olmadığımı. yoruldum sözlük koşturup durmaktan, yarının ne olacağının belli olmamasından ve bunların düzelmesi için hiç ama hiçbir şey yapmıyorum içimden gelmiyor. kafam çok ama çok karışık.
bunların hepsini geçtim evi toplamak zorundayım kim yapacak şimdi o kadar işi ya...
yakınlarım o kadar çok söylüyorlar ki sorumluluk almaktan kaçtığımı, artık çocuk olmadığımı. yoruldum sözlük koşturup durmaktan, yarının ne olacağının belli olmamasından ve bunların düzelmesi için hiç ama hiçbir şey yapmıyorum içimden gelmiyor. kafam çok ama çok karışık.
bunların hepsini geçtim evi toplamak zorundayım kim yapacak şimdi o kadar işi ya...
yemek odası
ev hanımlarının en çok vakit geçirdikleri yer olduğu için dekorasyonlarına azami dikkat ettikleri mekanlardan biridir. aile bireylerinin de en çk vakit geçirdiği birkaç ev bölümünden birisidir diyebiliriz.
salak
Takip ettiği kanalın yeni upload ettiği videonun altına "ilk yorum" yazan kişi. Facebook canlı yayınını, gittiği asfalt yolu kalitesiz müzik eşliğinde açan kişi ile akraba olması muhtemeldir.
kadınlar mı daha iyi yalan söyler erkekler mi
Bilimsel olarak kadınların mantık algısı erkeklere göre daha yüksekmiş, buna göre erkek yalan söylerken mantıksal hataları kadınlar iyi yakalayabilir, kadınlar yalan söylerken kurguyu hatasız kuracağı için erkek bunu farkedemez.
izinli gününde çalışmak
Paraya ihtiyacı vardır. Napsın geçim zor bu devirde.
