hack
hack, sızılması istenen bir sisteme illegal yöntemlerle sızma yoludur.
diğer bir yandan da beyaz şapka denen bir ünvan varıdır.
bu kişiler sistemlere sızma testi yaparak sistem sahibine bilgi vermektedir.
örnek site: [url] http://turkhacks.com/[/url]
diğer bir yandan da beyaz şapka denen bir ünvan varıdır.
bu kişiler sistemlere sızma testi yaparak sistem sahibine bilgi vermektedir.
örnek site: [url] http://turkhacks.com/[/url]
prof. dr. galin biserof asenof
"Her canlı ALLAH'ı tespih etmektedir" sözünü laboratuar ortamında test etmeye karar vererek Kuran-ı Kerim'i araştıran Prof.Dr. Galin Biserof Asenof , Sivri sineğin Kanat sesini zikrini laboratuar ortamında yavaşlatarak kayıt altına aldı...
sözlük bir sınıf olsaydı
sınıfın çocuk ruhlusu. sürekli masallar öyküler okuyan, ödevlerini daima temiz yapan, duyar konusunda çığır açan, kelebek uçuyor diye sevinçten hop hop hoplayan, öğretmenler tarafından daima sevilen sevimli kız çocuğu. öğretmen masasının önündeki 2. sırada oturur.
zamanda yolculuk
Geleceğe doğru küçük bir ihtimalle, geçmişe doğru imkansız olan yolculuktur. ama üzülmeyiniz efendim çünkü hepimiz aslında birer zaman yolcusuyuz.
Farkında değiliz ama ne kadar uzağa bakarsak o kadar geçmişe gidiyoruz. Çünkü ışık bize "o an" gelmiyor.
Arkadaşınıza baktığınızda onun yüzünden ışığın size gelmesi 3,35 nanosaniye sürüyor, yani onun şimdiki değil, geçmişteki halini görüyorsunuz.
Onu duyduğunuzda geçmişteki sesini duymuş oluyorsunuz çünkü ses titreşimleri de "anında" kulağınıza gelmiyor.
Size el şakası yaptığında ensenize değen eli teninizin hissedip beyne ulaştırması da geciktiğinden tokadı geçmişte yemiş oluyorsunuz.
Ona küfrederseniz gelmişine geçmişine sövmüş oluyorsunuz..... Ulan ne güzel başlamıştım yine bozdum :)
Farkında değiliz ama ne kadar uzağa bakarsak o kadar geçmişe gidiyoruz. Çünkü ışık bize "o an" gelmiyor.
Arkadaşınıza baktığınızda onun yüzünden ışığın size gelmesi 3,35 nanosaniye sürüyor, yani onun şimdiki değil, geçmişteki halini görüyorsunuz.
Onu duyduğunuzda geçmişteki sesini duymuş oluyorsunuz çünkü ses titreşimleri de "anında" kulağınıza gelmiyor.
Size el şakası yaptığında ensenize değen eli teninizin hissedip beyne ulaştırması da geciktiğinden tokadı geçmişte yemiş oluyorsunuz.
Ona küfrederseniz gelmişine geçmişine sövmüş oluyorsunuz..... Ulan ne güzel başlamıştım yine bozdum :)
son gelen sahadan güncellemesinden sonra
uygulamadan soğudum ve 10 yıllık sevgilimi aldatmışcasına sofascore uygulamasına geçiş yaptım içimde bir pişmanlık var
dostoyevski
benim için harika bir yazardır kendisi, sanırım dünya için de öyle ki adı çok okunanlar'da geçiyor. özellikle yeraltından notları okuduğumda 'bu adam buz zamanları nasıl anlatmış' dedim, cümleleri çok vurucuydu.
enteresan
İlgi çekici, ilginç
üstteki yazarın nereli olduğunu tahmin et
şu başlığı görünce yiaa beni de tahmin etsinler dedim. beni de tahmin etseniz.
merdumgiriz trabzon ?
merdumgiriz trabzon ?
sille
Şu Silleden Ne zaman geçelim?
Sille, Konya'mızın şirin bir mahallesidir. Antik kent statüsünde olan Sille'nin çok eskilere dayanan bir tarihi vardır.
Yazımızın konusu olan Sille türküsünün sözleri anonim olup Rıza Konyalı tarafından derlenmiştir. Silleden gece geçen kahramanımızın dile dökülen sözlerinin bir kısmı da şöyledir;
Şu Sille'den (Aman) Gece Geçtim Görmedim,
Annem Annem Annem Annem Annem,
Görmedim Annem Annem Annem Annem Annem,
Acı Tatlı (Aman) Sular İçtim Ölmedim.
Annem Annem Annem Annem Annem,
Ölmedim Annem Annem Annem Annem Annem…
Aslında anonim söz ve türküler, bence sahibi belli olmayan değil sahibi belli olan önemli miraslardır. Çünkü sahibi bu toprakların insanıdır. Bu da aslında sahibinin bu millet olduğuna dair güçlü bir kanıttır. Kanıt mı istiyorsunuz işte Yemen, Filistin, Kut'ül Amare ve Çanakkale cepheleri gibi birçok cepheyi sayabiliriz. Bu cephelerde şehit olan kahramanlarımız bu vatanın sahipleri olup birçok anonim söz, hikâye ve türküler de bu mücadelelerin mirasıdır.
Yazılanlara göre türkü; Silleli bir askerin, sefer dönüşü bir gece vaktinde Silleden geçtiği ve orada oturan annesini göremediği için dile dökülmüş duygularını anlatmaktadır. Gurbet, askerlik ve yoksulluk bu memleketin son iki yüz yıldır yaşadığı en çetin sınavlardandır. Bu kahramanımız da bu türküyü, Silleden gece geçmiş olduğu için göremediği annesi için söylemiştir. Bu memleketin çocuklarının o yıllarda kaç yokluk ve gurbet gördüğünü anlamak için tarihimize bakıp ders almak gerekmektedir. Bugün içinde bulunduğumuz bir vatanımız varsa, bu kendini feda eden kahramanlarımız sayesindedir.
Sille'den ne zaman geçeceğimizi soruyorsanız hemen cevap vereyim. Siz siz olun Sille'den ister gece geçin ister gündüz geçin bu türküyü ve hikâyesini hatırlayın. Ülkemizin iyi ve kötü günlerinin üzücü bir hatırası olarak bu türküyü hatırlayınız. Hepimiz Sille'den gece geçtiği için annesini göremeyen Mehmet'in ve Mehmetlerin benzer hikâyelerini dinleyerek büyüdük. Üç kıtada farklı coğrafyalarda vatan savunması için gaza eden kahraman ordumuzun neferlerinin destansı mücadeleleri daha fazla ilgi ve övgüyü hak etmektedir. Ben de bir yaz günü ikindi vaktinde, türkünün aklıma getirdiği hikâye ve kalbime bıraktığı hüzünle geçtim Sille'den… Mutlaka siz de gündüz ya da bir gece vakti geçmişliğiniz olmuştur. Hala geçmemiş iseniz de müsait bir zamanda geçiniz. Sille'den geçerken de türküyü hatırlayınız. Acı tatlı sularından içip ölmeyen kahramanımızı hayırla yâd ediniz. Kahramanımız gece geçmiş fakat siz istediğiniz zaman geçebilirsiniz.
Ortasından akan çaya eşlik ederek Arnavut taşlı yolundan yürüyüp tarihi teneffüs ediniz. Hatta Kent Müzesini de ziyaret edip tarihe tanıklık ediniz. Bugün geldiğimiz noktayı anlamak için tarihi iyi anlamak gerekmektedir. Çünkü Sultan Abdülhamit Han'ın dediği gibi “tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder.”Tarih deyince de sadece askeri olanları değil kültür, gelenek ve sanatı da anlamalıyız. Bugün Batı'nın kültür işgalinin tehdidi altında olsak da teslim olmuş değiliz. Çünkü dinimize ve vatanımıza sahip çıkan, gelenek ve göreneklerimizi yaşatmaya çalışan bir anlayış var. Gençlerimizin de bu anlayış çerçevesinde yetişmekte olduklarını gördüğümden müsterih olmaya çalışıyorum.
Bütün bir Sille'nin zenginliklerini köşe yazısına sığdırmak güç olduğundan yerinde gezip görmenizi tavsiye ederim. Ne zaman mı dersiniz? Ne zaman isterseniz o zaman geziniz!
Sille, Konya'mızın şirin bir mahallesidir. Antik kent statüsünde olan Sille'nin çok eskilere dayanan bir tarihi vardır.
Yazımızın konusu olan Sille türküsünün sözleri anonim olup Rıza Konyalı tarafından derlenmiştir. Silleden gece geçen kahramanımızın dile dökülen sözlerinin bir kısmı da şöyledir;
Şu Sille'den (Aman) Gece Geçtim Görmedim,
Annem Annem Annem Annem Annem,
Görmedim Annem Annem Annem Annem Annem,
Acı Tatlı (Aman) Sular İçtim Ölmedim.
Annem Annem Annem Annem Annem,
Ölmedim Annem Annem Annem Annem Annem…
Aslında anonim söz ve türküler, bence sahibi belli olmayan değil sahibi belli olan önemli miraslardır. Çünkü sahibi bu toprakların insanıdır. Bu da aslında sahibinin bu millet olduğuna dair güçlü bir kanıttır. Kanıt mı istiyorsunuz işte Yemen, Filistin, Kut'ül Amare ve Çanakkale cepheleri gibi birçok cepheyi sayabiliriz. Bu cephelerde şehit olan kahramanlarımız bu vatanın sahipleri olup birçok anonim söz, hikâye ve türküler de bu mücadelelerin mirasıdır.
Yazılanlara göre türkü; Silleli bir askerin, sefer dönüşü bir gece vaktinde Silleden geçtiği ve orada oturan annesini göremediği için dile dökülmüş duygularını anlatmaktadır. Gurbet, askerlik ve yoksulluk bu memleketin son iki yüz yıldır yaşadığı en çetin sınavlardandır. Bu kahramanımız da bu türküyü, Silleden gece geçmiş olduğu için göremediği annesi için söylemiştir. Bu memleketin çocuklarının o yıllarda kaç yokluk ve gurbet gördüğünü anlamak için tarihimize bakıp ders almak gerekmektedir. Bugün içinde bulunduğumuz bir vatanımız varsa, bu kendini feda eden kahramanlarımız sayesindedir.
Sille'den ne zaman geçeceğimizi soruyorsanız hemen cevap vereyim. Siz siz olun Sille'den ister gece geçin ister gündüz geçin bu türküyü ve hikâyesini hatırlayın. Ülkemizin iyi ve kötü günlerinin üzücü bir hatırası olarak bu türküyü hatırlayınız. Hepimiz Sille'den gece geçtiği için annesini göremeyen Mehmet'in ve Mehmetlerin benzer hikâyelerini dinleyerek büyüdük. Üç kıtada farklı coğrafyalarda vatan savunması için gaza eden kahraman ordumuzun neferlerinin destansı mücadeleleri daha fazla ilgi ve övgüyü hak etmektedir. Ben de bir yaz günü ikindi vaktinde, türkünün aklıma getirdiği hikâye ve kalbime bıraktığı hüzünle geçtim Sille'den… Mutlaka siz de gündüz ya da bir gece vakti geçmişliğiniz olmuştur. Hala geçmemiş iseniz de müsait bir zamanda geçiniz. Sille'den geçerken de türküyü hatırlayınız. Acı tatlı sularından içip ölmeyen kahramanımızı hayırla yâd ediniz. Kahramanımız gece geçmiş fakat siz istediğiniz zaman geçebilirsiniz.
Ortasından akan çaya eşlik ederek Arnavut taşlı yolundan yürüyüp tarihi teneffüs ediniz. Hatta Kent Müzesini de ziyaret edip tarihe tanıklık ediniz. Bugün geldiğimiz noktayı anlamak için tarihi iyi anlamak gerekmektedir. Çünkü Sultan Abdülhamit Han'ın dediği gibi “tarih tekerrür etmez, hatalar tekerrür eder.”Tarih deyince de sadece askeri olanları değil kültür, gelenek ve sanatı da anlamalıyız. Bugün Batı'nın kültür işgalinin tehdidi altında olsak da teslim olmuş değiliz. Çünkü dinimize ve vatanımıza sahip çıkan, gelenek ve göreneklerimizi yaşatmaya çalışan bir anlayış var. Gençlerimizin de bu anlayış çerçevesinde yetişmekte olduklarını gördüğümden müsterih olmaya çalışıyorum.
Bütün bir Sille'nin zenginliklerini köşe yazısına sığdırmak güç olduğundan yerinde gezip görmenizi tavsiye ederim. Ne zaman mı dersiniz? Ne zaman isterseniz o zaman geziniz!


