yıldırım darüşşifası

mahur mahur · 19.10.2020 01:17 · 2615 · #75288
Osmanlı tarihindeki ilk hastanedir. Yıldırım Bayezid tarafından Bursa'da yaptırılan hastane Osmanlı'nın Anadolu'da yaptırdığı ilk merkez darüşşifaydı. Tıp tarihindeki ilk Osmanlı hastanesi ve tıp okulu olma özelliğini de taşıyan darüşşifa, külliyenin bir parçasıydı. Darüşşifanın yaptırılması ve yaşatılmasında Yıldırım Bayezid'in kızı Hundî Hatun ve eşi Emir Sultan'ın rolü büyüktür.

Entry görseli
Upvote 1
Downvote 0
0

murat özdemir'in papağana işkence etmesi

medikalninnici medikalninnici · 18.12.2018 22:23 · 2869 · #26584
İlk vukuatı değildi ki zaten. Programda da soğan mı patates mi ne fırlatmıştı izleyenlere. Programdan atıldıktan sonra avm de salak saçma hareketlerde bulunmuştu. Kendine istediği kadar zarar verebilir. Bunda bir sakınca görmüyorum. Ama bunu dışarıya yansıttığında müdahale edilmesi gerekirdi. O tavrına daha da şak şaklandı ve sonuçta bir canlıya zarar verebilceği haddini gördü kendinde. [ebkz]26548[/ebkz] yazıldığı gibi psikopat adamları poh pohladığımız sürece bu devam edecek.
Çocukluğumuzun kafasında bardak kıran caneri bi programda tekrar kendini gösterip evlenip dindarım geçinip karısını döverek ünlenmişti. Sonra yağmalanınca intihara kalkıştı şimdi spikerlik yapıyor.
Oysa ki bizim bir sürü radyo sinema televizyon bölümü mezunu işinin ehli,eğitimli gençlerimiz var. Diksiyonu düzgün, televizyon ahlakı bilen ,mesleğinin gerekliliklerinin farkında olan. Ama biz kepazelik seviyoruz. Vasat bir anlayış vizyonumuz var kabul edelim.
Yakında fenomen de olur demedi demeyin.
Upvote 2
Downvote 1
1

kartal bulut doğan

queen queen · 10.09.2019 20:58 · 1801 · #69397
Tam bir küfürbaz. Bununla birlikte yayınına katıldığınız an kadın olduğunuzu anlarsa size asılıyor. Eğer youtube de varlığınızı kendi isminizle sürdürüyorsanız sizi sosyal medya Hesaplarından buluyor. Canlı yayın açma sebebini sorsanız kendisi bile bilmiyor.
Upvote 3
Downvote 0
1

görünmez nehir

taethorden taethorden · 29.03.2019 01:38 · 1556 · #63996
Zaman, bugünün dün olmasını sağlayan, olayların birbirini izlediği boyut ve geçen süredir Önceden sonraya doğru giden bağıntı ve anlar bütünü olan zaman, şüphesiz dünyayı ve insanı da etkisi içine alır

İnsanın hayattaki en değerli hazinesi zamanıdır Çünkü hayat kısadır ve boş yere harcanan zamanın da telafisi yoktur İnsan hayatta yaptıklarıyla hatırlanır Yaşarken zamanı ne kadar iyi kullanmışsak, o kadar birikim yapmışız, demektir Zamanı iyi kullanmak insanların elindedir; ama önce zaman kavramının önemini iyi anlamak gerekir Boşa harcanan zamanlarla geçirilmiş bir hayat, hiç yaşanmamış, demektir Bu nedenle zaman insanın hayattaki en büyük sermayesidir

Bazen zaman insanlara uyum sağlayamayabilir İçinde yaşanılan zamanın şartları bireyin düşünce ve davranışlarıyla uyum göstermeyebilir Bu durumda kendi düşüncelerimizi kabul ettirmek uğruna bir savaşa girmek, sadece boş bir çaba olur Zamanın gidişine uymak, ona göre davranmak, insan için en çıkar yoldur Bu gibi durumlarda "Zaman sana uymazsa sen zamana uy" düşüncesiyle hareket etmek gerekir Zamanın olmadığı bir dünya düşünelim Acaba zaman olmasaydı neler olurdu? ,diye hiç düşündük mü? Zaman olmasaydı her şey yerinde dururdu, hiç bir değişim ve hareket olmazdı İnsanoğlu yaşamın değerini bilmez, öylesine bir yaşam sürdürürdü Sınırlı olan her şey ne kadar değerliyse, zaman da o kadar değerlidir Bazen düşünmek, karar vermek ya da unutmak için zaman en güzel çaredir Hayatta her şey yolunda gitmeyebilir, bazı konuları zamana bırakmak en iyisidir Çünkü zaman, bize doğru yolu gösterir Bir insanı bile birden tanıyamazsın, zamanla tanımaya başlarsın Hatta o kadar yıl geçirdiğin bir insanın bile, hiç bilmediğin yönlerini zamanla görebilirisin Bu anlamda karar vermek, tanımak ya da sorunları çözmek için de zamanı kullanıyoruz

Zaman öyle bir süreçtir ki, su gibi akıp gider ve insan ancak, sonuna geldiğinde değerini anlar Zamanı iyi kullanmak bizlerin elindedir, bu nedenle onu boşa harcamamalıyı


Zaman insanlar için çok değerlidir. Geçen zaman geri gelmeyeceği gibi bugünkü zamanı da biz anlamadan yaşarız. Sonra bakarız ki zaman nasıl geçmiş anlamayız. Bu yüzden zaman insanların en kıymetli hazinesidir. Bu hazineyi nasıl harcayacağı ise insanların kendi elindedir. Zamanın kıymeti gelecekte daha iyi anlaşılıyor. Çoğu insan yapamadığı şeyler için pişmanlık duyuyor ve zaman yetmedi diyor. Aynı parkta oturan bir çocuk ile yaşlı bir dedenin düşündükleri gibi. Çocuk yaşlı dedenin yüzüne bakar ve içinden “bu amca ne kadar çok yaşamış” der. Yaşı dede ise çocuğa bakarak “zaman ne kadar da çabuk geçmiş” der. Dede için zaman çok çabuk geçerken, çocuk için zaman çok uzun bir süreç gibi görünür. Aslında zaman çok çabuk geçer. Bugün biter, yeni bir gün başlar yarın olur ve ardından haftalar, aylar, yıllar geçer. İnsanlar eski resimlerine baktığında zamanı daha iyi anlayabiliyor. Zaman ne kadar da hızlı geçmiş diye insan düşünüyor. Önemli olan o zamanı dolu dolu yaşamaktır. Boş yaşanmış yıllar, insan arkasına bakıp hiç bir anı hatırlamıyorsa, hayata anlam katacak hiçbir şey yapmamışsa insan o zaman ne kadar boş yaşadığını anlar. Bu boş geçirilmiş zaman hiç yaşanmamış gibidir. Hayata başlarken de sıfırdı, bitirirken de sıfır. Belki de insanın en büyük sermayesi zamandır. İnsanlar doğduklarından itibaren her şeyi zamanla öğrenir.
Upvote 2
Downvote 0
1

tlc

ivan milinski ivan milinski · 24.10.2018 04:46 · 2916 · #10854
Reklamsız olarak tv'de izlenebilecek maksimum düzeyde kanaldır. (gerçekten reklamsız anlamıyorsunuz bile) İçerik olarak benzer bir kanal olarak dmax ile benzerdir. evlerimizden eksik olmasın bu tlc emi!..
Upvote 0
Downvote 0
0

masal

mahur mahur · 05.02.2020 23:58 · 3716 · #72972
Bir zamanlar, Ekranlar çıkmadan önceki insanların en büyük eğlencesiydi masallar. Biz bu zamanları az buçuk yakalayan çocuklardık. Büyüklerimiz bize masallar anlatırken hayallerde kaybolur giderdik. Aşağıda paylaşacağım masal anneannemin bize anlattığı bir masal. daha çocukken not defterime kaydetmisim ki suan paylaşabiliyorum ve o kadar pişman oluyorum ki niye daha fazlasını yazmamışım diye...

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken develer tellal, pireler berber iken ülkenin birinde ihtiyar bir çiftçi varmis. Bu ihtiyar adam ölmeden önce oğluna vasiyet etmiş: Sen, sen ol çocuğum sakın bir kösenin değirmeninde buğdaylarını öğütme, demiş. Çiftçinin oğlu buğdayları ekmiş, büyütmüş, sonunda hasat yapmış. Buğdayları öğütme işine sıra gelince değirmen aramaya koyulmuş. Bir değirmene girip sahibinin köse olduğunu görünce babasının öğüdü hemen aklına gelmiş. Oradan ayrılmış hemen başka bir değirmen bulmak için. Birçok değirmene gitmiş ama hiç köse olmayan bir degirmenciye rast gelmemiş. en son değirmende artık pes etmiş ve ne olursa olsun artık buğdaylarını öğütmeye karar vermiş. Köse hemen buğdayları öğütmüş. Çiftçinin oğlu ücretim nedir diye sormus: kösede demiş ki ben ücretle çalışmam şimdi ikimizde bir masal anlatacağız hangimizin masalı güzel olursa unlarda onun olur demiş. Oğlan tabiki anlamış hemen babasının neden köselere buğdaylarını öğütmemesi gerektiğini. Köse kendine göre anlatmış bir masal. Sonra oğlana sıra gelmiş ve başlamış anlatmaya; benim bir arım vardır. Öküzlerimin yanına koşa koşa boynunda bir yara çıktı. Sordum soruşturdum ne iyi gelir nasıl geçiririm yarasını diye. Ceviz yaprağını sür dediler. Dedikleri gibi yaptım arımın boynunda bir ceviz ağacı çıktı. Bu ceviz ağacını çocuklar taşlaya taşlaya, ceviz ağacının altı tarla oldu. Bende buraya buğday ektim. Buğdaylar büyüyüp, olgunlaştı. Hasada sıra geldi. Tam aldım elime bir orak, başladım hasada. Birde ne göreyim karşımda bir tilki. Orak tilkinin kuyruğuna takıldı. Tilki kaçtı, orak biçti tüm tarlayı. Sonra tilkiden bir mektup düştü. Mektupta diyor ki köse çok bilmesin buğdaylar benimdir.
Upvote 4
Downvote 0
2