Tam 7 yıldır kesemediğim kıl birikintisi.
Kıl gibi evrimsel bir ürünü karizma aracı olarak kullanmak da insana mahsustur.
Hatta bu kıl birikintisini bazen ideolojilerimizi diğerlerine sergilemek için bile kullanıyoruz. Bir nevi erkek fikir etiketi.
Ne garip.
lağım
Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz.
manikürcü
Mesleği manikür yapmak olan kimse.
içerlemek
İçin için öfkelenmek; kırılmak
destinasyon
Daha önce gidilen/ziyaret edilmiş/henüz gidilip seyahat edilecek olan turist yahut coğrafi bölge olarak tanımlayabiliriz.
turistik bölge
turistik bölge
az bilinen muhteşem filmler
in the name of father
seyirlik
seyirlik
muhsin yazıcıoğlu
Ninnilerle uyutulması gereken bebeklerin, silahlarla susturulduğu bir dünyada susmak alçaklıktır.
Muhsin Yazıcıoğlu...
Muhsin Yazıcıoğlu...

erkeklerin en masum olduğu an
Saçmalamayın.
türkiye'deki eleştiricilik
İçi dolu, mantıklı ve anlamlı olsa bile, eleştirenlerin dahi hiçbir şey yapmadığı gerçeklik.
Evet eleştiri, eleştiren bir popülasyon toplumu ileriye taşır, hatalarını gün yüzüne çıkarır, dahası öz eleştiricilik ile kişisel gelişime destek olur konusunda hem fikirsiz ancak gerçekten Türkiye de durum böyle midir? Hemen hemen her konu hakkında birşeyler biliyormuşçasına ileri sürülen argümanların sadece \"laf\" olsun diye söylendiğini düşünüyorum artık. Örneğin bir üniversite ortamında yenilenebilir enerji kaynaklarının şiddetli savunucuları bunun gerekliliklerini, doğaya pozitif, en azından negatif olmayan etkilerini, gelecek 100 yılda kaynaklar tükendiğinde bir ülkeyi nasıl öne atabileceğini ballandıra ballandıra anlatıyorlar güzel. Ancak kendileri bir enerji şirketi kuracak olsalar ve \"yenilenemeyen\" enerji kaynaklarının bin kat daha çok kazandıracağı halde yine de solar system ile uğraşır mısınız sorusunu sorduğumda; ben kârıma bakarım, herkes kârına bakar, bunun için kâr amaçlı gütmeyen devletin çalışması gerekiyor gibi saçma sapan cevaplar alıyorsunuz. Yani bizler sadece eleştirmeyi seviyoruz ancak eleştirebilmek için belli bir donanım ve etik bilgisine de sahip olmamız gerektiğinin farkında değiliz.
Not: bu entry, herşeyi eleştiren insanları eleştirmek için yazılmıştır ve paradoks içerir.
Evet eleştiri, eleştiren bir popülasyon toplumu ileriye taşır, hatalarını gün yüzüne çıkarır, dahası öz eleştiricilik ile kişisel gelişime destek olur konusunda hem fikirsiz ancak gerçekten Türkiye de durum böyle midir? Hemen hemen her konu hakkında birşeyler biliyormuşçasına ileri sürülen argümanların sadece \"laf\" olsun diye söylendiğini düşünüyorum artık. Örneğin bir üniversite ortamında yenilenebilir enerji kaynaklarının şiddetli savunucuları bunun gerekliliklerini, doğaya pozitif, en azından negatif olmayan etkilerini, gelecek 100 yılda kaynaklar tükendiğinde bir ülkeyi nasıl öne atabileceğini ballandıra ballandıra anlatıyorlar güzel. Ancak kendileri bir enerji şirketi kuracak olsalar ve \"yenilenemeyen\" enerji kaynaklarının bin kat daha çok kazandıracağı halde yine de solar system ile uğraşır mısınız sorusunu sorduğumda; ben kârıma bakarım, herkes kârına bakar, bunun için kâr amaçlı gütmeyen devletin çalışması gerekiyor gibi saçma sapan cevaplar alıyorsunuz. Yani bizler sadece eleştirmeyi seviyoruz ancak eleştirebilmek için belli bir donanım ve etik bilgisine de sahip olmamız gerektiğinin farkında değiliz.
Not: bu entry, herşeyi eleştiren insanları eleştirmek için yazılmıştır ve paradoks içerir.