topal ördek
Başkanlık sistemiyle yönetilen ABD'de başkan ile Kongre'nin çoğunluğunun aynı partiden olmaması durumunda başkan için “topal ördek” kavramı kullanılıyor. Yani gücü kısıtlanmış başkan için kullanılır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Çamlıca Camisi'nde, dün akşam Miraç Kandili sonrası camiye gelenlerle kısa süre sohbet etti. Vatandaş ile ilgili olan diyalogu vidoeya yansıyan cumhurbaşkanı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi tartışmalarıyla ilgili ; “Çoğunluğu bizde. Şu anda hâlâ her şey devam ediyor. Öyle de olsa, bunlar neye dönmüş biliyor musun, bunlar topal ördek” ifadeleri kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Çamlıca Camisi'nde, dün akşam Miraç Kandili sonrası camiye gelenlerle kısa süre sohbet etti. Vatandaş ile ilgili olan diyalogu vidoeya yansıyan cumhurbaşkanı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi tartışmalarıyla ilgili ; “Çoğunluğu bizde. Şu anda hâlâ her şey devam ediyor. Öyle de olsa, bunlar neye dönmüş biliyor musun, bunlar topal ördek” ifadeleri kullandı.
kiraz
Gülgillerden bir meyve ağacı (Cerasus avium).
rûberû
farsça kökenli olan, "yüzyüze" anlamında kullanılan kelime. iranlı kadın şair olan fatimih baraghani tarafından yazılmış bir şiirin ismidir. ayrıca ilgili şiir mohsen nomjoo tarafından bestelenmiştir. yakın dönemlerde "rû" isimli bir youtube kanalının isminin esin kaynağı idi. ilgili kanal sahibi çok bilinmeyen ama muazzam güzellikteki şarkıları bulup her birisine muazzam kalemiyle dokunuş yaparak açıklamalar yazardı. daha sonralarda maalesef kanal kapandı.
ilgili şiirin çevirilmiş hali:
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor,
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli...
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
hüzün dolu gönlüm, aşkını can kumaşına dokumuş,
iplik iplik, sicim sicim, tel tel, aheste aheste...
o güzel yüzünü görebilmek ümidiyle sabâ rüzgarı misâli dolaşıp durmuşum,
ev ev, kapı kapı, sokak sokak, mahalle mahalle...
o nazik dudaklarının çevresi...yanaklarında misk-i anber kokan tüyler...
gonca mı gonca, gül mü gül, lâle mi lâle kokular...
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor,
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli...
hüzün dolu gönlüm, aşkını can kumaşına dokumuş,
iplik iplik, sicim sicim, tel tel, aheste aheste...
tâhire, kendi gönlünü dolaştı da senden başkasını bulamadı,
sayfa sayfa, perde perde, kat kat...
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor.
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli.
mohsen namjoo bestesi:
ilgili şiirin çevirilmiş hali:
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor,
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli...
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
hüzün dolu gönlüm, aşkını can kumaşına dokumuş,
iplik iplik, sicim sicim, tel tel, aheste aheste...
o güzel yüzünü görebilmek ümidiyle sabâ rüzgarı misâli dolaşıp durmuşum,
ev ev, kapı kapı, sokak sokak, mahalle mahalle...
o nazik dudaklarının çevresi...yanaklarında misk-i anber kokan tüyler...
gonca mı gonca, gül mü gül, lâle mi lâle kokular...
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor,
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli...
hüzün dolu gönlüm, aşkını can kumaşına dokumuş,
iplik iplik, sicim sicim, tel tel, aheste aheste...
tâhire, kendi gönlünü dolaştı da senden başkasını bulamadı,
sayfa sayfa, perde perde, kat kat...
ey sevgili! olur da çehrene bir bakış atabilirsem ve yüz yüze gelebilirsek,
gönlümde taşıdığım derdini anlatırım sana, nükte nükte, ince ince...
ayrılığında kalbimin kanı, şu iki gözümden akıyor.
dicle nehri, denizler, çeşmeler, dereler misâli.
mohsen namjoo bestesi:
rönesans
Rönesans, kelime anlamı olarak \"yeniden doğuş\" demektir. 15-16. Yüzyıllarda ortaya çıkmış ve hızla yayılmıştır. Rönesans tanımı biraz antik yunan, eski roma uygarlıklarına atıfta bulunuyor olsa gerek ki avrupa kıtasında rönesans ın yarattığı etkiye benzer başka bir oluşuma rastlayamayız.
Rönesans ın başlamsına etki eden faktörler olarak, avrupa dan arap topraklarına düzenlenen haçlı seferleri ile antik yunan ve eski roma tarihçileri, düşünürleri ve sanatçılarının arapçaya çevrilmiş kaynakları ile istanbul un fethi gerçekleştiğinde bizans uyruklu aydınların avrupa ya göçüne izin veren fatih sultan mehmet in fermanının etkisi olduğu düşünülmektedir.
Antik yunan ve eski roma düşünürleri, sanatçıları platon, çiçero, sophokles, virgil, domestan, tacitus ların eserleri avrupa ya ulaşmış bu eserlerin yaydığı insan güçlü bir varlıktır, yaşadığımız dünya çekici ve insan için içkindir, cennet-cehennem gibi soyut başka dünyalar ile avunmanın anlamı yoktur anlayışı, engizisyon ve skolastik düşüncenin sınırlayıcı, kısıtlayıcı etkisine üstün gelecek etkiyi yaratmıştır. Bu etki düşünce dünyasından sanata, sanattan edebiyata, müziğe, mimariye ve en önemlisi düşünce alanında yarattığı etki ile 18. Yüzyıl avrupa siyasetine (1789 fransız burjuva devrimi) etki edecek kadar güçlü olmuştur.
Rönesans ın başlamsına etki eden faktörler olarak, avrupa dan arap topraklarına düzenlenen haçlı seferleri ile antik yunan ve eski roma tarihçileri, düşünürleri ve sanatçılarının arapçaya çevrilmiş kaynakları ile istanbul un fethi gerçekleştiğinde bizans uyruklu aydınların avrupa ya göçüne izin veren fatih sultan mehmet in fermanının etkisi olduğu düşünülmektedir.
Antik yunan ve eski roma düşünürleri, sanatçıları platon, çiçero, sophokles, virgil, domestan, tacitus ların eserleri avrupa ya ulaşmış bu eserlerin yaydığı insan güçlü bir varlıktır, yaşadığımız dünya çekici ve insan için içkindir, cennet-cehennem gibi soyut başka dünyalar ile avunmanın anlamı yoktur anlayışı, engizisyon ve skolastik düşüncenin sınırlayıcı, kısıtlayıcı etkisine üstün gelecek etkiyi yaratmıştır. Bu etki düşünce dünyasından sanata, sanattan edebiyata, müziğe, mimariye ve en önemlisi düşünce alanında yarattığı etki ile 18. Yüzyıl avrupa siyasetine (1789 fransız burjuva devrimi) etki edecek kadar güçlü olmuştur.
tenet
Öyle bir filmdir ki "ne izledim la ben" etkisi hissedersiniz film bitince. Zamanı işleyen çoğu film gibi bu film de ilgi çekiyor. Ancak bahse konu filmlerin yine çoğunluğu kendi içinde mantık örgüsüne sahip. Yani sen elbette fantastik bir bilim kurgu eseri ortaya çıkartabilirsin, kendi dünyanı, kendi kurallarını oluşturabilirsin ama bu dünyada bu kuralları da seyirciyle paylaşmak zorundasın. Ki biz de izlediğimizde "tamam canım adamın kurduğu evrende kurallar bu şekilde" diye olayı hazmedebiliyoruz. Ancak tenet'te olay bir türlü açıklanmıyor. Bakın açıklanmaya çalışılıyor da açıklanamıyor değil, bile isteye açıklanmıyor. "Kurşun nasıl geri geldi?" diyor adam cevap "düşünme böyle şeyleri, sen sadece akışına bırak, hisset" filan deniyor. Ucundan kıyısından bilime meraklı olduğum için Nolan'ın yapmak istediğini anladığımı varsayıyorum. Hızlı dönen bir tekerleğin cantına bakarsanız döndüğü yönün tersine hareket ediyor gibi görürsünüz. Hah, Nolan bu ilüzyonu almış, muhteşem bir kurgu ile -kimse kusura bakmasın ama- ortaya tırt bir film çıkarmış. Nolan'ın "dur zamanla ilgili karmaşık bir film yapayım da tartışsın dursun bezemengler!" dediğine eminim.. ama ispatlayamam
kaz dağları
Şu sıralar üzerinden siyasi propaganda yapılan doğa harikası. Hakkında konuşulanları gördükçe "mesele ağaç değil sen hâlâ anlamadın mı?" twiti gözümün önünde canlanıyor. İşin acayibi "doğanın katledildiği" iddiasını ortaya atan Tarkan, Cem Yılmaz gibi popüler isimlerin ormanın tam ortasında traş edilen bölgede villa sahibi olmaları ve bunu kimsenin konuşmamış, konuşmuyor oluşu. En acayibi de hakkında öne sürülen iddiaların havada kalıyor oluşu. Üzerinden hükümet partisini yıpratmaya çalışanların maden ruhsatının 2001'de verildiği bilgisini görmezden gelmesi mi dersin, 13 bin ağaç kesilip yerine 14 bin fidan dikilmesine rağmen "195.000 ağaç katledildi" mübalağasını mı dersin, "kaz dağları kaz dağları" diye doğa koruma duyarı kasanların aslında madenin Kaz Dağlarına 40 km uzakta Kirazli/Balaban mevkisinde olduğunu bilmemesini mi dersin, "üretmiyoruz tüketiyoruz" diyip pahalı altın ithal etmek yerine kendi kaynağını kullanma stratejisini görmezden gelmesini mi dersin.. say say bitmiyor.. Allah hepimizi ıslah etsin
hane
Ev, konut.
aleyhtar
Karşı olan, karşıtçı.

