..... elfida hep aklımda kalacaksın....
borcunu ödemeyen arkadaş
Sadık bir arkadaş olmayıp, dolandırıcı grubuna dahil bir kişiliktir.
çocukların her yere koşarak gitmesi
Çok sık düşüp yaralanmalarına neden olan durumdur. Bütün gün telaşlı ve öfkeli bir hâlde peşlerinde dolaşıp "yavaş!", "koşmadan yürü!" gibi uyarılarda bulunmak zorunda kalırsınız. Düşüp ağızlarını burunlarını kırdıktan hemen sonra omzunuzda ağlamak amaçlı koşa koşa gelirlerken, öfkeniz yerini üzüntüye bırakır.
peruk
[bkz]peruka[/bkz]
karı kocanın birbirine bıçakla saldırması
Toplumsal olarak cinnet geçiriyoruz resmen.
Hangi ara kaybettik değerlerimizi?
Hangi ara kaybettik değerlerimizi?
amerika denince akla gelenler
Özgürlük heykeli
anın fotoğrafını paylaş
Günün anlam ve önemine binaen, gelen arama karşısında 1 dk'lık saygı duruşunda bulundum.

evlendiğimde 48 kiloydum
kendim de dahil çevremdeki kadınlara baktığımda bir türlü mümkün gibi gelmeyen durumdur. 45 değil, 50 değil, 55 değil illa 48. bak yeminle bunu sosyolojik bir araştırma konusu yaptım. kime sorsam 48 kiloydum diyor.
belki benim yetişkinlikten sonra tabi hayatım boyunca hiç 48 kilo olamayışımdan kaynaklanan bir komplekstir bu.
tanım bir anne sözü olup yıllar içinde katlanarak artan kilodur.
belki benim yetişkinlikten sonra tabi hayatım boyunca hiç 48 kilo olamayışımdan kaynaklanan bir komplekstir bu.
tanım bir anne sözü olup yıllar içinde katlanarak artan kilodur.
nusret mayın gemisi
NUSRET MAYIN GEMİSİ VE CEVAT PAŞA'NIN RÜYASI
İtilaf devletlerinin Çanakkale ve İstanbul boğazlarını açmak için teşkil ettikleri İngiliz ve Fransız filolarından müteşekkil büyük armada, 17 Mart akşamı Karanlık Umanı çevresinde son bir defa daha yaptırdığı mayın taraması ile emniyet hissi ve ertesi gün kazanmayı düşündükleri zaferin tatlı hayalleriyle uykuya dalarlar. Oysa uyumayan birileri vardır. Saat gecenin bir buçuğunu gösterdiği zamanda 360 tonluk eski bir tekne olan Nusret Mayın Gemisi bütün ışıklarını karartmış, ağır ağır, Rumeli kıyısını çok yakından takip ederek sessizce Boğaz'dan aşağıya doğru inmektedir.
Gemi kumandanı Yüzbaşı Hakkı Bey, aldığı emir gereği çok rizikolu bir işe girişmiştir. Sisli ve yağmurlu havanın görüş alanını çok azaltmasından faydalanan Hakkı Bey, duman çıkarmaması için makinelerinin dakika devrini l40'da tutmak şartıyla her 15 saniyede bir mayın olmak üzere poyraz lodos yönünden 26 adet Türk yapımı mayını bu bölgeye döktürür.
Böyle bir plan nereden çıkmıştır?
Müstahkem Mevki Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa bir gece çok enteresan bir rüya görür. Rüyasında kulağında yankılanan ses şöyle demektedir: “... Deniz üzerine bak! Denize doğru nazar eden Cevat Paşa dalgalar arasında çiçeklerle bezenmiş pırıl pırıl “Kef” ve “Vav” harflerini görür. Heyecanla uyanan Cevat Paşa, rüyaya bir anlam veremez.
O sırada Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale, Orhaniye istihkam ve bataryaları düşmanın çok üstün sayıda ve taretler içinde korunmuş çabuk ateşli ve büyük çaplı gemilerin acımasız saldırısı karşısında çoktan susmuş, moloz ve toprak yığını haline geldiğinden savaş dışı kalmıştır.
Tenger, Soğanlıdere ve Baykuş bataryalarını takviye ettirmek için teftişe çıkan Cevat Paşa, Kilitbahir'den istimbota binerken yedi yıl önce veremden ölen kızı Bedile Hanım'ı hatırlar. Kabri büyük veli Ahmed Cahidi Sultan'ın türbesinin haziresindedir. Az sonra onun mezarı başına geldiğinde rüyasındaki sesi burada da duyar; şöyle demektedir lahuti ses: “... Cevat, depolardaki 26 mayını denize döşe”. Cevat Paşa, korku ve şaşkınlık içinde bocalarken karşısında yüzüne bakılmayacak kadar güzel, nurânî bir siluet belirir. Adam, Cevat Paşa'nın kolundan tutup sorar:
- Bir derdin mi var?
Cevat Paşa, gördüğü rüyayı ve az önce duyduğu sesi bir solukta anlatır. Nur yüzlü adam (Ahmed Cahidi Sultan) cevap verir:
- Nur, zafer işaretidir. Ebced hesabında “Kef” harfi 20, “Vav” da 6 rakamını bildirir ve 26 yapar...
Bunları söyledikten sonra aniden kaybolur. Cevat Paşa, hemen Mayın Grubu Kumandanı Nazmi Bey'i çağırıp sorar:
- Depolarımızda kaç mayınımız var? Nazmi Bey'in cevabı çok şaşırtıcıdır:
- Elimizde bir Türk usta tarafından yapılan 26 mayın var. Alman teknisyenler bunları döşememizi istemediler. Şu anda Boğaz'daki mayın sayısı 377'dir ve hepsi Alman yapımıdır.
Nazmi ve Hakkı Bey'le buluşma
Cevat Paşa, daha sonra Nusret Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey ile Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey'i makamına çağırır ve mayınları nereye dökecekleri konusunda plan yaparlar. Ve plan gereği bu sırlı 26 mayın Kumbağı Burnu ile Soğanlıdere arasına iki sıra halinde Boğaz'a paralel olarak tekbir ve dualarla dökülür.
Ertesi gün 18 Mart 1915 sabahı İngilizlerin en büyük zırhlılarından Irresistible ve Ocean zırhlıları, Nusret'in sabaha karşı döktükleri mayınlara çarparak herkesin şaşkın bakışları arasında Boğaz'ın dibini boylarlar. (Prof. Azmi Süslü, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c.7, s 306 Aktaran: Mustafa Turan, s 56)
İtilaf devletlerinin Çanakkale ve İstanbul boğazlarını açmak için teşkil ettikleri İngiliz ve Fransız filolarından müteşekkil büyük armada, 17 Mart akşamı Karanlık Umanı çevresinde son bir defa daha yaptırdığı mayın taraması ile emniyet hissi ve ertesi gün kazanmayı düşündükleri zaferin tatlı hayalleriyle uykuya dalarlar. Oysa uyumayan birileri vardır. Saat gecenin bir buçuğunu gösterdiği zamanda 360 tonluk eski bir tekne olan Nusret Mayın Gemisi bütün ışıklarını karartmış, ağır ağır, Rumeli kıyısını çok yakından takip ederek sessizce Boğaz'dan aşağıya doğru inmektedir.
Gemi kumandanı Yüzbaşı Hakkı Bey, aldığı emir gereği çok rizikolu bir işe girişmiştir. Sisli ve yağmurlu havanın görüş alanını çok azaltmasından faydalanan Hakkı Bey, duman çıkarmaması için makinelerinin dakika devrini l40'da tutmak şartıyla her 15 saniyede bir mayın olmak üzere poyraz lodos yönünden 26 adet Türk yapımı mayını bu bölgeye döktürür.
Böyle bir plan nereden çıkmıştır?
Müstahkem Mevki Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa bir gece çok enteresan bir rüya görür. Rüyasında kulağında yankılanan ses şöyle demektedir: “... Deniz üzerine bak! Denize doğru nazar eden Cevat Paşa dalgalar arasında çiçeklerle bezenmiş pırıl pırıl “Kef” ve “Vav” harflerini görür. Heyecanla uyanan Cevat Paşa, rüyaya bir anlam veremez.
O sırada Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale, Orhaniye istihkam ve bataryaları düşmanın çok üstün sayıda ve taretler içinde korunmuş çabuk ateşli ve büyük çaplı gemilerin acımasız saldırısı karşısında çoktan susmuş, moloz ve toprak yığını haline geldiğinden savaş dışı kalmıştır.
Tenger, Soğanlıdere ve Baykuş bataryalarını takviye ettirmek için teftişe çıkan Cevat Paşa, Kilitbahir'den istimbota binerken yedi yıl önce veremden ölen kızı Bedile Hanım'ı hatırlar. Kabri büyük veli Ahmed Cahidi Sultan'ın türbesinin haziresindedir. Az sonra onun mezarı başına geldiğinde rüyasındaki sesi burada da duyar; şöyle demektedir lahuti ses: “... Cevat, depolardaki 26 mayını denize döşe”. Cevat Paşa, korku ve şaşkınlık içinde bocalarken karşısında yüzüne bakılmayacak kadar güzel, nurânî bir siluet belirir. Adam, Cevat Paşa'nın kolundan tutup sorar:
- Bir derdin mi var?
Cevat Paşa, gördüğü rüyayı ve az önce duyduğu sesi bir solukta anlatır. Nur yüzlü adam (Ahmed Cahidi Sultan) cevap verir:
- Nur, zafer işaretidir. Ebced hesabında “Kef” harfi 20, “Vav” da 6 rakamını bildirir ve 26 yapar...
Bunları söyledikten sonra aniden kaybolur. Cevat Paşa, hemen Mayın Grubu Kumandanı Nazmi Bey'i çağırıp sorar:
- Depolarımızda kaç mayınımız var? Nazmi Bey'in cevabı çok şaşırtıcıdır:
- Elimizde bir Türk usta tarafından yapılan 26 mayın var. Alman teknisyenler bunları döşememizi istemediler. Şu anda Boğaz'daki mayın sayısı 377'dir ve hepsi Alman yapımıdır.
Nazmi ve Hakkı Bey'le buluşma
Cevat Paşa, daha sonra Nusret Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey ile Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey'i makamına çağırır ve mayınları nereye dökecekleri konusunda plan yaparlar. Ve plan gereği bu sırlı 26 mayın Kumbağı Burnu ile Soğanlıdere arasına iki sıra halinde Boğaz'a paralel olarak tekbir ve dualarla dökülür.
Ertesi gün 18 Mart 1915 sabahı İngilizlerin en büyük zırhlılarından Irresistible ve Ocean zırhlıları, Nusret'in sabaha karşı döktükleri mayınlara çarparak herkesin şaşkın bakışları arasında Boğaz'ın dibini boylarlar. (Prof. Azmi Süslü, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c.7, s 306 Aktaran: Mustafa Turan, s 56)
soğuk kahve
Kahvenin en sevdiğim hali..
