Kadir inanır ve müjdat gezen 'in başrollerinde olduğu "uyanık kardeşler" filminde kardeşine futbol oynaması üzerinden şantaj yapan müjdat gezen'in karakteri, kadir inanır 'ın motoruna el koyar ve kardeşini aşağılamak için bir harçlık uzatır. istemeyerek de parayı alan kadir inanır anlatım bozukluğu yapar:
- param 'olmasaydı' bunu da almazdım senden!
muhsin yazıcıoğlu
her zamanki gibi yaşadığında kıymeti bilinmeyenlerden
öldüğünde ise değeri anlaşılan milli siyasi lider.
öldüğünde ise değeri anlaşılan milli siyasi lider.
sıfırlamak
Bir denklemdeki bütün terimleri yalnız bir yanda toplayarak denklemin öbür yanını eşit duruma getirmek.
regaib kandili
#REGAİPKANDİLİ
????#KıssadanHisse
2000 yılının aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Bir devlet okulu...nda heyecanla derslere giriyordum. Sınıflardan birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.
“Evet çocuklar, tahtada 'Eğer çok zengin olsaydım anneme... alırdım.' yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?” dedim.
Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum. Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Son kâğıdı içimden okudum. “If I were rich, I would buy flowers for my mom.”
Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. “Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var!” dedim. “Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?”
“Çiçek alırım, yazdım öğretmenim.”
Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. “Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı” dedim.
Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp “Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim” dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.
“Oğlum, dalga mı geçiyorsun?” dedim sertçe. “Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?”
Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı. Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.
Ertesi sabah okula geldiğimde Selim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırığa benzer garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.
2000 yılının aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.
Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri, babasıyla, hiç aksatmadan her cuma günü annesinin mezarını ziyaret edip mezarlığa çiçek diktiklerini...
Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek sabaha kadar hıçkırdığını...
Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını...
Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim.
Alıntı dır. Lakin sizler le paylaşmak istedim.!!!
Kandilimiz kutlu olsun Canlar
#horasan
????#KıssadanHisse
2000 yılının aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Bir devlet okulu...nda heyecanla derslere giriyordum. Sınıflardan birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.
“Evet çocuklar, tahtada 'Eğer çok zengin olsaydım anneme... alırdım.' yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?” dedim.
Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum. Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Son kâğıdı içimden okudum. “If I were rich, I would buy flowers for my mom.”
Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. “Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var!” dedim. “Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?”
“Çiçek alırım, yazdım öğretmenim.”
Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. “Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı” dedim.
Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp “Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim” dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.
“Oğlum, dalga mı geçiyorsun?” dedim sertçe. “Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?”
Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı. Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.
Ertesi sabah okula geldiğimde Selim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırığa benzer garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.
2000 yılının aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.
Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri, babasıyla, hiç aksatmadan her cuma günü annesinin mezarını ziyaret edip mezarlığa çiçek diktiklerini...
Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek sabaha kadar hıçkırdığını...
Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını...
Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim.
Alıntı dır. Lakin sizler le paylaşmak istedim.!!!
Kandilimiz kutlu olsun Canlar
#horasan
yumurtlamak
Tavuk, kuş vb.yumurta yapmak.
şeşbeş
Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beşli gelmesi.
güzel yemekler yapan erkek
Fakir usulü badibuildink yapıyorum. Spor vesilesiylen makarna ve yumurta haşlama, tavuk kızartma vs yapmayı öğrendim. Bence bu da birşey yanisi
istanbul
Hayatımda bir kez gittim. o da Atatürk havalimanına gittim. Havalimanından dışarı çıkmadım. Merak ettiğim ve gitmek için bahane aradığım şehir. ????
ingiltere
orta çağda ve rönesans döneminde soyluların kuşların ötüşüne çok değer verdiği ülke.
kuşunuz ne kadar farklı sayıda ötüyorsa o kadar itibarınız yüksek oluyormuş. bu sebeple soylular kuşlarının ötüşü değişsin diye kuşları için müzisyenler tutuyorlarmış. kuşlara ötüş öğretme işlemine de "to record" deniliyormuş.
blok flütün karşılığı olan "recorder" kelimesinin kökenlerinden birisi de buymuş.
kuşunuz ne kadar farklı sayıda ötüyorsa o kadar itibarınız yüksek oluyormuş. bu sebeple soylular kuşlarının ötüşü değişsin diye kuşları için müzisyenler tutuyorlarmış. kuşlara ötüş öğretme işlemine de "to record" deniliyormuş.
blok flütün karşılığı olan "recorder" kelimesinin kökenlerinden birisi de buymuş.
en güzel anılar
Okulda genelde bi köşede oturup kitap okuyan kişi ben olurum. Bu durum üniversitede de pek değişmedi. Çok sıkı olduğum birileri yok. "en yakın arkadaşım" diyebileceğim birileri yok. Yanlış anlaşılmasın bu durumdan şikayetçi değilim Kendi tercihim. Neyse yaza doğru bizim kampüste unibike'ler ortaya çıkar. İşte uygulama indirip para yükler sonra yolda bulduğunuz bir bisikleti açıp kullanırsınız falan filan. 21.30 da biten dersten çıkıp nerdeyse 2 saat hiç samimi olmadığım insanlarla kampüsü keşfe çıkmıştık. Tadı damağımda kaldı..