yalnızlığın en çok koyduğu an
Düştüğünüzde, etrafınızda sizi kaldıracak kimseyi aramadığınız zaman çok koyar. Çünkü ne kaldıracak bir kimse vardır, ne bir el.
aynı başlıktaki diğer entry'ler
düştüğünüz andır. o an, aynı zamanda yalnız olduğunuzu anladığınız an olup gerçeklerle tanıştığınız andır.
kışın mont+çanta ikilisiyle dışarıda bir yerde tuvalete girilmeye çalışıldığı an.
neyse ki bazı avmlerde vestiyer uygulaması var artık da biraz daha rahat ediyor insan.
neyse ki bazı avmlerde vestiyer uygulaması var artık da biraz daha rahat ediyor insan.
sevgiliden uzak kalındığı andır.
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
Kalkamayacak kadar hasta olduğun andır.. o an evde bir nefes , sıcak bir çorba , bi bitki çayı ah ne güzel olurdu
can yakıcı bir film izlerken bir anda evde yalnız olduğunuzu fark ettiğiniz an. bir de gece kabus görüp uyandığınızda.
O kadar alıştım ki artık koymuyor. Sanırım en çok koyan da bu..
olmasını deli gibi beklediğin şey gerçekleştiğinde mutluluğunu paylaşacak kimseyi bulamadığın andır.
Bana hiç koymuyor kimseye koymamalı yalnızlık anamızın karnından biriyle doğmadık sonuçta ayrıca Herkesin işi gücü var, kendi hayatı beklentileri var birileri sürekli çevrenizde olamaz, sizi sevip okşayamaz. Kusura bakmayın gün 24 saat. Arkadaşınız, sevgiliniz, eşiniz, kardeşiniz fark etmez bencil olmamak gerek.
Koskoca bir şehirde ruhunuza karanlık çöktüğünde kendi kendinize kaldığınız andır.
Şehirde yenisiniz,hiç arkadaşınız yok,sığınabilcek bir limanınız yok ve siz ruhunuzun boğum boğum acılarıyla uğraşıyorsunuzdur. Eskiden olsa saatin kaç olduğunun önemi olmadan atlar giderdiniz, belki bir dosta belki yollara verirdiniz kendinizi. Şimdi ne yollar cezbediyordur sizi ne de başka birşey. Tek özlediğiniz sizi sımsıcak sarmayalan dostlarınız. Kafanızı koyup konuşmadan içinizi ferahlattığınız bir omuz. Bazende anlık zaman öldürdüğünüz arkadaş müsfetteleri...
Şehirde yenisiniz,hiç arkadaşınız yok,sığınabilcek bir limanınız yok ve siz ruhunuzun boğum boğum acılarıyla uğraşıyorsunuzdur. Eskiden olsa saatin kaç olduğunun önemi olmadan atlar giderdiniz, belki bir dosta belki yollara verirdiniz kendinizi. Şimdi ne yollar cezbediyordur sizi ne de başka birşey. Tek özlediğiniz sizi sımsıcak sarmayalan dostlarınız. Kafanızı koyup konuşmadan içinizi ferahlattığınız bir omuz. Bazende anlık zaman öldürdüğünüz arkadaş müsfetteleri...
Gurbette olduğumu ilk anladığım an da diyebiliriz. 1 saat beklemem gerektiğinde gidecek hiç bir akrabamın olmadığını fark ettiğim an
yorumlar (0)
yorum yapmak için giriş yapın