Merdivenleri çıkarken kadın önde, inerken erkek önde olmalı. Bunun sebebi kadın düşerse erkek tutsun diye. Peki erkek düşürse, ne olur bilemem.
düştüğü gibi kalkar *
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
kararmış çaydanlık
yanmış cezvenin abisidir.
sevdiğin birinin ölmesi
Aklınıza her geldiğinde gözlerinizi yaşartıyorsa gerçekten sevdiğiniz birisini kaybetmişsiniz demektir.
anadolu insanının cahil olması
zamanında bir hoca, lafının altını doldurmaya gerek duymadan kitabın ortasından bir laf etmiş ve ''cahil insanların firasetine güveniyorum'' demişti.
stüdyodaki spiker dahil, hemen herkes bir akademisyenden ilk bakışta ''okumayın firasetiniz artar'' anlamında bir cümle duyduğuna inanamamıştı. televizyon ve gazeteler haber yaptı, hocaya demediğini bırakmadılar.
Oysa bunu kast eden ilk kişi değildi bu hoca. Cemil Meriç şöyle diyordu:
''Her şeyin yokluğunu çekmeli insan; yokluk varlıktan daha görkemli ve daha anlamlıdır..'' Neden bunu demişti Cemil Meriç? Çünkü bir şeyin kıymeti ancak onun yokluğunda anlaşılır. Yokluğun yetiştirdiği insan, varlığın yetiştirdiği insandan idraki manada daha üstündür. Vahşi bir ormanda, imkansızlıklar içinde, her an hayatta kalma mücadelesi veren ve bu vesileyle algıları açık, her şeye dikkatle yaklaşmak zorunda olan bir insanın zihinsel çevikliğinde saklıdır firaset
[ebkz]65442[/ebkz]
''yoksul aydın, zengin aydından çok daha kuvvetli görür. yoksul, her sözcüğü kuşkuyla dinler; attığı her adım, onun düşünce ve duygularına böylece bir görev, bir iş yüklemiş olur. onun kulağı deliktir, duygusu ince; o tecrübelidir, ruhu yanık yaralarıyla doludur..''
knut hamsun
stüdyodaki spiker dahil, hemen herkes bir akademisyenden ilk bakışta ''okumayın firasetiniz artar'' anlamında bir cümle duyduğuna inanamamıştı. televizyon ve gazeteler haber yaptı, hocaya demediğini bırakmadılar.
Oysa bunu kast eden ilk kişi değildi bu hoca. Cemil Meriç şöyle diyordu:
''Her şeyin yokluğunu çekmeli insan; yokluk varlıktan daha görkemli ve daha anlamlıdır..'' Neden bunu demişti Cemil Meriç? Çünkü bir şeyin kıymeti ancak onun yokluğunda anlaşılır. Yokluğun yetiştirdiği insan, varlığın yetiştirdiği insandan idraki manada daha üstündür. Vahşi bir ormanda, imkansızlıklar içinde, her an hayatta kalma mücadelesi veren ve bu vesileyle algıları açık, her şeye dikkatle yaklaşmak zorunda olan bir insanın zihinsel çevikliğinde saklıdır firaset
[ebkz]65442[/ebkz]
''yoksul aydın, zengin aydından çok daha kuvvetli görür. yoksul, her sözcüğü kuşkuyla dinler; attığı her adım, onun düşünce ve duygularına böylece bir görev, bir iş yüklemiş olur. onun kulağı deliktir, duygusu ince; o tecrübelidir, ruhu yanık yaralarıyla doludur..''
knut hamsun
diyet
fazla ve gereksiz yediğimiz zamanların yemeyerek ödendiği ceza yöntemlerinden biridir.
aralıklı oruç diyeti
8 saat ye 16 saat aç kal, şeklinde yapılıyor. 3 hafta devamlılık sağlandığında güzel sonuçlar alınabiliyormuş. Diyet boyunca alkol, hazır çay, paketlenmiş meyve suyu, asitli içecekler, mayonez, margarin gibi yiyecek içeceklerden uzak durulması öneriliyormuş. Başladık bakalım artık..
yüzme bilmeyen ilkokuldan mezun olamayacak
özellikle dünyadaki gelişmiş deniz ülkelerinde mecburi kılınan uygulamadır.
yüzme bilmeyen ilkokuldan mezun olamayacak
Yüzmemek için sebepleri olan orta kulak iltihabı, kulağına su girmemesi gereken kişilerin ne yapması gerektiği muamma. (Bone taksın demeyin, olmuyor öyle.)
toplu taşıma klişeleri
Parasını versem benim yerime kart basar mısınız?
milli yalanlarımız
Bizim oğlan zeki ama çalışmıyor.
kafes
Az önce izlediğim film. Bu güne kadar hiç sağcıları anlatan bir film izlememiştim. Malum bizimkiler hep vurduda kırdıda bilinir. Muhsin başkan da der ya, “Bizim çocukları kitap okumak sıkar. O yüzden fikri tartışmalarda biraz zayıf kalırlar. Ama kavga var desen Ayrancı'dan Kızılay'a korkusuzca koşa koşa gelirler.” diye, bu filmi izleyince bi durdum. Daha önce 80 darbesini anlatan filmleri, kitapları düşündüm, senaryo olarak bu filmden iyilerdi, oyunculuk olarakta, fakat bu film gerçekleri anlatıyordu. Ertuğrul dursun önkuzu' yu, tam olarak olmasa da Mustafa Pehlivanoğlu'nu.. Bi garip hissettim. Yetersiz, boş, nankör.. Daha önce bir başlık altında şöyle yazmıştım, 'seksen darbesinin demokrasiyi getirdiği söylenir, bilemiyorum ' o yazıyı yazarken Mustafa Pehlivanoğlu'nu tam olarak tanımıyordum. Ali Bülent Orkan'ı, Cevdet karakaş'ı, ismet şahin' i.. Ve daha nicesi. Her zaman milliyetçiydim, her zaman vatanımı sevdim, bayrağımı sevdim, devletimi sevdim. Fakat gerek okuduğum kitaplar, gerek izlediğim filmler, 80 darbesine ait farklı şeyler düşünmeme sebep oldu. Suçu tabi ki başkalarına atmayacağım fakat teknoloji çağında, herkes kendini filmler ile kitaplar ile anlatırken biz neden bunu yapmıyoruz? Neden kalemimizi konuşturmak yerine yumruklarımızı konuşturuyoruz? Söz veriyorum sözlük bundan sonra kendi doğrularımı yazarak anlatmaya çalışacağım. Okuyarak doğrularımı güçlendireceğim. İçtiğim 1 bardak çayın hakkını vermeye çalışacağım. Kalemimiz kuvvetli olsun!


