T: almayı planladığım kitap.
Oğuz Atay'ın hocası İTÜ İnşaat Fakültesi profesörlerinden Mustafa İnan'ın hayatının roman kurgusuyla anlatıldığı Bir Bilim Adamının Romanı, 1975 yılında Bilgi Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bir Bilim Adamının Romanı özet olarak Mustafa İnan'ın yoksulluk içerisinde başlayan hayatının dünyanın en güzel unvanı olan “bilim adamı”nı hak edişindeki müthiş hikaye anlatılmaktadır. Bir Bilim Adamının Romanı ana fikri ne kadar zorluk içerisinde yaşanılsa da ahlakî değerlerden ve özünden hiçbir şey kaybetmeden nasıl başarıya ulaşılabileceği şeklinde özetlenebilir.
Yorum gelecek.
Güven Sözlük - Güncel Başlıklar ve Entry'ler
üstteki yazarın nereli olduğunu tahmin et
Niğde.
Bugün entry girdiğim ikinci anket başlığı :(
Bugün entry girdiğim ikinci anket başlığı :(
zzeeyynneepp
Tuzak bu beyler dağılın. aslında erkek sizi kandırmak için kız ismi almış. Ama yine de hoş gelmiş iyi yazmalar diyelim
kandiliniz kutlu olsun
Mübarek gün ve gecelerde müslümanların birbirlerinin gününü kutlamak amacıyla söylediği sözdür. Bu gecenin Regaib Kandili'ne denk gelmesiyle özellikle gün içerisinde ve gece sonrasında boş bol duyacağınız sözdür ayrıca.
Bu vesileyle tüm İslam aleminin ve sözlük Sakinlerimizin mübarek kandillini kutluyorum.
hayırlı kandiller
Bu vesileyle tüm İslam aleminin ve sözlük Sakinlerimizin mübarek kandillini kutluyorum.
hayırlı kandiller
regaib kandili
#REGAİPKANDİLİ
????#KıssadanHisse
2000 yılının aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Bir devlet okulu...nda heyecanla derslere giriyordum. Sınıflardan birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.
“Evet çocuklar, tahtada 'Eğer çok zengin olsaydım anneme... alırdım.' yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?” dedim.
Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum. Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Son kâğıdı içimden okudum. “If I were rich, I would buy flowers for my mom.”
Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. “Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var!” dedim. “Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?”
“Çiçek alırım, yazdım öğretmenim.”
Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. “Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı” dedim.
Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp “Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim” dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.
“Oğlum, dalga mı geçiyorsun?” dedim sertçe. “Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?”
Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı. Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.
Ertesi sabah okula geldiğimde Selim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırığa benzer garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.
2000 yılının aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.
Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri, babasıyla, hiç aksatmadan her cuma günü annesinin mezarını ziyaret edip mezarlığa çiçek diktiklerini...
Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek sabaha kadar hıçkırdığını...
Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını...
Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim.
Alıntı dır. Lakin sizler le paylaşmak istedim.!!!
Kandilimiz kutlu olsun Canlar
#horasan
????#KıssadanHisse
2000 yılının aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Bir devlet okulu...nda heyecanla derslere giriyordum. Sınıflardan birinde, şartlı cümleleri anlatırken tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.
“Evet çocuklar, tahtada 'Eğer çok zengin olsaydım anneme... alırdım.' yazıyor. Cümledeki boşluğu, hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?” dedim.
Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum. Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu. Son kâğıdı içimden okudum. “If I were rich, I would buy flowers for my mom.”
Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu. “Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var!” dedim. “Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?”
“Çiçek alırım, yazdım öğretmenim.”
Sınıfta hafif bir kahkaha koptu. “Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı” dedim.
Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp “Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim” dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.
“Oğlum, dalga mı geçiyorsun?” dedim sertçe. “Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?”
Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı. Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.
Ertesi sabah okula geldiğimde Selim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırığa benzer garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.
2000 yılının aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.
Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri, babasıyla, hiç aksatmadan her cuma günü annesinin mezarını ziyaret edip mezarlığa çiçek diktiklerini...
Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek sabaha kadar hıçkırdığını...
Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını...
Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim.
Alıntı dır. Lakin sizler le paylaşmak istedim.!!!
Kandilimiz kutlu olsun Canlar
#horasan
sıla ahmet kural davası
Dinlenip dinlenip dövdü beni demiş hayır anlamıyorum ki bir vurdu iki vurdu sen neden kaçmasın ki
en sevdiğiniz şehir
Mersin
bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız 3 şey
Tohum çeşitleri , ateş ve uyku tulumu ..
sözlük yazarlarının yaşam felsefesi
Hiç olmeyecek gibi çalış , her an ölecek gibi yaşa
anlık online sayısı gözüksün
Ek'te görüldüğü üzere online yazarları görebilir ve Mutluluğunuza mutluluk katabilirsiniz...
Kırmızı dairemsi alan içerisinde belirtilmiştir.
Kırmızı dairemsi alan içerisinde belirtilmiştir.

en sevdiğiniz şehir
Jyvaskyla.
Yazar yukarıda random gülmemiştir.
Yazar yukarıda random gülmemiştir.
hazır cevap olmak
patavatsızlıkla aralarında ince bir çizgi olmakla birlikte, karıştırılmaması gereken durum. Biri pratik zekayla ilgili, biri saygısızlıkla.
