sonya
Sofya isminin küçük kız çocukları için kullanılan biçimi.
Sofya isminin küçük kız çocukları için kullanılan biçimi.
Osmanlı devletinin son dönemlerinde avrupalı devletler tarafından kullanılan bir tabirdir. Osmanlı devletinin siyasi, askeri, iktisadi ve birçok yönden zayıflamasıyla kullanılmaya başlamıştır. Bu tabi ilk defa rus çarı birinci nikolay tarafından kullanılmıştır. Osmanlı için kullanılmaya başlayan avrupanın hasta adamı tabiri (İngilizce: Sick man of Europe), geçen yüzyıl içinde birçok ekonomisi kötü olan Avrupa devletleri için kullanılmaya devam etmiştir.
En son olarak koronavirüs salgınıyla baş edemeyen ingiltere icin kullanılmıştır
I. Dünya Savaşı sonrasında itilaf devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti arasında 10 Ağustos 1920'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr (Sèvres) banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde (Musée National de Céramique) imzalanmış antlaşmadır. Antlaşma imzalandığı dönemde devam eden Türk Kurtuluş Savaşı'nın sonucunda Türklerin galibiyetiyle, bu antlaşma yerine 24 Temmuz 1923'te lozan antlaşması imzalanıp uygulamaya konulduğundan Sevr Antlaşması geçerliliğini yitirmiştir.
Geçtiğimiz bu günlerde yüzüncü yılını dolduran Sevr anlaşması paris barış konferansı'nın bir sonuçu olup avrupanın hasta adamının fişinin çekilmesi anlamına da gelir. Ayrıca sevr antlaşmasının şartları bu kadar ağır olmasaydı bekli hiç kurtuluş savaşı başlamayacaktı.
... şeklindeki noktalama işaretidir. Birçok amaçla kullanılır ama en yaygın olanı, eksik bırakılan cümlenin sonuna eklenir.
"Ben sana yapacağımı bilirdim ama ..." gibi.
Sosyal medyada ise iletinin duygu durumunun daha derin ifade edilmesi için kullanılır.
"İyi ki varsın Eren ..." gibi.
Ben genelde üç nokta kullanmıyorum, bir noktadan sonra can sıkmaya başlıyor bgv
1096-1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papa'nın talebi ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Kutsal saydıkları Topraklar üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlar bütünüdür.
ilk haçlı seferleri karadan anadolu toprakları üzerinden olmakla sayısız başarısızlık sonucunda denizden devam etmiştir. Türkler haçlıları topraklarından geçirmemiş, gecirtmemistir. ilk haclılar samimi hıristiyanlar olarak dinleri ve inançları için yola çıkarken sonraki katılanlar maddi çıkar sağlamak için bu seferlere dahil olmuştur.
papatyagiller familyasından çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen sarı çiçekli bir tarım bitkisidir. Ayçiçeği güneşin doğuşundan batışına kadar güneşi takip eder. yüzü her zaman güneşe bakmasından olmalı ki ingilizce'de güneş çiçeği sunflower denillir. Ama biz niye güneşin peşinden ayrılmayan, güneşe benzeyen, sarı renkteki harika çiçeğe neden ay çiçeği adını takmışız tam bir muamma. Ayrıca ayçiceği fotoğrafçılıkta da oldukça popüler hâle gelmiştir.

yazın sıcağına biraz serinlik ve toprağa can katan bir yağmurdur. çoğunlukla aniden gelir ve çok çabuk geçer. zaten etkisi de kısa sürer. yaz yağmurunun kokusu ve altında ıslanması gerçekten hoş olur.
Hak yolunda Malını harcama, sarfetme.
Gereğinden daha aşağıda olma durumu.
Aşırı gitme, ölçüyü aşma, gereğinden fazla ileri gitme.
Yönetimde baskı yapmak. Tek bir yöneticinin, kendine tâbi olanları mutlak hâkim olarak ve keyfine göre hükmederek idâre etmesi usûlü, keyfe, zora ve baskıya dayanan idâre şekli, diktatörlük, despotluk, despotizm.
taziye için kullanılan bir deyimidir. Yakınlarını kaybedenleri teselli etmek için kullanılır. Ben hep "giden gitmiştir. sen sağ ol, iyi ol" anlamına geldiğini düşünmüşümdür. Ama aslında "yaran iyileşsin" anlamına gelmekteymiş. Eski Türkçede "baş" yara, sağ ol ise aslında iyileşme anlamındaki "sağal" kelimesinin değişmesiyle birleşmiş ve "başın sağ olsun" şeklinde kalıplaşmıştır.
Bir konuyu dikkatle inceleme, iyice düşünme, akıl süzgecinden geçirerek karar verme.
İçine alma, içinde bulundurma, şâmil olma.
italyancadan dilimize girmiş olan kelime Ağır cezâ mahkûmlarının ayağına takılan zincir anlamına gelir.
Bir köşeye çekilen, tek başına yaşayan, Etrafla ilgisi olmayan, insanlardan uzak.
Fransızca'dan dilimize girmiş olan kelime. Bir işi kendi başına yapabilmek, o iş hakkında gerekli kararları alabilmek için sahip olunan nitelik, tek başına yapabilme gücü.
1. Bir dili ve o dile âit belgeleri dil ve târih açısından inceleme.
2. Yazılı belgelerden hareket ederek dil yoluyle kültürleri araştırma ve tanıtmaya yönelik bilim dalı, lisâniyat.
1. Soyma, soyulma.
2. Ayrı tutma, ayırma.
3. Temizleme, ayırma.
4. felsefe: Soyutlama.
5. fizik: Isı, ses, su, rutûbet, elektrik, gürültü gibi şeylerin bir yerden bir yere geçmesine engel olma, yalıtım, izolasyon.
6. edebi: Şâirin kendisini başka bir kimse yerine koyarak ona hitap etmesi şeklindeki edebî sanat.
7. tasavvuf 'taki anlamı: Dünyâya âit şeylerden vazgeçerek gönlünü Allah'a bağlama, kalbi mâsivâdan arındırma.