Renkli televizyonun türkiye'de ilk ciktigi yillar, o zamanlar mahallenin en zengin ailesi konumundayiz. Bizim malikaneyi degnekle gösterirlerdi "ahhanda surasi yildirimlar malikanesi" diye o bicim yani!
Sadede geleyim; daha 6-7 yaslarindayim babacim almis hemen renkli tvyi, vitrinin orta tarafina koyulmus ki erisemeyelim! Neyse ki benim kames futbol topum vitrinin en üstünde de almak icin tv'ye dokunmam gerekmiyor! Topumu almak icin vitrine tirmandigimda elim yanlislikla tv'ye degiverdi ve 1 saniye sonra "pofff" diye bir ses geldi! aman tanrım didim. Hemen 53 metre ötedeki kurtarici yüce insana kostum yani babaanneme. Ortaligi sakinlestirdiler falan. O zamanda tamirci falan yok ki renkli tv yeni gelmis kimse anlamiyor ekran tamirinden...
Yenisini aldi tabi kiyamaz ogulcuguna... uzatmayayim yine kamesimi vitrinin üstüne koymuslar ben napim olum! Velhasil kelam 2 adet yepyeni gicir gicir renkli tv patlattim mis gibi... ve hic dayak yemeden yirttim babaannem sagolsun *
Tamamen gercektir.
yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları
sırala:
İlkokul 2 ya da 3. Sınıf ilk ve son kez bi kız elimi tutmuştu acı olan o hissi bir daha yaşayabileceğimi sanmıyorum. Yıkıklar sağ baştan say 1..
çocuk dergileri takip ediyordum, bir resim çizmiştim dergiye göndermek için. babam göndermedi.
Mahalleler arası taso turnuvası var tabi ben ve arkadaşım bu Şampiyonlar Ligi'nde favori takımız. Güzelce gidiyoruz milleti eze eze sonra çoğu kişiyi yendik yanımızda bi kavanoz taso götürdük fazla taso olduğu için kolay çekilmiyoruz. Sonra neyse turnuva bitti eve gidiyoruz karlı bi maç oldu sağlam tasoları topladık birden karşımıza adi iki tane çocuk çıktı bıçak çekti tüm kavanozu ve cebimde ki nadir ash brook gibi nadir tasoları da aldı gitti şerefsizin evlatları ya günlerce ağladım kendime gelemedim . Ağlama istiyorum aklıma geldi yine.
Kış mevsimindeyiz donuyoruz.Dışarıda kar yok ama it öldüren cinsten soğuk hakim.Daha çocuğum kalın kalın giyinmişim ama bir türlü fayda etmiyodu.Baktım gariban balıklara ben bu haldeysem balıklar donar diye düşündüm.Keşke sadece düşünseydim ama eyleme döktüm.
herkes öldürür sevdiğini
herkes öldürür sevdiğini
Birkaç dönem üstümüzde bulunan, yarı felçli yani tekerlekli sandalyeye mahkum ablamız vardı okulda. Engelinden dolayı kimse kendisiyle yani yaşıtları arkadaş olmamışlar. Biz daha okula yeni başladık, şu anki çizgimiz neyse insan kayırmamak noktasında, o günün şartlarında 6 yaşında olan ben ve arkadaşlarım bu güzel kalpli arkadaşımıza sahip çıktık. Neredeyse her teneffüs birbirlerimizi görmek için can atıyorduk. Başımızda bir abla olması bizi daha heyecanlı kıldı belki de. Yine akşam oldu, okuldan çıkarken hepimiz birbirimize “iyi akşamlar” dileyip ablamızı da okulun çıkışında bıraktık. Ailesi okul çıkışı her zamanki beklediği kapıdan alıyordu.
Ertesi gün oldu, okulda bir soğuk, kasvetli hava, kimsenin yüzü gülmüyordu. Okula çok erken saatlerde geldiğim için hemen ablamın sınıfına çıkarak ona selam verirdim. Sınıfına çıktım, Sırasında yoktu. Hayret ki; o da hep erken gelirdi. Biraz bekledim, kimse çıtını çıkartmıyor! Bu derin sessizliğe mana bulamıyordum. Öğretmenler bile sus pus, “hadi yavrum sınıfına git!” diyorlardı.
Derin sessizlik yerini, ozon tabakasının delici karanlığında vaveylaya dönüşüyor, etlerimin lime lime olduğunu hissediyordum, boğazımda düğümlenen hıçkırık belki de ilk kez o gün başladı..
Ablamız artık yoktu..
Son görüşmemizmiş meğer...
Akşam onu ailesine bıraktığımızı teslim ettiğimizi düşünürken, okulun “sapık” hademesine teslim ettiğimizi görememişiz meğer...
Engelini fırsat bilip, bir şekilde bu küçük kız çocuğunu okula sokmayı başarmış Ve bu adi insanlık suçuna teşebbüs etmiştir.
O küçücük bedeniyle olan bitene anlam bulamadan, gururuna yediremeyen, Daha da ileriye gitmeye teşebbüs eden sapığa, saklandığı odanın kapısını kilitleyerek karşı koymuş. Ancak o korkuyla karışık akıl karışıklığında üstüme gelmesin diye bulunduğu mahaldeki camı açıp kendini derin yükseklikten koyvermiştir.
Bu olayın üst mercilerce usulca üstü kapatılmış, öğrencinin kendi hür iradesiyle intiharı şeklinde olay son buldurtmuşlardı. Bu dünyada sapıklar hür gezerken, öbür dünyadaki adaletin sıcaklığı bedenimi sarıyor Ve teselli buluyordum...
çok özledik seni sevgili ablacım
Ertesi gün oldu, okulda bir soğuk, kasvetli hava, kimsenin yüzü gülmüyordu. Okula çok erken saatlerde geldiğim için hemen ablamın sınıfına çıkarak ona selam verirdim. Sınıfına çıktım, Sırasında yoktu. Hayret ki; o da hep erken gelirdi. Biraz bekledim, kimse çıtını çıkartmıyor! Bu derin sessizliğe mana bulamıyordum. Öğretmenler bile sus pus, “hadi yavrum sınıfına git!” diyorlardı.
Derin sessizlik yerini, ozon tabakasının delici karanlığında vaveylaya dönüşüyor, etlerimin lime lime olduğunu hissediyordum, boğazımda düğümlenen hıçkırık belki de ilk kez o gün başladı..
Ablamız artık yoktu..
Son görüşmemizmiş meğer...
Akşam onu ailesine bıraktığımızı teslim ettiğimizi düşünürken, okulun “sapık” hademesine teslim ettiğimizi görememişiz meğer...
Engelini fırsat bilip, bir şekilde bu küçük kız çocuğunu okula sokmayı başarmış Ve bu adi insanlık suçuna teşebbüs etmiştir.
O küçücük bedeniyle olan bitene anlam bulamadan, gururuna yediremeyen, Daha da ileriye gitmeye teşebbüs eden sapığa, saklandığı odanın kapısını kilitleyerek karşı koymuş. Ancak o korkuyla karışık akıl karışıklığında üstüme gelmesin diye bulunduğu mahaldeki camı açıp kendini derin yükseklikten koyvermiştir.
Bu olayın üst mercilerce usulca üstü kapatılmış, öğrencinin kendi hür iradesiyle intiharı şeklinde olay son buldurtmuşlardı. Bu dünyada sapıklar hür gezerken, öbür dünyadaki adaletin sıcaklığı bedenimi sarıyor Ve teselli buluyordum...
çok özledik seni sevgili ablacım
bir gün arkadaşımı tozun toprağın içinde binanın altında cips yerken yakalamıştım. 8 yaşındayım o zamanlar. neyse. sonra gidip ben de yiyim bari diyerekten çocuğun yanına gitmek istedim ama gidemedim hapşurmaktan. meğersem toza alerjim varmış. 2 yıl sonra ortaya çıktı. hala var..
Yapmadığınız yaramazlıktan ötürü dayak yiyip azar işitmek nasıldır bilir misiniz? Bilmiyorsanız muhtemelen tek çocuksunuzdur. *
7 veya 8 aylık hamileydi yengem. Fikir kimden çıktı hatırlamıyorum. Kuzenimi saklayıp yengeme 'balkondan düştü' şakası yapmıştık. Ne gerizekalılık. O korkuyla düşük yapsa veya panikten bi yere takılıp düşse alacağımız vebale bak. Gerçi biz de çocuktuk ama hatırladıkça ağzıma iki tane çakasım geliyor.
Dolapta kurumaya durmuş bir yemek kaşığı kadar lor peynir ve iki lokma ekmek ile 6 kişi karnımızı doyurmaya çalışmıştık.
İşin garip tarafı doyduğumuzu hatırlıyorum.
Ve ne zaman lor peynir görsem aklıma o zamanlar gelir. Yokluk görmek güzel şey, nereden geldiğini unutmaman için bir sürü anın oluyor.
İşin garip tarafı doyduğumuzu hatırlıyorum.
Ve ne zaman lor peynir görsem aklıma o zamanlar gelir. Yokluk görmek güzel şey, nereden geldiğini unutmaman için bir sürü anın oluyor.