serendipity

serendipity

@serendipity admin yazar
1,304
entry
126
takipçi
149
takip edilen
5,313
beğeni
3,459
favori
48,996
puan
Efsane Yazar
çevrimdışı
23 eylül 2018'dan beri üye
26 ekim dünya cimriler günü
Cimriliğin günü olmaz ama sayısal çokluğundan muhtemel tüm Dünya'da salgın hale gelmiş, cebindeki akreple yaşayan güzel insanların günüdür.(?)
Üstüne alınanların günü kutlu olsun.
YouTube video
her cuma aksatmadan mesaj atan arkadaş
Facebook'ta ölüyle fotoğraf çektirenler de bu ekiptendir. İslamiyeti kişiden nasıl uzaklaştırırız sorumlularının, sosyal medya, iletişim ekibinin oyunlarından biri diye düşünüyorum ama bakıyorum bildiğimiz kanlı canlı tanıdıklarımız yapıyor bu işi. Hani bir ara şu mesajı 54 kişiye gönderirsen akşama evine Allah palmiye ağacı gönderecek tarzı mesajlardan bahsediyorum.
Hayatta birçok şeyin cılkı çıktığı gibi, samimiyetliği tencerenin dibinde ararken çok ta takılmamak gerekiyor dediğim durumdur.
yazarların yürek sızlatan çocukluk anıları
Birkaç dönem üstümüzde bulunan, yarı felçli yani tekerlekli sandalyeye mahkum ablamız vardı okulda. Engelinden dolayı kimse kendisiyle yani yaşıtları arkadaş olmamışlar. Biz daha okula yeni başladık, şu anki çizgimiz neyse insan kayırmamak noktasında, o günün şartlarında 6 yaşında olan ben ve arkadaşlarım bu güzel kalpli arkadaşımıza sahip çıktık. Neredeyse her teneffüs birbirlerimizi görmek için can atıyorduk. Başımızda bir abla olması bizi daha heyecanlı kıldı belki de. Yine akşam oldu, okuldan çıkarken hepimiz birbirimize “iyi akşamlar” dileyip ablamızı da okulun çıkışında bıraktık. Ailesi okul çıkışı her zamanki beklediği kapıdan alıyordu.
Ertesi gün oldu, okulda bir soğuk, kasvetli hava, kimsenin yüzü gülmüyordu. Okula çok erken saatlerde geldiğim için hemen ablamın sınıfına çıkarak ona selam verirdim. Sınıfına çıktım, Sırasında yoktu. Hayret ki; o da hep erken gelirdi. Biraz bekledim, kimse çıtını çıkartmıyor! Bu derin sessizliğe mana bulamıyordum. Öğretmenler bile sus pus, “hadi yavrum sınıfına git!” diyorlardı.
Derin sessizlik yerini, ozon tabakasının delici karanlığında vaveylaya dönüşüyor, etlerimin lime lime olduğunu hissediyordum, boğazımda düğümlenen hıçkırık belki de ilk kez o gün başladı..
Ablamız artık yoktu..
Son görüşmemizmiş meğer...
Akşam onu ailesine bıraktığımızı teslim ettiğimizi düşünürken, okulun “sapık” hademesine teslim ettiğimizi görememişiz meğer...
Engelini fırsat bilip, bir şekilde bu küçük kız çocuğunu okula sokmayı başarmış Ve bu adi insanlık suçuna teşebbüs etmiştir.
O küçücük bedeniyle olan bitene anlam bulamadan, gururuna yediremeyen, Daha da ileriye gitmeye teşebbüs eden sapığa, saklandığı odanın kapısını kilitleyerek karşı koymuş. Ancak o korkuyla karışık akıl karışıklığında üstüme gelmesin diye bulunduğu mahaldeki camı açıp kendini derin yükseklikten koyvermiştir.
Bu olayın üst mercilerce usulca üstü kapatılmış, öğrencinin kendi hür iradesiyle intiharı şeklinde olay son buldurtmuşlardı. Bu dünyada sapıklar hür gezerken, öbür dünyadaki adaletin sıcaklığı bedenimi sarıyor Ve teselli buluyordum...
çok özledik seni sevgili ablacım
şömineye karşı uyuyakalmak
Sıradan bir yemek saatiydi, hanım annem masanın soldan 3., bendeniz ise sağdan 6. Sırada yerimi almıştım. Kremalı Roka çorbasıyla açılışı yapıp, Alfredo fettucine servisi için sıramı bekliyordum. Yemek sırasında konuşmak yasaktı. Her zaman ki gibi 19.30-20.30 sularında eksiksiz olarak, naçizane mütevazi masamızda afiyetler içindeydik. İzin isteyerek masanın soldan 2. Sırasında bulunan bey babamdan izin isteyerek, masanın baş köşesinde vefat eden büyüklerimiz adına boş duran sandalyeyi de selamlayarak usulca kendi haline yanan şöminenin başına geçtim.
Geçerken ayağıma, İran'dan özel getirtilen damask desenli, İpek halı takıldı. Ufak bir sendeledim ama henüz elimdeki Da Hong Pao çayıma bir şey olmamıştı. Buhranlarım bir dizi sıralı ve yaşadığım hayatın zorluğu beni Zodiac Çaprazında mana bulmaya zorluyordu. Neyse ki Finlandiyalı dadım her zaman ki gibi 22.00 sularında Nakazawa Sütümü ılıtmış her zaman ki gibi Alice Harikalar Diyarı'nı anlatmaya başlamıştı. Başımı kucağına koymuş, şöminenin Güney batı yönünde yayılmıştım.
Uyandığımda yine şömine başındaydım, ateş henüz sönmemiş ve tüm çapkınlığıyla göz kırpıyordu sanki...
Ah yine sıradan bir gündü..
ayrılmaz ikililer
Ayrılmaz ikili deyince; zan altında bırakmamak adına, konu dahiline tüm canlı ve cansız varlıkların girebileceğini belirtelim.
-İzzet Altınmeşe ve evlat gibi hiç ayrılmayan “ben”i( yüzdeki “ben”)
-Safiye ve Faik
-Et ve tırnak
-Chp ve Kemal Kılıçtaroğlu
-Sigara ve pet şişe içinde bir miktar su
-Bülent Ersoy ve 987645 bavul mücevheratı
-Çiçekli Nevresim Kılıfı ve Çiçekli Yastık Kılıfı
sadece babalardan duyulabilecek cümleler
Prenses olabilmen için prense ihtiyacın yok, sen zaten kralın kızısın.

***aile boyu mütevazıyız.
bugün ne öğrendim
Yıllar sonra öğrendim ki; Bağırıp çağırmana gerek yok. Sesini duymak isteyene bir fısıltın yeter.
ok yüzüğü
zihgir
küfür etkisi yaratan sözler
Hiç yoktan iyidir!

Edit: Sen sözlükte yenisin galiba.
numb'ı kesme şeker sanıp yalayan at
at bilmiyordu ki henüz yaladığı şeyin wasabi olduğunu
beyaz giyme söz mü olur toz mu olur sorunsalı
Güzel Bolu'muzun, meşhur türkülerinden birini dinlerken buldum kendimi. Sonrasında türkünün akustiğinde boğulmak yerine, nevrotikliğim tutarak, manasız boşluğa “evet” ben de düştüm. Evet, evet ben de o meşhur sorunun cevabını arayadurdum.
Gelin sesli düşünelim;
Görülebilen bütün tozlar, görülebilen tüm renklerde iz bırakabiliyorken, türkünün “toz” olan rengini belirlememiz pek te mümkün olmadı. Gelelim 2. İpucu olan “söz” olma kısmına; Anadolu'da beyaz renk iç, dış çarpanlarını en belirgin edecek renk, özel günlerimizde ilk tercih edilen renk iken(doğumda zıbın, düğünde gelinlik, ölümde kefen rengi olarak ilk tercihlerimizdir malum) göze batacak korkusu olan “söz”mü, yoksa 2018 yaz modasının sonuna geldiğimiz şu günlerde adından en çok konuşturan rengi manasındaki beyazın “söz” ümü, yoksa yoksa; utanç rengi sayılan; zürafanın düşkünü beyaz giyer kış günü anlamındaki beyazın “söz” oluşunu kastettikleri kombinasyonlarının integralleri alındığında sonuç bize gösteriyor ki; beyaz giyme söz olur
Diğer olasılık ise; güneydoğu Anadolu bölgesinde siyah, “matem rengini” temsil ettiğinden ve bunu bilmeyen Hayriye'de yine bilmeden matemin ilk günlerinde, siyahlarına kuşanmış tozunu attırırken, elalem ağzını yine tutamamış, Hayriye'ye söz etmişlerdir.
Haliyle siyah giyme söz olur sonucuna varılmıştır.
Velhasıl bir türkünün daha içine etmiş bulunmaktayız.
Bilim adamları sentezleri çözümleyedursunlar, bence siyah beyaz birbirine karışsın, ortalık tümden beşiktaş olsun.
çayı şekersiz içen insan
şekersiz çay
aşık veysel
Şimdinin erkekleri çalışıp, rızık getirmek yerine; eşlerinin kazançlarını alıkoyan, yahut o hanımlarını, çocuklarını para karşılığı sattıkları biliniyorken, Ey yüce gönüllü ozan, seni terk eden hanımın; ''Esma'nın'' başına bir şey gelmesin,aç kalmasın diye çorabının içine para bırakan insan...
Bir daha gelmeyecek senin gibisi!

ruhun şad olsun
sözüm meclisten dışarı
en az kelimeyle çok şey anlatan cümle
tamam
sen bilirsin
peki
evet

edit: özür dilerim
1 tl ile yapılabilecek şeyler
1 tl'nin ufakta olsa karşılığı var doğru diyorsunuz. Lakin 1 tl'ye atıyorum; kendime ufak bir çikolata almak yerine, şu soğukta gözümün içine bakıp, burnundaki sümüğü köprücük kemiklerine doğru yol alsa da elinde satmak üzere beklettiği mendili kullanmayan çocuğa verirdim. Maddi boyutu yoktur ancak manevi boyutu çoktur.
aniden gelen iç sıkıntısı
Bir koca karı hurafesi der ki; isyan dahi olsa, bir şeyi sürekli dile getirmek “dua ve lipa” niteliği taşır. Acaba koca karıya isyan ettiğimden mi şansım dönmüyor ne?
Entry görseli
boşanmış bir kadınla evlenmek
yine cinsiyetçi ve negatif ayrımcı başlıklardan birisidir.
Erkek boşansa bile ''bekar'', el değmemiş kadını hak ettirilir, konu boşanmış kadına gelince ''haddini bil'' edasında dış kapı menteşesi yerine konulur.
Tercihler kişiyi bağlamakla birlikte, en önemli şeyin fikir ve ruh uyumu olduğunu ne çabuk unuttunuz. İster kadın ister erkek olsun, sürekli toplumun dayattığı bu terbiyesizliğin artık ruhları yaraladığı bu kafalarınıza çizik atın. İsteyen istediğiyle evlensin size ne?
rahatsız edici gerçekler
Sosyal medya hesapları alıp, elinizi kolunuzu kaptırmışsanız lütfen geçmiş olsun çiçeklerimi kabul ediniz.

+50 yaş grubu tanıdıklarınız, listenizde yahut takibinizde ise (mecbur) kolu serumlu hikayeler görüp aslında ''beni ziyarete gel'', ''bana mesaj at'', ''ilgilen benimle!'' alt metnini algılamak,

henüz yeni evli (henüz medeni halinin ''evli'' olmasından başka vasfı yoktur çünki) arkadaşlarınız yine o listelerde ise, 90 yıllık poğaça ''ponçik'' olup üstü minnak, pembe kurdelayla açılışını bekler vaziyette sizlerden beğeni bombardımanı bekleyecek oluşunu da algılamak,

Yeni araba almış arkadaşınız var ise yine her gece olduğu gibi 5930023 kere direksiyonu sol elimle ne de güzel tutuyorum edasındaki, ''bulunmaz hint kumaşlığını'' ve en nihayetinde ''bravo karşim!'' diye şükranlarınızı sunmak zorunda olduğunuz gerçekleri hatırlatmak isterim.

Henüz bu illete bulaşmamış olanlara selam olsun!
meme kanseri farkındalık ayı
Dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de 1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı olarak ilan edilmiştir.
Dünya'da en yaygın görülen meme kanseri ne yazık ki sekiz kadından birinin yakalandığı görüldü. Meme kanserine karşı en iyi koruyucu yöntem erken teşhistir. Kanser yayılmadan önce teşhis edilirse % 95'e kadar, kişi tedaviye olumlu cevap verip, yaşama şansına sahip olur.
Ekim ayının son zamanlarına yaklaştığımız şu günlerde, ''Bende olmaz demeyin, Farkındalığınızın Farkına Varınız!''.

Entry görseli
moderatör olmak
Güneş yüzünü yakmasın, yağmur canını üşütmesin, ayağına taş değmesin insanıdır.
su gibi aziz ol
admininiz konuşuyor