the i-land

mavikaranlik
7 bölümlük bir netflix mini dizisi. genel itibari ile suçlu kişileri özel ve ıssız bir adaya göndermek suretiyle teste sokulmasını konu ediyor. fakat olaylar bilinenin aksine gelişiyor.

her şeyin aslında zihinlerine yerleştirilen makineler ile yapıldığı ve sanal bir gerçeklik içerisinde bulundukları anlaşılıyor. gerisinde de olaylar bu yönde gelişiyor.


vakti olanların izlemesi gereken hiç sıkmayacak oldukça akıcı ve eğlenceli bir dizi.
mahur
Bir bölüm izlediğim mini dizidir. Birinci Bölüm bitince bakalım (bkz:imdb ) de puanı kaçmış deyip baktım. Bakış o bakış bir daha izlemedim. 4,4 lük puan bende önyargı oluşmasına neden oldu. bir türlü izlemek gelmedi içimden. Ayrıca işte bir ada acayip karakterli insanlar, hep aynı hikaye güzel kızlar yakışıklı erkekler bana çok basit gösterdi. Ama mutlaka vaktim olunca sonuna kadar izleyip öyle karar vereceğim.
nushirevan
An itibariyle bitirdigim mini dizidir. Bakın herkesin kendine göre bir seyir zevki var ama bir diziye başlamak için yine her izleyicinin kabul edebileceği minimum standartlar da var olmalı. Örneğin özgün hikaye, iyi oyunculuklar, sinematografi, en olmadı kaliteli görsel efektler.. Hah, işte bunların tamamı yok bu dizide. Zevkler ve renkler tartışılmaz derler ama öhh be kardeşim..

Bakın spoiler'sız özet geçiyorum: Bir adada uyanan bir grup insan var. (bkz:lost) Hafızaları silinmiş (bkz:dark matter) bu insanlar bir yandan kim olduklarını sorgularken bir yandan adadaki gariplikleri sorguluyorlar (bkz:persons unknown) Hop! Esas kız bi uyanıyor meğer hepsi simülasyon imiş (bkz:the matrix)

Bakın sadece hikayenin esinlenilmiş tarafları rahatsız etmiyor beni. Karakterlerin geçmişleri var ama bir derinlik kazandırılmamış.. Eskiyi gösteren her sahnede yapmacık peruklar var. Oyuncular zaten muhtemelen noname seçilmiş paradan kısmak için.. Para demişken, çoğu bölüm gerçekten adada çekilmiş ama artık ışığı mı ayarlayamadılar, netliği mi seçemediler bazı sahneleri green box'ta çekelim demiş yönetmen sanki.. Anlamsız ve gerçekten uzak diyaloglar da hikayeye dahil olmanızın önüne geçiyor. Bir sinema televizyon eserinin izleyiciye geçebilmesi için gerekli en önemli unsur, izleyicinin empati yapabiliyor olmasıdır. Matrix'i izleyen birisi "la bizim dünya da meğer matrismiş muhahaha" demiyorsa, Yüzüklerin Efendisi'nde Frodo'nun Sam'e duyduğu minnet duygusunu içinde hissetmiyorsa o film olmamıştır. Şimdi bu adamları adaya atmışlar eyvallah.. İlk olarak ada konseyini kurup sen kimsin sen kimsin yapmaları doğal.. Ama daha sonra "napak napak hah buldum denize girek" demeleri ne kadar gerçekçi? Ulan sen kim olduğunu bilmiyorsun, nerede olduğunu bilmiyorsun, kıçın başın açıkta, ilk düşündüğün okyanusta deve güreşi mi? Ne yiyecen, ne içecen? Ulan oğlum...

Neyse sakinim. Başlarında bi çatı yok, ateş yok, yemek yok, yapraktan şapka yapıyorlar! Kafaya bak..

Neyse daha çok şey söylenir de, diziyi seven meven olur kızdırmayalım kimseyi.. Bana sorarsanız, izlemeyin derim. Ha illa bu kafada gizem dizisi arıyorsan persons unknown vardı bi tarihte..
Sözlük
https://dovizkurlaricanli.com