dünyanın en güzeli olduğunu iddia etmiyorum fakat kötü bir şehir değildir. hangi yönüyle betimlesem, hangi güzelliğini anlatsam bilemiyorum. doğma büyüme ankaralı bir insan olarak, bu şehri ankara dan daha iyi biliyorum. hem de hiç yaşamamış olarak. sen vapura binip karşıya geçerken güzeller güzeli boğazı izlemeyi, arada bir dönüp adalar a selam vermeyi; martıların şarkısına eşlik etmeyi; bir akşam karaköy e inip köprüden galata kulesi ni izlemeyi; gülhane de otururken sırtını topkapı ya yaslayıp denize nazır çay içmeyi; bir öğlen eminönü nün kalabalığına dalıp haliç te balık ekmek yemeyi; bir haftasonu adalardan birine kaçıp doğanın tadını çıkarmayı; sultanahmet e gidip köfte yemeyi; cağaloğlu nda, alemdar da, cankurtaran da dolaşmayı; eski dostlarla kadıköy de bir kafede buluşmayı; çukurcuma ya gidip antikalar ve tarihi eserler arasında kaybolmayı; istiklal e çıkıp pasajların içinde dolaşmayı; fener e, balat a gidip eski ve sıcak mahalle havasını içine çekmeyi; rumelihisarı nın surlarına çıkıp iki satır orhan veli okumayı; moralinin bozuk olduğu bir gün beşiktaş a gidip kabataş tan ortaköy e kadar yürümeyi; bir günü şehirdeki tarihi yerleri ve müzeleri gezmeye ayırmayı bilmiyorsan istanbul ne yapsın sana sevgili dost? daha neler sunabilir bu şehir sana? her gün saatler boyunca tıkılı kaldığın o işyerinden, herkesin arabasını kapıp daldığı o sıkışık trafiklerden, kötü insanların arasından başını kaldırıp etrafına şöyle bir bakmadığın ya da bakabilmeyi bilmediğin için bu şehirden nefret ediyorsun. tüm suç sende aslında, hiç ona suç atma.

yorumlar (0)

yorum yapmak için giriş yapın

aynı başlıktaki diğer entry'ler

her gittiğimde kalabalık, düzensizlik, tuhaf- güvenilmez insanlar, trafik gibi unsurlardan dolayı yeminle burada yaşanmaz dedirten ve ülke nüfusunun çeyreğine yakınını içinde barındıran bir büyük şehir.
Bu şehri en güzel anlatan şarkı bence (gizli:birsen tezer) istanbul udur.

\"Beş dakikada bir vapurunun acelesine inat\"
Yasamalik degil, gezmelik sehirdir.
Bir Ankaralı için İstanbul başkasının çocuğu gibidir. Gülünce seversin, ağlayınca bırakıp kaçmak istersin. *

Ankara da doğdum, büyüdüm, okudum. Yine de İstanbul a ait hissediyorum kendimi.
Sen metrobüs nedir bilir misin? Bir insanın tamamen dolu olan metrobüsün kapısı açılınca kendini bir kurşun misali kapıya nişanlaması ne demektir? 34as dört sembollü ifadesini görünce mide bulantısı hissetmek nasıl bir duygudur (iş çıkışı insanlar balık istifi şekilde seyahat edince kötü bir koku olacak ortamda) bilir mısın? İstanbul, metrobüstür!
(bkz: kaos)

(bkz: yurdum insani)
Çok zor orada yaşamak. İnanın insanî koşullarda yaşamak için aylık en az 10-15bin tl kazanç lazım. Yoksa fare deliği gibi evde yaşar, masraftan kısmak için hiçbir sosyal aktivitede bulunmasınız :(
Zaten İstanbul da gezecek yer İstanbul un kendisinin %4 u kadardır. Özetle; anlatılmaz yaşanır, yaşanılmaz da ...
her an dolandırılma tehlikesiyle yaşanan, kimsenin kimseyi güvenmediği bir kaos ortamından başka bir şey değil.
her gidişimde manevi duygularımın üst düzeye çıktığı şehir
Sabahattin Ali' nin "içimizdeki şeytan " eserinde ifade ettiği gibi amaçsız yaşamayı seviyoruz kalabalıklar arasında. ..
O yüzden bu şehir bize güzel geliyor.