aristoteles
namı değer makedonya kralı (gizli:büyük iskender) in hocası olmakla birlikte, (gizli:platon) un da öğrencisi olan düşünür. ancak hocasının idealar fikrini eleştirmiş ve karşı çıkmış, yerine kendi düşüncelerini geliştirmiştir.
aynı başlıktaki diğer entry'ler
platon u severim ama gerçeği daha çok severim. fizik metafizik biyoloji politika mantık eser ve fikir ürettiği bazı alanlar
Antik Yunan filozofudur.platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gök bilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.
Aristo (Aristoteles), Yunanistan'ın kuzeyinde, Makedonya'nın Chalcidic yarımadasında küçük bir kasaba olan Stagiros (daha sonra Stagira) 'da doğdu. Babası Nicomachus, önemli sosyal bağlantıları olan tanınmış bir doktordu. Aristo'nun bilime olan ilgisi elbette babasının çalışmalarından kaynaklanıyordu, ancak Aristo özellikle tıp bilimi ile ilgilenmedi. Çocukluğu ve ilk yılları ile ilgili yaşantısı çok net değildir. Babasının Makedonya kralı ve Büyük İskender'in dedesi olan Amyntas II'ye doktor olarak hizmet ettiği biliniyor bu nedenle Aristo'nun çocukluğunun bir kısmının burada geçtiği söylenebilir.
Babasının 367 yılında ölümünden sonra, Aristo, Platon Akademisi'ne katıldığı Atina'ya göç etti. On yedi yaşındayken Platon'un filozofların eğitimi için kurduğu okul olan Akademiye (M.Ö. yaklaşık 428-434) katıldı. Platon Akademisi'nde Plato'nun öğrencisi ve meslektaşı olarak 20 yıl kaldı. Platon'a olan saygısı ve hayranlığı her zaman müthiş olsa da, sonuçta ilişkilerinde bir kopuşa neden olan farklılıklar ortaya çıktı. Platon'un ölümü üzerine Aristo, Assos'u (Assos, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 17 km. güneyindeki Behramkale Köyü'nde yer alan bir antik kent.) terk etti. Bir filozof olan arkadaşı Xenocrates (M.Ö. 396 – M.Ö. 314) ile birlikte Atarneus'a yerleşti. Buraya, daha önce yerleşmiş olan Platoncuların (Platon'un takipçileri) arasına katıldı. Atarneus hükümdarı Hermias'ın yeğeni Pythias ile evlendi.
M.Ö. 342'de Aristo Philip tarafından yönetilen Makedonya'ya geri döndü. Orada Büyük İskender olarak bilinen ve bütün Pers İmparatorluğu'nun efendisi olacak olan Alexander'a öğretmen oldu. Aristo'nun elinde yetişen Büyük İskender'in eğitiminin içeriği ile ilgili çok az bilgi vardır, ancak Aristo'nun genç Alexander'a ne gibi siyasi tavsiyelerde bulunduğunu bilmek oldukça ilginç olurdu. Ne yazık ki o dönemden geriye pek fazla birşey kalmamıştır. Büyük İskendere verdiği tavsiyelerin tek göstergesi, filozofun İskender'e Makedonların lideri olması gerektiğini, ancak tavsiyesini dinlemeyip barbarların (yabancıların) efendisi olduğunu söyleyen bir mektubun bir parçasında bulunmuştur.
Aristoteles çok sayıda yazı yazdı, ancak çok azı günümüze kadar ulaşabildi. Aristoteles başlangıçta diyalog (konuşma biçimindeki yazılar) formunda yazdı ve Diyalogların çoğunu oluşturan ilk yazılarında güçlü bir Platon etkisi bulunmaktaydı. Örneğin Eudemus diyalogu, ruhun bedende hapsedildiği ve sadece, bedenin geride kaldığı zaman daha mutlu bir yaşama sahip olacağı gibi Platonik görüşünü yansıtır. Aristoteles'e göre, ölüler yaşayanlardan daha kutsanmış ve mutludurlar ve ölmek, gerçek bir eve dönmektir.
Aristo'nun yazılarının çoğu Diogenes Laertius tarafından kaleme alındı fakat bunların başlıkları biliniyor olsa da içeriklerinin bir çoğu kayboldu.
Bu önemli eserler arasında Retorik, Eudemus (Ruh Üzerine), Felsefe Üzerine, Alexander, Sofistes, Adalet Üzerine, Zenginlik Üzerine, İbadet Üzerine ve Eğitim Üzerine yazılmış olanları vardı. Bunlar halk için yazılmış çok çeşitli eserlerdi ve popüler felsefi temaları işlemekteydi. Platon'un diyalogları şüphesiz, bazıları için ilham kaynağıydı, ancak Platon ile Aristo arasındaki ters düşme, bu eserlerde de belli bir ölçüde kendini göstermektedir.
İkinci bir yazı grubunun, en önemlileri arasında Atinalılar Anayasası'nın hayatta kalan parçası olan bilimsel ve tarihsel materyal koleksiyonlarından oluşmaktadır. Bu eserler, Aristo ve öğrencilerin çeşitli politik teorileri analiz etmek amacıyla topladıkları ve çalıştıkları geniş Anayasa koleksiyonunun bir parçasını oluşturdu. 1890'da Mısır'da Atinalılar Anayasası'nın keşfi, Aristo'nun zamanının Atina demokrasisinin (seçilmiş görevlilerden oluşan bir hükümet) doğasına yeni bir ışık tuttu. Aynı zamanda Aristo'nun tarihi ve bilimsel eserleri ile kendisini takip edenler arasındaki kalite farkını ortaya çıkardı.
Aristoteles'in halefi olan Theophrastos, Aristoteles'in ölümünden sonra, onun el yazmalarını korudu. Theophrastus öldüğünde ise Aristoteles'in eserleri saklandı ve ilk yüzyılın başına kadar tekrar ortaya çıkmadı. Yazıları daha sonra Roma'ya götürülüp Andronicus tarafından M.Ö. birinci yüzyılda düzenlenmiştir. Bugün hayatta kalan metinler Andronicus'un revizyonlarından oluşmaktadır ve muhtemelen Aristo'nun kendisinin yayınlamak için hazırladığı eserleri temsil etmemektedir.
Babasının 367 yılında ölümünden sonra, Aristo, Platon Akademisi'ne katıldığı Atina'ya göç etti. On yedi yaşındayken Platon'un filozofların eğitimi için kurduğu okul olan Akademiye (M.Ö. yaklaşık 428-434) katıldı. Platon Akademisi'nde Plato'nun öğrencisi ve meslektaşı olarak 20 yıl kaldı. Platon'a olan saygısı ve hayranlığı her zaman müthiş olsa da, sonuçta ilişkilerinde bir kopuşa neden olan farklılıklar ortaya çıktı. Platon'un ölümü üzerine Aristo, Assos'u (Assos, Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin yaklaşık 17 km. güneyindeki Behramkale Köyü'nde yer alan bir antik kent.) terk etti. Bir filozof olan arkadaşı Xenocrates (M.Ö. 396 – M.Ö. 314) ile birlikte Atarneus'a yerleşti. Buraya, daha önce yerleşmiş olan Platoncuların (Platon'un takipçileri) arasına katıldı. Atarneus hükümdarı Hermias'ın yeğeni Pythias ile evlendi.
M.Ö. 342'de Aristo Philip tarafından yönetilen Makedonya'ya geri döndü. Orada Büyük İskender olarak bilinen ve bütün Pers İmparatorluğu'nun efendisi olacak olan Alexander'a öğretmen oldu. Aristo'nun elinde yetişen Büyük İskender'in eğitiminin içeriği ile ilgili çok az bilgi vardır, ancak Aristo'nun genç Alexander'a ne gibi siyasi tavsiyelerde bulunduğunu bilmek oldukça ilginç olurdu. Ne yazık ki o dönemden geriye pek fazla birşey kalmamıştır. Büyük İskendere verdiği tavsiyelerin tek göstergesi, filozofun İskender'e Makedonların lideri olması gerektiğini, ancak tavsiyesini dinlemeyip barbarların (yabancıların) efendisi olduğunu söyleyen bir mektubun bir parçasında bulunmuştur.
Aristoteles çok sayıda yazı yazdı, ancak çok azı günümüze kadar ulaşabildi. Aristoteles başlangıçta diyalog (konuşma biçimindeki yazılar) formunda yazdı ve Diyalogların çoğunu oluşturan ilk yazılarında güçlü bir Platon etkisi bulunmaktaydı. Örneğin Eudemus diyalogu, ruhun bedende hapsedildiği ve sadece, bedenin geride kaldığı zaman daha mutlu bir yaşama sahip olacağı gibi Platonik görüşünü yansıtır. Aristoteles'e göre, ölüler yaşayanlardan daha kutsanmış ve mutludurlar ve ölmek, gerçek bir eve dönmektir.
Aristo'nun yazılarının çoğu Diogenes Laertius tarafından kaleme alındı fakat bunların başlıkları biliniyor olsa da içeriklerinin bir çoğu kayboldu.
Bu önemli eserler arasında Retorik, Eudemus (Ruh Üzerine), Felsefe Üzerine, Alexander, Sofistes, Adalet Üzerine, Zenginlik Üzerine, İbadet Üzerine ve Eğitim Üzerine yazılmış olanları vardı. Bunlar halk için yazılmış çok çeşitli eserlerdi ve popüler felsefi temaları işlemekteydi. Platon'un diyalogları şüphesiz, bazıları için ilham kaynağıydı, ancak Platon ile Aristo arasındaki ters düşme, bu eserlerde de belli bir ölçüde kendini göstermektedir.
İkinci bir yazı grubunun, en önemlileri arasında Atinalılar Anayasası'nın hayatta kalan parçası olan bilimsel ve tarihsel materyal koleksiyonlarından oluşmaktadır. Bu eserler, Aristo ve öğrencilerin çeşitli politik teorileri analiz etmek amacıyla topladıkları ve çalıştıkları geniş Anayasa koleksiyonunun bir parçasını oluşturdu. 1890'da Mısır'da Atinalılar Anayasası'nın keşfi, Aristo'nun zamanının Atina demokrasisinin (seçilmiş görevlilerden oluşan bir hükümet) doğasına yeni bir ışık tuttu. Aynı zamanda Aristo'nun tarihi ve bilimsel eserleri ile kendisini takip edenler arasındaki kalite farkını ortaya çıkardı.
Aristoteles'in halefi olan Theophrastos, Aristoteles'in ölümünden sonra, onun el yazmalarını korudu. Theophrastus öldüğünde ise Aristoteles'in eserleri saklandı ve ilk yüzyılın başına kadar tekrar ortaya çıkmadı. Yazıları daha sonra Roma'ya götürülüp Andronicus tarafından M.Ö. birinci yüzyılda düzenlenmiştir. Bugün hayatta kalan metinler Andronicus'un revizyonlarından oluşmaktadır ve muhtemelen Aristo'nun kendisinin yayınlamak için hazırladığı eserleri temsil etmemektedir.
yorumlar (0)
yorum yapmak için giriş yapın