neden türkiye'de doğduğunu bilmeyen birisiyim.
neyse burada doğduysak vardır tanrı'nın bir bildiği. sonuçta bazı insanları lütfunu göstermek için bazı insanları da gazabını göstermek için seçiyor. galiba ben ikinci tarafta olandanım.
tanrı'yı tanıdığım günden beri insanlar benim normal omadığımı düşünüyor. avrupalılara özendiğimi düşünüyor.
aslında şöyle bir bakınca haklı gibiler ama ben klasik ve barok müzik dinlemeye aslında daha yeni başladım. keşke çok daha erken bu dünyaya girseydim diyorum bazen. şunun şurasında sadece daha geçen yazdan beri barok müzik müptelasıyım. ama 10 yıllık hristiyanım.
ayrıca türkiye'de ve dünyada blokflüte gönül vermiş nadir insanlardanım. ben de anlamadım ama içimde bir blokflüt sevgisi ortaya çıktı. barok müziği çok sevdiğim için olsa gerek. insanlar bu noktadada da "lan bu çocuk hakikaten deli. hristiyan olması yetmiyormuş gibi şimdi de blokflüt çalıyor bebe gibi" demeye başladı.
bunun dışında kitap okumak en sevdiğim şeylerden birisi. özellikle filozoflardan çok şey öğrendim. schopenhauer ve kierkegaard benim en yakın arkadaşlarım. kendileri 1-2 yüzyıldır ölü ama olsun.
bir de sanatçı olmaya çalışıyorum. bakalım olabilirsem artık...
sözlük yazarları kendini tanıtıyor
aynı başlıktaki diğer entry'ler
"hayalci" diyebiliriz sanırım benim için.
ilk öykü denemelerimi ilkokul ikinci sınıfta yaptım. zira artık o yaşlardaki bir çocuğun okuyacağı kitapların hepsini okumuştum neredeyse. kitap okumak yerine hikaye yazıyordum. milliyetçi-muhafazakar ailem sebebiyle de genelde "diriliş ertuğrul" tadında hikayeler oluyordu. daha sonra nihal atsız'la tanışınca şaşırmıştım zaten. "aaa adam benim gibi yazmış" demiştirm.
içimdeki edebiyat sevgisi devam etse de lisede daha çok bilime yöneldim. hayalim de iyi bir fizikçi olmaktı ama türkiye gerçekleriyle henüz tanışmamıştım.
daha sonra bir gitarist girdi hayatıma. "ben de onun gibi olmalıyım" dedim. bu sebeple gidip ucuz bir klasik gitar aldım. o gitar da 110 liralık bir gitardı ama hala kullanıyorum şerefsizi. ben bu kadar ucuz olup da bu kadar badire atlatabilen gitar görmedim. tek sıkıntısı ton zenginliği olmaması. çok tek düze bir gitar. ama hala kullanıyorum.
neyse, gerek türkiye'de düzgün bir fizikçi olamayacağımı anlamam gerek de yukarıda bahsettiğim gitarist sebebiyle ve o dönemki eski sevgilimin de telkinleriyle "ben japonca biliyorum, neden japon dili okumayayım?" deyip fizik bölümünden japon diline geçtim. japon dilindekiler de şaşırdı tabii "ne işi var olm burada?" dediler. "öyle oldu işte" dedim.
şimdi son senemdeyim bölümümde. umarım bu sene mezun olacağım. ama hayatımda çok şey de değişti elbette. rocker adamken, klasik müziğe yöneldim. telecaster'ımı emekliye ayırıp tekrar eski ucuz gitarıma geçtim.
hayalim ise bir gün versailles sarayı'nda şunu bir barok orkestrasıyla beraber çalmak:
orkestra şefi oldum o da olumlu tabii.
müzikle, edebiyatla, dil öğrenmeyle geçen bir ömrüm var. bu senenin sonunda 5 yabancı dilim olacak diye umuyorum.
ben de böyle biriyim işte.
ilk öykü denemelerimi ilkokul ikinci sınıfta yaptım. zira artık o yaşlardaki bir çocuğun okuyacağı kitapların hepsini okumuştum neredeyse. kitap okumak yerine hikaye yazıyordum. milliyetçi-muhafazakar ailem sebebiyle de genelde "diriliş ertuğrul" tadında hikayeler oluyordu. daha sonra nihal atsız'la tanışınca şaşırmıştım zaten. "aaa adam benim gibi yazmış" demiştirm.
içimdeki edebiyat sevgisi devam etse de lisede daha çok bilime yöneldim. hayalim de iyi bir fizikçi olmaktı ama türkiye gerçekleriyle henüz tanışmamıştım.
daha sonra bir gitarist girdi hayatıma. "ben de onun gibi olmalıyım" dedim. bu sebeple gidip ucuz bir klasik gitar aldım. o gitar da 110 liralık bir gitardı ama hala kullanıyorum şerefsizi. ben bu kadar ucuz olup da bu kadar badire atlatabilen gitar görmedim. tek sıkıntısı ton zenginliği olmaması. çok tek düze bir gitar. ama hala kullanıyorum.
neyse, gerek türkiye'de düzgün bir fizikçi olamayacağımı anlamam gerek de yukarıda bahsettiğim gitarist sebebiyle ve o dönemki eski sevgilimin de telkinleriyle "ben japonca biliyorum, neden japon dili okumayayım?" deyip fizik bölümünden japon diline geçtim. japon dilindekiler de şaşırdı tabii "ne işi var olm burada?" dediler. "öyle oldu işte" dedim.
şimdi son senemdeyim bölümümde. umarım bu sene mezun olacağım. ama hayatımda çok şey de değişti elbette. rocker adamken, klasik müziğe yöneldim. telecaster'ımı emekliye ayırıp tekrar eski ucuz gitarıma geçtim.
hayalim ise bir gün versailles sarayı'nda şunu bir barok orkestrasıyla beraber çalmak:
orkestra şefi oldum o da olumlu tabii.
müzikle, edebiyatla, dil öğrenmeyle geçen bir ömrüm var. bu senenin sonunda 5 yabancı dilim olacak diye umuyorum.
ben de böyle biriyim işte.
beni anlatmaya kelimeler yetmez , tanımanız lazım... düşüyo mu bi deneyelim dedik .. ne var yani ?
Vakkas Memduh,benim iç dünyamda kurguladığım bir karakter. Bazı yerlerde onun düşüncelerini,bazı yerlerde ise benim düşüncelerimi görebilirsiniz. Karaktersizin tekiyim. Önceden dalga geçtiğim şeyi 1 hafta sonra yaparım. Onun dışında belli etmesem bile çok kurnazım. En sevdiğim aktivite doğrusunu bildiğim yalanları dinlemek :)
biraz gazeteci, biraz editör, ama iyi yazarım...
ne derin ne sığ, samimi ve eğlenceli hepsi bu işte...
ne derin ne sığ, samimi ve eğlenceli hepsi bu işte...
arkadaşlar yengeç burcuyum. Yeterli mi ??
Kimim ben? Ben günün her anı bu soruyu kendime soruyorum! Zaten kim olduğumu bilsem burada ne işim var? Yürür gider işime bakar geleceğe yatırım yapardım. Sizleri ve nice sizleri tanıdıkça kendimi de bulacağıma inandığım için buradayım. Hoş buldum
İlk entrymden selamlar. Yıllar sonra dönüp bakacağım kendime selamlar. Umarım zamanımın ve sağlığımın kıymetini bilmişimdir.
Hayalleri ve idealleri olan yalnızca gönül verdiği işlerde başarılı olmayı bilen ve gelecek vadeden bir insan olarak görüyorum kendimi.
Ama şu an taze bir üniversite öğrencisiyim ve hazırlık sınıfını bitirdiğimde mühendis adayı olarak 4 yıllık bir serüven yaşayacağım.
Kendim hakkımda bildiklerim bunlar.
Hayalleri ve idealleri olan yalnızca gönül verdiği işlerde başarılı olmayı bilen ve gelecek vadeden bir insan olarak görüyorum kendimi.
Ama şu an taze bir üniversite öğrencisiyim ve hazırlık sınıfını bitirdiğimde mühendis adayı olarak 4 yıllık bir serüven yaşayacağım.
Kendim hakkımda bildiklerim bunlar.
Hiç kimseyim.Birisi yada birisinden olunca istediğini yapıp söyleyemiyor insan.
Én nem vagyok...
bir Deli iLe aramdaki tek fark benim Deli olmayışımdır...
Çatlaklar kutsaldır ünkü onlardan güneş ışığı sızar...
Bu delilikte bir yöntem var...
“İnanç saçmalıktır, tam da bu yüzden inançlı biriyim.” Hiç kimseyim ve kimseden değilim. Yoksa istediğim gibi olamıyorum.Yazdıklarım BEN dahil KİMSEYİ bağlamaz...
VASİYETİM:
Én nem vagyok...
bir Deli iLe aramdaki tek fark benim Deli olmayışımdır...
Çatlaklar kutsaldır ünkü onlardan güneş ışığı sızar...
Bu delilikte bir yöntem var...
“İnanç saçmalıktır, tam da bu yüzden inançlı biriyim.” Hiç kimseyim ve kimseden değilim. Yoksa istediğim gibi olamıyorum.Yazdıklarım BEN dahil KİMSEYİ bağlamaz...
VASİYETİM:
Nickten belli olduğu gibi Alex hayranı ve Fenerbahçeli.
Basketbol ve zeljko obradovic hayranı, okur ve bazen yazar.
Basketbol ve zeljko obradovic hayranı, okur ve bazen yazar.


yorumlar (2)
yorum yapmak için giriş yapın