Zahmetle, sıkıntı ve kederle dolu bir dünya hayatı yaşıyoruz. Bunun şiddeti ne kadar artarsa artsın "artık ahirete gideyim" diyebilenimiz azdır.
Bunca zahmetine rağmen seviyoruz bu dünyayı. Kalbimiz dünya sevgisiyle tarumar olmuş. Ahireti unutmuş. Unutulan ahirete hazırlık ihmal edilmiş.
Peki, insan hazır olmadığı yere gitmek ister mi? İstemez. Onun için dünyanın düzelebileceğine, sıkıntıların ortadan kalkacağına dair ümit beslemeye zorlarız kendimizi. Umutlanırız geleceğe dair.
İşte kaybedişimiz biraz da burada başlar.
Eskiler öyle buyurmuş: "Dünya yıkık dökük bir köprüdür. Onu tamire girişme. Yapamazsın. Geç ve git."
Köprünün sonrasına hazırlık tüm dertlere devadır. Ahirete çalışmak dünya sıkıntılarını sabırla karşılamaya, kederi azaltmaya, doğru şeyleri ümid etmeye vesiledir.
Hatta tek yöntem budur.
Zira ahirete çalışabilmek her şeyin sahibi, kadir-i mutlak olan Allah'a kul olma gayretinin diğer adıdır.
Yıkık bir köprüdür dünya
sırala: